Davet’e Davet
Bu yazı kez okundu.
14 Mart 2013 11:43 tarihinde eklendi
Etiketler : ,

Euzubillahimineşşeytanirracim

Bismillahirrahmanirrahim

“Sizden hayra çağıran iyiliği (mağrufu) emreden be kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun.” Al-i İmran 104

“Hiçbir ümmet yoktur ki içinde bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın” Fatır 24

“Andolsun biz her ümmete ‘Allah’a kulluk edin ve tağuttan kaçının (diye tebliğ etmesi için)’ bir elçi gönderdik.” Nahl 36

“Kalk ve bundan sonra uyar.”

Fatırı Hakim Cenab’ı Allah (cc) insanoğlunu İslam fıtratı üzerine tertemiz yaratmıştır. Ancak insan kuvve-i arzda muhatab olduğu imtihan gereği dahili ve harici bir çok saptırıcı unsurla karşı karşıya bulunmaktadır. Dışarıdaki insi ve cinni şeytanlar ile içerdeki nefis, heva, heves vb. unsurlar insanı Allah’ın yarattığı fıtrat çizgisinden çıkarmaya çalışmaktadır.

Hakim olan Allah (cc) insanlığı bu saptırıcı unsurların etkisinden kurtarmak için kitaplar ve peygamberler göndermiştir. İnsanlığa kendi içlerinden gönderilen bu peygamberler sapıklığa ve küfre karşı mücadele ederek insanoğlunun iki cihan saadetinin teminine çalışmışlardır.

Peygamberler kendilerine verilen bu vazifeyi en güzel şekilde yerine getirmişler ve son nefeslerine kadar mücadelelerinde dur durak bilmemişlerdir.

Yazımızın konusu olan davet ve tebliğ peygamberlerin bizlere bırakmış olduğu en büyük miras ve görevdir.

Rahman ve Rahim olan Allah son peygamber Hz. Muhammed ile İslam Dini’ni tamamlamış, bizlere büyük bir İkram-ı İlahi olarak sunmuştur ve muhkem kitabı Kur’an-ı Hakim’i kıyamete kadar koruyacağını vaat ederek yolumuzu aydınlatacak bir nur olarak önümüze koymuştur. son peygamber Hz. Muhammed’den sonra kıyamete dek verilecek olan davet ve tebliğ vazifesini Hatem’ül Enbiya’nın ümmeti olan bizlere büyük bir miras olarak kalmıştır.

Evet bizler Kur’an, Sünnet ve Ehl-i Beyt’in çizgisinde insanlar iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmakla görevlendirilmiş bulunuyoruz. Bundan dolayı ümmeti olmakla iftihar ettiğimiz peygamberimiz gibi çevremizdeki insanlara hakkı ve hakikati ulaştırmalı “din nasihattir” hadisinin gereğini yerine getirmeliyiz.

Enbiya’nın çizgisinde zamanın tağutlarına ve müstekbirlerine karşı durmalı mazlum ve mustazaf ümmetin dertleri ile dertlenmeli ve onların kurtuluşu için mücadele etmeliyiz.

Davet ve tebliğ çalışmalarımız devam ederken elbette sünnetullah gereği Enbiya’nın başına gelen bir takım imtihanlara bizlerde tabi tutulacağız. Bu durumda bizler de Allah’a dayanmalı imanımızdan aldığımız güçle Allah’ın düşmanlarına karşı Hak, Batıl’a üstün gelinceye, fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar mücadelemizi sürdürmeliyiz.

Evet ey Ahirzaman’ın davetçileri olan değerli kardeşlerim bizler hep birlikte Allah’ın ipi olana (Kur’an-a) toptan sarılarak ve fitne dalgaları ile dolu bu dönemde kurtuluş gemimiz olan Ehl-i Beyt Gemisi’ne binerek, Enbiya’nın ve Eimme-i Huda’nın takipçileri ve hak varisleri olan değerli alimlerimizin rehberliğinde Sünnetler’i ihya, bidatleri imha ederek, üzerimizi kara bulutlar gibi örtmüş olan hicapları açarak, “Ey örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar.”hitabını duyarak; Allah için ikişer ikişer ve teker teker kıyam etmeli, Davet ve Tebliği hayatımıza sokmalı, iyiliği emretmeli ve kötülükten sakınmalı-sakındırmalıyız.

Selam hidayete tabi olanlara,

Davet’i duyan ve uyanlara,

Hakkı hakim kılanlara, Emr-i Maruf Nehy-i Münker yapanlara olsun…

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv