VAHDET : TEVHİD’İN TOPLUMSAL TEZAHÜRÜDÜR
Bu yazı kez okundu.
28 Ekim 2013 11:02 tarihinde eklendi

VAHDET : TEVHİD’İN TOPLUMSAL TEZAHÜRÜDÜR

“EY İMAN EDENLER! ALLAH’DAN GERÇEK BİR TAKVÂ/İTTİKÂ İLE SAKINIP-KORUNUN! VE SİZ, BAŞKA DEĞİL ANCAK MÜSLÜMAN OLARAK ÖLÜN! (VE; BÖYLE ÖLEBİLMEK İÇİN DE) ‘KUR’AN’A’/‘İSLÂM’A’ CEMÂÂT HALİNDE (ELBİRLİĞİYLE-TOPYEKÜN) YAPIŞIN!…VE, SAKIN FIRKALAŞIP-BÖLÜNMEYİN!…”
(Al-i İmran:102-103)

“KENDİLERİNE APAÇIK BELGELER GELDİKTEN SONRA, PARÇALANIP-AYRILAN VE ANLAŞMAZLIĞA DÜŞENLER GİBİ OLMAYIN! İŞTE, ONLAR İÇİN BÜYÜK BİR AZÂB VARDIR!”
(Al-i İmran:105)

“ALLAH’A VE RASÛLÜ’NE İTÂÂT EDİN VE ÇEKİŞİP BİRBİRİNİZE DÜŞMEYİN! (ÇÜNKÜ) ÇÖZÜLÜP-YILGINLAŞIRSINIZ DA GÜCÜNÜZ GİDER. VE, (ONUN İÇİN DE, İTÂÂT VE VAHDET ÜZERE) SABREDİN! MUHAKKAK Kİ ALLAH, SABREDENLERLE BERABERDİR!”
(Enfâl:46)

“HİÇ ŞÜPHESİZ SİZİN BU ÜMMETİNİZ ‘ÜMMET-İ VÂHİDE’ (BİR-TEK ÜMMET) DİR. BEN DE, SİZİN RABBİNİZİM! ÖYLEYSE, SİZ DE (YALNIZ) BANA İBÂDET EDİN! (VE; “YALNIZ BENDEN SAKININ!”)”
(Enbiyâ Sûresi, ayet:92; Mu’minûn Sûresi, ayet:52)

“BİRLİK VE BERABERLİKDEKİ FAYDAYI BENİM BİLDİĞİM GİBİ İNSANLAR DA BİLMİŞ OLSALARDI, HİÇBİR SÜVARİ GECELEYİN YOLA (BİLE, ‘TEK BAŞINA’) ÇIKMAZDI!”
(Zübdet’ül-Buharî:502; Tecrid-i Sarih:8/370)

“MÜ’MİNİN (DİĞER) MÜ’MİN(LER)E NİSBETLE DURUMU, BİRBİRİNE KENETLENMİŞ/KAYNAŞMIŞ BİR BİNÂ (‘NIN TUĞLALARI) GİBİDİR.”
(Zübdet’ül-Buharî:89, 958; Tecrid-i Sarih:2/425-426; 12/134-135)

“MUHAKKAK Kİ ALLAH, KENDİ YOLUNDA SANKİ BİRBİRLERİNE KENETLENMİŞ BİR BİNÂ GİBİ SAF BAĞLAYARAK SAVAŞANLARI SEVER.”
(Sâff Sûresi, ayet:4)

“BÜTÜN MÜ’MİNLERİ BİRBİRİNE MERHAMET ETME VE SEVGİ GÖSTERİP YARDIMDA BULUNMA HUSUSUNDA ‘TEK VÜCUT GİBİ’ GÖRÜRSÜN! O VÜCUDUN BİR UZVU (ORGANI/FERDİ) ŞİKÂYETÇİ OLDUĞU (RAHATSIZLANIP-SIZLANDIĞI) ZAMAN, DİĞER ORGANLARI (O ACIYI KALDIRMAK İÇİN) ORTAKLAŞA AĞRIŞIR/KOŞUŞURLAR. (Böylece; mü’minler, TEK VÜCUT GİBİ olduklarını bil-fiil gösterirler/göstermelidirler.)”
(Zübdet’ül-Buharî:955; Tecrid-i Sarih:12/128);

“CEMÂÂTTE RAHMET, AYRILIKTA AZÂB VARDIR!”, “KİM CEMÂÂTTEN AYRILARAK ÖLÜRSE, CAHİLİYYE ÖLÜMÜYLE ÖLMÜŞ (GİBİ) ÖLÜR!”
(Riyaz’us Sâlihîn:458-462)

Değerli kardeşlerim hepinizin bildiği gibi yüce İslam dini tevhidi hakim kılmak ve şirki ortadan kaldırmak için gelmiştir. İslam dini toplumsal olarak yaşanması gereken bir dindir. Tevhidin toplumsal anlamdaki yansıması ise vahdet ile gerçekleşir.
Günümüzde İslam düşmanları özellikle bu cephe (vahdet) üzerinden saldırılarını yoğunlaştırmakta aramıza tefrika ve kin sokarak bizleri parçalamaya çalışmaktadırlar.
Bu parçalama planlarını gerçekleştirirken özellikle mezhebi,etnik vb. unsurları kullanmaya çalışmaktadırlar.
Maalesef bazı Müslüman görünümlü devlet,medya,stk,bel’am vb mihraklarında etkisiyle çıkarılan bu fitneler Müslümanları üzecek boyutlara ulaşmaktadır.
Kuranı Kerimde şirkin büyük bir zulüm olduğu belirtilmektedir. Bu noktadan baktığımız zaman tevhidi yapının(vahdet’in) oluşmadığı bir toplum zulümle dolu olan bir toplumdur.
İslam tarihine baktığımız zaman Müslümanların güçlü olduğu dönemler önderlerine bağlı oldukları ihtilafların prim yapmadığı gayret ve özverinin bol olduğu zamanlar olduğunu görürüz. Bundan dolayı Allahu Tealanın vaat ettiği ilahi inkılabın gerçekleşmesi Müslümanların vahdet ile bir arada oldukları bir zamanda olacaktır.
Şair M.Akif Ersoy’unda dizelerinde ifade ettiği gibi :
“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukca yürekler, onu top sindiremez.”
Düşmanlar tefrika silahı ile bizi zayıflatmaya ve ezmeye kalkmaktadırlar. Bundan dolayı vahdet konusu her müslümanın üzerinde hassasiyetle durması gereken bir konudur.
Rabbimiz kitabı keriminde vahdet ile ilgili ayetlere vurgu yaparken; takvalı olmanın,Müslüman olarak ölebilmenin ancak fırkalaşmadan cemaat halinde olunmasıyla mümkün olduğunu,vahdet halinde olunmazsa Müslümanların gücünün azalacağını ve İslam ümmetinin tek bir ümmet olduğunu ayrılık ve gayrılık kabul etmeyeceğini belirtmektedir.
Peygamber Efendimiz (sav) konu ile ilgili söylediği hadislerde ; müminlerin tek vücut olduğunu , bir binanın tuğlaları gibi müthiş bir ahenk ve dayanışma içinde olduklarını, birbilerine olan bağlılıklarının eritilmiş kurşun gibi sağlam olduğunu, çok canlı bir yapıya sahip olduklarını, birbirinin acısını ve sevincini paylaşdıklarını belirterek Müslümanların oluşturduğu bu yapıdan uzak olanların ve bu yapıya zarar vermeye kalkanların cahiliye üzerinde olduklarını ve durumlarını düzeltmezlerse cahiliye ölümü üzerine öleceklerini belirtmiştir.
Hülasa-i kelam ; Öz Muhammedi İslamı yaşayabilmemiz , İslamın vaat ettiği ilahi günleri görebilmemiz , dünyada izzetli ve şerefli yaşayabilmemiz , ahiretede Müslüman olarak göçebilmemiz için Tevhidin toplumsal boyutu olan vahdeti sağlamak için elimizden gelen her türlü gayreti sarfetmemiz gerekmektedir.
Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi tek imamın rehberliğinde tek ümmet olarak toplanan,Allahın kopmak bilmeyen sağlam kulpuna yapışan,vahdet üzere olan ve vahdet için çalışan Vahidül Ehad olan rabbimizin kullarının üzerine olsun.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv