Çocukların Eğitim Ve Öğretimi (Seyyid Ali Muhakkik)
Bu yazı kez okundu.
1 Kasım 2013 13:51 tarihinde eklendi

Çocukların Eğitim Ve Öğretimi (Seyyid Ali Muhakkik)

İslam, çocukların eğitim ve öğretimine büyük bir ö-nem vermiş, anne ve babanın bu konuda ağır bir sorumluluğu olduğunu bildirmiştir. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmaktadır:

“Çocuklar, anne ve babalarının karşısında sorumlu oldukları gibi, anne ve babalar da çocukları karşısında sorumludurlar.”53

“Çocuklarına iyi işler yapmakta yardımcı olan anne ve babalara Allah rahmet eylesin.”54

Bazen de bu sorumluluğun ağırlığı babanın üzerine bırakılmış, hatta babanın hakkından daha önde tutulmuştur. Hz. Ali (a.s) buyuruyor ki:

“Şüphesiz, evladın baba üzerinde hakkı vardır; babanın da evlat üzerinde hakkı vardır.”55

Çocukluk dönemindeki eğitimin önemi, çocukluk ruhunun, her çeşit nakış ve izi kabullenmeye hazır olmasından ileri gelmektedir. Hz. Ali (a.s) “Çocuğun gönlü, boş (bir şey ekilmemiş) araziye benzer; oraya ne ekilirse kabul eder.” buyurmuştur. 56

İslam, çocuğa güzel bir isim koymayı, onu edepli o-larak yetiştirmeyi ve ona iyi bir iş bulmayı anne ve babanın vazifelerinden saymıştır.57

Psikolojik açıdan ismin insan üzerinde büyük bir etkisi olduğunda hiç şüphe yoktur. Kuşkusuz insan, her gün onlarca defa ismiyle çağrılmakta ve bu ismin taşıdığı mesajdan etkilenmektedir. Bu yüzden İslam, isim seçiminde çok dikkat edilmesi gerektiğine inanmaktadır. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur:

“İsimlerin en doğrusu, insana Allah’ın kulu olduğunu hatırlatandır. İsimlerin en faziletlisi de, peygamberlerin isimleridir.”58

İslam, insanı bencillik, kibir ve gaflete doğru sevk e-debilecek isimlerden razı olmamaktadır. Mesela: Haris, (şeytanın isimlerindendir), Mâlik (Allah’ın isimlerindendir) ve Hâlid (ebedi olan, sürekli yaşayan anlamına gelmektedir)…59

İslam, kendilerine güzel bir ad koyulan kişilere saygı gösterilmesini emretmektedir. Örneğin, Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuşlardır:

“Çocuğun adını” Muhammed” koyduğunuz zaman o-na karşı saygılı davranın, meclislerde kendisine yer açın ve ona surat asmayın.”60

İslâm’da çocuğun dinî eğitimine çok dikkat edilmiştir. Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuşlardır:

“Çocuğun, babanın üzerindeki haklarından biri de, babasının ona Kur’an öğretmesidir.”61

Yine buyurmuşlardır ki:

“Çocuk, beş yaşım tamamlayıp sağ ve sol elini tanıdığı zaman onu kıbleye doğru oturtun ve secde etmesini söyleyin. Altı yaşını tamamlayınca ona rüku ve secdeyi öğretin. Yedi yaşını tamamlayınca da yüz ve ellerini yıkayarak namaz kılmasını söyleyin. Ve dokuz yaşma kadar böyle devam etsin. Dokuz yaşını tamamlayınca ona abdesti öğretin ve namaz kılmasını emredin ve bu konuda asla gevşeklik yapmayın.”62

İslam, çocuklara atıcılık ve yüzme öğretilmesini de emretmiştir. Hz. Ali (a.s) buyuruyor ki:

“Çocuklarınıza yüzme ve atıcılık öğretin.”63

Gerçi İslam, ilk yedi yılı çocukların oynama dönemi olarak kabul etmekte ve bu konuda onlara müsamaha gösterilmesini emretmektedir. Nitekim İmam Sadık (a.s) buyuruyor ki:

“Çocuk, yedi yıl oynamalı, yedi yıl okuma- yazmayı öğrenmeli, yedi yıl da helal ve haramı kavramalıdır.” 64

Ama gerçekte bu yedi yılı da eğitim döneminden saymaktadır. İlk dünyaya geldiğinde çocuğun kulağına tevhidi, İslam’a daveti, iyi işe çağrıyı içeren ezan ve kamet okunmasının emredilmesi65 bunu kanıtlamaktadır.

İslam çocukların, büyüdükleri zaman hayatta bağımsız olabilmeleri için iki eğitim dönemi öngörmüştür. Yani çocuğun oynaması için ayrılan ilk yedi yıldan sonra ikinci yedi yılı hayat programlarını öğrenmek için tam uyum dönemi, üçüncü yedi yılı da yan bağımsız olarak doğrudan doğruya hayat problemleriyle ilgilenme dönemi saymıştır. Nitekim Büyük İslam Peygamber (s.a.a)’i buyuruyor ki:

“Çocuk, yedi yıl efendi, yedi yıl köle ve yedi yıl da vezir (yardımcı ve müşavir) dir.” 66

İslam, çocuklara sevgi gösterme konusunda oldukça titiz davranmıştır. Bu konu da Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a)şöyle buyurmuştur:

“Kim, çocuğunu öperse, Allah onun için bir hasene (sevabı olan iyi bir iş) yazar.”67

Bir adam Peygamber’in huzuruna gelerek: “Ben ömrümde hiçbir çocuğu öpmedim” dedi. O adam gittikten sonra Peygamber (s.a.a)’i: “Bu (taş yürekli) adam, benim yanımda cehennem ehlidir.” diye buyurdu. 68

İslam, çocukları ağladıkları için dövmeyi yasak etmiştir. İslam Peygamber’ (s.a.a)i şöyle buyuruyor:

“Çocuklarınıza, ağlamalarından dolayı vurmayın. Çünkü onların ağlaması, dört aya kadar Allah’ın birliğine şehadet, ondan sonraki dört aya kadar Peygamber’e salavat, ondan sonraki dört aya kadar da anne ve babasına dua sayılmaktadır.” 69

İslam, erkek çocuklarını en kısa zamanda sünnet etmeyi emretmektedir. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) buyuruyor ki:

“Oğullarınızı yedinci günde temizleyin (sünnet edin). Çünkü bu durumda yarası çabuk iyileşir.”70

İlim ve tecrübe anne sütünün, çocuğun ahlâk ve kişiliğinde oldukça önemli bir etkisi olduğunu ispatlamıştır. Bu yüzden İslam, çocuğa dadılık yapacak olan kadında bazı şartlar aramaktadır. Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyururlar:

“Çocuklarınızı zinakâr ve deli kadınların sütünden koruyun. Çünkü süt, sirayet edicidir.”71

İslam da Çocuğun, ilk dünyaya geldiği andan itibaren Allah’ın zikri ve İslam’ın hakikatleriyle tanışması istenmiştir. İmam Sadık (a.s) buyuruyor ki:

“Bebek doğduğu zaman, sağ kulağına ezan, sol kulağına da kamet okuyun.” 72

İslam, yeni doğan çocuk için akikayı yani sadaka olarak onun için bir hayvanın kurban kesilmesini emreder. İmam Sadık (a.s) şöyle buyururlar:

“Akika, zengine şarttır. Yoksul olan kimse de ne zaman gücü yeterse bunu yapsın. Gücü yetmeyen kimseye ise bir şey yoktur… Her çocuk, akikasının ipoteğindedir.”73

Böylece de yeni doğan çocuğun varlığı fakirlere yardım etme vesilesi kılınmıştır.

İslam, çocukların daima moralli ve neşeli olması ve aralarında eşitliğin gözetilmemesi sonucu meydana gelen psikolojik ukdelerden uzak tutulması için birbirleri arasında yapılmasını tanınmasını yasaklamıştır. Yüce Peygamberimiz (s.a.a) buyuruyor ki:

“Evlatlarınızın size yaptıkları iyilik ve ihsanlarında adaletle (eşit) davranmasını sevdiğiniz gibi, siz de onların arasında adaletle (eşit) davranın.”74

Ama kızların diri diri toprağa gömüldüğü cahiliye döneminin çirkin düşünceleriyle mücadele etmek için İslam, kızların oğlanlardan üstün tutulmasına izin vermiştir. Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuşlardır:

“Kim, çarşıya çıkar ve ailesi için bir hediye alıp götürürse, yoksul kimselere sadaka götürür gibi sayılır. Ama (hediyeleri dağıtırken) erkeklerden önce kızlardan başlayın. Çünkü kim kızını sevindirirse İsmail oğullarından bir köle azat etmiş gibi olur.” 75

53- Füru’ül-Kafi, c.2.s.94.

54- Füru’ül-Kafi, c.2.s.94.

55- Nehc’ül-Belağa, s. 1264.

56- Nehc’ül-Belağa, s.903.

57- Füru’ül-Kafi, c.2.s.94.

58- Füru’ül-Kafi, c.2.s.86.

59- Füru’ül-Kafi, c.2.s.87.

60- Vesa’il’üş-$ia, c.3, s.]23.

61-Nehc’ül-Belağa, s.1264.

62- Mekarim’ül-Ahlak, s.254.

63- Füru’ül-Kafi, c.2.s.94.

64- Füru’ül-Kafi, c.2.s.94

65- Füru’ül-Kafi, c.2.s.88

66- Mekarim’ül-Ahlak, s.255

67- Füru’ül-Kafı, c.2.s.95.

68- Füru’ül-Kafı, c.2.s.95.

69- Vesa’il’üş-Şia, c.3, s.130.

70- Vesa’il’üş-Şia, c.3, s.128.

71- Mekarim’ül-Ahlak, s.256.

72- Mekarim’ül-Ahlak, 5.267.

73- Mekarim’ül-Ahlak, s.260.

74- Mekarim’ül-Ahlak, s.252.

75- Mekarim’ül-Ahlak, s.254.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv