Halka Hizmet Hakka Hizmettir (Seyyid Ali Muhakkik)
Bu yazı kez okundu.
1 Kasım 2013 13:39 tarihinde eklendi

Halka Hizmet Hakka Hizmettir (Seyyid Ali Muhakkik)

Nice meseleler var ki, bir kişi yalnız başına onların karşısında duramaz. Ama eğer bir veya birkaç kişi daha ona eklenirse, meselelerin hepsi rahatlıkla çözümlenip, ortadan kalkar.

Gerçekte “yardımlaşma” ilkesi olmazsa, insan hayatının bir anlamı olmaz ve olumsuz bir hayata dönüşür.

Bu yüzden Müslümanların, kendi din kardeşlerinin ihtiyaçlarını gidermeye çalışmaları ve sorunlar karşısında birbirlerini yalnız bırakmamaları emredilmiştir. Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) buyuruyor ki:

“Kim, Müslümanların meseleleriyle ilgilenmez hale gelirse, onlardan değildir. Yine kim, Müslümanları yardıma çağıran birini duyarda onun yardımına koşmazsa, Müslüman değildir.”88

İmam Sadık (a.s) şöyle buyururlar:

“Kim, gücü yettiği halde, herhangi bir konuda kendisinden yardım talebinde bulunan mümin kardeşine yardım etmezse, Allah Teala, onu bizim düşmanlarımızdan bir grubun ihtiyaçlarını gidermeye mübtela eder. Kıyamet günü de Allah, onu bu suçla (düşmanlara yardım etme suçuyla) azaplandırır.”89

“Kimin bir evi olur, mümin kardeşi de onda ikamet etmeye muhtaç olduğu halde (onun ikamet etmesine) müsaade etmezse, Allah Teala, “Ey meleklerim, benim (şu) kulum, (öteki) kuluma evinde oturması için müsaade etmedi; izzet ve celalime andolsun ki o, hiçbir zaman benim cennetlerimde ikamet etmeyecektir.” diye buyurur.

“Kim ki, mümin kardeşi çaresizlikten kendisinden bir şey ister, o da kendi eliyle veya diğer bir kimsenin eliyle onun ihtiyacını giderebilecek durumda olurda gidermezse kıyamet günü Allah onu, elleri boynuna bağlı olduğu halde mahsur eder ve bütün insanların hesabı bitinceye kadar da böyle kalır.”91

Öte yandan Allah Teala’nın bu iş için sevap olarak belirlediği şeyler diğer işlerde misli pek az görülen çok büyük ve değerli şeylerdir.

Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) buyuruyor ki:

“Allah’ın bazı kulları var ki, cennette onları hakim kılacaktır… Bunlar, mümin kardeşlerinin ihtiyaçlarını gidermeye çalışan kimselerdir.”92

Kim, mümin kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, ömür boyu Allaha ibadet etmiş olan kimse gibi sayılır.”93

“Kim, Müslümanların bir grubundan sel veya yangın gibi bir belayı defederse (sel veya yangına uğrayanların yardımına koşarsa), cennet onun için farz olur (kesin cennete girer).”94

İmam Bakır (a.s) da şöyle buyururlar:

“Biri, benden bir şey istediği zaman, onun isteğini yerine getirmek için acele ederim. Çünkü geciktirirsem ihtiyacı bertaraf olur (da bu saadet bana nasib olmaz) diye korkarım.”95 İmam Sadık (a.s) da şöyle buyururlar:

“Müslüman kardeşinin ihtiyacını gidermek için o-nunla birlikte çalışan bir Müslüman, Allah yolunda cihad eden kimse gibidir”.96

“Müslümanlardan kim diğer bir Müslümanın herhangi bir ihtiyacını giderirse, Allah Teâlâ ona şöyle nida eder: “Senin bu işinin sevabı bana aittir ve ben senin için, cennetten azına razı olmam.”97

“Kim, mümin kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah Teâlâ kıyamet günü onun yüz bin isteğini yerine getirir ki bunlardan ilki, kendisinin cennete girmesidir. Bunlardan biri de yakınlarının, tanıdıklarının ve din kardeşlerinin -putperest olmadıkları takdirde – cennete girmesidir.”98

“Hangi mümin, kendisi güç durumda olduğu halde diğer bir müminin üzüntüsünü giderirse, Allah dünya ve ahirette onun ihtiyaçlarını giderir. Kim de, bir müminin (açığa çıkmasından) korktuğu bir hatasını (kabahatini) örterse, Allah Teâlâ onun dünya ve ahiret kabahatlarından yetmiş tanesini örter. Mümin, kardeşinin yardımcısı olduğu müddetçe Allah da müminin yar-dımcısıdır.”99

İmam Sadık (a.s) ve İmam Bâkır(a.s)’m ashabından olan Safvan-ı Cemmal diyor ki: “Bir gün İmam Sadığa, s)’in huzurunda oturmuştum. Mekke ehlinden Meymun adında bir adam içeri girdi ve vatanına dönmesi için gerekli yol harcının olmadığın söyledi. İmam Sadık (a.s) bana: “Kalk kardeşine yardım et.” diye buyurdu. Kalktım adamla birlikte gittim. Allah’ın izniyle ihtiyacı giderildi. Tekrar İmam’ın huzuruna döndüm. İmam (a.s) benden: “Kardeşinin ihtiyacı hakkında ne yaptın?” diye sordu. “Anam-babam sana feda olsun, Allah onun ihtiyacını giderdi.” dedim. İmam şöyle buyurdular:

“Bil ki, benim yanımda Müslüman kardeşine yardım etmen bir hafta Kabe’yi tavaf etmenden daha sevimlidir.”100

Yine İmam Sadık (a.s) buyuruyor ki:

“Allah azze ve celle: “Halk, benim ailemdir, bana en çok sevimli olan kimse, onlara daha çok merhametli olan ve onların ihtiyaçlarını gidermeye herkesten daha çok çalışan kimsedir.” diye buyurmuştur.”101

Müslümanları sevindirmek, üzüntülerini gidermek, kıyamet günü insanın sevinçli olmasına sebep olmaktadır.

Bu hususta İmam Kâzım (a.s) şöyle buyuruyor:

“Allah’ın yeryüzünde bazı kulları var ki, insanların ihtiyaçlarını gidermek için çalışırlar. İşte kıyamet günü de korkuları olmayan kimseler bunlardır. Kim, bir mümini sevindirirse, Allah (c.c) kıyamet günü onun gönlünü ferahlandırır.”102

Kısacası, insanlara ve Müslümanlara yardım konusuna çok önem verilmiştir , bu işin niyetine ve “keşke imkânım olsaydı da yardım etseydim” şeklindeki arzusuna bile sevap verilmektedir. İmam Bakır (a.s) “Bazen mümin bir kimse, kardeşinin ihtiyacını duyar, ama çok istemesine rağmen onun ihtiyacını gideremez. Allah (Tebareke ve Teâlâ) onu, bu niyetinden dolayı cennete sokar.” buyurur. 103

İmam Hüseyn (a.s) bu konuyu şöyle açıklıyor:

“Halkın size olan ihtiyaçları, Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetlerindendir. Onun nimetlerinden rahatsız olmayın, bıkmayın.”104

Hz. Ali (a.s) şöyle buyururlar:

“Müslüman kardeşi bir ihtiyacı için kendisine gelipde onun ihtiyacını gidermekten kaçınan ve kendini hayır iş için ehil görmeyen adama şaşıyorum! Farzedin ki umulacak bir sevap ve korunacak bir azap da yoktur! Ama güzel huylara da mı rağbetsizlik göstereceksiniz?!”105

Ehl-i Beyt imamlarından nakledilen bu açık beyanlarla burada zikredemediğimiz diğer hadislerin tümünden şu konu iyice anlaşılmaktadır ki İslam, Müslümanlara yardım etmeyi, onların ihtiyaçlarını gidermek, isteklerini yerine getirmek için çalışmayı ve sosyal hizmetler yolunda adım atmayı, en sevimli ve en önemli ibadetlerden saymakta, her Müslümanı bu büyük işi yapmakla görevli bilmekte ve bu konuda hiçbir müsamaha ve ihmalkârlığa izin vermemektedir.

88- Usul’ül-Kafi. s.390

89- Usul’Ul-Kafı, s.476.

90- Usul’ül-Kafı, s.476.

91- Bihar’ül-Envar, c.!6s.580.

92- Vesail’üş-Şiac.2 s.523

93- Vesait’ ül-Şia c.2 s. 523

94- Usul’ül-Kafi, s.390.

95- Bihar’ül-Envar, c. 15, Kitab’ul-İşret, s.89.

96- Müstedrek’ül-Vesail, c.2, s.407

97- Vesail’üş-Şia, c.2, s.523.

98- Vesail’üş-Şia, c. 2, s. 223.

99- Usul’ül-Kafı, s.410.

100- Usul’ül-Kafı, s.409.

101-Usul’ül-Kafi, s.409.

102- Vesail’üş-Şia, c.2, s.524.

103- Vesaü’üş-Şia, c.2, s.523.

104- Bihar’ül-Envar, c.15, Kitab’ulİşret, s.90.

105- Dürer’ül Hikem, s.496.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv