HİCRET
Bu yazı kez okundu.
6 Kasım 2013 11:37 tarihinde eklendi
Etiketler : ,

Hicret; kelime anlamı “bir insanın sevmediklerinden, istemediklerinden, memnun olmadığı her durumdan ve şahısdan hem bedenen hem kalben hem de lisanen ayrılması, uzaklaşmasıdır. Çok boyutları olan hicretin, biz kısa olan yazımızda daha çok bireysel ve toplumsal işlevi-önemi üzerinde duracağız.

İnsanı yoktan ve fıtrat (Din-i İslam) üzere yaratan Allah-u Teala; “Ben cinleri ve insanları (başka bir sebeple değil) ancak bana kulluk (ibadet) etsinler diye yarattım”(Zariyat-56) buyurmuş ve insanlar gerçek bir kullukta bulunsun diye bir kısım kanunlar, prensipler, hükümler ferman eylemiştir ki bunların dışında kalan aykırı olan her türlü hüküm, örf-adet, kanun ve prensiplerden sakınılmasını uzaklaşılmasını yani HiCRET edilmesini emretmiştir. İşte bu, Allah’tan gelen İlah-i ferman ve hükümlere zıt olan tüm fikir- düşünce ve fiiller-davranışlar Nehiy(yasak) olarak, Münkerat(kötü-çirkin ve red olunan) olarak adlandırılmıştır. Zaten Hz. Adem (a.s)’den son nebi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimize kadar gönderilen tüm peygamberler hem fert boyutuyla hem de toplum boyutuyla insanları münkerattan-nehiyden-haramdan-günahtan-fücurdan-isyandan; ma’rufata-farzlara-sevaplara-takvaya-itaate ilah-i bir İnkılapla(dönüşümle) geçiş yaptırmak, HİCRET etmelerini sağlamaktır bu yolda bütün gayretlerini sarf etmiş, dayanılmaz zorluklara –cefalara aşkla, şevkle katlanmışlardır.

Hz. Ruhullah’ın “ Bi’set- peygamberlikle görevlendiriliş- insanların ahlakını, nefsini, ruhunu, cismini… bütün bunları zulmetlerden (karanlıklardan) kurtarmak ve zulmetleri tamamen yokedip onun yerine nuru (İslam’ı) ikame etmek içindir. İslam’ın çağrısı ne sırf maneviyata ne de sırf maddiyatadır. İslam’ın çağrısında her ikiside vardır. Yani İslam ve Kuran-ı Kerim, insanı sahip olduğu bütün boyutlarda eğitmek ve yetiştirmek için gelmiştir.” Diye buyurduğu şekliyle İslam bireyin ve toplumun ıslahı için gelmiştir ki Hicret te bunun ilk adımıdır. Bu adım Batıllardan Hakka, yanlışlardan doğruya, zulümlerden adalete, şirkten Tevhide, küfürden ikrara-imana, dalaletten hidayete, hüsrandan kurtuluşa, fenadan bekaya, ölümden hayata, maraz ve hastalıktan sağlık ve sıhhate-selamete bir geçiş, bir yöneliş, bir inkılab (dönüşüm) çalışmasıdır.

İşte İslam’ın hükümlerine muhatap olan insan, ferdi olarak İslam’ın mücessem (canlı) bir timsali yani yürüyen islam, yürüyen Kur’an olmalı ve her türlü münkerleri terk-HiCRET etmelidir. “Deki: Geliniz, size Rabbiniz neleri haram (nehy)etmiştir okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anaya-babaya iyilik edin, fakirlik yüzünden çocuklarınızı öldürmeyin-sizinde, onlarında rızıklarını biz veririz.- zina gibi kötülüklerin açığınada gizlisinede yanaşmayın-yaklaşmayın. Allah’ın muhterem kıldığı nefsi (canı) haksız yere öldürmeyin. İşte bu yasakları Allah size tavsiye etti, olur ki düşünür ve akıl erdirirsiniz.”(En’am-151) “…..içki, kumar, (tapmaya mahsus) dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın amellerinden birer pislikdir…”(Maide-90) “…..laşe, gerek akıtılan kan, gerek domuz eti, gerek Allah’dan başkasının adına boğazlanmış olanlar (haramdır)….”(En’am-145) “….Allah-u Teala alışverişi helal, ribayı (faizi) ise haram kıldı…..” (Bakara-275) “….ölçeği ve tartıyı noksan yapmayın…..Ey Kavmim! Ölçekte tartıda adaleti yerine getirin. İnsanların mallarını eksiltmeyin (haklarını yemeyin)ve yeryüzünde fesatlık çıkararak fenalık yapmayın.” (Hud-84,85) “…..Allah kendini beğenen ve böbürlenen kimseyi sevmez…cimrilik yapan….nankörlere hor ve hakiredici bir azap hazırlamışızdır.” (Nisa-36,37) “Öyle ise, siz beni (itaatle, ibadetle) anın (ki), ben de sizi (sevap ile mağfiret ile) anayım. Ve bana şükredin; küfredip nankörlük etmeyin.” (Bakara-152) “……kafirlere ve münafıklara itaat etme….” (Ahzap-1) “….Muhakkak ki Allah, kafirler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Nahl-107)…. gibi daha birçok ayet-i kerimelerde günahlarda ve haramlardan şiddetle nehyetmektedir. Ayrıca “….Muhacir, Allah’ın yasakladıklarından kaçınıp uzaklaşan- ayrılan (Hicret eden) kimsedir.” Diyerek belirten Peygamber Efendimiz nurani sözüyle de hicreti en veciz bir şekilde tanımlamıştır.
Allah’u Teala şu fani dünyayı, İslam’ın bireysel, ailesel, toplumsal olarak yaşanması ve hayatın her alanına emri hükümlerinin etkin-hakim kılınması ve zıddı olan her türlü haramlardan-nehiylerden kaçınılıp uzaklaşılması yani Hicret edilmesi için bir meydanı imtihan olarak yaratmıştır.

Zira insan da birey olarak aynen bu fani dünya meydanı gibi iç alemi Hak ile Batılın bir mücadele meydanıdır. İç aleminde birbirine zıt kutupların savaştığı ordular- askerler mevcuttur ki bu mücadele sonucunda savaşın galibi olan taraf kendi prensip ve hükümlerini o bireyde hakim kılacak ve yönetecektir.

Bu savaşta nefis, şeytan, heva, heves ve şehvet….gibi duygu ve düşünce unsurları Batıl cephenin ordu ve askerlerini oluştururken; Ruh, akıl, kalp, fıtrat, vicdan, şuur…gibi unsurlar da Hak cephenin ordu ve askerlerini oluşturmaktadır. İşte böyle bir mücadelede sonuç olarak ya İslam’ın canlı bir timsali olacak veya Batıl cephenin galibiyetinde ise (Allah Korusun) Küfrün, nifakın, fısk-u fücurun bir canlı heykeli haline gelecektir.

Bunun içindir ki Allah-u Teala nice Peygamberlerle, ilahi suhuflar ve kitaplar ile insanı sürekli uyanık bulunmaya, hakka ve hakikate yönelmeye çağırmakla birlikte ; nefis ve şeytan gibi Batıl cephenin askerlerinin isteklerine karşı koymaya-red etmeye ancak Allah’a ve Rasulüne itaat etmeye, İslam’a teslim olmaya da çağırmaktadır.

“…nefislerinizi tezkiye etmeyin (temize çıkarmayın). O (Allah), kimin ehl-i Takva olduğunu daha iyi bilir.” (Necm-32) “Fakat , her kim ki Rabbi’nin makamından korkmuş ve nefsi(ni) Hevadan nehyetmişse (alıkoymuşsa), şüphesiz onun gideceği yer cennettir.” (Naziat-40,41) “….

(Allah bu imtihanı) göğüslerinizin içindekini yoklamak, yüreklerinizdekini temizlemek için (yaptı). Allah kalplerin özünü (içini) en iyi bilendir.” (Al-i İmran-154)

” O (Allah), sizi arza halifeler yapan ve size verdiği şeylerde sizi imtihana çekmek için kiminizi derecelerle kiminizin üstüne çıkarandır…” (En’am-165) ” Ey İman Edenler! Eğer Allah’(ın Din-i olan İslam’)a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı (düşmanlarıınıza karşı) sabit kılar (kaydırmaz).”(Muhammed-7) ve daha nice nuran-i ve ilahi öğretiler- emirler olan ayetler ;

” Birbirinize buğz etmeyiniz. Haset etmeyiniz. Birbirinize sırt çevirmeyiniz. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz!..”(Z.Buhari-961,962) “Kattat (koğuculuk, fitne-fesat çıkaran) kişi cennete giremez.” (Z.Buhari-960) “Bir müslümana sövmek fısk, onunla kıtal (savaş) yapmak ise küfürdür.” (Z.Buhari-28) “Küffarla (ve nefisle )savaş devam ettikçe Hicret kesilmez.” (Nesei-7-8/203) gibi Hads-i Şerifler eğer, Allah’a gerçekten bağlanıp O’na daynıldığında, nefsini temize çıkarmadan fakr ve acziyet içerisinde Allah’ın gösterdiği yönde gayret ve çaba gösterildiğinde, kardeşlik birlik ve beraberlik-tek vücut olma özelliği sağlanıldığında Allah’ın izniyle tüm Batıl, zulümat, şirk, küfür, isyan, tuğyan ve dalalet cephesine karşı kesin zaferler-galibiyetler elde edeceğini böylece mücessem-canlı İslam binası haline geleceğini va’detmiştir.

Bu birey boyutunda olduğu gibi, İslam Ümmeti nin Vahdeti ve Birliği gibi büyük bir kuvvet olarak tezahür ettiğinde yeryüzünde tüm İslam düşmanları yani Batıl cephe de bulunan Firavun, Nemrut, Yezit…ve günümüzde ki temsilcileri olan Amerika, İsrail, Avrupa, Rusya…gibi Şirk, küfür, zulüm, Fısk-u Fücur abidelerinden her yönüyle ayrılıp uzaklaşıldığında-Hicret edildiğinde- elbette galibiyet / zafer İslam’ın olacak böylece karanlık dünya nuristana dönecek , Batıl cephesi de tar-u mar olup tarihin çöplüğünde ki yerini alacaktır İnşaallah!…

İşte ; Rasulullah (s.a.v) Efendimizin 13 yıl boyunca, eshabıyla birlikte fenafil ihvan (kardeşlikte erimek) sırrıyla büyük çaba ve gayretleri sayesinde her türlü günahdan kalben,lisanen ve bedenen (amelen) Hicret merhalesi aşılmış nefsle cihad noktasına gelinmiş, dönemin canlı küfür ve günah heykelleri olan kafirlerden tüm yönleriyle uzaklaşıp ayrılmışlardı fert boyutunda böyleydi.

Ancak toplu olarak kalbi ve kavli hicret olmuş olsa da bedeni hicret için Allah’tan ilahi izin yeni gelmişti ki 1434 yıl önce Şanı Yüce Peygamber ve Şanlı Eshabı müşrik Mekke toplumundan bedenen ayrılarak geleceğin İslam İnkılabı ve Devlet Merkezi olan Medine’ye (Yesribe) doğru yol almaları, yönelmeleri olan HİCRET, İstikbalde yapılacak fetihlerin (Hayber,Mekke,İran,Bizans…) ilk adımı olmuştur.

Hicreti Nebeviye gerçek manada şu karanlık zaman ve dünya da biz garip ve birliğini yitirmiş müslümanlar için çok önemli dersler vermekte ayrıca va’dedilen İlahi Zafer ve Fetihlere ulaşma-kavuşma sırrını, (müslümanların kardeşliği ve birliğinin önemini) göstermektedir…!!! vesselam..

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv