İmam Humeyni(ra)’nin Bilinmeyen Yönü
Bu yazı kez okundu.
6 Kasım 2013 14:16 tarihinde eklendi

Tarihte iz bırakmış nadir insanlar vardır; bazen yaptıkları hizmetler ve insanlığa sunduğu yeniliklerle anılırlar, bazen ise insanlığa yapmış oldukları zulüm, baskı, katliam ve ihanetle isimlerini tarihin karanlık sayfalarına yazdırırlar.

İslami toplumlarda, insanlığa hizmet etmiş, toplumların uyanmalarını sağlamış, hakka yönelmelerinde kitleleri harekete geçirmiş, fikir ve düşünceleriyle dünyaya yenilikler getirmiş şahsiyetler, “zamanın müceddidi”, “asrın müceddidi” olarak adlandırılır. Toplumun tabiriyle zamanın müceddidi olarak tanıtılan bu şahsiyetlerin getirdiklerine, yeniliklerine bakıldığında her birisinin belli alanlarda olduğu görülmektedir; bazıları sosyoloji alanında , bazıları ahlak ve maneviyat alanında, bazıları siyaset ve mücadele alanında. Ama insan toplumunun ihtiyaç duyduğu alanların hepsinde fikir ve düşünce üretebilecek düzeyde olmadıkları görülmektedir.

Asrımıza ve geleceğe damgasını vurmuş ve vuracak şahsiyetlerden birisi kuşkusuz İmam Humeyni’dir (r.a). Dünya onu siyasi kimliği ve devrimci ruhu ile tanıdı, hala da kişiliğinin o yönüyle tanımaktadır. İslami bir liderin sahip olması gereken bu özelliklere sahip İmam Humeyni (r.a) zamanın müceddidi olmaya tek adaydır ama alışa gelmiş müceddidler gibi tek yönlü değil bilakis siyaset, ilim, ahlak, maneviyat ve sosyoloji alanlarında; siyasetci, devrimci, islam bilimadamı, sosyolog, müfessir, fakih ve rehber olma özelliğini taşıyan tek kişi olarak tarihe adını yazdırmıştır. İmam Humeyni’nin (r.a) gerçekleştirmiş olduğu inkilabı, siyasi bir devrim olarak, bir rejim değişikliğinde özetlemek büyük bir yanılgı olur. Onun yapmış olduğu en büyük devrim ve yenilik, bütün diğer alandaki devrim ve inkilabların temelini oluşturan Fıkıh ve dini anlayışın oluşmasında etkili olan içtihatta yapmış olduğu devrim ve yenilikdir. İşte İmam Humeyni’nin (r.a) tanınamayan yönlerinden birisi budur. Bu yakın zamanda da tanınamayacak gibi görünüyor. İmam Humeyni (r.a) ve İçtihad İslam dünyası, tarih boyunca görmediği bir “fıkhi içtihada” şahid olmaktadır; ferdi, içtimai, ekonomik, siyasi, medeni ve ceza hukuku, uluslararası ilişkiler, hükümet ve devlet sistemi gibi dinin, insanın toplumsal hayatına yansımasında ihtiyaç duyduğu konuların bütününü kapsayan bir içtihad mekanizmasının işlevliği everensel bir duruma getirildi. İmam Humeyni (r.a) açısından içtihadın, vacid-i kifayi olması ve içtihad kaynaklarının; Kur’an, Sünnet, İcma ve Akıl olduğunda diğer islam müctehidleriyle hiç bir fark görülmemektedir. Aynı şekilde İmam Humeyni (r.a) diğer müctehidler gibi İstihsanı, öncekilerin şeriat anlayışlarını, sahabenin takip ettikleri yolları fıkhi içtihatta dini kaynak olarak görmemiş, içtihadda kıyas, temsil, teşbih gibi yollardan uzak durmuştur.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv