İSLAM DİNİN YAPISI
Bu yazı kez okundu.
6 Kasım 2013 12:26 tarihinde eklendi

İSLAM DİNİN YAPISI
İslâm dini, FITRAT DİNİ’DİR. Yani, insanların temiz doğuş niteliklerine parâlel, dış zorlamalardan uzak, tabii ve fıtrî (İlâhî) bir din’dir. Eğer, insî ve cinnî şeytanların DIŞ ETİKİSİ VE BOZMA FAALİYETLERİ OLMAZSA İDİ; İSLAM DİNİ ÜZERE DOĞAN HER İNSAN, AKIL BALİĞ OLDUKTAN SONRA DA İSLAM DİNİ ÜZERE BULUNMAĞA DEVAM EDECEKLERDİ… İSLAM DİNİ, O KADAR NEZİH-PAK VE MUKADDES BİR DİN’DİR Kİ; SAĞLAM DÜŞÜNEN , NEFİS-ŞEYTAN VE DÜNYA SEFAHATİYLE BOZULMAYAN HER SELİM AKIL SAHİBİ İNSAN, DERHAL ONA TESLİM OLUR VE ONDAN BAŞKA BİR DİN-YOL ARAMA YOLUNA ASLA BAŞ VURMAZ. Yüce Peygamberimiz: “HER DOĞAN İNSAN, İSLAM DİNİ-FITRATI ÜZERE DOĞAR; ANCAK, (akil bâliğ olunca) ONU, ANASI-BABAS1 (çevresi, toplum ve egemen düzenler) YAHUDİ, HRİSTİYAN VEYA MECUSİ (vb.küfür düşüncelerine bağlı) KILAR.
İşte; İslâm dini, İslâm fıtratı üzerine doğan insanların (DEĞİŞİK OYUN VE HİLELERLE) İslâm dini üzerine devam etmelerine engel olarak onları KAFİRLEŞTİREN EGEMEN GÜÇLERİN (Ana, baba, devlet ve hükümetler gibi…) BU BASKISINI, İNSANLAR ÜZERİNDEKİ BU TUHAKKÜMÜNÜ VE ZORLAMALIRINI KALDIRMAK VE İNSANLARIN SERBESTÇE DÜŞÜNME VE DİNLERİNİ ‘HÜRRİYET İÇERİSİNDE’ SEÇEBİLMELERİNİ SAĞLAMAK AMACİYLE ‘CİHAD’ DENİLEN İLAHİ EMRİ VE FÂRİZÂYI VAZ’ETMİŞTİR. Ve CİHAD sırf bu zulüm ve tahakküm merkezlerinin etkisini kaldırmak ve insanları SELİM AKILLARIYLE VE ETKİ ALTINDA BIRAKILMAMIŞ VİCDANLARI YLE BAŞBAŞA BIRAKMAK AMACİYLE FARZ KILINMIŞTIR. Yoksa; insanları ZOR’LA MÜSLÜMAN ETMEK İÇİN, CİHAD FARZ KILINMIŞ DEĞİLDİR. Tağutî rejimlerin baskılan ve şaşırtıcı, yoldan çıkartıcı aldatmaları insanlar üzerinde kaldırılınca, yani ZALİM VE BARBAR BİR KAREKTER TAŞIYAN VE ALLAH’A İSYANI SİMGELEYEN BEŞERİ DÜZENLER YIKILIP, İLAHİ NİZAM HAKİM OLUNCA; O ZAMAN İNSANLAR ÜZERİNDEKİ BASKILAR KALKMIŞ VE HERKESİN RAHAT-SERBEST DÜŞÜNME VE HAREKET ETME İMKÂNI DOĞMUŞ OLACAKTIR. İşte; bu durumda olan, yani GAYR- İ MÜSLİM OLAN İNSANLAR o zaman aslâ hiçbir zor’a, ikrâh’a ve baskıya ma’ruz kalmadan, kendi dinlerinin gereğini yapmak hakkına sahip olacaklardır.
Bu gerçeği şu Ayet-i Kerimeler de güzel ifâde etmektedirler: “DİN’DE İKRAH (zorlama) YOKTUR. HAKİKAT, İMAN İLE KÜFÜR AP-AÇIK MEYDANA ÇIKMIŞTIR. (O halde) KİM, TAĞUTU İKFAR EDER (red edip, tanımaz) İSE ALLAH’A (tam gereği gibi) İMAN EDERSE; (artık) OKOPMASI (MÜMKÜN) OLMAYAN ‘URVE TUL-VÜSKA’ YA (en sağlam kulpa) YAPIŞMIŞTIR. ALLAH-U TAALA, HAKKİYLE tŞİTİCİ VE (her şeyi) KEMALİYLE BİLİCİDİR.” “ALLAH, İMAN EDENLERİN VELİSİ DİR (yardımcısıdır, dostudur) Kİ; ONLARI ZULÜM ATT AN (kurtarıp) NURA ÇIKARIR KÜFREDEN (kâfir) LERİN EVLİYASI (velileri, yardımcıları ve dostları) İSE, TAĞUTTUR. O (tağut da, kendi velilerini) KENDİLERİNİ NURDAN (ayırıp) ZULÜMATA ÇIKARIR. ONLAR (artık) ESHAB-I NAR DIR. (cehennemin yârânı-arkadaşlarıdır). ONLAR ORADA, BİR DAHA ÇIKMAMAK ÜZERE, EBEDİ KALICIDIRLAR…” (Bakara: 256-257) (Nur ve Hakk TEK olduğundan, Ayette NUR tekil; Zulûmat ve bâtıl çok olduğundan, zulûmat çoğul olarak gelmiştir.)
İşte; Yüce Rabbimiz, bu ayetleriyle konuyu tamamen açıklığa kavuşturmuş bulanmaktadır. Ki; İslâm dini gelip, topluma hâkim olunca ve insanlara zuim eden KÂFİRLER, ZALİMLER, DİKTATÖRLER KAN EMİCİ CANAVAR REJİMLER VE TAĞUTLAR DEF EDİLİNCE VE ALLAH’IN DİNİ OLAN İSLÂM NİZÂMI TOPLUMA TAMAMEN HAKİM OLUNCA, HAK İLE BÂTIL, RÜŞD (ergenlik) İLE BAĞY-TUĞYAN VE TAŞKINLIK ARTIK BİRBİRLERİNDEN AYRILMIŞ VE İKİSİNİN DE İÇ YÜZLERİ MEYDANA ÇIKMIŞ, AÇIKLIĞA KAVUŞMUŞ OLUR. Bu durum da, aklı başında bir insan yavaş yavaş gerçeği görür ve İslâm’ı seve seve kabul ederek O na teslim olur; bu hususta artık İKRAHA, BASKIYA VE ZORLAMAYA İHTİYAÇ KALMAZ. Yahudi, Hristiyan ve Mecusi gibi., kâfirler bu hukukî statüye sahibdirler (onun için, bazılarının Feth: 16; Tevbe 73 ve 123 gibi., ayetlerle bu ayetin nesh edilmiş olabileceği, şeklindeki zanlarma artık itibâr edilmez. ) Çünkü; Bütün İslâmî mezhep mensupları, KAFİRLERLE SAVAŞ SONRASI VEYA ÖNCESİ YAPILAN BARIŞ’A GÖRE İSLAM’IN HAKİMİYETİNİ KABUL EDEN VE İSLAM DEVLETİ İÇERİSİNDE YAŞAMAK İSTEYEN, CİZYESİNİ VEREREK İTAATİ KABUL EDEN gayr-i Müslimlerin ZORLANAMAYACAĞI, ONLARIN KENDİ DİNLERİNE GÖRE AMEL EDEBİLECEKLERİ HUSUSUNDA İTTİFAK ETMEŞLERDİR. Fakat, MÜSLÜMANLAR İÇİN İKRAH VARDIR. Yani, Müslüman olan bir kimse, artık İslâm” m bağlayıcı prenseslerini kabûl etmiş olduğunu taahhüt etmiş olduğundan dolayı, İslâmî hükümler onlar için (İSLAMI YAŞAMALARI HUSUSUNDA) zorlayıcı tedbirleri getirmiş ve müeyyideleri koymuştur. Onun için; bu İKRAH âyeti, gayr-i Müslimlerin ZORLANMAYACAĞININ beyân etmektedir, Müslümanların değil…
Ayette geçen , TÂĞÛT’UN İKFÂRI, İNKÂRI VE REDDİ hususu çok önemlidir. LAİLAHE İLLALLAH… Kelime-i Tevhidin-de ifâde edüen “NEFY (Lâ İlâhe)’nin benzeri olan bu cümle ile; MÜSLÜMANLARIN ‘TAĞUT’ ADIYLA ANILAN ŞEYTAN’IN İNS’İ VE CİNN’İ OLANLARININ TÜMÜ; ALLAH-U TEÂLA’NIN HÜKÜMRANLIĞINA MÜDAHELE EDEREK
İNSANLARI İDARE ETMEYE-KANUN KOYMAYA MEYİLLİ OLAN BÜTÜN İNSAN, KURUM, DEVLET, HÜKÜMET, DÜZEN VE REJİMLER; KISACA, İNSANLARI “ALLAH’IN YOLUNDAN, NİZAM’INDAN VE KANUNLARINDAN AYIRAN-ALIKOYAN, NE VARSA HER ŞEYİ İTİP DEFETMELERİ VE ONLARI KAPATIP-YOK ETMELERİ VE İNKAR ETMELERİ İMAN’IN İLK ADIMI VE İLK BASAMAĞIDIR. Ki; ondan sonra (Ayette de geçtiği gibi) ALLAH’A İMAN MÜMKÜN OLABİLSİN. Bu husus dahi, Tevhid kelimesinin ikinci şıkkında ifâde edilmiştir (ki, bu; İLLALLAH ‘isbât’dır.) Demek ki; gerçek İMAN ve katıksız TEVHİD; Allah’m dışında kalan tüm İlâhların (Tağutlann) varlığım, etkinliğini ve egemenliğini REDD ile; bu ve bütün hususlarda tek etki ve yetki mercii’nin ALLAH VE ALLAH’A İMAN (İLLALLAH) OLDUĞUNU İKRAR VE TESLİM OLMAKLA VE GEREKLERİNE UYMAKLA MÜMKÜN OLUR. İşte; bu durumda olan insanlar, Kur’anın ta’biriyle “URVE’TÜL-VÜSKA” olan kopmak bilmeyen İlâhî bir kulp’a, kurtuluş ipine sarılmış ve böylece ebedî saadete kavuşmuş olurlar.
Ve; yine ayette belirtildiği gibi; Allah’u Teâla, İMAN EDENLERİN VELİSİ’ dir. Tağut da, kâfirlerin evliyâsı’dır. Allah-u Teâla (TEK olduğu için VELİ, tekil olarak gelmiş; TÂĞUT da ÇOK olduğu için, EVLİYA çoğul olarak gelmiştir. Dost, yardımcı, yönlendirici, yönlenici ve sahip gibi… anlamlara gelen VELİ-EVLİYA terimlerini isti’mâl eden (kullanan) Ayet-i Kerime de; mü minlerin VELİSİ olan Allah-u Teâla, velisi olduğu insanları (mü minleri) her nevi ZULÜMÂT VE KARANLIKLARDAN kurtarıp MADDİ VE MANEVÎ NURLARA, CENNETLERE ÇIKARIR; Kâfirlerin velileri olan TÂĞUT(lar)DA, KENDİLERİNE TABİ OLAN VE DOST-AHBAB-BAĞL1 OLAN KÂFİRLERİ NÛR’DAN, ZULÛMÂTLARA VE KARANLIKLARA ÇIKARARAK CEHENNEM EHLİ (ashabı, arkadaşı ve dostu) YAPARLAR. Böylece, Tağutlarla beraber, onlara uyanlar da ebedî olarak Cehennem’de kalırlar. Yüce Rabbimiz, bizleri TAĞUTLARIN tümünden uzaklaştırsın ve yalnız kendi velâyeti altma alsm ve kendi dostlarından bizleri ayırmasın!. .AMİN.. .AMİN!..

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv