REFORMLAR  –  İMAM ALİ HAMANEY
Bu yazı kez okundu.
8 Kasım 2013 12:30 tarihinde eklendi

Reformlar
Her sistemin reforma ihtiyacı vardır. Her toplumun zaruri ihtiyaçlarından biri reformlardır. Biz de reformlara gereksinim duymaktayız. Reform, olumlu ve olumsuz noktaların belirlenerek, olumsuz noktaların olumluya dönüştürülmesi eylemidir. Bu, inkılapçı, İslami bir reformdur. Elbette bu düzen ve inkılabın düşmanları, sistemin asıl yapısının değişimini hedeflediler. Yani, onlar açısından reform, İslam Cumhuriyeti nizamının değiştirilerek, emperyalist düşmanların uşağı durumundaki bağımlı bir düzene dönüştürülmesidir. Kelimenin tam anlamıyla bakıldığında, ülkedeki tüm devlet mekanizmasının reformlarla ilgilenmesi gerekir. Hiç bir kuruluş, kendisinin eleştirilemez bir yapıya sahip olduğunu iddia edemez. Tüm kurumlar insaflı bir eleştiriden geçirilmelidir. Hemen herkes, sistemin hedefleri çerçevesinde davranışlarını ıslah etmek zorundadır. Gerekli bir hakikat sayılan reformların, ülkemizde değerlendirilmesi gerekir. Ülkemizde reformlara yöneliş, zoraki olmayıp, nizamımızın dini ve inkılapçı kimliğinden kaynaklanmaktadır. Eğer düzenli olarak yenilenmeye ve reformlara başvurulmazsa, mevcut düzen kokuşmaya uğrayabilir. Bu yüzden reform gerekli bir eylemdir.
Reformlar ya inkılapçıdır ve İslam’a, imana dayanır; mümin halkımız, görüş sahibi şahsiyetler ve tüm sorumlular bunu istemektedirler. Ya da reformlar Amerika’nın menfaatlerine uygundur; bu durumda mümin halkımız ve halkımızın tüm uyanık bireyleri ona karşıdır. Amerika’lıların İran’da gerçekleşmesini istedikleri reformlar, fesadın ta kendisidir. Amerika’lılar açısından reformist eylemler, İslam Cumhuriyeti nizamının mahvedilmesi anlamına gelir.
Bu güçlerin savundukları her şey, kendi çıkarlarına uygundur. Eğer reformist sloganları destekliyorlarsa, bu bir yalandan ibarettir. Onlar, kelimenin hakiki anlamındaki reformları istemiyorlar. Onlar, bu ülkede hakiki reformların yapılmasına muhaliftirler.
Reformların temelinde yoksulluk, fesad ve ayrımlarla mücadele yatar. Her bir reformun gerçekten de reform sayılabilmesi için bu eksen etrafında seyretmesi gerekir. Toplumdaki en kötü kokuşma, zengin ve fakir arasındaki uçurumun artması ve yoksullluğun yayılmasıdır. Toplumdaki en kötü fesadlardan biri de kimilerinin mali ve ekonomik yolsuzluklara başvurması ve halka ait olan beytülmalı kendi şahsi çıkarları ve ceplerini doldurmak için kullanmaya kalkışmasıdır. Fesadın bir başka şekli de toplumda kanunların uygulamasında ayırım gözetilmesi ve bireylerin liyakat, salahiyet ve kabiliyetlerine ilgisiz kalınmasıdır. Yani, daha önce defalarca vurguladığımız yoksulluk, fesad ve ayırım…
Reformun ve ıslahatçı bir hareketin ilk adımı, kendi içimizin ıslahıdır. Yani nizamımızın sorumluları kendilerini bu tür yöntem ve davranışlardan, bu tür İslami olmayan tutumlardan uzak tutmalıdırlar. Eğer bunu becerirsek, faaliyetlerimizde ilerleme kaydedebiliriz.
Eğer bu reformlar, ilerleme ve yenilikler, inkılapçı değerlere uygun olarak yapılmazsa, toplum çıkmaza saplanır. Bu, temel ilkelerden biridir. Değerlerimize dikkat edelim, değerlerimizde ayrıma başvurmayalım. Gelişme ve ileriye doğru hareketi değerler çerçevesinde ve büyük bir ciddiyetle sürdürelim.
Reformların tanımlanması gerekir. Öncelikle reform isteyen bizler bunu tanımlamalı ve ne yapmak istediğimizi belirlemeliyiz. İkincisi, reformlardan neyi kasdettiğimizi halka açmalıyız. Böylelikle herkesin kendi gönlünce reformları anlamlandırması önlenmiş olur. Bu yüzden, eğer reformlar somut olarak tanımlanmazsa, başka modeller dayatılmış olur.
Reformlar muktedir ve soğukkanlı bir merkez tarafından yönlendirilmelidir. Örneğin, on yıl içerisinde sağlıklı ve güzel bir biçimde yapılabilecek bir işi, kendi başınıza iki yıl içerisinde bitirmeye çalışırsanız, telafi edilemeyecek zararlara uğramanız mümkündür.
Bir başka nokta da, anayasanın reformlarla ilgili yapısının korunmasıdır. Elbette anayasada her şeyden daha çok, kanunlar, yapılanmalar ve seçeneklerin belirlenmesinde İslam’ın kaynak olduğu vurgulanır, İslam’ın bu alandaki rolüne işaret edilir. Anayasanın bu temel yapısı, dakik olarak muhafaza edilmelidir. Anayasa, bizim büyük milli, dini ve inkılapçı misakımızdır.
Bazı sektörlerdeki reformlar karmaşık, çetin ve ağır aksak hareket edebilir. Örneğin ekonomi sektöründe gelirlerin adilane dağılımı konusu böyledir. Bu iş, çetin bir iştir. Yoksulluğun kökünün kazınması, her şeyden mahrum bölgelerle ilgilenilmesi ve idari yapının ıslahı da bu tür reformlar içerisindedir.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv