Ahmedinecad’ın Röportajı
Bu yazı kez okundu.
17 Kasım 2013 12:45 tarihinde eklendi

Mithat bereket’in iran cumhurbaşkanı ile yaptığı röportaj

Bereket: bu akşam sizlere çok özel bir yayınla çok özel bir programla merhaba diyoruz, daha doğrusu özel bir söyleşiyle merhaba diyoruz. Şu anda İran’ın başkenti Tahran’dan canlı yayındayız. Tahran’da pek az insanın girebildiği cumhurbaşkanlığı sarayından canlı yayındayız. Sarayın iç bahçesindeyiz ve burada İran cumhurbaşkanı Ahmedinecadla özel bir söyleşi yapacağız. Dünya basının peşinde olduğu Ahmedinecad aslında çok az söyleşi veriyor ve ne yapacağı ne diyeceği en çok merak edilen liderlerin başında geliyor. İşte bizde bu akşam burada canlı yayında arkadaşım Mete çubukçu ile birlikte herkesin merak ettiği soruları kendisine sormaya çalışacağız.

Çubukçu: Sayın Ahmedinejat’a röportajımızı kabul ettiği için teşekkürlerimizi sunmak istiyoruz. Tahran’da başkanlık sarayının bahçesindeyiz. Hazırlıklarda henüz bitti.

Bereket: çok teşekkürler bize zaman ayırdığınız için. Bizi kabul ettiğiniz için.

Çubukçu: sayın başkan Ortadoğu’nun bu kritik süreçte, dünyanın gözünün bu coğrafya da olduğunu biliyoruz. Özelilikle son dönemde bölgedeki çatışmalar, barış girişimleri, nükleer program krizi gündemi arasında yıllar sonra bir cumhurbaşkanı olarak Türkiye’yi ziyaret edeceksiniz 13–14 saat sonra İstanbul’da olacaksınız. Ele alınacak konularda Türkiye-İran ilişkileri olduğu kadarda bölge açısından da önem taşıyor. Sadece Türkiye-İran halkı değil diğer ülkelerde diğer devletlerde aslında yarınki ziyareti bekliyor. Özellikle İran’ın nükleer programı Türkiye’nin arabuluculuk girişimlerini düşündüğümüzde bu gezinin önemi daha artıyor. Kuşkusuz ikili ilişkilerde önemli yarınki ziyaretiniz. İlk sorum şu olacak sayın cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı Abdullah gül ve başbakan Erdoğan’la görüşeceksiniz. İstanbul’daki görüşmelerde öncelikli beklentiniz ne, hangi dosyalarla Türkiye’ye gidiyorsunuz. Çantanızda hangi konular olacak yarın İstanbul’da?

Ahmedinecad: Bismillahirrahmanirrahim. Her şeyden önce ben selamlıyorum sizi. Türkiye’nin büyük halkını selamlıyorum. Mümin ve vatansever bir halk, Büyük tarihi, kültürü olan ve büyük iftiharlarla dolu olan inançlarla tabiî ki bölgesel ilişkilerde de çok önemli katkıları olan halkına. Türkiye ve İran ilişkilerini tarihin derinliğinde arayabiliriz ve büyük ilahi bağları vardır, kültürel açıdan her iki ülke çok yakınlar. İran halkıyla Türkiye arasında çok büyük benzerlikler var. Bugün de iki devlet her iki halkının isteği doğrultusunda ve ilişkilerinin geliştirilmesi doğrultusunda işbirliği yapmaktadırlar ve büyük adımlar atmaktadırlar. Sevinerek söyleyebilirim ki her iki devletin dostane bir ilişkileri vardır. Tabii ki inişli çıkışlı ilişkileri de vardır ama her zaman iyi ilişkiler geliştirmektedirler. Şu anda ticaret hacmi yükselmektedir, kültürel ilişkiler gelişmektedir ve her iki ülkenin gereksinimleri şu anda iyi bir noktada durmaktadır. Sevinerek söyleyebilirim ki iki ülke siyasi açıdan hakim olan siyasi ilişkileri geliştirmektedir. Benim sevgili kardeşim Abdullah gül bey’in davetlisi olarak, dost – kardeş olarak Türkiye’ye yolculuk yapacağım ve doğal olarak da bu yolculukta pek çok konular üzerinde görüş alışverişinde bulunacağız. İkili konular ve yapacağımız görüşmeler, işbirliği, antlaşmalar ve yeni yapacağımız antlaşmalarda, ilişkilerin geliştirilmesinde ve münasebetlerin geliştirilmesinde ve ayriyeten bölgesel açıdan sorunlar var, konular var. Onların üzerinde görüş ve fikir alışverişi yapacağız. Tabii ki terörizmde mücadele etmekten ve antlaşma yapmaktan bölgesel açıdan bir takım işbirliği yapmaktan İran-Türkiye işbirliği yapmaktan… Irak-Suriye ve bölge ülkelerinin işbirliği konularında… diğer konularda da görüş alışverişi yapacağız. Uluslar arası düzeyde tabi ki iki etkili ülke olarak genelde biz görüş alışverişinde bulunuyoruz. Diyalogumuz var, istişarelerde bulunuyoruz ve bulunmaya devam edeceğiz. Genel olarak bir iş akışı var ki yarınki programımızda kardeşlerimiz sayın cumhurbaşkanı ve sayın başbakanla çok yoğun çalışmalarımız olacaktır.

Bereket: sayın cumhurbaşkanı, Türkiye ile İran arasındaki önemli konulardan biri de güvenlikle yani terörle mücadeleyle ilgili konular. Pkk ve pjak örgütleri her iki ülke içinde sorunlar yaratıyor. Şimdi çok net, şunu somut olarak merak ediyorum. Bugüne kadar türkiye ile bu iki örgüte karşı ortak mücadele adına somut olarak neler yapıldı ve bu ziyaretinizden sonra askeri işbirliği alanında bir adım atılacak mı böyle bir hamlenin böyle bir girişiminiz olacak mı? Yani teröre karşı Türkiye’de askeri işbirliği konusunda yeni bir açılım sağlanacak mı bu ziyaretle birlikte?

Ahmedinecad: dünyanın pek çok noktalarında bazı gruplar var. Emniyet güvenliksizliği yaratmaktadırlar. Tabii ki kendi hedeflerini ilerletmek istiyorlar. Bizim bölgelerimizde bunlar istisna da değildir. Ve sevinerek söylüyorum ki bugüne kadar çok iyi iş birliğimiz olmuştur iki ülke arasında teröristlerle mücadele konusunda ve pek çok başarılar elde etmiş durumundayız. Tabii ki İran- ırak ve Türkiye üçlü ilişkilerde bu terörizmle mücadelede işbirliği yapacağız ve tabiî ki bölgesel açısından hem güvenlik açısından ve bunun huzura ulaştırmak için çaba göstereceğiz.

Bereket: hangi somut adımları attınız bu konuda. Özellikle Türkiye ile birlikte, nasıl yardımcı oldunuz Türkiye’ye?

Ahmedinecad: iyi olumlu adımlar attık. Hem biz hem de Türkiye… tabi ki ikimiz de bu sorunlarla karşılaşmaktayız. Tabi ki güvenlik sorunlarıyla mücadele eden yetkililerimiz devamlı olarak irtibattalar ve görüş alışverişinde bulunmaktadırlar.

Çubukçu: sayın cumhurbaşkanı, bütün dünyanın bildiği gibi bir nükleer program krizi yaşanıyor. Siz barışçıl amaçlarla uranyum zenginleştirildiğini söylüyorsunuz. Başta Amerika ve diğer ülkeler de bunun bir nükleer silaha dönüşme endişesi taşıyor. Yaşanan bu krizde Türkiye ilk defa İran’la Amerika’yı dolaylı yoldan görüştürdü, buluşturdu. Bir tür arabuluculuk gerçekleştirdi. Siz bu krizde Türkiye’nin rolünü nasıl buluyorsunuz. Türkiye barışçıl çözüm istiyor nükleer silah istemiyor ve bir arabuluculuk girişimi var. Türkiye’nin bu rolünü nasıl görüyorsunuz?

Ahmedinecad: müsaade ederseniz sizin sorunuzu iki bölümde cevaplandırayım. Birincisi nükleer program konusudur. Diğeri de dost Türkiye ile olan ilişkilerimizdir. Tabii ki bizim için nükleer program konusu önemlidir ve herkes bunun barışçıl olduğunu biliyor. Yani bizim nükleer programımıza karşı olanların söyledikleri şeyin hukuki ve yasal bir yönü yoktur. Tabii ki biz yasal ve kesin olan hakkımız ve hukukumuz doğrultusunda çalışmalarımıza, faaliyetlerimize devam ediyoruz. Bugün de bizim yasal konumumuzdan hiçbir sapma olmamıştır. Biz yasal olarak hakkımızı arayacağız ve sevinerek söylüyorum ki İran’ın duruşu sonuç vermiştir ve bugün halkların hukukuna karşı olanlar da şimdi ikna olmuş durumdalar. İran’ın hakkına saygı göstermeleri gerektiği konusunda… Bizim görüşmelerimiz devam etmektedir ve tabii ki durumumuz açık ve nettir. Kendileri çok yakın geçmişte nükleer silahları en kötü şekliyle kullanmış olanlar esas sınırlandırmaya gitmelidirler. İran hiçbir yere saldırmamıştır. Özellikle yapılan raporlarda… Ulusal atom enerjisi’nin raporuna göre… Sevinerek bizim müzakerelerimiz yapıcı bir yolda devam etmektedir ve nükleer konuda bir sorunumuz yoktur şu anda. Ama doğal olarak Türkiye halkı devleti ve kardeşlerimiz İran konularına hassas davranmaktadırlar. Tabii ki Türkiye İran’ın kesin hakkına yani nükleer teknoloji konusunu kullanmasında vurgu yapmışlar ve doğru söylemişler. Tabii ki bunun dostane ve kardeşlik ilişkilerimizden kaynaklanmaktadır iki halkın. Siz de dediniz ki Türkiye arabuluculuk yapsın diye… yani bu unvan açısından böyle bir şey değil yani… çünkü bunun hukuki bir süreci var. Ama çabaları yani dostlarımızın çabalarını Türkiye devletinin yapmış olduğu çabalardan tabii ki muhtemelen bu gerginlikler azalsın ve diyaloglar yapıcı bir yola doğru gitsin. Tabii ki biz Türkiye’nin bu çabalarına değer veriyoruz.

Bereket: Türkiye’nin arabuluculuk ya da kolaylaştırıcılık yaptığı bir başka alanda da bir başka bölgede İsrail’le Suriye arasında ilişkiler. Türkiye bu konuda bir açılım getiriyor. Siz buna nasıl bakıyorsunuz? Şunu merak ediyorum Ortadoğu’da gerçekten sonuçta bir İsrail-Suriye antlaşması yapılabileceğine, böyle bir barış sağlanabileceğine inanıyor musunuz? Şayet böyle bir barış olursa İran olarak siz buna destek verir misiniz?

Ahmedinecad: bakın şimdi bu konuyu ikiye bölmemiz lazım. Bir konu tabii ki Siyonist bir rejiminin varlığına dönüşüyor. Tabii ki meşru olmayan bir rejimdir. Esasen yasal bir rejim değildir. Bunun varlığı tabii ki işgalcilik çerçevesindedir. Birkaç milyon Filistin halkını evsiz bırakmışlar ve onun karşılığında diğer ülkelerden bir takım insanları getirmişler ve bir takım sloganlarla onları o ülkelerden getirmişler ve tabii ki suni bir ülke yaratmışlar. Bizim buradaki konumumuz bu rejime karşı bellidir nettir. Tabii ki orada serbest bir referandum gerçekleştirilmesi lazım ve Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudilerin kendi siyasi akıbetlerini belirlenmeleri gerekiyor. Tüm mütecavizlere ve işgalcilere biz karşıyız. Biz bu rejime karşıyız ama ne olursa olsun işgal altındaki bu toprakları serbest bırakırsa… Tabii ki biz diyoruz ki hepsini bıraksın. Ama hangi kısmını bırakırsa bu ileriye doğru bir adımdır. Elbette ki biz düşünmüyoruz yani bu rejim Golan tepelerini serbest bırakacağını düşünmüyoruz. Çünkü Golan’ı geri verirse o zaman bölgeden çıkması gerekiyor hepten. O zaman Golan’ı bırakırlarsa ya da serbest bırakırlarsa, işgal altındaki toprakları bırakırlarsa. Filistin halkı izin verse ki onlar kendi akıbetlerini belirlesinler, tabii ki ona karşı olumlu bakacağız… En iyi yol işgal altındaki toprakları Filistin halkına geri versinler ve geri çekilsinler ve kendi işine baksınlar ve gitsinler. Tabii ki bu çok iyidir.
Bizim Suriye ile de çok iyi ilişkilerimiz vardır. Sayın beşer Esat tabii ki Tahran’a geldiler, gerekli açıklamaları bize yaptılar. Biz düşünüyoruz ki görüşlerimizde Suriye ve Türkiye ile bir ihtilaflarımız yoktur.

Çubukçu: sayın cumhurbaşkanı gelenektir Türkiye’yi ziyaret eden cumhurbaşkanları Ankara’yı ziyaret ederler, dolayısıyla anıtkabir’i ziyaret ederler. Siz yarın İstanbul’dan başlayacaksınız programınızda anıtkabir yok. Anıtkabiri ziyaret etmemenizin özel bir nedeni var mı? Çünkü Türkiye’de kamuoyu bu sorunun yanıtını merakla bekliyor.

Ahmedinecad: bizim bu ziyaretimiz tabii ki bir iş ziyaretidir ve İstanbul tayin edilmiş durumda. Tabii ki Türk yetkilileri bu mevsimde İstanbul’da bulunmaktadırlar ve tabii ki zamanlaması ona göre yapılmıştır. Bizim içtenlikle Türk halkıyla bizim ilişkilerimiz var hem ben şahsen İran halkı Türk halkını çok seviyoruz. Eminim ki Türk halkı İran halkını çok seviyor.

Bereket: ben bunu biraz devam ettirmek istiyorum bu soruyu. Şunu merak ediyorum neden mesela siz Türk halkıyla bir sıcak yakınlıktan bahsediyorsunuz iki ülke arasında. Yarım gün de olsa kısa bir ziyaret eden atatürk’ün kabrini ziyaret eden saygı duyan saygı gösteren ilk lider olmayasınız. Bu iki ülkeye çok daha yakınlaştırmaz mı birbirine… Bir de şunu merak ediyorum mustafa kemal atatürk ne anlam ifade ediyor sizin için?

Ahmedinecad: tabii ki Türkçesini siz söyleme… bu bir Türkçe hikayeleme yani siz tercüme edeceksiniz anlamını. Tabii ki biz daha önce programlanmış biz yolculuğumuz. Türkiye çok büyük bir ülke ve büyük bir halkı vardır Türkiye’nin. Pek çok yerleri var. Cumhurbaşkanı olsa tabii ki oraya gitmesi gereken pek çok mekânlar var. Fakat bizim yolculuğumuz tam bir iş yolculuğudur bir iş ziyaretidir ve çok sıkı çalışmalarımız var. İstanbul’da da öngörülmüş artık biz size misafir olarak geliyoruz yani.

Bereket: peki iş ziyareti olmasaydı Ankara’ya gelseydiniz anıtkabir’i ziyaret ederdim mi diyorsunuz, bunu mu anlayalım?

Ahmedinecad: tabi siz niye bu kadar ısrar ediyorsunuz bunu diğer konularla içi içine götürmek istiyor… Yani bunlar yan konular yani bunlar pek önem taşımayan konular. Unutmayın bu ziyaretin aslı tabii ki konuşmalar ve iki halkın hukukunun takibi önemlidir ve bunun takibi yapılacak. Biz tüm zamanımızı bunun için harcayacağız.

Çubukçu: sayın cumhurbaşkanı biraz önceki soruda Türkiye’nin tam arabuluculuk değil ama ilişki kuran bir ülke olduğunu söylediniz bölgede iki ülke de önemli ülke hem iran hem türkiye. Bu tür kriz durumlarında özellikle Türkiye’den bu tür girişimlerini arttırmasını bekliyor musunuz? İkinci sorum da yarınki ziyaret öncesi Türk halkına mesajınız ne?

Ahmedinecad: ben zannedersem sorunun cevabını vermişimdir. Yani türkiye ne çaba gösteriyorlarsa bu gerginlikleri yatıştırmak için ve yapıcı diyalogların ilerletilmesi için tabii ki biz buna olumlu karşılık veriyoruz. Bunun iran ve Türkiye’nin dostluğundan kaynaklandığını düşünüyoruz. Pek çok konularda biz istişarede bulunuyoruz, görüşüyoruz. Konulardan birisi de budur.

Çubukçu: peki ziyaret öncesi Türk halkına mesajınızı alabilir miyiz?

Ahmedinecad: tabii ki benim yolculuğum Türk halkına bir dostluk mesajıdır. Türk halkına çok saygım var. Türk halkının dünya medeniyetini yaratmakta eşsiz bir rolü vardır. Bugün Türk halkı pek çok konularda ilerlemektedirler. Kültürel açıdan var olan potansiyelleri çok değerli bir potansiyeldir ve özellikle bölge için tabii ki insanoğlu için büyük bir potansiyel var. Bizim halkımızın aleyhinde çalışmakta olan kimselere karşı el ele vermemiz gerekiyor. Halkımın izzetini, halkımın büyüklüğünü yüceliğini tekrar ortaya koyalım, tekrar sergileyelim tabii ki… Türk halkının izzeti büyüklüğü Türk halkının ilerlemesi, izzeti ve İran halkının ilerlemesi ve izzeti hiç kimsenin zararına değildir. Tabii ki herkesin menfaatinedir. Barış ve güvenliğin bölgesel ifadesidir ve tabii ki dünya için İran kültürü ve Türkiye kültürü dostluk ve adalet ve Allah severlik, barış ve kardeşlik kültürüdür. Tabii ki bu herkesin menfaatidir.

Bereket: Türkiye’den biraz daha uzaklaşıp bölgeye bakarsak tabiî ki hemen Filistin – İsrail sorunu akla geliyor. Ben şunu merak ediyorum. Gerçi biraz bahsettiniz demin. Sizin tavrınızı da çok iyi biliyoruz. Bir araştırma yaptım gelmeden önce sizin yaptığınız pek konuşmada İsrail’le ilgili iki şey öne çıkıyor. İsrail’i haritadan silmek ve Musevileri denize dökmekten hep bahsediyorsunuz. Çok sert, katı bir tutumunuz var. Peki, ben şunu merak ediyorum. Bölgeye Ortadoğu’ya nasıl barış gelecek. Bu katı tutumla, bu sert tutumla mı gelecek yoksa başka açılımlar olacak mı? Ne düşünüyorsunuz? Yani çözüm nedir bölgede?

Ahmedinecad: bizim tavırlarımız yalnız Ahmedinecad’ın tavırları değil. Bu tüm bölge halkının tavrıdır. Türk halkına da sorabilirsiniz. Türk halkı da aynı benim sözlerimi söyleyecekler. Irak halkı da aynı şekilde, Suriye halkı da aynı şekilde, mısır’da, Ürdün’de Lübnan’da ve Filistin’de… Çünkü bunlar bir hak sözüdür. Biz hak söylüyoruz. Ben açıklamasını yaptım Siyonist rejimi bir yalan temelinde bu temeli atılmıştır bu durumda. Böyle bir rejim bizim bölgemizde yoktur. Bu rejimin halkları dünyanın diğer noktalarında bu bölgeye getirilmişler. Bu bölgenin halkı oradan ihraç edilmiş durumda. Bu tabi büyük bir zulüm… Avrupa’da eğer Yahudiler aleyhinde bir şey yapıldıysa bunun bir nedeni… Müslüman Filistin halkı veya Hıristiyanlar bunun bir karşılığını versinler. Bu tamamen bölge ülkelerine baskı yapmak için yapılan bir istismardır bu. Bu rejim geldiğinden beri hep insanları öldürüyor, katlediyor. Siz bakın ya bombardıman yapılıyor ya yakalanma var. Veya toplu öldürmeler var veya ablukaya alıyorlar veya savaş var. Yani üç savaşı bu rejim tüm komşular aleyhine yapmış durumda… Devamlı tankla, topla ve helikopterle Filistin halkına saldırıyor. Kendi evlerinde oturuyorlar onlar. Bunlar o bölgeye ait değiller. Onların gitmeleri gerekiyor ama bizim çözümümüz bir insanlık bir çözümdür. Bizim çözümümüz bir referandumdur. Biz diyoruz ki Filistin halkı nasıl bir seçenek yapıyorlar, kimse Filistin’de olursa o görüşü bildirsin. Bu birleşmiş milletlerin kararlarının esasında bunu söylüyoruz. Tabii ki uluslar arası yasalara göre biz bunu söylüyoruz. Bu insani bir öneri… Eğer referandum olursa tabii ki otomatik olarak böyle bir rejim ortadan kalkacaktır. Halka dayalı bir rejim iş başına gelecektir. O zaman bizim söylediğimiz şeyin anlamı belli olacak. Siz gördünüz ki Sovyetler birliği coğrafya haritasında ortadan kalktı. Nasıl ortadan kalktı, çünkü insanlar, halk istedi bunu. Halkın oylarıyla… Burada da müsaade etmeleri gerekir ki insanların oyları hâkim olsun. Ben gerçekten şaşıyorum bu güçler her zaman insan haklarından ve demokrasiyi böyle sözlerle dile getiriyorlar. Filistin’e gelince diktatörlüğe taraftar oluyorlar, öldürmeye taraftar oluyorlar. Filistin halkı altmış seneden beri zulüm ve baskı altındalar. Serbest bir referandum yapılsın, Filistin halkı görüşlerini bildirsinler. Seçim ne olursa olsun o zaman herkes fayda duyar. Müsaade edelim Filistin halkı kendileri yolunu seçsin. Bu herkesin menfaatidir. Hatta Avrupa halkına bile. Avrupa devletlerine… tabii ki Amerika devleti’nin de menfaatidir. Çünkü bu rejim yalnız hiçbir şey yapmıyor yalnız haysiyetsizlik yapıyor. Her gün bu rejimin ömründen geçiyorsa tabi büyük güçlerin dosyaların ağırlaştırıyor. Onlar ister istemez bu rejimin cinayetlerini milletlerin halkına, onların hesaplarına yazacaklardır tabi… Onlar o zaman hesaplarını bu rejimden ayırt etmeleri gerekiyor. Özellikle şu anda bu rejim onlar için hiçbir faydası yoktur hiçbir karı yoktur, hepsi zarardır. Sanki bir eski bir araba gibi ifade etmiş durumda ve tabii ki onun masrafı da kendisinden daha fazladır. Eskimiş araba… bu arabaya ne kadar harcıyorsun o arabaya ne kadar masraf yapıyorsun hepsine zarar ediyor. Herkes için zararlı bu… Filistin için Ortadoğu için Avrupa için ve Amerika için… Yani bu sorunu çözmeleri gerekiyor. Tabii ki bunun çözüm yolu da insanların serbest bir şekilde görüşlerini alsınlar. Yani referandum gerçekleştirsinler. Zor bir iş değil, biz yardımcı olabiliriz birleşmiş milletler’e, referandum gerçekleştirsinler ve herkes sevinir. Gerçekten savaş, zulüm ortadan kalkacaktır. Bizim çözüm yolumuz çok net.

Çubukçu: sayın cumhurbaşkanı son dönemde özellikle Ortadoğu da İran’ın bir çıkışından bahsediliyor. Bazı ülkelerde bu çıkıştan belki güçlenmeden tedirgin özellike lübnan’ı ele alacak olursak, lübnan’da Hizbullah üzerinde etkiniz oldu, Filistin’de Hamas üzerinde etkiniz olduğu söyleniyor. Bazı ülkeler bu örgütleri terörist olarak kabul ediyor. Tahran sokaklarına baktığımız zaman Seyyid Hasan Nasrullah’ın posterleri yer alıyor birçok sokakta. Siz bu iki örgüte nasıl bakıyorsunuz, sizin için ne anlam ifade ediyor, gerçekten doğrudan destekliyor musunuz?

Ahmedinecad: seyit hasan nasrullah sevilen bir şahsiyet. Türkiye’de de insanlar onu seviyor. Siz de kendiniz onu seviyorsunuz. Herkes onu seviyor. Tüm özgürlük seven insanlar herkes seviyor onu. Çünkü seyit hasan Siyonist rejimin saldırılarına karşı topraklarını savundu, halkını savundu… bu tüm halkların hakkıdır, her şahsın hakkıdır bu ve her şahsın görevidir. Nasıl ki eğer bir kimse Türkiye’ye saldırırsa özgürlüğü her Türk halkı o saldırıya karşı duracaktır. Seyit hassan bugün bir kahramandır. Çünkü işgalci Siyonist bu efsanesini yıktı. Elbette biz biliyoruz seyit Hasan’ı seven o halklar Siyonistler onu sevmiyor, onlar rahatsızlar ve onu istemiyorlar ama Lübnan ve tabii biz tüm bölge ülkelerin toprak bütünlüğüne destek veriyoruz. Lübnan’daki tüm gruplarla irtibatımız var. Herkesi işbirliğine teşvik ediyoruz. Biliyorsunuz iran şu anda çok önemli bir rolü oldu bunların anlaşmaları için. Zannediyoruz onların bölge içlerinde herhangi bir kargaşa gelirse onların zararınadır tabii ve düşmanın menfaatinedir aslında. O zaman biz her zaman çabalıyoruz. Tabii ki iran büyük bir ülkedir. İran her zaman büyük bir ülkeydi. Türkiye de her zaman büyük bir ülke. İran da büyük bir güç, türkiye de büyük bir güç ama bizim gücümüz barış ve dostluk gücüdür.. Bizim diğerlerine saldırmak için gücümüz yok dostluk için gücümüz var. Bizim gücümüz tabii ki sulta ülkeleriyle değişiyor, farklıdır. Hiçbir zaman başkalarına saldırmak istemiyoruz veya başkalarının topraklarını işgal etmek istemiyoruz veya hiç kimsenin, hiçbir halkın hakkını yemek istemiyoruz. Biz tüm halklara saygımız var. Halkların ilerlemesini bizim ilerlememiz gibi sayıyoruz. Halkların güvenliği ve ilerlemeleri sevindiriyor bizi. Bizim güç mesajımız barış ve dostluk mesajıdır. Adalet mesajıdır. Bu herkesin menfaatidir. İran tarih boyunca büyük bir ülkeydi. Türkiye de aynı şekilde büyük bir ülke. İran ve Türkiye’nin büyüklüğü bunun güçlülüğü herkesin menfaatidir. Bölgenin barış ve huzurun hakkıdır. Tabi Siyonistler bunu istemezler,önemli değil.

Bereket: ben şimdi biraz daha geriye doğru çıkıp dünya ile ilgili sorular sormak istiyorum. İran’ın nükleer programı Amerika ile İran arasında sorunlara neden oldu. İlişkiler baya gerildi son dönemde Cenevre’deki görüşmelerden bir sonuç çıkmadığını gördük daha da ilginci o sıralar da İsrail’de 100 tane savaş uçağıyla bir tatbikat yaptı. Bir gövde gösterisi olarak görüldü. Ardından aynı şekilde sizde İran’da bu uzun menzilli şahap füzelerinin denendiği bir tatbikat yaptınız. Şimdi ister istemez insan şunu merak ediyor. Bir gerginlik artıyor mu, bunu hissediyor musunuz? Yani diplomasi bitiyor da karşılıklı olarak pazılarınızı mı göstermeye başladınız. Nasıl okumamız lazım bütün bunları?

Ahmedinecad: bakın sizin sorunuzun aslında birkaç bölümü vardır. Bir nükleer konusu; biz düşünüyoruz ki bu nükleer konusu iyi bir yola ilerlemek üzere. Şu anda görüşmeler iyi görüşmeler şu anda iyi görüşmelerdir ve devam edecektir. Biz düşünüyoruz ki iyi bir başlangıç yapılmıştır şu anda onun takibi yapılıyor. Hiçbir zaman onun yenilgiye uğradığını düşünmüyoruz. Hiç kimse de onu yenilmiş diye düşünmemiştir. Tabii ki bu müzakereler yoğun bir müzakereler oldu. Bizim halkımıza olan otuz seneden beri tabii ki bu sorunu çözmek istiyorlar tabii ki bu bir iki celsede bu sorun çözülmez.
Herkes biliyor bu nükleer konusu bir bahanedir. Yoksa konunun aslı büyük güçlerin bizim halkımızın ilerlemesine karşı geliyorlar, asıl konu odur. Şimdi müzakereler başlamıştır bu iyidir, iyi durumdadır şu anda. Düşünmüyorum yani şu anda kargaşaya gitmiyoruz. Bu bir bölümdür yani sizin sorunuzun ama siyonist rejim tatbikat yaptıysa o kendine aittir yani kendini ilgilendiriyor. Herkes biliyor ki siyonist rejim İran’la kıyaslaşamaz. Onların zihinlerinde bile gerçekten sığdıramazlar bunu ki İran’la kıyaslaşamazlar bunu. Herkes biliyor, hepsi biliyor onların programlarında bile değil yani, onların temellerinde olabilir, arzularında olabilir fakat o arzuları beraberinde götürecekler, kendilerinde götürecekler. Onlar çok ufaklar ki bizim için iran için bir program falan yani onlar kendileri de ilan etmişler bunu. Kendileri de ilan etmişler. Elbette siz biliyorsunuz yani siyonist rejimi içten parçalanmak durumunda. . Yani varlık felsefesini onlar bırakmışlar. Onlar ancak saldırdıkları zaman yaşıyorlar ancak. Ben size bir noktayı anlatayım yani ilginç olabilir sizin için bunlar oluşturdukları zaman Nil’den Fırat’a kadar slogan atmışlar. Yani bizim bütün bölgeyi yani İran, Türkiye, mısır, Fars körfezi ırak hepsini sudan yani tüm bölgeyi tüm İslam dünyasını… eğer bunlar bu amacı gerçekleştirebilselerdi tabii onların varlığına bir faydası olabilirdi. Ve büyük güçler onları destekleyeceklerdi. Ama şuanda bu rejim ne durumdadır. Yani hayatını devam ettirmek için kendi etrafında şuanda duvar örüyor. Yani bu ne demek; yani bu mahvolmak demek, yani ortadan kalkmak demek. Çünkü bunun varlığı artık yok bunların varlığı korkutmak, saldırmak, işgalcilik yapmak ve istismarı ortaya koymaktır. Yani şuanda bunu yapamazlar. Onların kendilerine bakmaları lazım, Onların varlığı yok çünkü her ne kadar erken giderlerse onların menfaatinedir. Ne kadar gün kalırlarsa onların zararınadır. Batı ülkeleri de o kadar onları desteklemesinler. Bu rejimin ömrünün sonu gelmiştir. Bazıları zavallı dünya etrafından getirmişler, orada evsiz bırakmışlar Filistinlilerin evlerini almışlar onlara vermişler. Ve onlar da şuan da bu rejime esir düşmüşler. Kapıları açsalar herkes oradan kaçar, gider. Yani onlar kapıları kapatmışlar.

Bereket: peki Amerika’nın desteğini nasıl görüyorsunuz? İşin içine bir de Amerika giriyor ister istemez İsrail olunca, o konu da neler düşünüyorsunuz?

Ahmedinecad: tabii ki Amerika ona destek veriyordu. Bundan sonra da destek verecektir. Amerika pek çok şey yapıyor tabii ki bu yaptığı şeyler pek dürüst değil yani. Ve genelde yaptığı işlerden bir sonuç almamıştır. Biz tavsiye ediyoruz ki bunu yapmasınlar çünkü amerika halkına zararlıdır. Böyle büyük bir Amerika halkını şahsiyetini cinayet kar bir rejim için harcamamaları lazım. Vefasız bir rejim için… biz tavsiye ediyoruz ki onları desteklemesinler bu çok iyidir. Herkesin menfaatinedir. Amerika menfaatine, avrupa menfaatine ve tabii ki Ortadoğu ve tabii ki dostluk zeminleri oluşturulacaktır.

Çubukçu: sayın cumhurbaşkanı Amerika’da seçimler geliyor. Yeni bir cumhurbaşkanı seçilecek. Yeni başkanla Amerika’nın tavrı değişir mi? Siz obama’yı mı, yoksa mckeyn’i mi tercih edersiniz? Fikriniz nedir acaba?

Ahmedinecad: bizim için fark etmez. O amerika hakkıdır ki seçsin yani. Keşke amerika’da seçimler serbest olsaydı ve çeşitli insanlar orada olacaktır. Ve amerika halkının bu iki partiden başka seçenekleri olabilirdi ama önemli olan iş başına gelecek olan nasıl bir tavır gösterecektir. Onun yöntemi önemli yöntemine bakmamız lazım. Ben düşünüyorum ki hangi devlet iş başına gelirse gelsin tabii ki amerika’nın yöntemini değiştirmesi lazım. Ve mevcut olan durumun amerika için devamı çok zor. Bu yöntemle devam ederse amerika’nın ekonomisi yıkılacaktır. Ve amerika’nın politikası da kargaşa olacaktır. Tabii ki bu kesinlikle olacaktır yani ben düşünüyorum ki amerika akıllı insanları bu meseleyi çok iyi anlıyorlar. Ve amerikan kararlaştırıcıları doğru kararlar almışlardır. Ve şuanda yönü değiştiriyorlar. Bu iyi bir iştir. Amerika devleti diğer ülkelerin içişlerine karışmadan önce tabii ki kendi halkını düşünmesi lazım. Kendi halkının sorunlarını çözmesi lazım. Onlarca milyon insan şu anda amerika’da ekonomik sorunlarla karşılaşmış durumda. Amerika’nın ekonomisi şuanda yıkılmak durumunda. Hangi devlet gelirse gelsin sınırlandırmaları lazım veya bölgeler için mesela ortadoğu için veya asya ve afrika için ve onları bırakıp amerika’ya artık gelsin amerika’nın işlerine baksın eğer amerikan halkına gerçekten acıyorsa amerikan halkı için çalışmak istiyorsa… biz düşünüyoruz ki Amerika’nın akıllı insanları artık bu sonuca varmışlardır. Ve umarız bu sonuca varmıştır. O zaman fark etmez kim gelirse gelsin önemli olan ne yapacağıdır.

Çubukçu: sayın cumhurbaşkanı röportajımızı kabul ettiğiniz için ve sorularımıza yanıt verdiğiniz için teşekkür etmek istiyorum. Belki programı kapamadan önce de bir kaç noktanın altını çizmekte yarar var. Yarın ki ziyaret öncesi ilişkilerin iyi gittiğini belirtti sayın ahmedinecad. Türkiye’yle terörle mücadele işbirliğinin devam edeceğinin altını çizdi. Nükleer çalışmalar konusunda barışçıl olduğunu dostane bir girişim olduğunu türkiye’nin en azından dialog kapılarını açma yolunda önemli adımlar attığını ve bunu devam ettirmesi gerektiğini belirtti. Özellikle anıtkabirle ilgili sorduğumuz sorulara çok fazla ısrar edilmemesi gerektiğini program gereği istanbul’dan başlanacağını önemli olanın program içeriği olduğunu belirtti. Suriye israil ilişkileri ile ilgili israil’in yıkılmaya yakın bir rejim olduğu işgali bırakması ve ancak bu şekilde barışın gelebileceğinden söz etti. Lübnan’da hizbullah’ın haklı bir mücadele verdiğinin altını çizdi. Nasrallah’ı herkesin türkiye’de iran’da suriye’de birçok insanın sevdiğini ve desteklediğini belirtti ve nükleer çalışma konusunun barışçıl olduğunun iran’ın önünü kesmek isteyen güçlerin bri bahanesini olduğunu dile getirdi. Cenevre anlaşmalarının da olumlu bir yönde olduğunun altını çizdiğini söyleyebiliriz. Amerikan seçimleriyle ilgili de önemli olanın kimin seçileceği değil nasıl yönetileceği diye söyledi. Ben kendi adıma ve ntv adına sayın başkana tahran’dan cumhurbaşkanlığı sarayının bahçesinden teşekkür etmek istiyorum.

Ahmedinecad: müsaade ederseniz şimdi ben sizin sözlerinize bir bütünleyici olarak söylemek istiyorum. Siyonist rejimi konusunda bizim çözümümüz tabii ki insanlık bir çözümdür. Ve tabii ki halkın görüşüdür bu. Buna tabii ki dikkat etmeniz gerekiyor. Şimdi siz buyurunuz. Benim duyduğuma göre siz balayı geçirmişsiniz.

Bereket: balayından erken döndüm size yetişmek için çok uzaklardan uzak doğudan erken döndüm bu söyleşiyi yapabilmek için 3 gün erken döndüm.

Ahmedinecad: ben sizi tebrik ediyorum.

Bereket: çok teşekkür ediyorum.

Ahmedinecad: eşinizi de buraya getireceksiniz ve bizim misafirimiz olacaksınız.

Bereket: bunu bir söz olarak alıyorum. İnşaallah yakında da geliriz o zaman.

Ahmedinecad: başka konunuz varsa …

Bereket: hayır bende birşeyler eklemek istiyorum sadece.türkiye konusunda söyledikleriniz oldukça ilginç toparladığım kadarıyla ilk defa ben bir iranlı liderden bu kadar net türkiye’nin öneminin farkında olduğunu türkiye’yle daha ileri gitmek istediğini askeri işbirliği konusunda terörle mücadele konusunda diğer konularda olsun ekonomik konularda olsun bu kadar ileri gitmek istediğini görüyorum. O yüzden bu çok önemli tabii bir de farklı dünya çizdiniz aslında israil’in, israil tarafında baktığınızda israil’in yıkılmakta olduğunu amerika’nın zora girdiğini ama bunu gördüğünü ve nükleer görüşmelerin pazarlıkların iyi gittiğini söylediniz. Tabii dünya’nın başka yerlerinde başka şeylerde söyleniyor ama bunu da not düşmek lazım. Çok teşekkürler bir kez daha sağolun.

Ahmedinecad: inşallah başarılı olacaksınız sizin için türk halkı için ve tüm halklar için saadet barış ve güvenlik diliyorum.

Bereket: böylelikle bu özel programımızı kapatıyoruz. Tahran’dan cumhurbaşkanlığı sarayından hepinize iyi akşamlar

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv