Suriye cumhurbaşkanı Beşşar Esad’ın İran televizyonuna verdiği röportajın tam metni
Bu yazı kez okundu.
17 Kasım 2013 11:26 tarihinde eklendi

Suriye cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad; Suriye’nin çok sayıda bölge ülkesinin yanında dünyanın en büyük ülkeleri tarafından maruz kaldığı baskılara Suriye halkında birbirine bağlı olarak mevcut olan ulusal ve ahlaki iki durumla karşı koyulduğunu belirtti.

İran televizyonunun 4. Kanalına verdiği mülakatta Suriye Cumhurbaşkanı el-Esad; sunulan büyük teşvikler, paralar ve tahriklere de yine bu ulusal ve ahlaki durumla karşı koyulduğunu ifade etti.

Suriye’nin devlet olarak korunmasında en büyük temel rolü Suriye halkının oynadığını belirten el-Esad; çünkü devlet kurumları ve ordunun rolünü halktan ayırmanın mümkün olmadığına dikkat çekti. Halkın farklı bir tutuma sahip olması halinde devletin karşısında durmayı başarmasını kesinlikle mümkün olmadığını ifade eden el-Esad; halkın tutumlarını farklı zamanlarda indikleri ve meydanlarda dile getirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı el-Esad; farklı bölgelerde ve zamanlarda muhtelif kesimlerden ve bileşenlerden milyonlar halinde meydanları dolduran halk kitlelerinin seslerini dünyaya duyurmaya çalıştıklarına ve gerçek tutumlarını ifade ettiklerine dikkat çekti.

Gerek finans gerekse silah pompalama aracılığı ile her hangi bir dış müdahaleyi çökertecek şeyin sağlam iç durumlardan ibaret olduğuna vurgu yapan el-Esad; iç durumları dış durumlardan ayırma yada her birinin krizdeki rolünü belirlemenin mümkün olmadığına vurgu yaptı.

Annan planı konusunda ise el-Esad; güzel bir plan olmasının yanında şimdi ve gelecek için uygunluğunu koruduğunu ifade ederek Suriye’nin kanaat sonucunda bu planı onayladığını söyledi.

El-Esad; silahlı terör gruplarının suç ve şiddet eylemlerine ilaveten bu grupları destekleyen ülkelerin onlara silah ve para temin etmelerine son vermeyi öngören şiddeti durdurma bendi başta olmak üzere Suriye’nin bu planı beğendiğine ve onaylandığına dikkat çekti. Dolayısıyla Suriye’nin bu planı tam olarak hayata geçirmek için ciddi çabalar harcadığını belirten el-Esad; fakat bir kısım tarafların planı ilk anlarından beri sabote etmeye çalıştıklarını ekledi.

Annan planını desteklediğini iddia eden batılı ve bölgesel bir kısım ülkelerin planda şiddete son verme bendini çarpıtılmış ve yanlış olarak kullandıklarına işaret eden el-Esad; planın çökertilmesinde bu ülkelerin çıkarları olduğuna dikkat çekti.

El-Esad; Annan planının başarısız olması halinde bu ülkelerin sorumluluğu Suriye’ye yüklemeye ve karşı kararlar almak için uluslararası güvenlik konseyine gitme çabasında olduklarını belirtti.

El-Esad; bir kısım tarafların uluslararası güvenlik konseyinin kararlarıyla yetinmediklerini ve Libya’da olduğu gibi askeri saldırı talebinde bulunduklarını ifade etti. Bu yöndeki çabaların şu ana kadar başarısız kaldığını söyleyen el-Esad; belirli planlar konusunda her hangi bir bilginin bulunmadığını, fakat bir kısım ülkelerin durumu askeri eyleme doğru sürüklemeye çalıştıklarını söyledi.

Fakat bu ülkelerin biraz mantıkla düşünmeleri halinde askeri eyleme gitmekten cayacaklarını söyleyen el-Esad; bölgenin jeopolitik önemi ve sosyal yapısıyla depremin buluştuğu çizgiyi oluşturduğunu belirtti. El-Esad; bu çizgiyi kurcalama durumunda depremin farklı ve uzak yönlere taşınacağını, dolayısıyla bu konunun bir kısım tarafların hesaplarından çok daha büyük olduğunu ekledi.

Bölgede olup bitenlerin doğru analizinin iki proje arasında çatışmadan ibaret olduğuna dikkat çeken el-Esad; birinci projenin hegemonya ve boyunduruğu reddeden direniş olduğunu, ikincisinin büyük Ortadoğu projesi olduğunu söyledi.

El-Esad; bu çatışmanın da yeni olmadığını ve sömürü tarihine kadar uzandığını ifade ederek, fakat son versiyonunda ‘Yeni Ortadoğu Projesi’ olarak adlandırıldığını ifade etti.

Halkın idealindeki yeni Ortadoğu projesi versiyonunun ise dışarıdan gelen tüm dayatmacı projelere karşı mücadeleci bir Ortadoğu olduğunu belirten el-Esad; tüm baskılara, boyunduruklara, işgale, sömürüye karşı mücadeleci bir Ortadoğu projesi olduğunun altını çizdi.

El-Esad; yeni Ortadoğu’nun halkların içinden ve onların çıkarlarından yola çıkan Ortadoğu’nun olduğuna işaret etti.

Çatışmanın süreceği kanaatinde olduğunu ifade eden el-Esad; fakat bölgedeki devletler ve halklar olarak bölge ve halklarının çıkarlarıyla entegreli olmayan hiç bir projenin geçmesine izin verilmeyeceğini vurguladı.

El-Esad; Suriye’nin direnişi destekleme, Arap ve İslam haklarına tutunup bu uğurdaki mücadeleci tutumlarının bedelini ödediğini ifade etti.

Suriye’nin önemli jeopolitik konumuna dikkat çeken el-Esad; tarih boyunca dünyanın büyük güçlerinin çatışma sahasını oluşturduğunu belirtti.

El-Esad; Suriye’yi kontrol altına almanın bölgenin siyasi kararının büyük bir bölümünü kontrol altına alma anlamına geldiğini belirtirken, Suriye’nin ilk kez evrensel bir saldırıya maruz kalmadığını belirtti. Suriye’nin 2005 yılında benzer bir saldırıya maruz kaldığına işaret eden el-Esad; fakat o zamanlarda saldırının çökertildiğini, şimdi de yöntemlerin değiştirildiğini açıkladı.

Sözlerine devam eden el-Esad; halkın desteğini sürdürdüğü sürere Suriye’nin Filistin halkı ve mücadelesine ilaveten başka yerlerdeki haklı davalara desteğini kesmeyeceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı el-Esad; Suriye’nin politikasını batı yada dışarıya değil de ulusal ve halk pusulası üzerine yapılandırdığının altını çizdi.

Filistin davasının özellikle Arap bölgesi olmak üzere Ortadoğu’daki tüm davaların cevherini ve merkezini oluşturduğuna vurgu yapan el-Esad; nesiller boyunca zaman geçse bile Filistin davasını çözmeden ve hakları sahiplerine iade etmeden tutumları değiştirmenin kesinlikle mümkün olmadığının altını çizdi. El-Esad; Filistin davasında üçüncü yada dördüncü neslin geldiğini ve buna rağmen şu ana kadar hiç bir tutumun değişmediğine işaret ederek, dolayısıyla tutumların şu ana kadar değişmediği gibi bundan sonra da değişmeyeceğine dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı el-Esad; Suriye’de yaşanan durumların bir çok yönü olduğuna işaret ederek bunların evrensel, bölgesel ve içsel yönler olduğunu ifade etti.

Bu yönlerin birbirleriyle kesişmesiyle Suriye’yi benzeri görülmemiş bir krize sürüklediklerini belirten el-Esad; evrensel yönün sömürü tarihine sahip ülkelere bağlı olduğunu ifade etti.

El-Esad; sömürü tarihine sahip bu ülkelerin tutum cevherini değiştirmediklerini ve sadece yöntemleri değiştirdiklerini, görüşlerini dayatmaya çalıştıklarını ekledi. Bu ülkelerin, kendi çıkarlarını savunan bağımsız ve egemen ülkelerin bulunmasını kabul etmediklerine işaret eden el-Esad; tutumlarına, politikalarına, ilkelerine ve kanaatlerine ters düşen durumlarda ‘hayır’ diyen ülkelerin mevcut olmasından rahatsız olduklarını belirtti.

Bölgesel yönün ise bölgede bulunan ülkelere bağlı olduğunu ve bunun da bir dizi teferruatı bulunduğunu söyleyen el-Esad; bu ülkelerin bir kısmının Suriye’nin Filistin, Irak yada Lübnan gibi muhtelif davalarda izlediği politik tutum nedeniyle rahatsız olduklarını belirtti. el-Esad; bu ülkelerin şimdi de mevcut koşullar için de Suriye’nin tutumlarını, konumunu ve rolünü sabote etme çabasında düştüklerini ifade etti.

Sözlerine devam eden el-Esad; bir kısım bölge ülkelerinin ise Suriye’den rahatsızlıkları olmasa da dış dayatmalar ve direktifler nedeniyle kendisinin yada halkının vizyonunu ifade edecek karar alma gücüne sahip olmadıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı el-Esad; bir kısım ülkelerin resmi olarak Suriye’deki silahlı gruplara herhangi bir şekilde silah ve askeri gereç yollayacağını ilan ettiğine işarete ederek, böyle bir durumda bundan söz etmenin yada bu yönde kanıt aramanın hiç bir anlamı olmadığını vurguladı.

Suriye’nin iç durumlarına değinen el-Esad; her ülkede olduğu gibi Suriye’de de hem olumlu hem de olumsuz noktaların bulunduğunu söyledi. Fakat hiç bir sorun yada meydan okumada bir Suriyelinin başka bir Suriyeliyi öldürme seviyesine gelmemesi gerektiğini belirten el-Esad; yolsuzluk, gelir dağılımı, fırsat eşitsizliği, ekonomik yada siyasi kalkınmada sorunlar bulunsa da bu sorunların Suriye’de başka ülkelerden daha fazla olmadığına dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı el-Esad bu sorunların bir kısım dış güçler tarafından fırsat kullanıldığını ve Suriye’de bulunan bir kısım cahil ve ilkesiz insanların para karşılığında vatanlarına karşı çalışma aleti edildiğini ifade etti.

Suriye halkına karşı kanlı eylemlerde bulunanların kanun kaçağı ve dini radikallerin karışımı olduğuna vurgu yapan el-Esad; bunların sayısının aslında fazla olmadığını fakat tehlikeli olduklarının altını çizdi.

Suriye’de kanlı eylemlerde bulunanların arasında Kaide terör örgütü ve onun gibi radikal örgütlerin de bulunduğuna işaret eden el-Esad; bu örgütlerin katılım oranları farklı olsa da günümüzde en yüksek katılımın fanatiklere düştüğünü söyledi.

El-Esad; para alanların belirli zamanlarda ve kendilerinden istenildiğinde güvenlik konseyinde bir kararı yada bir çekişmedeki bir tarafı desteklemekle birlikte konseydeki dengeyi değiştirmek için vahşi katliamlarda bulunduklarını söyledi.

Benzer bir durumun geçen yıllar içinde Lübnan’daki direnişe karşı uygulandığını açıklayan el-Esad; aynı şekilde uluslararası güvenlik konseyinde dengeyi değiştirmek ve direnişin aleyhine kararlar almada suikastların yapıldığını ve direnişe yüklenmeye çalışıldığını ifade etti.

El-Esad Kaide terör örgütünün Suriye’de bulunduğunu ve ona bağlı bir çok teröristin tutuklandığını belirtirken; bu teröristlerin ifadelerinde işledikleri cinayetler ve vahşetleri itiraf ettiklerini söyledi.

Kaide terör örgütünün Arap finansıyla bir ABD icadı olduğunu belirten el-Esad; bunun her kes tarafından bilinen bir gerçek olduğuna işaret etti.

El-Esad; Amerikalıların geçici çıkarlar doğrultusunda geçici politikalar izlediklerinin de bilinen bir şey olduğunu söyledi.

Amerikalıların eski başkanları Ronald Reagan’ın diliyle seksenli yıllarda Kaide militanlarına “Özgürlük Savaşçıları” adını verdiklerine dikkat çeken el-Esad; bir kaç yıl sonra özgürlük savaşçılarının adı terörist olduğuna vurgu yaptı.

El-Esad; şimdi ise Amerikalı bir kısım tarafların bu terör örgütü ile yeniden çalışmaya başladıklarını, pozitif radikalizm ve negatif radikalizmin varlığından söz etmeye başladıklarına dikkat çekti.

Amerikalıların ülkelerinin yaşadığı durumlara göre rolleri paylaştıklarını, adlandırmaları, terimleri ve ilkeleri istedikleri gibi değiştirdiklerini ve kullandıklarını ifade eden el-Esad; Kaide Örgütünün onlara düşman bir ülkeyi vurması halinde kahraman, çıkarlarını vurması halinde ise terörist olduğunu ekledi.

Cumhurbaşkanı el-Esad, devletin anayasa uyarınca Suriye toprakları üzerindeki tüm vatandaşlarını koruma yükümlülüğü taşıdığını söyleyerek bir teröristi etkisiz hale getirdiği zaman onlarca ve belki binlerce vatandaşını koruduğunu çünkü teröristin vatandaşları her an hedef aldığını ifade etti.

Elini Suriyelilerin kanına bulayan hiçbir şahsın serbest bırakılmadığını bildiren el-Esad, yanlış anlama, para ihtiyacı ya da cehalet nedeniyle silah taşıyan fakat katliam yapmayıp devlete teslim olanların ve af isteyenlerin serbest bırakıldıklarına işaret etti.

Cumhurbaşkanı , “bu şahıslara yeniden vatansever olma fırsatı vermek için hoşgörülü davranmamız çok doğal” diye konuşarak Suriye’deki reformun devam eden bir süreç olduğunu ve 200 yılında Suriye’nin karşılaştığı zor dış koşullarla eş zamanlı olarak başladığını belirtti.

Bu koşulların öncelikli olarak Filistin davası ve ya direnişe verdiği desteği çekmesi için yapılan baskılardan kaynaklandığına değinen el-Esad, bugünkü gelişmelerin yaşanan olaylarla reform arasında bir bağlantı bulunmadığını gösterdiğine dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı, reformların durumu iyeleştirmediğini, teröristlerin ve arkasında duran ülkelerin reformlarla ilgilenmediklerini dile getirerek “onların amacı Suriye’de kaos yaratmaktır. Reformları şimdi ya da daha önce gerçekleştirmiş olsaydık bile yaşananlar kaçınılmazdı. Çünkü olanlar reform talebiyle gelen istem dışı eylemler değil dış güçlerce planlanan eylemlerdir” diye konuştu.

Çin, Rusya, bölge ülkesi İran’ın ve diğer dünya ülkelerinin uluslar arası düzeydeki objektif tutumlarını takdirle karşıladıklarını söyledi.

El-Esad, bu tutumların batının göstermeye çalıştığı gibi bir şahsı ya da devleti savunma hedefi taşımadığını, Suriye’nin bölgede önemli bir ülke olması, istikrarının bölge ve dünya istikrarını etkilemesi nedeniyle bölge istikrarını savunma amacı taşıdığını kaydetti.

Türkiye’nin Suriye krizine yönelik tutumu konusunda ise Cumhurbaşkanı el-Esad, “Türkiye devleti yetkilileriyle Türk halkının Suriye’de yaşananlara karşı olumlu tutumunu birbirinden ayırt etmek gerekiyor. Türk halkı Türkiye’deki medya çarpıtmasına rağmen Suriye’yle ilgili gerçeklerin büyük bir bölümünü biliyor” diye belirtti.

Cumhurbaşkanı el-Esad sözlerine şöyle devam etti, “Osmanlı İmparatorluğunu yeniden yaşatma konusuna gelince tüm verileriyle çok farklı bir çağa girdiğimiz kanaatindeyim. Bunu uygulamak imkânsızdır. Türkiye ile ilişkilerimiz ve Türkiye’nin rolü sonucunda iyi ilişkiler, Şanghay örgütü gibi birlikler ve örgütlerden oluşan bir imparatorluk kurabileceğimize inandık. Söz konusu yeni imparatorluklar bölge çıkarlarını yansıtan ABD ya da batılı tutumlara dayanmayan objektif ve akılcı tutumlarla kurulabilir” dedi. Cumhurbaşkanı, Arap Ligine Arap davalarına karşı olumlu bir rol oynama fırsatı verilmediğini, yapılan tüm önerilerin tümüyle Arap çıkarlarının aleyhine olduğunu dile getiren el-Esad, Arap zirvelerinin Suriye açısından çoğunlukla çıkarlarımızla çelişen proje yada düşüncelerle savaşma alanı teşkil ettiğinin altını çizdi.

El-Esad, Arap Ligine Arap sahasında dış planları uygulayan belirli ülkeler aracılığıyla rolünü yerine getirme izni verilmediğine vurgu yaparak “bugün Arap ligine aynı ülkeler aracılığıyla Arap ülkelerinin çıkarlarının aleyhine bir rol oynama izni veriliyor. Arap ligi Libya’nın bombalanması için bir örtü oluşturmuştur. Suriye ise bu kararı alenen reddeden tek ülkeydi” diye belirtti.

Suriye’nin bu tutumunun bedelini ödediğine dikkat çeken el-Esad, kararın hemen ardından Arap Ligi aracılığıyla Suriye’ye saldırıların başlatıldığını bildirdi.

El-Esad, “Arap Liginin günümüzdeki ve geçmişteki gerçeği budur” vurgusunu yaptı.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv