CİHAD – İMAM ALİ HAMANEY
Bu yazı kez okundu.
19 Kasım 2013 17:11 tarihinde eklendi

Cihad

Cihad, yüce ve mukaddes bir hedef için mücadele demektir. Çeşitli alanlarda cihada başvurmak mümkündür. Bu alanların biri silahlı çatışmadır. Siyaset alanı, bilim alanı ve ahlak alanı da söz konusudur. Cihadın doğruluğunu ortaya koymanın yolu, sürdürülen bu hareketin hedefinin ve yokedilmesine çalışılan engellerinin olmasıdır. Bu, bir mücadeledir. Cihad, işte böyle bir mücadelenin, ilahi bir hedefi olması sayesinde kutsal bir şekle bürünmesidir.
Ben, aziz gençlerimizi hakiki bir cihada çağırmaktayım. Cihad yalnızca savaşmak ve savaş alanına gitmek demek değildir. Bilim alanında, ahlak, siyasi etkinlikler ve halk için araştırmalarda bulunmak da cihad sayılır. Toplumda doğru bir kültür ve düşünce üretilmesi de cihaddır. Zira düşmanın bizi gaflete sürüklemesi, sapmaya uğratması, yanılgılara sevketmesi mümkündür. Halkı fikri açıdan aydınlatmaya çalışan, sapmaları önleyen, yanlış anlamaları engelleyen herkes, düşman karşısında dikildiği için cihad ediyor demektir. Bütün bunlar, Allah yolunda cihaddır. Bu cihadın muhatabı, müstekbirler, emperyalistler ve düşmanlardır; İslam’la, İran’la, kimlik, milliyet, İslamiyet ve İslami sıfatlarla inatla düşmanlık yapanlardır. Kur’an şöyle der: ‘Müslümanlar kafirler karşısında çetin bir davranış içinde olmalıdırlar.’ Bu kafirler neredeler ? İslam’a inanmayan herkes karşısında çetin ve şiddet içerisinde davranmak söz konusu değildir. Sizinle kavga içinde olmayanlar, aleyhinizde entrika çevirmeyenler, milletinizin ve nesillerinizin yokoluşuna çalışmayanlar hatta bir başka dinden dahi olsalar, onlara iyilikte bulununuz ve iyi davranınız. Kendisine şiddetle karşı çıkılması gerekenler, bunlar değildir. Şiddetle karşı çıkılması gereken kimseler, sizin kimliğiniz, milliyetiniz, ülke, İslam, toprak bütünlüğü, bağımsızlığınız, şeref ve onurunuz, gelenekler, kültür ve değerlerinizle mücadele edenlerdir. Toplumumuzda egemen olması gereken kültür, işte budur. Müslümanlar arasında tolerans ve müsamaha ortamı sağlanmalıdır.
İslam kültürünün, bariz örnekleri daha çok Asr-ı Saadet’te ve biraz da sonraki zamanlarda görülen dolgun noktalarından biri, cihad ve savaşım kültürüdür. Cihad yalnızca savaş alanlarında yer almak anlamına gelmez. Zira düşmana karşı koymak amacıyla gerçekleştirilen her türlü çaba ve eylem, cihad olarak telakki edilebilir. Elbette kimilerinin zahmet çekerek yaptıkları her hareketi cihad olarak takdim etmeleri mümkündür. Ancak, bu tabir doğru değildir. Çünkü cihadın şartlarından biri, bir eylemin düşmana karşı gerçekleştirilmesidir. Şimdi bu cihad silahlı savaş alanındaysa ona savaş cihadı denir ve siyaset meydanında ise siyasal cihad denir. Bir de bunun kültürel meseleler çevresinde hayata geçirilmesi mümkündür ki bu da kültürel cihad olarak adlandırılır. Yapım ve onarım alanında olursa bu yapım cihadıdır. Elbette cihadın başka alanlarda ve başka adlarla gerçekleştirilmesi de mümkündür. O halde cihadın kriteri kılıç ya da savaş alanı değildir. Ölçü, mücadeledir ve mücadele de iki unsura sahip olmalıdır: Çaba ve hareket ile düşman karşısında olmak.
Cihadda başka insanların haklarına tecavüzde bulunmak söz konusu değildir. Cihadda çeşitli bahanelerle şu ya da bu insanın öldürülmesi yoktur. Müslüman olmayan herkesin yokedilmesi cihad demek değildir. İslam dışında bir inanca sahip olan herkese şiddetle davranmamak gerekir. Müslüman halkların kimliğiyle, İslam’la, bağımsızlık, namus, kültür, toprak bütünlüğü ve değerleriyle mücadele eden kimseler karşısında çetin bir tavır sergilemek gerekir. İşte bu yüzden cihad ilahi bir hüküm olarak kabul edilmektedir. Eğer hayata geçirilirse milletler onur kazanacaklardır.
İslam İnkılabı halkımıza cihad kültürünü kazandırdı. Cihad kültürü şimdi tüm alanlarda rol ifa etmektedir.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv