EMR-İ  BİL MA’RUF VE NEHYİ ANİL MÜNKER – SEYYİD ALİ MUHAKKİK
Bu yazı kez okundu.
19 Kasım 2013 16:09 tarihinde eklendi

EMRİ MARUF- SEYYİD ALİ MUHAKKİK

Mukaddes İslam dini,insanların doğru bir şekilde e-ğitilmesi, günah ve sapmaların önünün alınması için, aile ve öğretmenin bu konudaki hassas rolünü nazar-} dikkate almasının yanı sıra genel olarak da bütün Müslümanların birbirlerinin işlerini denetlemesini emretmiştir. İslam’ın bu açık hükmü gereğince her Müslüman, diğer bir Müslümanın açıkta yaptığı işlerine nezaret etme, onu iyiliklere davet etme ve kötülüklerden sakındırma hakkına sahiptir; hatta yerine getirmesi vacip olan bir görevidir.

İyiliği Emretme Ve Kötülükten Sakındırma

Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde bu mevzu geçmiştir. Bazen Müslümanları bu işi yaptıkları için övmekte40 bazen onu, salih (iyi) insanların yaptığı bir iş olarak tanıtmakta41 kimi zaman da Hz. Lokman’ın oğluna ettiği nasihatlerin arasında olduğu gibi bu işe teşvik etmekte42, bazen de bu büyük vazifeyi yapan kimselere rahmet vaad etmektedir.43

İslam diyor ki: “Eğer toplumunuzda zulmün yaygın-laşmamasını ve toplumunuzun felakete ve yok olmaya doğru gitmemesini istiyorsanız, genel denetim ve yapıcı tenkitte bulunmalısınız.”

İmam Rıza (a.s): “İyiliği emretmez, kötülükten sa-kındırmazsanız, kötüleriniz size musallat olur ve artık iyilerinizin duası da kabul olmaz”44 buyurmuştur.

Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Sizden öncekiler günah işlediler, alimleri de onları bu işten sakındırmadılar; bu yüzden onlar helak olup gittiler.”45

Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) de şöyle buyuruyorlar:

“Ümmetim, iyiliği emredip kötülükten sakındırdıkları ve iyi işlerde yardımlaştıkları müddetçe hayır üzere ve mutlu olurlar. Ama bunu terkettikleri zaman, bereket onlardan alınır, bir kısmı diğerine musallat olur. Yerde ve gökte hiçbir yardımcıları da olmaz”.46

İslam, günahları önleyebilecek durumda olup da ön-lemeyen kimseleri, günahkârlarla ortak bilmektedir. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmaktadırlar:

“Allah (c.c) Hz. Şuayb peygambere: “Ben, senin kavminden yüz bin kişiyi azaplandıracağım; kırk binini kötülerinden, altmış binini de iyilerinden” diye vahyetti. Şuayb peygamber: “Ya Rabbi, kötüleri anlıyorum, evet, ama iyileri niçin azaplandırıyorsun?” diye sordu. Allah -azze ve celle- ona: “Onlar, günahkârlarla uzlaştılar ve benim gazabım için onlara gazaplanmadılar.” diye vahyetti.”47

Gerçi iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma farzının birtakım şartları vardırki etkisi olacağına ihtimal vermek de o şartlardan biridir Ama en azından günah ehli kimselere güler yüz göstermemeliyiz. Hz. Ali (a.s):

“Resulullah (s.a.a) günah ehli kimselerle karşılaştığımızda yüzümüzü ekşitmemizi emretti” buyurur.48

Nasihat Etmek

İnsanlar, işlerin iyi veya kötü olduğunu anlamakta denk değildirler. Tahsil seviyesi, zihin açıklığı, yaşlılık ve tecrübenin bu konuda büyük etkisi vardır. Bazen de bir işe olan istek, insanı kör ve sağır eder, artık onun kötü taraflarını göremez. Onun için insanlar bu konuda birbirine yardımcı olmalı, birbirinin elinden tutmalıdırlar. Bu nedenle İslam, Müslümanların birbirlerine nasihat etmelerini, bir işin iyi veya kötü olduğuna dair bildiklerini diğerlerine de anlatmalarım ve bu konuda asla ihmalkârlık etmemelerini emretmiştir. Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmaktadırlar:

“Kıyamet günü Allah’ın indinde derece bakımından insanların en büyüğü, yeryüzünde Allah’ın kullarına öğüt vermek için daha çok çaba sarfeden kimsedir.”49

İnsan, kendisinin hayrını istediği gibi mümin kardeşinin de hayrını istemeli ona öğüt vermelidir.50

İmam sadık (a.s) şöyle buyuruyorlar:

“Allah için, O’nun kullarının hayrını isteyip onlara öğüt verin,. Çünkü Allah indinde bundan daha faziletli olan bir amel bulamazsınız.”51

İslam, bu toplumsal işe o kadar önem vermiştir ki nasihat etmekten çekinmeyi hıyanet saymıştır. Nitekim Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuşlardır:

“Kim, din kardeşini hoşlanılmayan bir işte görürde gücü yettiği halde onu o işten sakındırmazsa, ona hıyanet etmiştir.”52

40- Al-i İmran süresi, 109. ayet.

41- Al-i İmran sûresi. 114. ayet.

42- Lokman sûresi, 17. ayet.

43- Tevbe sûresi, 71. ayet.

44-Füru’ül-Kafi, c.l, s.343.

45- Füru’ül-Kafi, c.l, s.343.

46- Et-Tehzib, c.2, s.58.

47- Füru’ül- Kafi, c.l, s.343.

48- Füru’ül-Kafi, c.l, s.344.

49- Usul’ül-Kafi, s.414.

50- Usul’ül-Kafi, s.414.

51- Usul’ül Kafi, s.414.

52- Bihar’ül-Envar, c. 15, Kitab’ul-İşret, s. 136

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv