Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı’nın Muharrem Ayı Bildirisi
Bu yazı kez okundu.
26 Kasım 2013 15:08 tarihinde eklendi

Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı Muharremu’l Haram ayının girmesi ve Peygamber efendimizin ciğer paresi İmam Hüseyin, (aleyhi selam) ailesi ve vefalı yaranlarının şehadetinin bin üç yüz yetmiş birinci yıldönümünden dolayı bir bildiri yayınladı.

Bu bildirinin tam metni şu şekildedir:

“Bismillahirrahmanirrahim

Eğer istersem onu, dünya kıyameti uzak değildir
Bu genel yeniden dirilişin adı muharremdir

Yine hüzünlü bir muharrem ayına girmiş bulunuyoruz ve Kerbela Okulu kendi kapılarını âşıklarının üzerine açmıştır. Şehadet, yiğitlik, özgürlük, adalet, zulüm ve bozgunculuk karşısında teslim olmama dersini öğretmektedir. Kapı ve duvarına “Heyhat Minne zille” yazısı kazınmıştır. Bu üniversitenin üstatlarının –yaşlılardan “Habib ibni Mezahir” ve “Müslim ibni Avsece” gençlerden “Ali Ekber” ve “Kasım” süt emenlerden “Ali Asker”dir – her biri aşk dersi vermiş, canlarını ortaya koyarak, zamanlarının İmamının marifetinde fani olmuşlardır.

Muharremu’l Haram Ayı, Hüseyni hamaset arzusu ile ahit yenilemek isteyenlere bir fırsat olması için kapıdan göründü; zulüm ve istibdat karşısında uyanış ve istikamet ayı, iyiliği emretme ve değerleri ihya etme ayı, kötülüklerden sakındırma ve sapkınlıklarla mücadele ayıdır muharrem…

Muharrem Ayı, Hüseyni mektep yolunu sürdürenlerin öz Muhammedi İslam bayrağını dalgalandırarak, meclis ve toplantılar düzenleyerek Aşura kültürünü İslam Dünyasının her yerine yaymaları için yine bize yüzünü göstermiştir. Öyle bir kültür ki İslam İnkılâbının büyük önderi imam Humeyni (r.a) onun azamet ve önemi hakkında şöyle buyurmuştur: “Şu ana kadar gördüğünüz İslam dinini ve şu anda üstünde oturduğumuz dini, şehitlerin efendisi (a.s) korumuştur… Şehitlerin Efendisi (a.s) İslam dinini kurtarmıştır… Şehitlerin Efendisinin mersiyeleri Şehitlerin Efendisinin mektebinin korunması içindir… Şu anda bin dört yüz yıldır ki bu minberler, bu göz yaşları, bu mersiyeler, bu musibetler ve bu sine zeniler bizleri korumuştur…”

Aynı şekilde bu kültürün kalıcı olduğuna dair Ayetullah uzma Hamaney’in buyruğu yeterlidir. Bu konuda şöyle buyurmuştur: “Eğer İslam milleti Hüseyin’in adını, Hüseyin’in anısını diri tutar ve onu kendileri için model ve olgu bilirlerse tüm engel ve sorunları aşarlar.”

Çeşitli ülkelerden yüzlerce seçkin bilim adamının üye olduğu ve dünyadaki milyonlarca insanın arasında kültürel ve düşünce bazında bir yere sahip olan uluslar arası bir kuruluş olan Dünya Ehl-i Beyt (aleyhumu’s selam) Kurultayı, İmam Hüseyin’in (a.s) ülke içinde ve dışında matemini tutanların aşağıdaki noktalara dikkat göstermelerini istemektedir:

1. Ebu Abdullah Hüseyin’in (a.s) matem günlerini altın bir fırsat bilerek onu değerli bir cevher sayıp, tüm çaba ve gayretimizle bu azim farizanın ikame edilmesi için bütün benliğimizden geçelim ki bu istek sadece ilahi tevfik ve başarı ile olur.

2. Yas merasimlerinin görkemli olması –ancak sade ve gösterişten uzak, şirkle karışık konuşmalardan, gulat ve aşırılıktan uzak olması- gerekmektedir. Yas tutanların da İslam’ın başkaların gözlerinde uygunsuz görünmesine sebep olacak şeylerden kaçınmaları gerekmektedir.

3. Hiç şüphesiz Şehitlerin Efendisinin matemini ikame etmenin en iyi yolu Hicri 61 yılında gerçekleşen inkâr edilemez hakikat ve kati olan Aşura’nın beyan edilmesi ki yaşanan bazı olayları Masum İmamların hadis ve tezkireleri arasında aranıp, bulunabilir.

4. İslam Dünyası bugün, diğer zamanlardan daha çok sükûnet ve vahdete ihtiyaç duymaktadır. Tüm Müslümanların müşterek İslam usullerinden kaynaklanan vahdete; İslam İnkılâbı Rehberinin defalarca açıkladığı gibi, Müslümanların müştereklere ve apaçık dinin usullerine bağlanması gereklidir. Elbette bu tam olarak ameli ve yapılabilir bir durumdur. Hiç şüphesiz Hidayet İmamları (aleyhimu’s selam) her kesten daha çok vahdet mayası, birlik ve müştereklik eksenidir. Bundan dolayı matem yöntemine ve Hz. Seyyid-i Şühedanın (aleyhi selam) tekrim meclislerinin düzenlenmesine dikkat etmeli ve pak ve temiz aile hakkında uydurma tasvirlerin ve Hüseyni kıyamı saçma ve boş bir şekilde anlatılmasından şiddetli bir şekilde kaçınalım. Üçüncü öncü ve önderi olduğu gibi ve insanı yoldan çıkarabilecek her türlü süslemeden insanlara tanıtalım ve münafık ve düşmanların elinden her türlü su-i istifade edilebilecek durumları alalım.

5. Bugün şanlı İran İslam İnkılâbının bereketiyle Hüseyni kültür dünyanın her yerinde duyulmuş ve tanıdık bir isim olmuştur; çağdaş dünyaya pratik yapıcılığını ve insan yetiştiriciliğini sabit etmiştir. Bugün uzak doğudan tutun da yaygın batı dünyasına kadar dünya özgürlerinin efendisinin namı, fedakârlıkları, can feda etmeleri ve masum ailenin Hicri 61 yılında öğle sıcaklığında gerçekleşen Aşura kıyamı her yeri kuşatmıştır. Acaba zulüm karşıtı, mazlumu savunan Ebu Abdullah Hüseyin’in (aleyhi selam) feryadı ile nebevi öz kültürü, materyalist dünyanın işe yaramaz, insanı yakan kültürlerinin üzerine çekmenin vakti gelmedi mi? Acaba özgürlük, hakikati arayan, zulme baş kaldırma, mal, can ve aileden geçme kelimelerini ve bunun gibi bir çok kültürel mefhumları ve Aşura terbiye kültürünü dünya halklarına açıklamanın zamanı gelmedi mi?

6. İslam, yaşadığımız bu çağda tüm uluslar arası arenada şaşırtıcı kazanımlar elde etmiştir; ki elbette bu kazanımlardan en fazla pay mustazaflar ve mahrumlara aittir ki hak ve hakikat mesajını anlayarak istenilen kutsal İslami hükümete ve payidar alevi ve vilayi şehre ulaşmak için çaba sarf etmişlerdir. Bugün mazlum Gazze’nin Müslüman halkının kızıl ve halisane kanı bu özgürlükler, faziletler ve şafak yaratıcılığının alemdarı olmuştur. Öyle bir halk ki medeni ve insan görüntülü insaniyet iddiasında olan namertlerin gözlemcilerinin karşısında anlı açık ve dik duruşlarıyla uluslar arası Siyonizm’in karşısında durmuş ve cennete paha verilip bahaneyle verilmeyeceğini bilmişlerdir. Evet, o kültür ki devamı için ve ondaki dersleri almak için son nefese kadar uğraş vermeli ve bu öğretileri açıklamak için tüm varlıklardan geçilmelidir. Hak kelimeyi ulaştırmak için can, mal ve yakınlarımızdan geçmekten korkmayalım. O günden aldığımız dersler bunlardır ve biz bugün o yegâne cevherin mirasçısıyız.

Dünya Ehl-i Beyt (aleyhimu’s selam) Kurultayı, son olarak baştan sona gam ve keder olan, ancak baştan sona Ehl-i Beyt’in (aleyhimu’s selam) marifetleriyle dolu olan bugünlerden dolayı tesliyetlerini sunar ve tüm Müminlerden ve İsmet ve Taharet ailesi âşıkları, sevenleri ve öz Hüseyni kültüre gönül vermişlerden; şehadet mektebini ve bu kızıl kıyamı bugün ve gelecek için kendileri için baş tacı ve olgu edinmelerini istemektedir.

Kurultay, aynı şekilde Hüseyni minber sahiplerinden, meddahlardan ve vaizlerden şehitlerin efendisinin yas meclislerinin şanını koruyarak, faziletleri zikretmelerini, menkıbeleri ve Ebu Abdullah Hüseyin’in (aleyhi selam) kıyamının felsefesini bu fırsattan yararlanarak anlatarak halkın basiret ve maneviyatının yükselmesi için istifade etmeleri beklentisindedir.

“Allahummec’el mehyane, mehya Muhammedin ve al-i Muhammed ve mematena memate Muhammedin ve al-i Muhammed.”

Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı

16 Azer 1389- Muharremu’l Haram 1432 – 07 Aralık 2010

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv