İmam Hüseyin(as)’in Faziletleri
Bu yazı kez okundu.
26 Kasım 2013 13:25 tarihinde eklendi
Etiketler :

Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim; Hüseyin’i seveni Allah sevsin. [1]

Resulullah (s.a.a) bir gün İmam Hüseyinin elinden tutarak şöyle buyurdular:

Ey cemaat! Bu Hüseyin b. Alidir; Onu tanıyın; canım elinde olan Allaha andolsun ki Hüseyin cennettedir, Onu sevenler de cennettedir, Onu sevenleri sevenler de cennettedir. [2]

Bir gün İmam Hasanla, İmam Hüseyin (a.s) anneleriyle birlikte Resulullah (s.a.a)i görmek için Hz.Aişenin evine gittiler. Resulullah (s.a.a) uyumuş olduğundan dolayı Fatıma (a.s); Şimdi ceddiniz yatmış, başka bir saatte Hazretin yanına gelelim buyurdular. Ama İmam Hasanla İmam Hüseyin; Biz ceddimizden ayrılamayız diyerek birisi Resulullahın sağ kolu, diğeri ise sol kolu üzerinde yattılar. Fatıma (a.s) Onların yattığını görünce kendi evine döndü. İmam Hasanla İmam Hüseyin (a.s) uykudan ayılınca Hz.Aişeden annelerinin nerede olduğunu sordular, o da; Siz yattığınızda evinize döndü dedi.

Bunun üzerine İmam Hasanla İmam Hüseyin (a.s) karanlık ve şimşekli olan o gecede evden dışarı çıkıp gittiler.

Resulullah (s.a.a) uykudan uyanınca onların oraya gelip yalnız başlarına evlerine döndüklerini öğrenince, hemen Fatıma (a.s)ın evine gitti. Ama onları orada bulamayınca onları aramaya koyuldu; nihayet onları Beni Neccar bahçesinin önünde yatmış olarak gördü; derken İmam Hasanı sağ omzuna, İmam Hüseyini de sol omzuna alarak eve doğru hareket etti. Bu arada İmam Ali (a.s) da Resulullaha ulaştı. Ashaptan bazıları da Resulullahla karşılaştıklarında; Babam anam sana feda olsun, hafif olmanız için torunlarınızdan birini bize verin dediklerinde, Resulullah (s.a.a); Siz gidiniz, Allah sizin sözünüzü duydu ve makamınızı tanıdı buyurarak vermekten kaçınıyordu.

İmam Ali (a.s) da; Ya Resulellah, anam ve babam sana feda olsun, hafiflemen için onlardan birini bana veriniz dediğinde Resulullah (s.a.a) İmam Hasana dönüp; Ya Hasan, babanın omzuna gitmek istiyor musun? diye sordu. İmam Hasan; Ey dede, vallahi senin omzunu babamın omzundan daha çok seviyorum dedi. Sonra İmam Hüseyine dönerek; Ya Hüseyin, babanın omzuna gitmek istiyor musun? diye sordu. İmam Hüseyin de; Ey dede, ben de kardeşimin dediğini diyorum, senin omzunda olmayı babamın omzunda olmaktan daha çok seviyorum. dedi. Resulullah (s.a.a) onları öylece omzunda Fatıma (a.s)ın evine götürdü. [3]

Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki:

Kim cennet gençlerinin efendisine bakmak istiyorsa, Hüseyin b. Aliye baksın. [4]

İmam Sadık (a.s)dan şöyle buyurduğu nakledilmiştir:

Resulullah (s.a.a) namaza durmuştu, Hüseyin b. Ali (a.s) da kenarında idi; derken Resulullah (s.a.a) tekbir getirdi. Ama Hüseyin (a.s) (dili tam açılmadığından) tekbir getiremedi. Resulullah (s.a.a) İmam Hüseyinin tekbir getirebilmesi için onu yedi kez tekrarladı; yedicisinde İmam Hüseyin de tekbir getirdi; işte bundan dolayı (namaza başlamadan önce) yedi kez tekbir getirmek sünnet oldu. [5]

Bir gün Resulullah (s.a.a) Fatıma (a.s)ın evine gidip; Ya Fatıma, bugün baban senin konuğundur buyurdular. Fatıma (a.s) cevaben; Ya Resulellah! Hasan ve Hüseyin benden yiyecek istiyorlar, ama ben onların açlığını gidermek için bir şey bulamadım. dedi. Daha sonra Resulullah (s.a.a) içeri girip Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Hz. Fatımayla birlikte oturdu. Ama Fatıma (a.s) şaşkınlık içerisinde kalmıştı, ne yapacağını bilmiyordu.

Daha sonra Resulullah (s.a.a) yüzünü göğe çevirdi, derken Cebrail nazil olup şöyle dedi: Ey Muhammed! Aliyyul- Ala (yüceler yücesi olan Allah) sana selam söylüyor ve şöyle buyuruyor: ‘Ey Muhammed! Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyine de ki; cennet meyvelerinden hangisini canınız istiyor?

Bunun üzerine Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdular: Ey Ali! Ey Fatıma, Ey Hasan, Ey Hüseyin! Aziz Allah sizin aç olduğunuzu bildi, o halde cennet meyvelerinden hangisini istiyorsunuz? Hiç kimse utancığından cevap vermedi. Bu esnada İmam Hüseyin (a.s) şöyle dedi: Ey baba, Ey Emirul- Muminin, ey alemlerin hanım efendisi olan anne, ey kardeş Hasan, sizin izninizle, cennet meyvelerinden sizin için bir şey seçeyim mi? Hepsi birlikte; Ey Hüseyin! Sen ne istesen ve bizim için ne seçsen biz ona razıyız. dediler.

İmam Hüseyin (a.s) sonra şöyle dedi: Ya Resulellah! Cebraile de ki, biz yeni yetişen hurma istiyoruz. Resulullah (s.a.a) buyurdular ki; Allah onu bildi. Sonra Resulullah (s.a.a); Ey Fatıma, kalk mutfağa git, hazır olanı bize getir. buyurdular. Fatıma (a.s) mutfağa gidip üzeri yeşil örtüyle örtülen billurdan bir tabak gördü, içerisinde mevsimi olmayan yepyeni hurma vardı. Onu Resulullahın yanına getirdi. Resulullah (s.a.a); Bismillahirrahmanirrahim diyerek o hurmalardan bir tanesini alıp Hüseyin (a.s)ın ağzına bırakarak; Afiyet olsun ya Hüseyin buyurdu, Sonra Hasan (a.s)ın, sonra Fatıma (a.s)ın, daha sonra da Ali (a.s)ın ağızlarına birer hurma bırakarak hepsinin adını dile getirip; Yiyin, afiyet olsun buyuruyordu. [6]

—————————————————————-
[1] – Sünen-i Tirmizi, c. 5, s. 324.
[2] – Biharul-Envar, c. 43, s. 262
[3] – a.g.e, c. 43, s. 266.
[4] – a.g.e, c. 43, s. 298.
[5] – a.g.e, c. 43, s. 307.
[6] – a.g.e, c. 43, s. 310.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv