BÜYÜK MÜCAHİD ALLAME SEYYİD MUHAMMED HÜSEYİN FADLULLAH (RA)
Bu yazı kez okundu.
4 Aralık 2013 13:28 tarihinde eklendi

BÜYÜK MÜCAHİD ALLAME SEYYİD FADLULLAH (RA)
Allame Seyyid Muhammed Hüseyin Fadlullah. 1354/1935’te Necef’te doğdu. Babası Ayetullah Abdurrauf Fadlullah, Necef’e ilim yolunda hicret etmişti.Çocukluğu Necef’in en büyük ilim havzasında geçti. Dokuz yaşındayken babasının yanında başladığı ilim yolculuğuna gençlik yıllarında zamanın en büyük alimlerinin yanında devam etti. Üstün başarısı ve erdemiyle hocalarının dikkatini çekti. Zamanın en büyük müctehidinin sonsuz güvenini kazandı ve sadece ‘Büyük Müctehid’in yetkisinde olan konularda kendisine tam vekâlet verildi.
bir çok ilim talibini ilmin ilk basamağından alıp mertebe mertebe yükseltti. Çağdaşı olan bütün alimler Fadlullah’ın ilimde ulaştığı yüce mertebeyi itiraf ettiler. 1966 yılında Lübnan’a döndüğünde geride telafi edilemeyecek bir boşluk bırakmıştı. Seyyid Muhammed Bakır Seyyid Fadlullah’ın yokluğunu şu sözleriyle ifade eder: “Necef’ten çıkan herkes bu şehri kaybeder. Ama Seyyid Fadlullah’ı Necef kaybetti.” Seyyid Fadlullah, dini ilimlere önem gösterdiği kadar Necef’teki kültürel hareketin de dinamikleri arasında yer aldı. Kültür Merkezi’nin üyesi olan Seyyid Fadlullah, edebiyat toplantılarına katılır, Mısırlı ve Lübnanlı düşünürlerin o günlerde Necef’e ulaşan makalelerini okur, güncel kültür hareketini takip ederdi. On-onbir yaşındayken arkadaşlarıyla beraber “Edebiyat” isimli bir dergi çıkarmaya başladı. Müslümanların daveti üzerine Lübnan’ın ihtiyacını göz önünde bulundurarak Necef’ten Lübnan’a geldiğinde ‘İslam Enstitüsü’nü kurdu. Sayısız alim yetiştiren enstitüde eğitim halen devam etmektedir. ‘İnsanların sıkıntılarıyla ilgilenmek ve İslam’la bağlarını kuvvetlendirmeyi’ davet metodu olarak belirledi.Beyrut ve Şam’da verdiği fıkıh ve usul dersleri 20 yıldan fazla sürdü, bu derslere Arap yarımadasının çeşitli yerlerinden gelen talebeler devam etti. İlmi faaliyetleri Arap dünyası ile sınırlı kalmadı; çeşitli İslam ülkelerinde ve bir çok batı ülkesinde çok sayıda akademik konferanslara katıldı.
Ehli Beyt mektebini ve Selefin yolunu takip eden Seyyid Fadlullah, Kur’an ve Sünnet’i anlama yolunda yeni ve sağlam bir düşüncenin temellerini attı. Seyyid Fadlullah’ı ictihadında ehil kılan noktaları başta arap diline mükemmel hakimiyet olmak üzere şöyle sıralayabiliriz:
1-İctihad ve çıkarımlarda, birinci kaynak ve temel yasa olan Kur’an’ın anlayışını temel almak.
2-Soyut felsefi düşünce ve mantık işlemleriyle içinden çıkılmaz bir hal alan fıkhı sadeleştirmek. Bu, birçoklarının anladığı gibi usulü çiğneme değil, teori ile teorinin çatıştığı pratiği ortak noktada buluşturma gayretiydi.
3- Seyyid Fadlullah’ın üstün dil hakimiyeti ve edebi zevki, dini metinleri anlama ve yorumlamasında özel bir boyutla tezahür etti.
Müctehidin sağlam bir kanaate sahip olması durumunda fıkıh nazariyelerini ortaya atmaktan çekinmemesi gerektiğini savundu. Temkinli hareket, ilmi temellerle bağı kopması durumunda mükellefler için meşakkate yol açıyordu. Bazı alimler Seyyid Fadlullah hakkında ‘ulaştığımız sonuçlar aynı; ama Fadlullah bizden daha cesur’ diyerek tanıklıklarını dile getirdiler.
Toplumun ilgi ve korumaya muhtaç grupları Seyyid Fadlullah’ın çalışma alanlarından bir diğeriydi. Lübnan savaşında yetimler yaşamlarını; din ve ahlaklarını tehdit eden ellere düşme tehlikesi yaşıyordu. Seyyid Fadlullah, Meberrat Hayır Müessesi’ni kurdu. Bir müddet sonra Lübnan’ın her yerinde açılan şubeleriyle faaliyet gösteren Meberrat, sosyal koruma kuruluşu olmanın ötesine geçmiş, ilim terbiye ve kültürün ışığında hayata hazırlayan bir okul haline gelmişti. Yetimlere fiziki, sosyal ve psikolojik korumanın yanı sıra, uzman bir kadronun denetiminde bireysel yeteneklerini geliştirme ve kendilerini yetiştirme imkanları sunuluyor, bu şartlarda yetişen yetimler müesseseye, topluma ve yaşama faydalı yetişkinler olarak dönüyordu. Meberrat, halen 3300 yetime koruma ve eğitim imkanı sunmaktadır.
Yoksullar ve engelliler unutulmamıştı. Evlere, mağazalara, sosyal kurumlara dağıtılan sadaka kutuları ve zekat fonuyla engelli aileleri finanse edildi. Körler, sağırlar ve konuşma engelliler gibi özel ihtiyaç sahibi insanlar özellikle de iç savaş döneminde farklı dini kurumlara sığınmak zorunda kalıyordu. Dini hassasiyetin zayıflamasına yol açan bu sıkıntıyla Fadlullah ‘Görme ve İşitme Engelliler Enstitüsü’ nü kurarak mücadele etti. Enstitü, sadece Lübnan’da değil, tüm ortadoğuda alanında bir ilk olarak biliniyor. Arapça, İngilizce ve Fransızca eğitimin verildiği enstitü öğrencilere ilkokuldan doktoraya kadar ilerleme imkanı sunuyor.
Seyyid Fadlullah’ın kurduğu, Lübnan’da İslam Enstitüsü, Şam’da Seyyide Zeynep Havzası’ndan mezun olan alimler Lübnan’a ve dünyanın çeşitli yerlerine dağıldılar. Düşünce ve kültür sempozyumları, günlük fıkıh ahlak ve akide seminerleri, Kur’an eğitimi, yaz okulları, haftalık tefsir dersleri gibi etkinliklere ev sahipliği yapan İslam Kültür Merkezi ise, onbinlerce kitap ve elektronik destekli Büyük Kütüphane’nin yanı sıra Seyyid Fadlullah’ın toplumun hizmetine sunduğu merkezlerden biri.
Seyyid Fadlullah’ın hayata gözlerini yumduğu Behmen hastanesi, kendisinin yaptırdığı hastane, poliklinik, sağlık ocağı zincirinden sadece biri. Lübnan’ın mahrum bölgelerinde açılan sağlık merkezlerinde laboratuar, muayene, görüntüleme, ilaç ve tedavi gibi hizmet giderlerinin %70’i özel fon tarafından karşılanıyor.
Müslüman ve Müslüman olmayan birçok ülkede açılan Davet ve Rehberlik Merkezleri din ışığında sosyal rehberlik hizmeti veriyor. Merkezler, özellikle akide ve dini hayatın tehlike altında olduğu ülkelerde insanın yaratıcısıyla irtibatını İslam düşüncesi çerçevesinde sağlamasına yardımcı oluyor. Ayrıca, başta eşler arası anlaşmazlıklar olmak üzere her çeşit anlaşmazlıklarda tarafların başvurabileceği hukuk büroları da kuruldu. Bürolarda çalışan uzman heyetlerin sorunlara İslam hukuku nazarıyla sunduğu çözüm kararları Seyyid Fadlullah tarafından denetleniyordu. Fetva bürosunda ise ehliyet sahibi fetva heyeti, insanların sorularına aydınlatıcı cevaplar veriyor.
Seyyid Fadllullah 1975 Lübnan iç savaşı günlerinde Neb’a’da bulunan merkez, Dahiye Cenubiyye’ye taşındı. Laik grup ve partilere güvenini kaybeden gençler Seyyid Fadlullah’ın etrafında dinamik bir potansiyel oluşturmaya başladılar. Seyyid Fadlullah’ın iyilik ve sorumluluk bilinci üzerine inşa ettiği İslami hareketin etrafında çığ gibi büyüyen genç ordu laik ve milli partileri rahatsız etti. Defalarca suikast girişiminde bulundular. Uyuduğu odaya roket düştü, tefsir dersine giderken yürüdüğü yolda saldırıya uğradı. Ama azmi sarsılmayan Seyyid Fadlullah şöyle diyordu: “Biz öyle bir halkız ki, kültürümüzde ölüme gelenek, şehadete ise Allah’tan ziyafet gözüyle bakarız.”

1982’ de İsrail Lübnan’a saldırdığında ‘sivil direniş’ çağrıları yapıldı. Ancak Seyyid Fadlullah, güçten başka dil bilmeyen çirkef bir düşmana karşı silahlı direnişin tek yol olduğunu savundu. Akın akın direniş saflarına katılan gençlerin mürşidine yerel, bölgesel ve uluslar arası istihbarat servisleri tarafından suikast planları hazırlandı. CİA’nın üstlendiği bir suikast girişiminde, Seyyid Fadlullah’ın evinin yakınında bomba yüklü aracın patlaması sonucu çoğu çocuk ve kadın 150’den fazla Lübnanlı öldü. Suikast öncesi dönemde Seyyid Fadlullah’ın evi yerli yabancı gazeteciyle dolup taşıyordu. İslami hareketi incelemek için enstitüler kurmaya karar veren emperyalist devletlerin doğuda batıda insanların gündemini meşgul eden, aktif direnişçi Seyyid Fadlullah gibi seçkin bir İslami lideri tanımaya ihtiyacı vardı. İslami hareketin dinamiklerini kavramak ve sonrasında suikast ortamı sağlamak için basın kullanılıyordu. Ama her planın üzerinde bir plan yapıcı vardı; İslam dünyasının Sünni-Şii grupları Seyyid Fadlullah’ı tanıdı, Lübnan’dan dünyaya bir bağ kuruldu. Siyasi ve stratejik rehberliği dünyanın her yerine ulaşıyordu.
Allah yaptığı hizmetlerden ve verdiği emekten dolayı ondan razı olsun ve bizleri ona layık bir takipçi kılsın.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv