AŞURA KIYAMININ SEBEP VE FAKTÖRLERİ – İMAM HUMEYNİ
Bu yazı kez okundu.
18 Aralık 2013 12:41 tarihinde eklendi

İslam’ın çıkışında, adalet ve özgürlüğün temelini atan son Peygamber (s.a.a.)’in rihlet (ölüm)’inden sonra Beni Ümeyye’nin çarpıklıklarının neticesi olarak İslam’ın zalimlerin boğazında yutulması ve adaletin fasıkların ayakları altında yok olmasına az kalmışken Seyyid-üş Şüheda (a.s.) büyük “Aşura” hareketini başlattı. (10)

Yezidilerin zalim hükümetinin İslam’ın nurani çehresi üzerine kırmızı bir kalem çekerek,İslam’ın büyük Peygamber (s.a.a.)’i ile İslam’ın çıkışında ki Müslümanların tahammül edilemez zahmetleri ve fedakâr şehitlerin kanını unutulmaya terk ederek, heder etmesine az kalmıştı. (11)

Bir mektep, posası çıkmış cahiliyet çarpıklıkları, milliyetçilik ve Arapçılığı yaşatmak için hesaplanmış programlar ve “La haberun cae ve la vehyun nezel” ,”Ne bir haber geldi ve ne bir vahiy nazil oldu” ([II]) şiarları ile mahvedilip yok edilerek, İslam’ın adalet hükümetinden bir “şahin şahlık” yapılmasına böylece de İslam’ı ve vahyi inzivaya çekmeye bir şey kalmamışken, beklenmedik bir anda ilahi vahiy ile beslenip Peygamberlerin Seyyidi Muhammed Mustafa (s.a.a.) ve Velilerin Seyyidi Ali Murtaza (a.s.)’nın evlerinde terbiye görmüş olan, Sıddıge-i Tahire (s.a.a)’nin kucağında büyüyen büyük bir şahsiyet kıyam ederek kendi eşsiz fedakârlığı ve ilahi hareketiyle büyük bir olay meydana getirdi. (12)

“Leibet Haşimun bilmülki Fe la haberun cae ve la vehyun nezel”

(Beni Haşim kabilesi saltanat ile oynadı. Öyleyse ne bir haber geldi ne bir vahiy nazil oldu) Yezit, (Allah’ın laneti üzerine olsun) Ehl-i Beyt kadınlarını Şam’da yanına getirdikleri zaman, çubukla Eba Abdullah (a.s.)’ın mübarek başında ki pak dişlerine vuruyordu ve bu şiiri söylüyordu.) (Me-es Sucumi Fi Tercümeti Nef Mehmumi-Allame Şearani, S. 252.)

Beni Ümeyye İslam’ı ortadan kaldırmayı amaçlamıştı. (13)

Beni Ümeyye’nin yozlaşmış rejimi İslam’ı Tağuti bir rejime çevirme ve İslam’ın kurucusunu da karşı oldukları o şeyle tanıtmaya götürüyordu. Cengiz İran’a ne yaptıysa Muaviye ve sitemkâr oğlu Allah Resulü (s.a.v.)’nün Halifesi unvanıyla İslam’a aynısını yaptı ve vahiy mektebinin esasını şeytani bir rejimle değiştirdi. (14)

Hazreti Seyyid-üş Şüheda (a.s.), Muaviye ve oğlu’nun (Allah lanet etsin) Mektebi yok oluşa sürüklediklerini ve İslam’ın aksini göstermeye çalıştıklarını gördüler. İslam geldiyse insanı olgunlaştırıp kemale ulaştırmak içindir, kendisine güç yığmak için gelmemiştir. İnsanı olgunlaştırmak içindir. Bunlar, bu baba ve oğul aynı bu baba ve oğul ([III]) gibi İslam’ı aksinden gösteriyorlardı. İçki içiyorlardı, Cemaat İmam’ı idiler ama meclisleri oyun meclisleri idi. Onlarda her şey vardı yine de peşlerinde cemaatleri vardı. Cemaat İmam’ı da oluyorlardı, kumarcı Cemaat imamı! Cuma imamıydılar minbere çıkıyorlardı ve minber ehli de idiler. Minbere çıkıyorlardı Allah Resulü (s.a.a.)’nün Halifesi unvanıyla oysaki Allah Resulü (s.a.a.) aleyhine kıyam etmişlerdi. Feryatları “LA İLAHE İLLALLAH” “Yoktur Allah’tan başka İlah” idi ama Ulûhiyet’e karşı kıyam etmişlerdi. Amelleri davranışları şeytanca ancak feryatları Allah Resulü (s.a.a.)’nün feryadı. (15)

Yezid’de iktidar sahibi bir sultan idi. -Arz ediyorum ki- Yezid saltanatın tüm sermayesine sahipti ve Muaviye’den sonra tek o vardı.

Hazreti Seyyid-üş Şüheda (a.s.) hangi hüccet (delil) ile asrının sultanına karşı gelmişti? Allah’ın gölgesinden taraf olmuştu? (Sultana el vurulmaması gerekirdi) Hangi delil ile asrının sultanına karşı geldi? Asrının Sultanı Şehadeteyn (iki şehadet)’i getiriyor ve diyordu ki, ben Peygamber’in Halifesiyim. Oysa gerçekte kanun dışı bir adamdı. Gerçekte bu adam halkı sömürmek istiyordu. Bu halkı yemek istiyordu. Halkın çıkarlarını, kendisi ve takipçilerinin yemesini istiyordu. (16)

Saltanat ve Veliahtlık (padişahlık) batıl ve uğursuz bir hükümet tarzıdır. Hazreti Seyyid-üş Şüheda (a.s.) onun uygulanmasını önlemek için kıyam etti ve şehit oldu. Yezid’in veliahtlığı altına girmemek ve onun saltanatını resmi olarak tanımamak için kıyam etti ve tüm Müslümanları kıyama çağırdı. Bunlar İslam’dan değildir. İslam’ın saltanat ve veliahtlığı yoktur. (17)

Muaviye ve Yezid’in İslam üzerinde olan tehlikeleri yalnız hilafet’in gasp edilmesi değildi. Bu ondan daha az tehlikeli idi. Bunların var olan tehlikeleri İslam’ı bir nevi saltanata çevirmek istemeleriydi. Maneviyatı tağuti bir şekle büründürmek istiyorlardı. Bunu da biz Allah Resulü (s.a.a.)’nün Halifesiyiz, adı altında yapıyorlar ve İslam’ı bir tağut rejimine dönüştürüyorlardı. Bunlar o iki kişinin İslam’a vermek istedikleri veya verdikleri zararlar içinde en önemlisi idi. Öncekiler o kadar zarar veremediler. Bunlar İslam’ın asıl esaslarını ters yüz yapmak istediler. Meclislerinde saltanat vardı! Şarap vardı! Kumar vardı?.

Allah Resulü (s.a.v.)’nün Halifesi ve mecliste şarap! Mecliste kumar? Ama yine de Allah Resulü (s.a.a.)’nün Halifesi namaza gidiyor ve cemaat namazı kıldırıyor! Bu tehlike İslam için büyük bir tehlike idi. Bu tehlikeyi Seyyid-üş Şüheda (a.s.) defetti. Seyyid-üş Şüheda (a.s.)’nın ‘kıyamı, tağut saltanatına karşıydı. Tağut saltanatı İslam’ı çevirmek istedikleri renge eğer çevirmeyi başarabilseydiler, İslam daha başka bir şey olurdu. Örneğin; iki bin beş yüz yıllık saltanat gibi olurdu. Oysa İslam gelmişti ki saltanat rejimini ve bunun benzeri rejimleri yok edip Dünya’da ilahi bir hükümet kurmak istiyordu. Tağutu yıkarak onun yerine Allah (c.c.)’ı getirmek istiyordu. Aynen cahiliyet meseleleri ve geçmiş meseleler. Seyyid-üş Şüheda (a.s.)’nın öldürülmesi yenilgi değildi. Çünkü (O kıyam) Allah kıyamıydı ve Allah kıyamında yenilgi yoktur. (18)

Onlar (Beni Umeyye) İslam’ın aslını yok ederek bir Arap devleti kurmak istiyorlardı. Bu işleri, Arap, Acem ve diğer bütün Müslümanların dikkatlerini toplamaları için sebepler oldu. Ve meselenin Arapçılık, Farsçılık ve bunların değilde meselenin Allah ve İslam olduğunu anladılar. (19)

Seyyid-üş Şüheda (a.s.) çünkü bunların İslam hilafeti ile İslam mektebini kirleterek zıt işler ve zulüm yaptıklarını, bunun da dünyaya Allah Resulü (s.a.v.)’nün halifesi bu işleri yapıyor, diye yansıdığını gördüler. (O zaman) Seyyid-üş Şüheda (a.s.) gitmeyi gerekirse ölmeyi, (Ancak) Muaviye ve oğlunun eserlerini yok etmeyi, kendileri için görev bildiler. (20)

Hazreti Seyyid-üş Şüheda (a.s.) Yezid’in zorbacı hükümeti karşısında bir miktar yavaş hareket ettiler. Güç sahibi bir hükümet idi ve İslami olduğunu açıklıyordu. Kendi yakınları ve kavminden de bunlarda vardı. İslami olduğunu açıklayan hükümet olmasına rağmen, kendi başına buyruk bir İslam hükümetiydi. Allah Resulü (s.a.a.)’nün halifesi kendi hayalinde idi. Ancak sorun burada ki bir memleketin kanunlarına haksız yere musallat olmuş, zalim bir adam idi. Hazreti Eba Abdullah (a.s.) az miktar (insanı) ile bunun karşısında harekete geçip, kıyam etmesi, onu işten sakındırmak ve nehyi anil münker yapmayı kendisine görev bilmesindendi. (21)

Seyyid-üş Şüheda (a.s.), zalim ve zorba bir hükümdarın halk içinde hüküm yürüttüğünü gördüklerinde, açıkça; zalim bir hükümdarın halk arasında hükümet ederek halka zulüm ettiğini gören bir kimsenin, Onun karşısında kişi veya kişilerle her ne kadar başarabiliyorlarsa durulmasını ve o büyük umumi ordunun engellenmesi gerektiğini belirtiyorlar. (Men rea) (Kim görse) Her kim bir zorba sultanın yaptığı bu tür işleri görse ve onun karşısında sakince oturarak hiç söz söylemezse ve bir iş yapmazsa, bu ülke fethetsinler. (22)

O (Seyyid-üş Şüheda) durumu dağıtana kadar, kendi ve yanında ki bir miktar kişinin fedakâr adamın yeri de o zorba sultanın yeridir. (23)

Yezid zahiri hesap üzerinden bakıldığında İslami bir adama benziyordu. Kendisini Peygamber (s.a.a.)’in halifesi olarak hesaplıyordu. Namaz kılıyor ve bizim yaptığımız işlerin tümünü O’da yapıyordu. Ama ne yapıyordu? Hâlbuki diğer bir taraftan isyankâr idi ve Allah Resulü (s.a.v.)’nün sünnetine muhalefet ediyordu. Allah Resulü (s.a.v.)’nün sünnetine göre Halk ile iyi geçinilmesi gerekir, O tersine amel ediyordu. Müslümanların kanının korunması gerekir, Müslümanların kanını döküyordu. Müslümanların malının heder edilmemesi gerekir, O Müslümanların malını heder ediyordu. Babası Muaviye’de bulunan yöntemin aynısına sahipti. Nitekim Müminlerin Emiri (a.s.) onun karşısında kıyam etti. Ancak Hazreti Emir (a.s.)’in ordusu vardı, Oysaki Seyyid-üş Şüheda (a.s.) çok az sayıda kişiyle bir süper gücün karşısındaydı. (24)

İslam’ın çehresine bir zararın verilmek istenildiği gün, İslam büyüklerinin canlarını onun için verdikleri gündür. Muaviye ve oğlunun hilafetleri zamanında mesele böyleydi, bunlar İslam’ın çehresini çirkinleştiriyorlardı. Müslümanların halifesi unvanıyla, Allah Resulü (s.a.a.)’nün Halifesi unvanıyla o cinayetleri işliyorlardı. Meclisleri ne meclisleri idi. İşte burada görev (bilinci) İslam büyüklerini mücadele edip değişiklik yapmaları için zorluyordu. Bunların İslam’ın çehresini çirkin göstermeleri, habersiz gafil kimselerin İslam hilafetinin Muaviye ve Yezid’in sahip oldukları hilafet olduğunu hayal etmelerine neden olması mümkün idi. İslam’a tehlikeli olan da budur ve bunun için mücadele etmek gerekir velev insan ölümüne gitse bile. (25)

DİPNOTLAR :
10- 6/10/1357’deki konuşması
11- 6/3/1361’deki konuşması
12- 26/3/1359’deki konuşması
13- 26/2/1362’deki konuşması
14- 9/4/1358’deki konuşması
15- 7/4/1358’deki konuşması
16- 14/8/1357′ deki konuşması
17- Velayeti Fakih, s. 11.
18- 10/3/1358′ de ki konuşması 25/7/1361’deki konuşması
19- 14/8/1359’deki konuşması
20- 13/4/1358’deki konuşması 11/9/1357’deki konuşması
21- 11/9/1357’deki konuşması
22- 3/8/1357’deki konuşması
23- 18/9/1357’deki konuşması
24- 9/3/1358’deki konuşması
25- 18/6/1360’deki konuşması

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv