Şehadet Ailesi… Rayyan Ailesi…
Bu yazı kez okundu.
25 Aralık 2013 14:12 tarihinde eklendi

Sevgili annem, Ümmü Bilal; Allah yolunda şehadete aşık, sabırlı ve mücahide anneciğim.. İlk önce kendi oğlunu Allah yolunda şehadete sunmuşken nasıl şehadete aşık olmasın? Şehadet eylemine gitmeden oğlunu son gecesinde kucağında uyuttu ve şehadete uğurladı. Şehit kardeşim İbrahim ve yoldaşı Abdullah Şaban (Allah ikisine de rahmet eylesin) Siyonist yerleşkelerine ilk baskın düzenleyenlerdi. 2 Ekim 2001′de Elei Sinai yerleşkesine baskın düzenlediklerinde İbrahim henüz 17 yaşını tamamlamamıştı. Allah azze ve celle’nin izniyle yoldaşıyla birlikte 4 Siyonist askeri öldürdüler ve yaklaşık 20 tanesini de yaraladılar. Düşmana ağır zayiat verdirdiler. O gün Allah’ın düşmanı Şaron, “Bu gece İsrail Devleti için oldukça zor bir gece” demişti.
Annem (Allah rahmet eylesin) ve babamın diğer eşleri (Allah hepsine rahmet eylesin) hayatlarının son gününe kadar taziyede bulunmak, sabır tavsiye etmek ve acılarını hafifletmek üzere şehitlerin evlerine giderlerdi. En son gittikleri taziye evi, şehid eşi şehide Fatıma Salah’ın (Allah rahmet eylesin) eviydi. İstisnasız hepsi Allah yolunda şehit olmayı istiyor ve bunun için Allah’a dua ediyorlardı. Allah’a karşı samimi idiler ve Allah da onların bu duasını kabul etti. Ey kalbimin sevgilisi! Gece yarısı nöbet tutanlar senin o harika yemeklerini ve pastalarını özleyecekler.
Babamın ikinci eşi, Ummu Abdurrahman teyzem… (Allah rahmet eylesin)… Sen ve babamın diğer eşleri namazlarınızı camide düzenli kılmaya ne kadar özen gösterirdiniz. Ramazan’ın son on gününde gece namazını ve itikafı terk etmezdiniz.
Gazap Günleri Savaşı’ndaki bir olayı hatırlıyorum. Babam (Allah rahmet eylesin), ilk yardım malzemeleri almıştı ve yaralı mücahidlere müdahale etmesi için Ummu Abdurrahman’a vermişti. Ummu Abdurrahman, hemşirelik alanında üniversite diplomasına sahipti ve Gazze’nin en seçkin eğitim merkezlerinden birinde bir süre hemşirelik dersi vermişti. Babam ona gerekli malzemeleri getirmişti. O da hemen görev için hazırlandı. Bu görev onu çok sevindirmişti ve yaptığı işle gurur duyuyordu.
Babamın üçüncü eşi Ummu Alâ… İnce ve tertemiz kalpli sevgili teyzem… Babamın eşlerinin hepsi temiz kalplilerdi. Ummu Alâ (Allah rahmet eylesin) çok cömert biriydi ve herkese karşı şefkatliydi. Başkalarının dertleriyle dertlenir ve onlara teselli verirdi. İnsanların üzüntü ve sıkıntıları için ağlardı. Müslümanların darlığını gidermesi için Allah’a dua ederdi.
Mübarek nöbet gecelerinden birinde Allah ona babamla birlikte nöbet tutmayı nasip etmişti. Gazze İslam Üniversitesi Usulu’d-Din Fakültesi Tefsir Bölümü’nde master yapıyordu. Master diplomasını alamadı ama Allah onu yolunda şehadet diplomasıyla şereflendirdi. O, dünya diplomalarının hepsinden daha büyük bir diplomadır. Tertemiz kanlarla yazılmış bir diplomadır.
Babamın dördüncü eşi Ummu Usame bin Zeyd… Kur’an hafızıydı. Usulu’d-Din Fakültesi’nden mezun olmuş, Gazze İslam Üniversitesi Usulu’d-Din Fakültesi Hadis Bölümü’nde master öğrencisiydi. İlkokul öğrencilerinin İslami Terbiye dersine giriyordu. Babamın diğer eşleri gibi o da çok cömertti. Hayır yapmayı ve cihadı severdi. Allah hepsine rahmet eylesin ve hepsine Firdevs-i Âlâ’yı nasip etsin. Bizi de en kısa zamanda onlara kavuştursun.
Sevgili kardeşlerime gelince… Hatırladıkça onların gülme sesleri kulaklarımda çınlıyor. Buna karşılık çocukluklarına ve masumiyetlerine acımadan Siyonistlerin hain ellerinin onların vücutlarını nasıl parçaladığını hatırlayınca yüreğim paralanıyor ve kan ağlıyor. “İsrail” yok olana kadar da öfkemiz dinmeyecek. En kısa sürede bunun gerçekleşmesini Allah azze ve celle’den diliyorum. Tek tesellimiz, onların hak yolunda, Allah yolunda yürümüş olmalarıdır.
Babamla birlikte onbir kardeşim şehit oldu. En büyükleri onaltı yaşındaki Ğassan idi. Ğassan, mücahitlerin Beyt Hanun’da kuşatılmaları sırasında bir gözünü kaybetmişti. Kuşatmayı yarmak için düzenlenen gösteriye katılmıştı ve Allah’ın izniyle kuşatmayı yardılar. Gözünün birini kaybettiğini öğrendiğinde hastanede söylediği ilk söz, “Allah’a hamdolsun, diğer gözümle de düşmanı avlayabilirim” olmuştu.
Saldırı anında Ğassan odasında uyuyordu. Çok az kimsenin bildiği yüklerden rahatlamak için sırtüstü uzanmış yatıyordu. Fakat babamın söylediği gibi oldu. Babam derdi ki: “İnsanın uyuyup da uyandığında kendini cennette görmesi ne güzel.” Onların Firdevs cennetindeki şehitlerden olmasını umarız ve Allah’a kimseyi tezkiye etmeyiz.
Sevgili kardeşim Abdülkadir… Herkesin sevdiği o yaramaz çocuk… Siyonist düşmanın her bombardımanında ve hava saldırısında annemin kucağına sığınır ve “Şehit olursam annemin kucağında şehit olayım” derdi. İstediği oldu ve annemin kucağında defnedildi. Allah her ikisine de çokça rahmet eylesin.
Kızkardeşim Ayet… O da Abdülkadir’in yaşındaydı ve ilkokul altıncı sınıfa gidiyordu. Oldukça saf ve temiz bir çocuktu. Hayat doluydu. Fakat alçak düşman onun hayatını aldı. Cilbâbıyla ve başörtüsüyle ölmeyi istiyordu, istediği oldu. Allah rahmet eylesin.
Henüz ilkokul dörde giden sevgili kızkardeşim Meryem… Sınıfının seçkin ve başarılı öğrencisi Meryem… Savaşın bitip okuluna döneceği günü bekliyor ve parlak bir gelecek hayal ediyordu. Fakat hain Yahudiler onun yaşam hakkını ve dünyanın diğer çocukları gibi okulunu tamamlama hakkını elinden aldılar.
Kızkardeşim Zeynep… Henüz dünya hakkında çok şey bilmeyen masum çocuk… Savaş onun oyununa devam etmesine engel olamamıştı. Belki de oynarken korku ve dehşetten uzaklaşıp rahatlıyordu. O tanıdığım en temiz kalpli insandı.
Kardeşim Abdurrahman, kızkardeşim tatlı Riym ve kızkardeşim kraliçe Halime… Hepsi de aynı yaşta, beş yaşındaydılar. Hepbirlikte Hulefa-i Raşidin Anaokulu’na gidiyorlar ve birlikte dönüyorlardı. Onların bu hali gözümün önünden hiç gitmiyor. Üç güzel çiçektiler. Siyonist yıkım aleti onları yaktı. Küçücük birer masum çocuk olmalarına bile acımadı. Düşmanlarının kalbi taştan daha katıyken nasıl yumuşasın? Allah bize yeter ve O ne güzel vekildir.
Üç yaşındaki Üsame bin Zeyd… İlk söylediği kelimeler “Ene ınde baba” (Ben babanın yanındayım) olmuştu. Babasının kolları arasında şehit oldu. Allah bize yeter ve O ne güzel vekildir.
Aişe ondan iki ay küçüktü. Yaşı küçüktü, fakat çok zeki ve pratikti. Genç kardeşleriyle birlikteyken duyduğu sevinci gözlerinden okuyabiliyordum. Küçükler içinde bize en çok selam veren oydu. Allah rahmet eylesin.
Şehitlerimizin en küçüğü, bir buçuk yaşındaki Esad’a gelince, babası ona şehit amcası Esad’ın adını vermişti. Tazecik ve parlak yüzlü kardeşim Esad… Alçak düşman ona da acımadı. Annesi Ummu Abdurrahman’ın kucağında şehit olmuş bulundu. Allah rahmet eylesin. Esad’ı daha çok görmek isterdim.
Küçük kardeşlerimin ne suçları vardı da bu şekilde vahşice ve barbarca öldürüldüler? Tek suçları Nizar Reyyan’ın çocukları olmaları mıydı?
Alçak düşman isteseydi babamı tek başına camiye giderken, gösterilerde veya çarşıda hedef alabilirdi. Az daha bekleselerdi, babam tek başına ikindi namazına çıkacaktı. Fakat Siyonist varlığın hayvana dönüşmüş liderleri komple bir aileyi yok etmekte ve evlerini başlarına yıkmakta ısrar ettiler.
Allah’a yemin olsun ki, kalbimiz hüzünlenir ve gözlerimiz yaşarır. Ailemizden ve sevdiklerimizden ayrı kaldığımız için üzülürüz. Fakat tesellimiz şu ki, bu yolu; cihad ve direniş yolunu, izzet ve şeref yolunu, fedakarlık yolunu biz kendimiz seçtik ve yaşadığımız sürece asla ondan sapmayacağız.
Babam, annem, babamın diğer eşleri ve onbir kardeşim kanlarıyla kahramanlığın ve fedakarlığın en güzel örneğini verdiler. Direniş ve meydan okumanın, Filistin’in tek bir karşından taviz vermeyeceğimizin mesajını yazdılar.
Filistin’in tümü bizim ülkemizdir ve sevgili topraklarımızdır. Döneceğiz ey Hayfa, döneceğiz ey Yafa, döneceğiz ey Na’laya, döneceğiz ey Askalan… Döneceğiz ey Kudüs ve Mescid-i Aksâ’da namaz kılacağız. Taşlar ve ağaçlar dile gelecek, “Ey Müslüman! Ey Allah’ın kulu! Bu Yahudi, arkamda, gel ve onu öldür!” diyecek.
Bu Allah’ın bize vaad ettiğidir ve Allah vaad ettiğinden dönmeyecektir.
Şeyh Nizar Reyyan’ın evine düzenlenen vahşi saldırıda şehit olanların isimleri:
Şeyh Nizar AbdülkadirMuhammed Reyyan
Eşleri: Hiyam Abdurrahman Reyyan (Ummu Bilal), Neval İsmail Reyyan (Ummu Abdurrahman), İman Halil Reyyan (Ummu Alâ), Şirin Semir Reyyan (Ummu Usame).
Oğulları: Ğassan, Abdülkadir, Abdurrahman, Usame, Esad.
Kızları: Ayet, Meryem, Zeyneb, Aişe, Riym, Halime.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv