İslamda Önderlik – Said Ruhullah
Bu yazı kez okundu.
2 Ocak 2014 15:59 tarihinde eklendi
Etiketler :

Allah-u Teala, Hz.Adem(as)’den başalayarak ta son peygamber olan alemler sultanı Hz.Muhammed Mustafa (sav)’ya kadar silsile şeklinde birbirine bağlı olan nurani bir zincir halkalarını oluşturan ilahi elçi-imam- lider-mübelliğ -öncü- model-örnek şahsiyetler olarak 124 000 peygamberi insanlığa saadet ve kurtuluş kapısı açmak ayrıca hidayet önderleri olmaları için göndermiştir…

Şunu başta belirtmek gerekir ki, kimse peygamberler gibi masum değil ve ilahi kontrol altında da bulunup vahiyle yanlış yapması engellenmiyordur…Ancak peygamberlerin de insan olması ve onlarında bazı duygularıyla, nefsle mücadele ettiklerini “ben nefsimi temize çıkaramam. Muhakkak ki nefis olanca gücüyle kötülüğü emreder…”diyen Hz. Yusuf (as)’ın bu sözünün gerçekliğinde peygamberlerinde kendilerine yüklenilen ilahi sorumluluğun gereğini yapabilmek için büyük bir gayret ve dikkat içerisinde bulunduklarını, ilahi emirlerin aksine bir söz ve davranış içerisine girmeme çabalarını unutmamalıyız…Yani İslamda tüm liderler ve öncüler şanı yüce peygamberleri model almak ve onların günümüz yansıması olmak durumundadırlar ayrıca tüm müslümanların da böyle büyük şahsiyetleri önder ve lider olarak kabullenip bağlanması ilahi bir vecibedir …

İslam’da liderlik ve biat konusu o kadar önemlidir ki, müslümanların ilahi yardıma ve rahmete mazhar olmalarının şartı kılınmıştır… “Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah’a biat etmektedirler. Allah’ın eli (yardımı, nusreti, rahmeti, mağfireti) onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.”(Fetih:10) “Kim ki kendi döneminin imamını tanımadan-bağlanmadan ölürse cahiliye ölümüyle ölmüştür.”(Hadis-i Şerif)…

Peygamberlerin herbiri kendi döneminde Allah’a imanla birlikte kendi elçiliğine de iman etmeyi müslüman olabilmenin şartı kılmış olup bu bağlılıktan çıkan veya nakıslık- cimrilik yapanların- bağlılığın gereği olan itaatı yerine getirmeyenlerin, şüpheyle yaklaşanların kendileri aleyhine olduğunu yani hüsrana uğrayacaklarını unutkan ve cahil olan insanın nazarı dikkatine sunmuştur…

Kimse kendi döneminde ilahi ve hakk olan lideri, “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ululemre (imama-öndere) de itaat edin….”(Nisa:59) değişik bahanelerle (mezhebi, ırki, coğrafi gibi) bağnazlıklarla, veya kendi şahsi duygu ve düşüncelerine narsistçe sarılarak bırakıp-terk edip tağutlara uymasınlar-medet beklemesinler…ki “Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tâgut’a inanmamaları kendilerine emrolundugu halde, Tâgut’un önünde muhakemeleşmek-adalet bekliyorlar- istiyorlar. Halbuki (insi ve cinni) şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.”(Nisa:60)

Allah’ı, Resulünü ve ululemri-hakk lideri bırakıp ta değişik değişik yollara sapmış, ilahi emirleri- Allah’ın hükümlerini bırakıp kendi hevalarından uydurduklarına göre koyulan kanunları yürürlükte tutan ve ona göre hareket eden ve insanlarıda buna uymaya çağıran tağutlara, şeytanlara, münafıklara, fasıklara uymasınlar- onlara itimad-güven duymasınlar, değil onları kendilerine lider ve önder edinmek onlardan olabildiğince hem sözlü hem fiili beri-uzak olsunlar…

Öyle lider ve önderler ki ilahi yolun üstüne oturup çok halis ve dost olduğunu ve dindar olduğunu vurgulayıp sözde İslami bir şahsiyet olduğunu göstermeye insanları kendine bağlamaya çalışan ancak tüm icraatları ile islam kalesinin dibine dinamit koyan, islam düşmanlarıyla dost ve müttefiklik yapan onların plan ve projelerine yardım ve yataklık yapan, İslam halklarını kurtarma adına yurtlarından edip yuvalarını söndüren, vatanlarını-ülkelerini harabeye çeviren, siyonist ve emperyalistlerin tüm emellerine aşkla hizmet edip madalyalar kazanan, halkına karşı ise sağır ve ağır davranan, aldatan, müslüman halka sert ve haşin, parçalayıcı ve yırtıcı, katledici, suçlayıcı ancak siyonist ve emperyalist kadim dostlarına karşı ise gayet alçak gönüllü, hoşgörülü, anlaşmalı olan deccaler, şeytanlar silsilesinden ve sistemlerinden her yönden uzak durup hilelerine kanmamalıyız…

Aksi bir yol tercih edip kendini kandırmanın sonucu ise hüsran ve pişmanlık dolu bir ahireti netice vereceğini her aklı selim insan bilir-anlar-anlamalıdır.

İslam her konuyu tevhid çerçevesinde değerlendirdiğinden islam ümmetinin tevhidi görünümü sağlaması açısından vahdeti-birliği ve yekvücut olmayı öngörmüş bunu da tek ümmet tek imam yani vahdet imamla-önderle-hakk liderle olur kaidesine bağlamıştır…

” İşte bu oluşturduğunuz ümmet, tek bir ümmettir, Rabb’iniz de benim. Öyleyse sırf bana kulluk ediniz.” (Enbiya:92) ” Hepiniz, topdan-tek cemaat olarak sımsıkı Allanın ipine sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allahın, üzerinizdeki nimetini düşünün…(Al-i İmran:103) “Yine bizim yarattığımız insanlardan öyle bir ümmet var ki, onlar hakka yol gösterirler ve o hak ile adaleti yerine getirirler. “(A’raf:181)…

Ehlinin malumudur ki, ümmet, cemaat kelimeleri bir imam ve liderin varlığınıda beraberinde getirmektedir. Ümmetten, cemaatten bahsediliyorsa aslında bir imam ve önderide gündem etmiş olmaktadır… ” Ey inananlar, Allah’a, peygambere ve sizden olan ulul emre-imama-lidere de itaat edin…”(Nisa:59) şu halde İslam’da bir imama ve öndere-lidere hep birlikte bağlanmak, itaat etmek, dağılmamak, gruplaşmamak farzdır…

Bugün islam ümmetinde her nekadar birileri benim bağlanacağım bir lider yok diyorsa da ama genel olarak yaşantısına bakıldığında (kendisinin hayat çizgisinde, fikirlerinde, hareket metodunda, sözlerinde, planlarında…) bir üst kişinin etkinliği altındadır…bazılarının bir kaç lideri de olabilir onun için bunlar benim lider olarak bağlandığım kimse yok diyerek kendilerini konu dışına çıkarabilirler…Diğer kısım ise açıkca kendisi dile getirse de getirmesede bir önder ve lidere bağlı ve o lider hayat çizgisinde kendisi için bir mihenk taşıdır…

Önemli olan İslam nasıl bir imam ve önder – istiyor?…İslam Ümmeti hangi vasıflara haiz olan bir lidere sahip olmalıdır? Tüm müslümanlar nasıl bir ululemre itaat etmelidir? Hem zahiren hemde batınen İslami ilim ve ahlaka sahip olmalı ve yansıtmalı mı? Yoksa Avrupa-i bir yaşam tarzında demokrat kral ve fısk-ı fücur abidesi aşuftelerle sarmaş dolaş ve içki masalarında poz versede mi olur? İslami İzzet ve şehametin temsili mi olmalı? Yoksa İslam’ı ve müslümanları izi kalmayacak derecede yok etmek isteyen Amerika ve İsrail’in Projelerinin ortağı-müttefiki olsada mı olur? İslam Ümmetinin maslahatını mı korumalı? Yoksa Batı’nın zulüm ortağı ve onlardan başarı madalyaları kazananı mı olmalı? Kendine Peygamberleri mi örnek almalı? Yoksa Siyonist ve Emperyalist şeytanları mı? İhlaslı- samimi yani Allah’ın Rızasını mı kazanmaya çalışmalı? Yoksa Riyakarlık ve gösterişle İslami görünüp İslamın kalesinin dibine dinamit koyarcasına halkın bütün olarak gayr-i islami ve gayr-i ahlaki bir yaşayışa kaymasına zemin oluştursa da mı olur?…ve bunun gibi daha nice soruları herkes kendine sorup cevap bulmalıdır ancak İslamı ölçü alarak cevaplamalı…kendini aldatarak değil…

Çünkü tüm peygamberler ümmetlerini Deccal ve deccal-i süfyana karşı uyarmış…Fitnesinden kurtulmalarının, onun dediklerine aldanmamakla olacağını haber vermişlerdir… “Deccal meçhul (gaib) bir şerdir” şeklindeki rivayetten anlaşıldığı gibi, Süfyan denen İslâm Deccalının deccallığı, herkesin anlayacağı tarzda apaçık değildir. Münafıkane bir tavırla, yani (Bakara, 42) âyetinde ifade edildiği gibi, hak ile bâtılı telbis edip-birbirine katıp ümmeti ifsad ve idlale çalışır.

Hadisde de mealen deniliyor ki: “Kim ki ona (Deccal’a yani cereyanına ve o cereyanın cemiyete aşıladığı çılgın sefahete) iman edip tabi olur ve onu tasdik ederse, artık onun geçmiş hiçbir salih ameli ona menfaat vermeyecektir… Ve her kim onu tekzib edip yalanlarsa, onun geçmiş günahlarının hiçbirisinden muaheze edilmeyecektir.”

“Rivayetler, Deccal’ın dehşetli fitnesi islâmlarda olacağını gösterir ki, bütün ümmet istiaze etmiş. Bunun bir te’vili şudur ki: İslâmların Deccal’ı ayrıdır. Hatta bir kısım ehl-i tahkik, İmam-ı Ali’nin (R.A.) dediği gibi demişler ki: Onların Deccal’ı, Süfyan’dır. İslâmlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek. Kâfirlerin Büyük Deccal’ı ayrıdır. Yoksa büyük Deccal’ın cebr u ceberut-u mutlakına karşı itaat etmiyen şehid olur ve istemeyerek itaat eden kâfir olmaz, belki günahkâr da olmaz.” (Şualar, 585)

Bugün büyük deccalin Amerika ve israil olduğu açıktır…Bunların en büyük proje ortakları ve şeytani planların destekçileri kimlerdir? Irak’ta, Afganistan’da, Suriye’de ve daha nice ülkelerde yapılan katliamlar ve vatanların harabeye döndürülmesi islam halklarının perişanlığı acaba nedendir…Büyük deccalin hangi islam ülkesinde veziri vardırda bu dünyayı kana bulayabiliyorlar?..Bizi islami görünerek kimler aldatıyor?…

Bunları doğru düşünerek cevaplamamız gerekir…Nerde durduğumuza iyi bakmalıyız..Çünkü ahiret hesap yurdudur.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv