EMPERYALİST “TARİHİ DEĞİŞİM” – HİZBULLAH HAKVERDİ
Bu yazı kez okundu.
11 Ocak 2014 12:48 tarihinde eklendi

EMPERYALİST “TARİHİ DEĞİŞİM”
İslam Âlemi’nin mezkûr çok yönlü hal-i pûrmelali; küfür dünyasının, kin-husumet-intikam-işgal-sömürü ve vahşet iştahını azami derecede kabartmış, bunun tahakkuku paralelinde uzun vadeli ve çok kapsamlı plan-program ve stratejiler hazırlayıp-geliştirmesini doğurmuştur. Rönesans ve reform hareketleriyle önemli iç ve dış mâniâları aşan ve dünyayı tanıma kapılarını-yollarını açan, böylece; emperyalizme adım atmış bulunan ehl-i küffar; İslam Âlemi’ne ve üçüncü dünya ülkelerine birkaç yol ve kanal ile el atmıştır:

Öz Muhammedi İslam’ın derin-geniş inceliğinden kopuk, gayet basit sathî-hamasî bir İslamî duygu ve görüşe sahib bulunan, büyük ölçüde aşiretçi-saltanatçı-askerî bir devletçilik anlayışını taşıyan, bununla birlikte dünya küfrünün önünde önemli bir set-kal’a oluşturmayı, (kısmen ve sınırlı olarak da olsa) başarabilen Osmanlı Devleti’nin, en genç ve dinamik dönemlerine tekabül eden emperyalist odaklaşma ve gelişmeler; hareket ve faaliyetlerini, genellikle Osmanlı’ya uzak olan İslam ve mustazaf topraklarda icra etmeye özen göstermiş, böylece; güç kazanan emperyalizm, Osmanlı’yı çepeçevre kuşatma-abluka ve kıskaç altına alma ve dünyadan hassaten, İslam Alemi’nden ve üçüncü dünyadan soyutlama.. stratejisini de uygulamıştır…

Önce; koca Endülüs’ün işini bitiren, ondan sonra da Endonezya-Malezya, Hindistan-Pakistan topraklarını ve tüm Afrika’yı işgal eden emperyalist güçler, Osmanlılara karşı da, birkaç asırlık, yıpratma-zayıflatma savaşlarını sürdürmüş; kültürel, ekonomik, psikolojik kanaldan, manen-itikaden-ahlaken çökerttikleri Osmanlı Devleti’ni; içine düşürdükleri, son-zincirleme Trablus-Balkan-Kırım-Kafkas-Rus-Ermeni ve Birinci Cihan Savaşlarıyla ‘parça parça’ ederek yıkmış, böylece; başta Ortadoğu olmak üzere, geriye kalan diğer tüm İslam topraklarını da tamamen işgal ve istila etme imkanına kavuşmuşlardır… (Tabi ki; ve, ne hazindir ki; yıkılmış olan Osmanlı toprakları üzerinde, onlarca küçücük devletçikler hortlatılmış, rahat sömürmek için başlarına da birbirinden daha münafık-mülhid-mürted-fasık-facir, habis ve uşak -sözde-yöneticiler getirilmiş ve onlara muvafık-layık şeytanî-tağutî düzenler de, yürürlüğe konulmuştur…)

Osmanlı Devleti, Öz Muhammedi İslam’ın muktaziyatından olan, İslam kardeşliğini ve ümmet birliğini esas alarak, tüm dünya müslümanlarına (ihtiyaç anında ve zamanında) sahip çıkmış olsaydı; hiç değilse, kendi çıkarını-güvenini koruyacak ileri ve uzak görüşlü bir siyasal strateji geliştirmiş olsaydı; örneğin; “Osmanlı’nın güvenliği, Endülüs’ten-Hindistan’dan-Habeşistan’dan-Orta Asya’dan, hatta Endonezya’dan ve Madagaskar’dan başlar..” deseydi ve buna göre de strateji geliştirip, uygulasaydı ve bunun için de gerekli olan tüm alt yapıyı (maddî, manevî, iktisadî, ilmî, içtimaî, askerî vs.) oluştursaydı, elbette, kendisi ile birlikte İslam Âlemi’nin dünkü-bugünkü kaderi (belki de) böyle olmayacak; en azından güç-imkan ve iktidar sahipleri, İlâhî sorumluluktan kurtulmuş olacaklardı… (Vallahu a’lemübis’sevab…)

Siyonizm’in yönlendirdiği ve kan verdiği emperyalizm; değişik ve birbirine zıt-hasım bir sürü batıl-uydurma fikir-akım-ideoloji-felsefe-fitne ve fesad.. kurumlarıyla girdiği çağdaş dünyaya (20. Asra), hediye ettiği Birinci ve İkinci Cihan Savaşları ve muhtelif zincirleme bölgesel savaşlar ve cinayetler-katliamlarla, modern-uygar-dünya(?)’nın temelini atmış; bıraktığı yüz milyonlarca maktul-sakat-aç-susuz-çıplak ve mağdurlarla.. ve; en az bir o kadar da, fuhuş-kumar-uyuşturucu-gasb-soygun-içki ve mafya kurbanları ile., laik-demokratik-hukuk devleti ve çağdaşlaşmanın bayrağını, dünyanın her tarafında iftiharla(?) dalgalandırmıştır…

Emperyalizm’in, ihdas edip, harekete geçirdiği; (aynı makasın iki ağzı gibi olan) kapitalizm-komünizm , faşizm-demokrasi düalizmi; batı bloku-doğu bloku tarzında (muvazaalı bir şekilde) insanlığı kasıp kavuran bir şirk-küfür-inkâr-nifak-riddet ve zulüm tezgahı ve mekanizması haline gelmiş; Büyük Şeytan Amerika’nın önderliğinde, tek blok-tek tip insan ve toplum oluşturma ameliyesi muvacehesinde, diğer-arızî blok (doğu bloku) asimile-entegre edilerek, küfür emperyalizminin; merkezî bir otorite halinde, katmerli-muzââf ve daha zalimane-kapsamlı misyonunu-fonksiyonunu icra edebilmesi, geniş planlarla gündeme getirilmiştir…

Konuyu özetleyecek olursak;., materyalist-inkarcı-çıkarcı-şeytanî felsefeye ve dünya görüşüne dayanan emperyalizm sayesinde, insanlık hayatı, bütün yönleriyle zifiri karanlıklara gömülmüş; imansızlıktan doğan bir endişe – kaos – panik – buhran-terör-anarşi-zillet-esaret-riddet-şiddet-nifak-fısk-ü fücur-zulüm-israf-yoksulluk-korku-vahşet-dalalet-atalet-ümitsizlik ve ahlâksızlık furyası, İslam Âlemi’ni de içine almak kaydıyla, bütün âlemi kaplamıştır.

İşte;.. dünyayı ve insanlığı yakıp yıkan ve kasıp kavuran bu felaketler zinciri; emperyalizmin-yandaşlarının-uzantılarının ve uşaklarının habis damarlarının kanını, varlıklarının alt yapısını ve temel dayanaklarını teşkil etmekte; onlar için, yegane-tek ideoloji, geçerli dünya görüşü, hayat felsefesi ve devlet sistemi hüviyetini taşımaktadır. Ki, bu da; demokrasi-çağdaşlık-modernizm-ilericilik-uygarlık-batıcılık-insan hakları ve hukuk savunuculuğu gibi, şeytanî-deccalî-lastikli ve yaldızlı-aldatıcı kılıflar-kaplar ve dosyalar içinde sunularak, biçare insanlık, alçakça ve hayasızca idlal ve ifsad edilmektedir…

Büyük Şeytan Amerika’nın yönlendirdiği-renklendirdiği çağdaş dünya; İlâhî vahyin-Din-i Hakk’ın, hayat feşan, nur efşan kurtarıcı yolu ve eliyle, tüm ilişkilerini kesmiş; insanlık tarihinin, en vahşi-en cani ve en karanlık dönemi ve sembolü haline gelmiş iken..; hiç tahmin edilmediği bir zamanda ve mekânda zuhur eden ve bir şems-i tâbân gibi doğan İran İslam İnkılâbı ile, mâ’kûs bir tarihî değişim döneminin, İlâhî kapısı (kapanmamak üzere ve ebedî olarak) açılmış ve yeniden; sadr-ı İslam’ın-Öz Muhammedi İslam’ın ayinesi ve in’ikası olan muhteşem İslam Çağı’na giriş-geçiş devri başlamıştır… Ki; “çağdaş dünyanın, tarihî değişimi meselesi” de, bu İlâhî mihver etrafında devredip durmaktadır…

Fıtrat-ı insaniyeyi ve hakikat-ı Muhammediye (sav)’yi ifade eden Din-i İslam’ın, bütün boyutlarıyla ihya ve ikamesini kamilen sağlayan İmam Humeynî (ra); gerçekleştirdiği İslam İnkılâbı ile;.. Din-i Hakk’ın, ümmetin ve mustazaf insanlığın aleyhine, müthiş bir seyir çizgisi takip eden dünyanın dengesini ve tarihî gelişimini tam tersine çevirmiş; Büyük Şeytan Amerika’nın önderliğindeki emperyalizmin mel’un-menhus çanına ot tıkarken, İslam’ın ve mustazafların mev’ûd olan İlâhî bahtını (biiznillah) açmıştır…

Külli-umumî ve mutlak varis-i Resulullah (sav), Ayine-i tecelli-i esma-i İlâhî ve Kur’an-ı mücessem olarak, Cihanşümul İran İslam İnkılâbı’nı gerçekleştirmeyi başaran İmam Humeynî (ra)’nin; bu İlâhî görevi-fiilî ifa ederken, büründüğü İlâhî-Kur’anî kimlik, şahsiyet-mahiyet ve bunların hayat-ı insaniyenin manevî cephesine yansıyan-ışıldayan nuranî tecellilerinin etkinliği ve azameti-keyfiyeti vuzuha kavuşursa; bunun “insanlığın hidayete ulaştırılması” ile beraber; “çağdaş dünyanın tarihî değişimi meselesi”nin, İlâhî illetinin ve esbabının mahiyeti ve gerçek yüzü de (büyük ölçüde) anlaşılmış olacaktır, inşaallah…

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv