Çocuk Terbiyesinde Anne ve Babanın Görevleri – İbrahim Emini
Bu yazı kez okundu.
18 Ocak 2014 16:38 tarihinde eklendi

İslam’a göre anne ve baba çok büyük bir makama sahiptir. Allah Teala, Peygamber ve Masum İmamlarımız onlarca ayet ve hadiste onlar hakkında çeşitli tavsiyelerde bulunmuşlardır. Onlara ihsanda bulunmak ve iyilik etmek en üstün ibadetlerden sayılmıştır. Örneğin; Allah Teala İsra suresinin 25. ayetinde şöyle buyuruyor: “Rabbin, ondan başkasına ibadet etmemenizi ve anne ve babaya iyilikte bulunmanızı emretmiştir.”
İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: “Amellerin en üstünü üç şeydir: 1- Günlük beş vakit farz namazları fazilet vaktinde yerine getirmek. 2- Anne ve babaya ihsan ve iyilikte bulunmak. 3- Allah yolunda cihat etmek.”(1)
Şimdi şu soruyla karşılaşmaktayız: Anne ve baba bu yüce makam ve mevkii neden ve nasıl elde etmişlerdir? Acaba Allah Teala bu yüce makamı sebepsiz mi, yoksa yapmış oldukları değerli bir iş karşılığı mı onlara vermiştir? Anne ve baba çocuklarına hangi büyük hizmet karşılığında bütün bu (ayet ve hadislerdeki) tavsiyelere layık olmuşlardır? Baba cinsel içgüdüsünün tahrik olması ile yaşayan bir hücreyi annenin rahmine bırakmıştır. Bu yeni hücre, annenin rahminde anne tarafından salgılanan bir hücre ile birleşmiştir. Bu yeni varlık, annenin rahminde gelişmekte ve dokuz ay sonra küçük bir bebek şeklinde dünyaya ayak basmaktadır. Anne ona süt ve yemek vermiş, bir müddet altını değişmiştir. Bu zaman zarfında baba ise ailenin harcını temin etmiş ve onları himaye etmiştir.
Acaba anne ve babanın bu gibi işlerden başka vazifesi yok mudur? Ve sırf bu işler sebebi ile mi yüce annelik ve babalık makamına nail olmuşlardır? Acaba sadece anne ve baba mı çocukları üzerinde hakka sahiptir ve çocukların anne ve babanın üzerinde hiç mi hakları yok? Hiçbir kimsenin böyle tek taraflı bir hakkı kabul edeceğini zannetmiyorum. Masum İmamlardan gelen hadislerde çocukların da bazı hakları olduğu ve anne-babanın o hakları yerine getirmeleri gerektiği zikrolunmuştur. Örneğin:
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuş: “Babanın senin üzerinde nasıl hakkı varsa, çocuklarının da hakkı vardır.”(2)
Yine Resul-i Ekrem’den (s.a.a) şöyle nakledilir: “Çocuk itaatsizlikten dolayı nasıl anne ve babasını incitiyorsa, anne ve baba da kendi vazifelerini yerine getirmedikleri taktirde çocuklarını incitmiş olurlar”.(3)
Peygamber efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Allah, çocuklarının anaya ve babaya itaatsizliğe uğramasına sebebiyet veren anne ve babaya lanet etsin.”(4)
İmam Seccad (a.s) da şöyle buyuruyor: “Çocuğunun hakkı; ister iyi olsun, ister kötü senden dünyaya geldiğini ve sana nispeti olduğun göz önünde bulundurman ve onun terbiyesi ile vazifeli olduğun bilmendir. Allah’ı tanımada ona kılavuz olmalı ve Allah’a itaat etme hususunda ona yardımcı olmalısın. Senin çocuğuna karşı davranışın, ona iyilikte bulunduğu takdirde mükafatlandırılacağına ve kötülükte bulunduğunda da azaplandırılacağına yakini olan bir şahısın davranışı gibi olmalıdır.”(5)
Hz. Ali (a.s) buyuruyor ki: “Sakın aile ve akrabalarının bedbahtlardan olmasına sebep olanlar birisi olmayasın!”(6)
Resulullah (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Çocuklarınıza iyilik etmelerinde yardımcı olun, isteyen herkes çocuklarından anne ve babaya itaatsizlikleri uzaklaştırabilir.”(7)
Resul-i Ekrem (s.a.a) buyuruyor ki: “Herkesin bir kızı olur, onu iyi terbiytet eder, öğretiminde rolü olur ve rahat etmesi için gerekli ortamı temin ederse o kız çocuğu onu cehennem ateşinden kurtarır.”(8)
Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor ki: “Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki, onun yakıtı insanlar ve taşlardır.”(9)
Çocuk hayatının başlangıcında henüz şekillenmemiş olup hem saadet ve hem de bedbahtlığa kabiliyeti vardır. Kamil bir insan olabileceği gibi alçak ve düşük bir hayvana da dönüşebilir. Herkesin saadet ve bedbahtlığı onun eğitimine bağlıdır. Bu büyük iş, baba ve annelerin üzerine bırakılmıştır. Esasen annelik ve babalık da bu anlamdadır. Baba ve anne insan yapıcı ve kemal yaratıcısıdırlar. Anne ve babaların, çocuklarına karşı yapabilecekleri en büyük hizmet onları güzel ahlaklı, şefkatli, insan sever, hayırsever, özgür, cesur, adalet sever, bilgili, dürüst, şerefli, imanlı, vazifesini bilir, sağlıklı, çalışkan, okur-yazar ve Allah kullarına hizmet eden yetiştirmeleridir. Böyle bir adam hem dünyada saadete kavuşmuş olur, hem de ahirette. Böyle kimseler gerçekten hakkıyla yüce annelik ve babalık makamına layıktırlar, cinsel gücün cazibe ve tahrikiyle bir çocuk dünyaya getiren ve büyüyüp kendi kendisini eğitmesi için onu tek başına bırakanlar bu makama layık değildir.
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Babanın, çocuğuna verebileceği en iyi şey edep ve terbiyedir.”(10)
Bu hususta özellikle annenin özel bir önemi vardır; hatta, annenin hamilelik döneminde yediği şeyler ve davranışları çocuğunun sadet ve bedbahtlığında etki bırakır.
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurur: “Asıl mesut olan, saadetinin temeli annesinin rahminde atılmış olandır, bedbaht ise, bedbahtlığı annesinin rahminde yaşadığı dönemde başlayan kimsedir.”(11)
Resul-i Ekrem (s.a.a) bir yerde de buyuruyor ki: “Cennet anaların ayakları altındadır.”(12)
Çocuklarının eğitim ve öğretimine ilgi göstermeyen, aksine yanlış hareket ve davranışlarıyla çocukları saptıran, bedbaht eden anne ve babalar onlara karşı en büyük ihaneti etmişlerdir. Niçin çocuk yaptınız? Ve niçin bir hayvan yavrusu biri onu kendisine bıraktınız? Masum yavrucağız kendisini dünyaya getirmenizi mi sizden istemişti?! Siz onu dünyaya getirdiğinize göre şeran ve vicdanen onun eğitim ve öğretimine ilgi duymak zorundasınız. Buna binaen, eğitim ve öğretim her anne ve babanın en büyük vazifesidir.
Ayrıca, anne ve babalar topluma karşı da sorumludurlar. Bugünün çocukları yarının erkek ve kadınları olacaklardır. Yarının toplumu bu fertlerden oluşacaktır. Bugün aldıkları her dersi yarın vereceklerdir. İyi terbiye edilmiş olsalar yarının toplumu da iyi, ileri ve mükemmel olacaktır. Eğer bugünün nesli doğru olmayan ve yanlış programlarla eğitilecek olursa gelecek toplum daha bozuk bir toplum olacaktır. Yarının siyasî, ilmî, içtimaî şahsiyetleri işte bu kişilerden oluşacaktır.
Bugünün çocukları geleceğin anne ve babaları ve kendi çocuklarının eğiticileri konumunda olup iyi veya kötü eğitimlerini kendi çocuklarına aktaracaklardır. Bu ahlaki davranışları nesilden nesile ulaşacaktır; öylese anneler ve babalar geleceğin toplumunu ıslah edebilecekleri gibi fesada ve çöküşe da çekebilirler. Bundan dolayı topluma karşı çok büyük sorumlulukları vardır. Eğer çocuklarının eğitim ve öğretiminde çaba harcalar ise toplum en büyük hizmeti etmiş olurlar ve bu fedakârlıkları karşısında mükafatlandırılacaklardır. Ama eğer bu hususta gaflet ve tembellik ederlerse sadece kendi masum çocuklarına değil, topluma da hıyanet etmiş olur ve kesin olarak Allah katında da sorgulanmaya tabi tutulurlar.
Eğitim ve öğretim mevzusunu küçümsememek gerekir. Bir anne ve babanın, çocuğun terbiyesinde göstermiş olduğu fedâkarlık yüzlerce öğretmen, mühendis, doktor ve bilim adamının işinden daha değerlidir. İnsan-ı kamili yetiştiren ve dindar öğretmen, doktor ve mühendisi meydana getiren anneler ve babalardır. Özellikle anneler, çocuğun eğitiminde daha fazla sorumludurlar ve eğitimin ağır kısmı onların sırtına yüklenmiştir. Zira çocuklar, şekillenme döneminde olan küçük yaşlarında genelde annelerinin yanında olup onun eteğinde yetişmektedirler. Binaenaleyh, insanların saadet ve bedbahtlığının ve yükselme ve alçalmalarının anahtarı annelerin elindedir. Kadının değeri avukatlık, bakanlık ve müdürlük gibi makamlarla değildir. Bu makamların hepsi yüce annelik makamından aşağıdır. Anneler kâmil insanlar yetiştirerek, salih bakan, avukat, müdür, öğretmen vb… meydana getirerek topluma sunarlar.
Temiz, salih ve değerli çocuklar eğiten anne ve babalar, sadece çocuklarına ve topluma hizmet etmekle kalmayacak, kendileri de bu dünyada onların varlığından iyi bir şekilde istifade edecekledir. İyi evlat, anne ve babasının başının yüksek olmasına sebep olduğu gibi, onların zayıf ve aciz oldukları ihtiyarlık zamanlarında da onlar için adeta bir asa ve dayanak olur. Eğer onların eğitim ve öğretimlerinde çaba sarf ederlerse bu dünyada zahmetlerinin meyvesini alacaklardır. Aynı şekilde; eğer bu hususta gaflet ve tembellik edecek olurlarsa bu dünyada zararlarını göreceklerdir.
Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: “Kötü evlat, insanın en büyük musibetlerdendir.”(13)
Yine Hz. Ali (a.s) buyuruyor ki: “Kötü evlat anne ve babanın şerafetini yok eder ve geriye kalanları rezil eder.”(14)
Resulullah (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Çocuklarının, kendilerine karşı saygılı olmalarına sebep olan anne ve babaların üzerine Allah’ın rahmeti olsun.”(15)
Öyleyse, anne ve baba olan kimseler çok ağır bir sorumluluk altına girmektedirler ve Allah’a, mahlukata ve çocuklarına karşı mes’uldurlar. Eğer doğru bir şekilde vazifelerini ifa ederlerse onlara en büyük hizmeti etmiş olurlar, dünyada ve ahirette de çok iyi bir mükafata ulaşırlar. Aynı şekilde, eğer bu hususta gereken zahmeti göstermezlerse, hem kendileri ziyana uğramış olacak hem de çocuklarına ve geleceğin toplumuna hıyanet etmiş olacak ve affedilmez bir günaha duçar olacaklardır.

Dipnotlar
(1)- Usul-u Kâfi, c.2, s.158.
(2)- Mecma-uz Zevaid, c.8, s.146.
(3)- Bihar-ul Envar, c.104, s.93.
(4)- Mekarim-ul Ahlak, s.518.
(5)- Mekarim-ul Ahlak, s.484.
(6)- Gurer-ul Hikem, s. 802.
(7)- Mecma-uz Zevaid, c.8, s.146.
(8)- Mecma-uz Zevaid, c.8, s.158.
(9) – Tahrim/6.
(10) – Mecma-uz Zevaid, c.8, s.159.
(11) – Bihar-ul Envar, c.77, s.115-133.
(12) – Mustedrek-ul Vesail, c.2, s.628.
(13)- Gurer-ul Hikem, s. 180.
(14)- Gurer-ul Hikem, s.780.
(15)- Gurer-ul Hikem, s.517.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv