La İlahe İllallah
Bu yazı kez okundu.
18 Ocak 2014 18:01 tarihinde eklendi

Bütün dinler ve ideolojiler aslında hep inkar ile başlar ve var olanı red edip yerine yeni olanı ikame etmeyi amaçlar. Böylece tebliği yapılan yeni dinin veya ideolojinin neşvünema bulmasının ortamı hazırlanmış olur. Eski ile yeninin birleşmesi ve yeninin asıl değerinin kaybedilmesi önlenmeye çalışılır. Aynı anda birbirine zıt iki fikrin, ideolojinin veya dinin aynı yürekte veya zihinde bulunması, o yürek ve zihnin sahibinin çelişkiler yumağı haline gelmesine neden olur.
Hem var olanı korumaya çalışan hem de onun yok oluşunu kendi var oluşuna bağlamış olan yeni inancına ilgi duyan insan, bu durumda bütün hayatını değiştirecek ve kendi ruhunun derinliklerinde devrime neden olacak bir karar vermek zorunda kalacaktır. Ya varolan durumunu (inancını) devam ettirecek ya da tüm delilleri ile eski inancını kökten sarsan yeni inancına geçiş yapacaktır.
İşte bu noktada İslam geldiği ilk andan itibaren, tamamen tavizsiz olarak, hitap ettiği insanlara daha önceki bütün inançlarını red etmelerini ve yalnızca Allah’a (c.c) iman etmelerini buyurmuştur ki bu buyruk salt bir slogan değildir, aksine önce bireysel sonra toplumsal devrimi kapsayan köklü bir emirdir.
Öyle ki Allah (c.c.) kendisinden başka bütün ilahlar red edilmeden kendisine sunulan kulluğu kabul etmemiş ve inkarı imanın önşartı olarak bizlere sunmuştur.
İlah, kendisine tapılan, emirlerine uyulan, hüküm verme yetkisini elinde bulunduran ve ibadetin kendisine yöneltildiği bütün soyut ve somut varlıkları ve beşeri sistemleri kapsayan arapça bir kelimedir ve İslam bu kavramı sadece Allah’a (c.c.) atfetmiştir.
Allah (c.c.) dışında kendisine kulluk ettiğimiz veya kanun koyma yetkisini kendisine verdiğimiz, rızasını kazanmak suretiyle kendisine ibadet ettiğimiz kişileri, sistemleri, rejimleri bu konumdan indirmeden Allah’ı (c.c.) kalbimizde ve zihnimizde o konuma yerleştirme ihtimalimiz bulunmamaktadır.
Günümüzde sürekli olarak tekrar ettiğimiz ve fakat anlamı üzerinde hiç düşünmediğimiz “La ilahe illallah” lafzı, aslında Resulullah’ın (s.a.a.) devriminin hem ilk adımını hem de amacını oluşturmaktaydı. Bu yüzden Resulullah (s.a.a.) “La ilahe illallah deyin ki kurtuluşa eresiniz” diye buyurduğunda, söylenmesi bu kadar kolay(!) olan bu cümleyi o devrin mele, mütref ve mütekebbirleri olan zengin ve soylu kesimin önderleri, ölümleri pahasına söylememişler ve bütün varlıkları ile bu cümlenin yeryüzünde yayılmasını engellemek için çaba göstermişlerdir. İşin doğrusu Ebu Cehil, Ebu Leheb, Ebu Sufyan vb. küfrün önderleri ile Resulullah (s.a.a.) ve İmam Ali (a.s.) gibi hakkın önderlerinin savaşının temel sebebi bu olmuştur.
Yüce Allah (c.c.) Kur’an’da “…Kim tağutu inkar eder ve Allah’a iman ederse…” (Bakara 256) diyerek tağutlaşanların, ilahlığı kendilerine, saltanatlarına, rejimlerine mahsus kılıp Allah’ın (c.c.) kanunlarından başka kanunlarla insanları yönetmeye çalışanların inkarının, Kendisi’ne (c.c.) imandan daha önce geldiğini ve ancak bundan sonra sağlam bir kulpa sarılabilineceğini buyurarak meselenin imanın özü olduğunu belirtmiştir.
Bugün hem Allah (c.c.) düşmanı zalimlerin hem de kendini müslüman olarak tanımlayan bizlerin, yeryüzünün birçok yerinde gayri islami kanunların hükmü altında rahat biçimde yaşıyor olmamız, biz müslümanların “La ilahe illallah” lafzının ilk kısmını görmezden geldiğimizin ve İslamın hükmetme yetkisini (ki Allah’ın ilahlık vasfıdır) başkalarına devretmekten çekinmediğimizin işaretidir.
İşin daha kötüsü bu var olan durumu kanıksayan bizlerin, bu gayri İslami sistemlerin varlığını meşru görüp, sistemin herhangi bir uzantısının şemsiyesi altına girmeyi doğal ve sistemin bize çizdiği dairenin dışına çıkıp düşünmeyi aşırılık olarak telakki etmemizdir.
İlk ve ikinci İslam devrimlerimizin kaynağı, Resulullah’ın (s.a.a.) ve Ehl-i Beyt’in (a.s.) tebliği için ömürlerini vakfettikleri dinimizin temeli bu önemli lafzın, içeriğinin tahrif edilerek, aslında yıkmak için geldiği beşeri sistemlerin dayanağı haline gelmesi bizlerin üzerinde tefekkür etmesi gereken önemli bir mevzudur.
Rabbimizin (c.c.) bütün manalarıyla “La ilahe illallah” deme bilincine ve bu yolda mücadele azmine bizleri kavuşturması dileğiyle…
siyasetmektebi.com

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv