Rehberimizin Dilinden İmam Humeyni (ra) – 1
Bu yazı kez okundu.
4 Şubat 2014 14:27 tarihinde eklendi

İmam (ra) asil Muhammedi (sav) İslam’ın Bayraktarıdır

Bugün de dünyada zulüm ve zorbalığa karşı çıkan, fesat ve talancılığı kınayan İslam mevcuttur. Bu İslam, süper güçler, Amerika, siyonistler, sultacı karteller, fasit krallar ve müfsit yöneticiler buna karşıdırlar.
Bizler, Asil İslam’ın bayraktarı ve aziz İmamın arkasında gerçek İslam sloganları attığımız zaman düşmanlar, güçler ve süper güçlerin bize karşı mevzileneceklerini biliyorduk. Asrısaadet döneminde di durum bundan ibaretti. Yahudiler. Münafıklar, kâfirler ve müşrikler Resulullah’ın Medinesi’nin çevresini kuşattıkları, Ahzap ve Handek savaşlarını çıkardıkları zaman gerçek müminler “Bu, Allah ve Resulünün bizlere vaadidir” dediler. Bu yeni bir olay değildir, Allah ve Resulü, kötülerin, şer insanların, fasid insanların bizlere karşı birleşeceklerini haber vermişlerdi. Bunun için onlar Allah Taala’nın vaadinin doğruluğunu görünce imanları daha bir güçlenmiş oldu.
Gerçek İslam ortaya çıktığı her yerde, habis ve çirkef güçler ona karşı mevzilenseler de pak insanlar, mutahhar kalpler, saf ruhlar, pak fıtratlar tüm varlık ve güçleri ile onu savunmuşlardır. Niçin İmam Humeyni (ra.)in vefatında 10 milyon insan ülkenin dört bir yanından onun teşyi merasimine katıldı ve öylesine acıklı bir şekilde mateme büründüler? Niçin yüz milyonlarca insan dünyanın dört bir yanında bu aziz insanın vefatı için kedere bürünüyor ve matem tutuyorlar? Bunun cevabı tek bir kelimedir. O da İslam İçin… O büyük insanın bizzat kendisi bizlere şunu öğretmişti ki İslam için Allah Taala kalpleri İnkılâba, rehberliğe ve İran halkına yöneltti.
Uzun yol kat etmeniz ve buraya gelmeniz için sizlerin ayak ve yüreklerinize güç veren şey zalime karşı teslim olmayan, mazlumların müdafisi ve asil İslam’dır. Yürekleri kendine çeken ve bir araya toplayan, yenilmez çok büyük bir güç oluşturan işte bu İslam’dır. Asıl sır burada yatmakta ve bizler onu layıkıyla idrak etmeli ve her zaman hatırımızda bulundurmalıyız.
Fars, Hurmuzgan eyaletleriyle Kazvin ve Takistan şehirleri halkı ve din ulemasından bir grubu kabulde yaptığı konuşmadan ( 1368/4/21)
İmam’ın Büyük Hedefleri

İmam Humeyni (ra)in açıkladığı büyük ülkü ve hedefler şunlardan ibaretti: Dünya müstekbirliği ile mücadele, “Doğuya da hayır Batıya da” çizgisinde kesin olarak itidal ve dengenin korunması, halkın tüm alanlarda gerçek manada bağımsızlığını kazanmasında ısrar, gerçek manada kendine yeterli olma, dini esaslar ve şeriatın korunmasına ısrar, vahdet ve dayanışmanın sağlanması, dünyanın mazlum ve Müslüman halklarına ilgi, İslami toplumda adaletin sağlanması, toplumun alt kesimi, mahrumları ve mustaz’afların sürekli ve sınırsız himaye altına alınması ve onlarla ilgilenilmesi.
İmam (ra)in bu çizgiden sapmaksızın ve azimle hareketini sürdürdüğüne şahid olmuşuz. Bizler imam’ın hareketini, sahil amellerini ve yolunu takib etmeliyiz.
Başbakan ve bakanlar kurulu’nun biatı merasiminde yapmış oldukları konuşmadan bir paragraf. (1368/3/17)
Hz. İmam Humeyni (ra.)in yol ve hareketinin sonuç ve bereketleri
O, Musevi asa ve Yed-i Beyza ve Mustafavi beyan ve furkanla mazlumların kurtuluşu için azmeden, zamanın Firavunlarının tahtanı sallandıran ve mustaz’afların yüreğini umut nuruyla aydınlatan Ruhullah’tı.
O, insanlara keramet, müminlere izzet, Müslümanlara güç ve azamet, maddi ve ruhsuz dünyaya maneviyyet, İslam dünyasına hareket, Allah yolu savaşçıları ve mücahitlerine şahamet ve şehadet kazandırmıştır.
Putları kırdı, şirke bulaşmış inançları silip süpürdü, olgun, kâmil insan olup, Ali gibi yaşamak ve ismet, masumluk sınırlarının yakınına kadar ilerlemenin bir efsane olmadığını tüm insanlara aydınlattı. Güçlenerek, esaret zincirlerini kırmak ve sultacılarla karşı karşıya gelmenin mümkün olduğunu da tüm halklara anlattı. Basiret sahipleri hakkın yakınlığını onun simasında daha nurlu gördüler ve gerek hayatı ve gerekse vefatı sırasında başından yağan ilahi nimet ve lütfun tadını her kes tadılar. Duası kabul gördü ki sürekli diyordu:

: «الهى لم يزل برّک علىّ ايام حياتى، فلاتقطع برّک عنّى فى ممات .»
“İlahi Lem Yezel Birike Ala Eyyame Hayati, Fela Takta birike anni fi mamati”
İmam Humeyni (ra)in vefatının 40. Günü merasimleri sonrası İran halkına hitaben yayınladığı mesajdan (1368/4/23)
İmam Humeyni’nin Büyük işi

İmam hazretlerinin en büyük girişimlerinden biri, İslam’ı ihya etmekti. 200 yılı aşkın bir süredir sömürge güçleri İslam’ı unutturmaya çalışmakta. İngiltere başbakanlarından biri dünyanın sulta siyaset adamlarına hitaben yaptığı konuşmada İslam ülkelerinde İslam’ı münzevi etmeleri gerektiğini açıklamıştı! Ondan önce ve sonra da çok büyük masraflar yapılarak İslam dininin birinci aşamada insanların hayatından ve ikinci aşamada benlik ve zihinlerinden silinip atılmasına çalışıldı. Çünkü bu dinin, onların talancılık ve sömürüsü karşısında en büyük engel olduğunu çok iyi biliyorlardı. İmamımız İslam’ı yeniden ihya etti ve onu yeniden dünyanın siyasi arenasında ihya etti ve insanlara kazandırdı.
İmam’ın ikinci büyük girişimi, Müslümanlara izzet ve şeref ruhunu yeniden kazandırmasıydı. İmam kendi hareketiyle birlikte İslam’ı sınırlı alanlar, üniversiteler ve kuru yorum olmaktan çıkararak, tüm Müslümanların dünyada yücelik duygusuna kapılmalarına sebep oldu.
Müslümanların azınlıkta olduğu büyük bir ülke Müslümanlarından biri, İslam İnkılâbından önce Müslüman olduğunu hiçbir zaman alenileştirmediğini, o ülkenin gelenek ve adetlerine uygun yerel isimler taşıdıklarını, gerçi Müslüman ailelerin kendi evlatlarına İslami isimler verdiklerini ancak o isimleri alenileştirme cesaretini göstermediklerini ve utandıklarını, ancak İslam İnkılâbından sonra artık o ülkede halkın Müslüman olduklarını hiç çekinmeden, utanmadan dile getirdiklerini ve isimlerinin sorulduğunda hiç çekinmeden kendi İslami isimlerini söylediklerini belirtmekteydi. Nitekim İmam (ra)ın bu büyük girişimi sayesinde Müslümanlar dünyanın dört bir yanında artık gurur duyup, izzet hissetmekte ve kendilerinin Müslüman olmalarından iftihar duymaktalar.
İmam’ın 3. Büyük girişimi, Müslümanlara İslam ümmeti olma duygusunu idrak ettirmesiydi. Bundan önce Müslümanlar açısından İslam ümmetinin bir anlamı yoktu veya ciddiye alınmıyordu. Bugün tüm Müslümanlar Asya’nın en ücra köşesinden Afrika’nın göbeğine kadar, tüm Ortadoğu, Avrupa ve Amerika’da “İslam Ümmeti” adında büyük bir toplumun bir parçası olduklarını hissetmekteler. İmam İslam ümmetine karşı bir nevi şuurluluk, bilinç duygusu oluşturdu ve bu duygu Dünya müstekbirliği karşısında İslam toplumlarının müdafaası yönünde çok önemli bir koz ve savunma aracı olmuştur.
İmam (ra)in 4. Büyük girişimi, bölge ve dünyada en çirkef, bağımlı ve iğrenç bir yönetimin hayatına son vermesiydi. İran’da saltanat düzeninin yok edilmesi, bir insanın düşünüp hayal edebileceği çok önemli bir girişimdi. İran, sömürgeciliğin Ortadoğu ve Fars körfezindeki en önemli kalesiydi. Bu kale İmam Humeyni (ra) vasıtasıyla yıkıldı.
İmam’ın 5. Önemli girişimi İslami temellere dayalı bir yönetim kurmasıydı ve böyle bir girişim daha önce Müslüman ve gayri Müslimlerin akıllarından dahi geçmiyordu ve imam mucizevari bu efsanevari düşünceyi hayata geçirdi, gerçekleştirdi.
İmam’ın 6. Büyük girişimi dünyada İslami bir hareket oluşturmasıydı. İslam İnkılâbından önce ülkelerden birçoğunda bu cümleden İslam ülkelerinde hürriyet talep, huzursuz ve muhalif gruplar ve gençler sol eğilimli ideolojilerle mücadele alanında boy göstermekteydiler. Fakat İslam İnkılâbından sonra kurtuluş mücadelesi ve hareketlerinin temeli İslam oldu. Günümüzde İslam âleminin neresinde ve hangi noktasında her hangi bir kurtuluş hareketi baş gösteriyor ve müstekbirliğe karşı kıyam başlatılıyorsa ve hareket ve mücadelenin dayanağı İslami düşüncedir.
İmam’ın 7. Büyük girişimi, Şia fıkhında yeni ufuk ve pencereler açmasıydı. Fakahatimizin çok önemli ve sağlam temelleri bulunmaktadır. Şia fıkhı, fıkıhların en sağlamlarından olup, çok sağlam ilke ve kaidelere dayanmaktadır. Nitekim aziz imamımız bu sağlam ve müstahkem fıkhı daha geniş manada ve cihanşümul bakışla kale aldı ve daha önce bizler için aydın olmayan fıkhın daha yeni boyutlarını bizlere aydınlattı.
İmam’ın 8. Büyük girişimi, yöneticilerin ferdi ahlaki açısından yanlış inançları etkisiz kılmasıydı. Dünyamızda, toplulukların başında bulunan kimselerin özel ferdi ahlaka sahip olması kabul edilmişti. Mağrur olmak, rahat bir hayata sahip olmak, israfa dayalı bir yaşantı sürdürmek, bencillik ve benzer hususlar yönetim başında bulunanların sahip olabilecekleri sıfatlar olduğu hususu insanlar tarafından kabul edilmişti. Hatta devrimci yönetimlerde bile düne kadar çadırlarda ve gece kondular da yaşayan devrimciler iktidarı ele geçirir geçirmez yaşam tarzları değişmekte, yönetim anlayışları değişmekte ve başka yönetici ve sultanların takındığı tavır ve metotları örnek almaktaydılar! Biz yakından bu olaylara tanık olduk ve halkımız açısından da hayret edilecek bir husus değildir.
Fakat imamımız bu yanlış düşünceyi değiştirdi ve bir halkın, hatta diğer Müslümanların sevilen liderinin zahidane bir yaşam tarzı olabileceğini, şatafatlı saraylar yerine küçük bir mescitte kendi ziyaretçilerini ağırlayabileceğini ve peygamberlerin giysisi, dili ve ahlakı ile halka karşı davranabileceğini gösterdi.
Eğer yöneticiler ve hâkimlerin yürekleri marifet ve hakikat nuru ile aydınlanacak olursa, şatafat, israf, fazla sahip olmak, bencillik, mağrurluk ve istikbar onların yöneticiliği için gereklilik kazanmaz. O yüce insanın büyük mucizelerinden biri hem kendi yaşamlarında ve hem kurduğu yönetim içinde marifet ve hakikat nurunu tecelli ettirmesiydi.
İmam’ın 9. büyük girişimi, İran halkı içerisinde gurur ve kendini kabul etme duygusunu oluşturmasıydı.
Aziz kardeşler! Dikta ve ferdi yönetimler yıllar boyunca halkımızı zayıf, mustaz’af ve pısırık bir halk konumuna getirmişlerdi. Hâlbuki bu halk öyle bir halktı ki üstün yeteneklere ve hasletlere sahip olup, İslam sonrası tarih boyunca bunca bilimsel ve siyasi iftiharlara yaratmıştır.
Yabancı güçler, (bir süre İngilizler, ardından Ruslar ve diğer Avrupa devletleri ve son olarak da Amerikalılar) halkımızı sürekli aşağılamışlardır. Halkımız da büyük işler yapma liyakatine ve yeteneğine sahip olamadığını kabullenip olmuştu. Ülkeyi kalkındıra bilemez, buluş ve icatta bulunamaz, başkaları ona efendilikte bulunması gerekir! Diye inandırılmıştı. Nitekim milli gurur ve iftiharı halkımız içinde yok etmişlerdi; fakat aziz imamımız, İran halkı içerisinde milli gurur ve iftiharı canlandırdı.
Halkımız, Pehlevi yönetimi tarafından oluşturulup körüklenen yersiz nasyonalist duygulardan kendini kurtardığı an ise kendinde izzet ve kudret hissetti. Bugün halkımız doğu ve batı ve irticanın ortak komploları, onların el ele vermesinden korkmamakta ve zafiyet duygusuna kapılmamaktadır. Gençlerimiz kendi ülkelerini bizzat kendilerinin yapacaklarına inanıyorlar. Halkımız doğu ve batının kabadayılıkları ve baskıları karşısında mukavemet edecek güçte olduğunu hissetmekteler. İşte bu milli gururu, kendini kabullenmeyi, izzeti ve asil-gerçek iftiharları rahmetli imam Humeyni halkımızda ihya etmiştir.
Son olarak İmam’ın 10.büyük girişimi, “Doğuya da hayır Batıya” da ameli ve mümkün olabilen bir prensip olduğunu ispatladı. Başkaları ya doğu veya batıdan birisine dayanmak ve bağımlı olmak gerektiğini zannediyorlardı. Ya bunun ekmeğini yiyip teşekkür etmek gerekirdi veya öbürünün… Bir halkın hem “Doğu”ya ve hem “Batı”ya hayır diyebileceğini, onlara karşı mukabele edebileceğini ve her geçen gün daha da güçlenerek kök salabileceğini düşünmüyordu. Fakat rahmetli imam Humeyni bu hususu ispatladı.
1368/4/23 Cuma namazı hutbesinden bir bölüm

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv