Rehberimizin Dilinden İmam Humeyni (ra) – 2
Bu yazı kez okundu.
4 Şubat 2014 14:32 tarihinde eklendi

İslami İran, Müslümanların büyük cihanşümul hareketlerinin merkez noktası
İmam Humeyni (ra) Müslümanların izzet ve kuvveti

Ben bugün birkaç açık hakikati hatırlatmak istiyorum ve ardından bir sonuç İran halkı ve bir sonuç ta dünyanın tüm Müslüman halkları için almaya çalışacağım.
İnsaf sahibi hiç kimsenin inkâr edemeyeceği ve her kesin kabul ettiği birinci gerçek şudur ki aziz imamımız, İslam ve Müslümanlara güç ve izzet kazandırdı. İslam düşmanları zayıf bir İslam’ı istiyorlardı. Onlar İslami insanların hayatından ve hatta zihin ve düşüncelerinden silip atmak istiyorlardı ve ne yazık ki bir ölçüye kadar da başarılı oldular. Bu iğrenç siyaset doğrultusunda bağımlı ve sapık yönetimler, müstekbirlik bu hususta dünya müstekbirliği ve İslam düşmanları ile tam bir uyum içindeydiler.
Rahmetli İmam Humeyni İslam inkılâbı sayesinde Müslümanlara yeni bir coşku kazandırdı ve İslam’ı ihya etti. Bugün birçok ülkede İslam dini artık genç neslin, kıyam etmiş neslin ve aydınların tek arzusu ve ülküsü olmuştur. Bunun en bariz örneği aziz Filistin’dir. Yıllarca Filistin adına laflar edildi, söz söylendi, mücadele sürdürüldü, ama tüm bunlar başarısız sonuçlandı. Fakat bugün Filistin halkı İslam adına mücadelelerini sürdürüyor, mukavemet gösteriyorlar. Nitekim mücadele artık yöneticilerin, grupların, teşkilatların ve şahsiyetlerin elinden çıkmış, halk kitlelerinin içerisine uzamıştır. Böyle bir mücadele asla başarısız sonuçlanamaz, bu mücadele eğer halk kitlelerinin mücadelesi olarak devam ederse kesin sonunda galibiyete ulaşacak. Bu ise İslam’ın bereketi sayesinde olmuş ve imam Humeyni onun adını ihya etmiş, İslam vicdanını Müslümanlar içerisinde uyandırmıştır.
Bugün Kuzey Afrika İslam ülkelerinde birçok grub İslam adına ve İslam devleti ve düzeni kurmak hedefi uğruna mücadele vermekteler, bu hususta önemli ilerlemeler de sağlamış durumdalar. İmam Humeyni’nin hareketinden öncesine kadar kim böyle bir meseleyi hattı aklının ucundan bile geçirebilirdi? İslam âleminin doğusunda ve batısında artık Müslümanlar uyanmışlardır. Avrupa ülkelerinde ve diğer gayri Müslim ülkelerdeki Müslüman azınlıklar artık kendilerinde üstün bir kimlik ve kişilik hissetmekteler. Müslümanlar içerisinde İslami kimlik ve hüviyet arkım ön plana çıkmıştır. İşte tüm bunlar İmam Humeyni (ra) ve onun liderliğindeki hareketin sayesinde tahakkuk bulmuştur.
Mücadelede basiret ve sabır, İmam (ra) ve ümmetin başarısının sırrıdır
İkinci hakikat şudur ki İmam Humeyni ve yiğit halkımızı bu büyük mücadelede başarıya ulaştıran husus basiret ve sabırdı, sabırla birlikte var olan direnişti. İmam Ali (as)ın buyurduğu gibi;
«و لا يحمل هذا العلم الّا اهل البصر والصّبر»
Yani bu ilmi basiret ve sabır ehlinden başka kimseler tahammül edemez”
Bunun asıl nedeni ise bugün küfür ve şirkle mücadele safları tam belli değildir. Birçokları İslam’dan bahsediyorlar ama yalan söylüyorlar. Onların benimsedikleri İslam, müstekbirlik liderlerinin istediği İslam’dır. Birçokları insanların eşitliğinden sohbet etmiş ve halen etmekteler, yalan söylediler ve söylemekteler. Nitekim mevcut dönemde mücadele şartları oldukça zordur, hem müstekbirliğin zer ve tezvir gücünden dolayı ve hem müstekbirlik ve uşaklarının nifakı ve yalancılıkları saptırmadaki üstün yeteneğinden dolayı.
Basiretsiz insanlar çok çabuk aldanıyorlar, günümüzde bile dünyada çok çabuk aldanan, düşmanı tanımayan ve hangi safta olmaları gerektiğini tespit edemeyen insanlar var.
İran’da aziz imam (ra) sabır ve mukavemetle birlikte olan halkın basireti sayesinde bu yolu kat etti ve başarıyı yakaladı. İmamın kendisi halktaki bu basiret ve sabrın oluşmasında çok büyük bir katkısı olmuştur. Dünyanın neresinde her hangi bir mücadele başlıyorsa merhametli bir insan halk kitlelerin kurtuluşu için hareket ediyor ancak şunu bilmelidir ki bu yol ancak akıllıca hareket etmek, basiretli davranmak, sabır ve direnişle mümkün olabilir, bunun aksi düşünülemez.
3. Hakikat şudur ki gerek Müslüman, mustaz’af ve mahrum kitleler olsun ve gerekse müstekbirlik kampındakiler olsun tüm dünya bugün mevcut olan İslami ülküler doğrultusundaki hareketin ana çekirdeğinin İran İslam Cumhuriyeti olduğunu kabul etmişlerdir, nitekim ilk etapta tüm düşmanlıklar bizlere yöneliktir, samimi ve zahirde dostane sözler arasından düşmanlık ve kin belirtilerini açıkça görmekteyiz. Müstekbirlik güçlerin İran İslam Cumhuriyetine, yüce imama ve siz halka ne kadar düşman olduğunu çok iyi biliyoruz. Düşman onu canlı, dinamik bildiği için İran İslam Cumhuriyetine karşı düşmanlığından en ufak bir şey azalmadı. Eğer düşman’ın propaganda borazanları, müstekbirlik kamp ve İmam’ın düşmanları onun öldüğünü ve artık her şeyin bittiğini zannetmiş olsalardı, imamın vefatından iki yıl geçmesine rağmen onun şahsına ve adına karşı bunca düşmanlık yapmazlardı. Bugün halen bu düşmanlıklarını sürdürüyorlar.
İslami İran, İmam’ın İran’ı, İnkılâbın İran’ı dünya Müslümanlarının evrensel hareketinin ana merkezi ve eksenidir ve bu ölçüde de düşmanlıkların da ana mihveridir. Bu durum ise bizleri üzeceğine bilakis daha da mutlu etmektedir, bizleri dehşete düşüreceğine daha da umutlu etmektedir. Çünkü bizlerin ne kadar güçlü olduğumuzu, halen düşmanların, talancıların, hırsızların ve müstekbirlerin çıkarları karşısında en büyük tehdit ve tehlike sayıldığımız konusunda bizlere güvence vermekte ve ülke ve toplumun kalkınması, inkılâbın ilerlemesi yolunda izlemekte olduğumuz yolun ne kadar doğru ve isabetli olduğunu göstermektedir. Bizler eğer insanlık düşmanlarının çıkarları aleyhindeki veya inkılab ve ülkenin çıkarları doğrultusundaki hareketimizde yanlış bir istikamete sapmış olsaydık kesin düşman şimdiki kadar bize karşı düşmanlıkta bulunmazdı.
Bugün dünyadaki tüm propagandalar muhtelif şekilleriyle bize karşıdır. Bazı radyo ve propaganda organı alenen bizlere küfretmeyebilirler ama bu onların dost olduklarına gerekçe sayılamaz. Bize karşı alenen küfretmelerinin dünya halklarının yüreğini daha fazla bize yönelteceğini bildikleri için alenen düşmanlık edip küfretme yerine iftirada bulunuyorlar, bizlere karşı hoşgörülü oldukları ve bizleri de kendilerine karşı hoşgörülü olmaya çaba gösteriyorlar. Bu da onların hile ve entrikalarından bir diğeridir.
Rahmetli İmam Humeyni’nin ikinci vefat yıl dönümü töreninde yaptığı konuşmanın bir bölümü (1370/3/14)
İnkılâbın Öğretmeni İmam (ra): “Başarabiliriz”
İslam İnkılâbından sonra, İnkılab ve İnkılâbın muallimi (İmam Humeyni) kendimizin yapabileceğimizi, kendimizin çaba harcayabileceğimizi, kendimizin imal edebileceğimizi, kendi kültürümüzü, üretim ve tüketim kaideleri bizzat kendimizin ortaya çıkarabileceğimizi ve tüm bunları yapım ve onarım döneminde hayata geçirmemiz gerektiğini bizlere bizzat öğretti. Biz hiçbir zaman başkalarının kazanımlarını geri çevirmeyiz. Kimin ne kazanımı varsa, gerek ilim dalında, gerek imkanat dalında, gerek teknoloji ve gerekse mevcut teknik olanaklar dalında olsun mümkün olduğu surette onların tümünü kendi hedeflerimiz doğrultusunda hizmete sokma hususunda bir an dahi olsa tereddüt etmeyiz. Tüm bunları ülke içindeki yeteneklerin gelişip büyümesi yolunda bir araç, köprü edinmeliyiz. Ülke içinde nerede bir üretimde bulunursak yerli malını dış ürünlere tercih etmeliyiz. Ülke içinde üretilen her ürün yabancı benzerlerine oranla bizim için daha hayırlı ve mübarektir…
Petrol bakanlığı çalışanları ve uzmanlarına hitaben yaptığı konuşmadan bir paragraf (1370/9/12)
İmam (ra)Büyük Hüneri

Aziz imamımızın büyük ve emsalsiz hünerlerinden biri İslam’ı içine sürüklendiği gariplikten kurtarmasıydı. Müslümanlar hatta kendi evlerinde ve şehirlerinde bile gariplerdi. İslam hatta kendi vatanında bile garipti. İslam düşmanları fesad ve ilhad kültürü, tağuti düzenler sayesinde Müslümanların hatta kendilerini düşünme imkânını bile ellerinden almışlardı. Böyle bir şartta aziz imamımız, peygamberler sülalesinden olan o şahıs ve Allah’ın gücünün zamanımızdaki eli bu gurbet tozunu İslam’ın çehresinden silip attı.
İmam Humeyni (ra)in vefatının ikinci yıl merasimine katılan yabancı konuklara hitaben yaptığı konuşmadan (1370/3/15)
Hürriyet ve Bağımsızlık Maneviyat ve Ahlakla iç içe
Aziz imamımızın en büyük hünerlerinden bir diğeri inkılab için çok güçlü bir çerçeve oluşturması ve inkılâbın egemen siyasi akımlar ve güçler tarafından eritilip yutulmasına imkân vermedi. “Doğuya da hayır Batıya da – İslam Cumhuriyeti” sloganı veya “İstiklal-Hürriyet-İslam Cumhuriyeti” sloganının anlamı şuydu ki bu inkılab sağlam ve dayanıklı ilke ve temeller üzerine kurulu olup, o günün doğu kampına egemen sosyalizm kampından uzak olduğu gibi batı kampının kapitalizm liberal ilkelerine de bağlı değildi. Doğu ve batının bu inkılâba karşı düşmanlık içinde olmasının başlıca sebebi de bu meseledir.
Bu inkılâp sağlam temeller üzerine kurulmuştur, adaletin icrasını esas aldığı gibi halklara hürriyet ve özgürlüğü, maneviyat ve ahlakı ilke edinmesi de en önemli değerlerindendi.. Bu inkılab, adalet istemi, hürriyet istemi, halk demokrasisi, maneviyat ve ahlak birikiminden oluşmaktadır.
İmam Humeyni (ra)in türbesi ziyaretçilerine hitaben yaptığı konuşmadan (1381/3/14)
İmam (ra) ve İslam’ın unutulmuş hakikatlerinin ihyası
Rahmetli İmam Humeyni’nin İslam dünyası çapında gerçekleştirdiği önemli bir girişimi, İslam’ın siyasal ve sosyal boyutunu hayata geçirmesiydi. Sömürü, İslam ülkelerine girdiği günden beri, sömürgeci ve sultacı güçlerin tüm çabaları, İslam adalet ve sosyal boyutlarını, adalet istemini, hürriyet istemini, istiklal istemini etkisiz hale getirmekti. Sömürgeci güçler kendi istilalarını İslam âlemine daha fazla yaymak amacıyla, İslam’ın siyasi boyutunu İslam’dan ayırmaya, olaylar karşısında teslim olabilecek, işgalcilik karşısında teslim olabilecek ve güçlü ve zalim düşman karşısında teslim olabilecek bir İslam’ın toplumlara yerleştirmeye mecbur hissediyorlardı kendilerini. Fakat İmam, unutulmuş İslam’ın gerçeklerini ihya etti., İslam’ın adalet istemini elle üzerinde ihya etti ve İslam’ın ayrımcılık. Sınıfsal ihtilaf ve toplumun üst tabakasına karşı muhalefetini alenileştirdi. Rahmetli İmam Humeyni ilk günden ömrünün son gününe kadar toplum’un mustaz’af, mahrum ve yalın ayak kesimine dayandı. İslam düzeninin kuruluşunun ilk günlerinde ve İslam nizamının liderliği makamında bulunduğu 10 yıl boyunca defalarca sorumlulara, bizlere zayıfların durumunu dikkatte bulundurmamız tavsiyesinde bulunmaktaydı. Diyordu ki sizler yalın ayak sınıfa borçlusunuz. Azizlerim! Yüce İran halkı! Nerede ve hangi hususta bizler imam (ra)in bu tavsiyelerine riayet ettiysek, programlarımızda, yasamalarımızda, icra işlerinde atama ve azillerimizde bu nasihatlere amel ettiysek zafer de bizlere kısmet oldu…
Halkla ilgili olarak İmam’ın en önemli teşebbüsü şuydu ki Merdomsalari (halk demokrasisi) mefhumunu, batılı demokrasi tasarımcıları ve onların piyonlarının elde etmek istedikleri hedef ve amaçlardan bütünüyle uzaklaştırdı. Onların asıl amacı dindarlığın halk demokrasisi ile bağdaşmadığını telkin etmeye çalışıyorlardı. Fakat imam bu batıl mefhumu çürüttü ve halk demokrasisini yani İslam Cumhuriyetini dünyada gündeme getirdi. İmam lafla da yetinmedi ve fikri istidlalle da sınırlı kalmayarak pratikte bunu hayata geçirdi.
İmam Humeyni’nin 14. vefat Yıl dönümündeki konuşmasından (1382/3/14)
Rahmetli İmam Humeyni’nin yol ve çizgisi karşısında bizlerin vazifesi
İnkılab’ın pusudaki yara almış düşmanları yıllardır böyle bir günü beklemekteydiler ve şimdi güneşin batışını beklemekte olan yarasalar gibi kendi iğrenç ve uğursuz hedeflerini hayata geçirmek istemekteler. Gerçi şu günlerde bir yanardağ gibi ülkenin fezasını ısıtan halkın kutsal duyguları tufanı, gerek ülke içindeki fitnecilere ve gerekse ülke dışındaki kinci düşmanlara her hangi bir şetarette bulunma fırsatı vermeyecek ve rahmetli İmam Humeyni’nin en değerli mirası olan kutsal İran İslam Cumhuriyeti düzeni aleyhindeki her türlü hareketi ateşe çekecektir aynı zamanda halkın şuur ve hazırlık içinde olması, kuşkulu kıpırdanışlar karşısında duyarlı bulunması ve her zaman sahnede hazır bulunması günümüzde genel farzlardan biridir.
İslam İnkılâbının zafere ulaştığı andan şimdiye kadar dünya müstekbirliği hiçbir zaman İran İslam Cumhuriyetini zayıflatma ve yok etme hevesinden vazgeçmemiş ve bu doğrultuda mümkün olan her türlü yola başvurmuştur. İran İslam Cumhuriyeti halkı ve yetkilileri kendi İslami ilkeleri, milli izzet ve bağımsızlıklarına bağlı oldukları müddetçe bu niyetlerini de koruyacaklardır. Ancak Allah Taala’nın yardımı ve fazlıyla ve tarih ve yaratılışın kuralları gereğince İran halkının direniş ve azmi karşısında düşman hiçbir başarıya ulaşamayacak, hile ve entrikası neticesiz sonuçlanacak ve Allah Taala’nın iradesiyle inşallah bundan sonra da böyle olacak.
Nitekim ben, tüm kitleler ve toplum fertlerinden düşmanın komploları karşısında uyanık olmayı kendileri için bir inkılabi farz kabul etmelerini ve düşmanın iğrenç niyetini tespit edip dünya çapında siyasi ve propaganda tavırlarını ve ekonomik alanda baskı uygulamak amacıyla ortaya attıkları şayiaları etkisiz bırakmalarını isterim. Şunu biliniz ki uyanık olup şuurlu davranmanız durumunda düşman’ın tüm komploları etkisiz kalır ve zafer İran halkına ait olur.
Aziz ve yüce liderimiz İmam Humeyni’nin de defalarca belirttiği ve siyasi-ilahi vasiyetnamesinde de ona değindiği gibi, halkımızın birlik ve bütünlüğü İslam İnkılâbı’nın başarı sırrıydı. Öyle ki İnkılâbın halen devam etmesi, bekası ve selametinin de asıl sırrıdır.
Halkın birbirine zıt grup ve teşkilatlara bölünmesi, mantık dışı duygu ve küçük çaplı anlaşmazlıkların büyütülmesi ve halkımızın ortak inanç yönünü teşkil edin temel ilkelerin unutulması veya ikinci plana itilmesi, düşman’ın varlığının dikkate alınmaması ve ondan kaynaklanacak telafisi imkânsız tehlikeler. Kendi kaybolmuş haklarını yeniden ihya etmek ve yabancılara bağımlılıktan kurtulmak isteyen bir halk için en büyük faciadır.
İslam İnkılâbı Liderinin İmam Humeyni(ra)i anmak için yayınladığı mesajdan bir paragraf (1368/3/18)

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv