VE DECCAL İLAHLIĞINI İLAN ETTİ…
Bu yazı kez okundu.
12 Mart 2014 12:19 tarihinde eklendi

http://www.youtube.com/watch?v=if5B6c9cp58

“Çok yalancı ve aldatıcı” anlamına gelen deccal kelimesi, İslam literatüründe özellikle ahir zamanda ortaya çıkacak fitnenin baş müsebbibi olan şahıs için kullanılmış ve her çağın bir deccalı olacağı bildirilmiştir. “Ahir zaman” zamanların en tehlikelisi olacağından dolayı bu zamanda çıkacak fitnenin de en şiddetli fitne olacağı, İslam deccali süfyanisinin bu dönemde zuhur edip halkı aldatmakla iş göreceği İmam Ali’den (a.s.) nakledilmiştir. Doğal olarak Nemrut’un karşısında İbrahim (a.s.), Firavun’un karşısında Musa (a.s.) olduğu gibi İslam deccalı süfyanisinin karşısında İmam Mehdi’nin (a.f.) zuhur etmesini beklemek gerekmektedir. Bu yazımızın konusu daha çok İslam deccalı süfyanisi olduğundan onunla ilgili hadislerden yola çıkarak günümüzdeki “süfyani sistemlerin” de tasvirini yapmaya çalışacağız.
Ahir zamanın fitnesine dikkat çeken hadislere baktığımızda “Şam” topraklarının özel bir önemi olduğunu, ahir zamanın en şiddetli savaşının bu topraklarda başlayacağını, deccalin Şam’a saldıracağını ve ona karşı savaşanlarında bu topraklardan başlamak üzere onunla mücadele edeceklerini görmek mümkündür. Bu deccali vasıflandıran hadislerde ” deccal çıktığı gün bütün dünyanın işiteceği” “elinin delik (müsrif) olacağı”,”kırk günde dünyayı gezeceği”,”yalancı cennet ve cehennemi bulunacağı”,”bir ilah olduğunu ilan edeceği”,”alim olup, ilim ile dalalete düşeceği”,”en büyük desteği Yahudilerden alacağı” vb. bizlere bildirilmiş ve bu özelliklere sahip olan biriyle karşılaştığımızda o fitneden uzak kalmaya çalışmamız ve İmam Mehdi (a.f.) safında yer almamız öğütlenmiştir. Bu arada süyaninin “Recep” ayında zuhur edeceğini belirten hadisler olduğunu da vurgulamak isteriz.

Bu hadisler ışığında günümüz fitnelerini aydınlatmaya çalışıp, en büyük fitnecinin tanınmasına yardımcı olmak kanaatimizce önemlidir. Zira bu fitneleri ve fitnecileri tanımayan samimi müslümanların “imanlarını elde tutmalarının kor ateşi elde tutmalarından zor olacağını” ve bu imtihandan çoğu müslümanın geçemeyeceğini yine hadislerden dolayı biliyoruz.
Ahir zaman da fitnenin Şam’da çıkacağı hadisini günümüze yorumlamak şuan içinde bulunduğumuz ortamda ne derece gereklidir bilemiyoruz. Çünkü bahsedilen “süfyaninin” önderliğinde yürütülen savaşta yüz binlerce insan ölmüş veya yurtlarını terketmiştir. Koca bir ülke adeta çok ağır bir depremle yerle yeksan eylenmiş, taş üstünde taş kalmamıştır. Tıpkı İmam Ali’nin (a.s.)”Şam’daki bir depremde yüzbin kişi ölecek Allah bu depremi müminlere rahmet, kafirlere ise azap olarak gönderecektir. Böyle olunca siyah-beyaz ve kulağı (veya kuyruğu) kesik atlara binen süvarilere ve sarı bayraklara bakın. Onlar batıdan gelerek Şam’a ulaşacaklar. O sırada en büyük dehşet ve kızıl ölüm gerçekleşecek. Sonra Şam yakınlarındaki Heresta köyü toprağın altına girecek. Tam o sırada ciğerler yiyen kadının oğlu kurak çöllerden ortaya çıkacak ve Şam minberine hakim olacak. Böyle olunca Mehdi’nin zuhurunu bekleyin.” hadisinde buyurduğu gibi. Bu hadiste dikkati çeken bir diğer konu ise “sarı bayraklıların” savaşa katılmalarından bahsetmesidir ki, Hizbullahi hareketin bayrağının rengi malumunuzdur. “Ciğerler yiyenin” oğulları kurak topraklar olan “suudi” krallıklarınca desteklenmiş ve kısa bir dönem için başarıya ulaşmışlardır. Ama Allah’ın izniyle hadisin son kısmının vakti gelmiştir artık. Tüm bunlar olurken bu “ciğer yiyenlerin” Şam topraklarına nerden ve kimlerin yardımıyla girdiklerini ve desteklendiklerini göz önünde bulundurursak asıl failin de adını bulmuş oluruz.
“Deccal çıktığı vakit bütün dünyanın işiteceği” hadisi aslında bugün hertürlü basın yayın yoluyla hiçbir haberin gizli kalmayacağını vurguladığı gibi, kanaatimizce “İslam deccali süfyanisinin” bu basın yayın organlarının neredeyse tümüne hakim olup, kendi propagandasını yaparak, hem müslümanları ifsad edeceği, hem “çok yalancı ve aldatıcı” kimliğini gizleyip “hakkı batılla” karıştırabileceği ve bunu herkesin zihnine ve ruhuna ulaştırıp onları yoldan saptıracağı manasına da gelebilir. Nitekim süfyaninin tabii olduğu şeytan “Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!”(A’raf 17) diyerek bu saldırıyı her yönden yapacağını belirtmiştir ki bu zamanda bu sokulmaların tümü “süfyaninin” kontrolünde olan medya tarafından gerçekleşmektedir.
“Süfyaninin elinin delik (müsrif) olacağını” beyan eden hadisleri irdelemeye gerek var mı vicdanlarınıza soruyoruz. Bir yandan milyar dolarları kendi aralarında birbirlerine peşkeş çekenler, bilmem kaç yüz bin dolarlık saatler takanlar, gemiciklerle filolar kuranlar, sermaye sahipleri ile yatıp kalkanlar, ülkelerinin her türlü yer altı ve yer üstü zenginliklerini ya kendileri yağmalayanlar ya da kendilerine biat eden zenginlere yağmalatanlar, gözleri doymayan tamahkarlar, diğer yandan asgari ücretle iş bulduğunda şükredenler, çöplerde ekmeğini çıkarmaya çalışanlar, dilenmeye alıştırılıp onurları çalınanlar ile varlığını devam ettiren “süfyani sistemlerin” başındaki “süfyanilerin” ellerinin delikliği ayan beyan ortadadır. Ayrıca Allah (c.c.) “hem mallarınızı aranızda bâtıl (haram yollar)la yemeyin ve insanların mallarından bir kısmını kendiniz (haksız olduğunuzu) bile bile (rüşvet veya yalancı şâhidlik gibi) günah ile yemeniz için onları(n hükmünü) hâkimlere (bırakıp) aktarmayın!”(Bakara 188) ayeti ile bizleri malları haksız yere kullanmaya karşı uyarmışken bu uyarının tersine hareket edenlerin adları ne olursa olsun İslam düşmanı oldukları açıktır.
Süfyaninin “kırk günde dünyayı dolaşacağı ve yalancı cennet ve cehennemi olacağını” bildiren hadislerin günümüzdeki tezahürleri de ordan oraya, fitne için hiç yorulmadan uçan, neredeyse her ay bir ülkenin başkentinde büyük şeytanın ve İsrail’in planlarının hayata geçirilmesini sağlamaya dönük çalışmalar yapanlar, kendi sistemlerinde kendilerine biat edenlere her türlü kolaylığı ve dünyalığı sağlayarak yalancı cennet oluşturanlar ve kendilerinin oyunlarına kanmayarak onlarla mücadele edenleri ya zindanlara koyarak ya da her türlü yolla sıkıntılara düçar bırakarak yalancı cehennemler hazırlayanlardır.
“Alim olup, ilim ile dalalete düşeceği”,”en büyük desteği Yahudilerden alacağı” mevzusuna gelince, İslam deccalı süfyanisi insanları kendisine inandırmak için ilmi elinde bir maşa olarak kullanacaktır ve kullanmaktadır. Bu bazen kendisinin ikrar ettiği ” ya Allah, Bismillah” lafızlarında ve anlamını tahrif ederek zikrettiği ayetlerde ortaya çıkmakta, bazen de ilmini az bir paha karşılığı satmış olan “süfyani sistemlerin” saray mollası , ilim yüklü merkeplerinin konuşmalarıyla zuhur bulmaktadır. Bu sayede süfyaninin sisteminin ömrü uzamakta ve halk bu aldatmacaya kanmaktadır. Tüm bu zulümleri ve hakkı batılla karıştırma işlerini yapan süfyaninin en büyük destekçisi de bütün varlığıyla ayakta tutmaya çalıştığı büyük şeytanın (tüm dünyaya hitap eden büyük deccalın) gayri meşru çocuğu siyonist yahudi devleti olan İsrail’dir. Öyleki siyonizmin kurucusunun mezarında gözyaşı dökerek ahde vefa örneği gösteren süfyaninin, İslam ülkelerinde parlamasını sağlayan “one minute” tiyatrosunun baş aktörü de yine bu gasıp rejimdir. Bu karşılıklı yardımlaşma her iki zulüm rejimin ayakta kalmasını sağlamaktadır. (Bu konuyla ilgili “samirinin buzağısı” başlıklı yazımıza bakabilirsiniz)
Ve “deccalın ilahlığını ilan edeceği” hadisine geldiğimizde, (ki bu yazımızın temel konusudur) geçtiğimiz günlerde “süfyani sistemin” kulu köpeği olanlardan birinin “liderimiz, (haşa) Allah’ın her türlü vasıflarına sahiptir” sözü, ne demek istediğimizi de oldukça güzel açıklamaktadır. Bu sözün üzerinden günler geçmesine rağmen, sözün muhatabından hiçbir tekzip, kınama, uyarı gelmemesi, “sükut ikrardır” deyimi mucibince ilahlığın ilanıdır. “Yeryüzünde kibirlenerek yürüme; çünkü ne yeri yarabilirsin, ne de boyun dağlara erer, onlara erişebilirsin.”(İsra 17) ayetinin muhatabı olup ta Allah’ın (c.c.) bu uyarısını ciddiye almayan mütekebbirlerin kendi tebalarına tıpkı firavunun dediği gibi ” Benden başkasını tanrı edinirsen, andolsun ki seni zindanlıklardan ederim!”(Şura 29) demesinin benzeri olan yukarıdaki sözlerin muhatapları, “(Böyle gurur ve kibirle) kendisine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: “Bunun, hiçbir zaman yok olacağını sanmam.” (Kehf 35) duygusuyla saltanatlarının devam edeceğini düşünürler. Oysa bir gün gelecek onlara “O halde, içinde ebedi kalacağınız cehennemin kapılarından girin! Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!” (Nahl 29) denilecektir.
“Süfyani sistemlerin” halk arasında “kanı beş para etmez” diye tabir edilen uşaklarının, liderlerini ilahlaştırmaları aslında o liderin izni ve bilgisi ile olmaktadır. Zira köle ruhlu olanın sahibinden bağımsız hareket edebilme ihtimali yoktur. Bu öyle bir köleliktir ki sahibine uluhiyet atfetmekle kalmaz bu uluhiyeti kayıtsız şartsız kabullenip yaymaya çalışır. “Liderimiz 1400 yıl önce yaşasaydı hicret tatsızlığı olmazdı” diyecek kadar kendinden geçip “uçmayan şeyhlerini uçurmaya çalışan mür-itler topluluğu”, aslında Resulullah’ın (s.a.a.) şahsında Allah’a (c.c.) isyan etmekte ve haşa Allah’ın (c.c.) bu tatsızlığa sebep olduğunu belirtmektedirler. Kur’an’da “O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz.”(Necm 3) diye tasvir edilen Resulullah’a (s.a.a.), “Kim Resûl’e itaat ederse, gerçekte Allah’a itaat etmiş olur.”(Nisa 80) ayeti gereğince itaatın Allah’a(c.c.) itaat olduğu bildirilmişken, O’nun (s.a.a.) hata yaptığını belirtmek haşa Allah’ın (c.c.) hata yaptığını belirtmek olacaktır. Elbette ki bunu bilen “süfyani” şimdilik kendi ağzıyla değil ama köleleri vasıtasıyla ilahlığını ilan ederek hem halkı bu duruma alıştırmakta hem de bizlere Resulullah’ın (s.a.a.) verdiği haberi doğrulamaktadır.
Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi her Nemrut’un bir İbrahim’i (a.s.) olduğu gibi süfyaninin ve deccalin de bir Mehdi’si (a.f.) olacaktır elbet. Allah’ın (c.c.) “..herkesi, her topluluğu, uydukları kişilerle (İmamlarıyla) beraber çağıracağı”(İsra 71) gün hangi safta olacağımıza dikkat etmek gereklidir. Sözümüz çok uzadığı için bu çağın süfyanisinin karşısındaki safın özelliklerini başka bir yazıya erteliyoruz.
siyasetmektebi.com.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv