İMAM ZEYN’EL- ABİDİN (A.S)’DAN KIRK HADİS
Bu yazı kez okundu.
14 Mart 2014 13:45 tarihinde eklendi

İMAM ZEYN’EL- ABİDİN (A.S)’DAN KIRK HADİS

1- “Allah korkusunu kalbinize yerleştirin ve Allah’ın vaat ettiği dönüşteki güzel sevapları ve korkuttuğu şiddetli azapları hatırlayın. Çünkü bir şeyden korkan, ondan sakınır ve bir şeyden sakınan onu terk eder. Dünya hayatının süslerine gönül bağlayan ve kötülük düzenleri kuran gafillerden olmayın; Allah-u Teala buyuruyor ki: “Kötülük düzenleri kuranlar, Allah’ın onları yere batırmayacağından, yahut hiç anlamadıkları bir yerden başlarına bir azap gelmeyeceğinden, yahut dönüp dolaşırlarken tutup onları helak etmeyeceğinden emin mi oldular? Onlar O’nu aciz bırakamazlar.”
2- “Mümin dua ettiğinde üç sonuçtan biri gerçekleşir; Ya kendisine ahirette azık olur, ya bu dünyada kabul olur, ya da ona ulaşacak bir belayı geri çevirir.”
3- “Allah’tan mağfiret dileyin ve O’na yönelerek tövbe edin. Çünkü O, tövbeyi kabul eden, günahları affeden ve yaptığınız her şeyi bilendir. Günahkarlarla dost olmaktan, zalimlere yadım etmekten ve fasıklarla komşu olmaktan sakının, fitnelerine karşı ihtiyatlı olun ve çevrelerinden uzaklaşın.”
4- “Hz. Zeyn’ul- Abidin (a.s)’ın, Beni Ümeyye tarafından kadılık ve fetva makamını almış Muhammed bin Müslim adlı saray alimine yazdığı mektuptan bir bölüm:
“Sanma ki Allah Teala senin mazeretini kabul edip kusurlarına göz yumacaktır. Heyhat! Heyhat! Sandığınız gibi değildir. Allah-u Teala, Kur’ân’da alimlerden; “(Semavi kitapların hakikatlerini) insanlara açıklamalısınız, onu gizlememelisiniz” buyurarak söz almıştır. Bil ki gizlediğin en ufak hak ve taşıdığın en hafif günah, zalime yaklaşmakla ve davetini kabul etmekle onun yalnızlık ve korkusunu giderip, zulüm yolunu ona kolaylaştırmandır… Acaba onlar kendi yanlarına çağırmakla, seni kendi zulüm değirmenlerinin etrafında döndürdükleri bir eksen, kendi gayelerine ulaşmak için bir köprü, sapıklıklarına bir merdiven, sapık yollarına tebliğci ve gittikleri yolu izleyen birisi yapmamışlar mı? Seninle gerçek alimler hakkında şüphe icat ederek cahillerin kalplerini kendilerine çekiyorlar. Onların fesatlarının üzerine kapamakta, has ve ammenin (alim ve cahillerin) ayağını onların kapısına açmakta, onların en yakın vezir ve en güçlü yardımcılarının bile yapmadığı hizmeti sen yapmaktasın! Senden aldıkları şeye karşılık verdikleri ne de azdır! Senin için onardıkları değersiz şey karşısında, gör başına neyi yıkıyorlar?”
5- “Allah katında iki damladan daha değerli damla yoktur: Allah yolunda dökülen kan damlası ve gecenin karanlığında yalnız Allah için dökülen göz yaşı damlası.”
6- “Üç şey müminin kurtarıcısıdır: Dilini insanlardan ve onların gıybetini yapmaktan korumak, dünya ve ahireti için yararlı olan şeylerle meşgul olmak ve günahlarından dolayı çok ağlamak.”
7- “Üç sıfat her müminde olursa, Allah’ın sığınağında olur, Allah kıyamet günü onu arşın gölgesine alır ve onu büyük günün korusundan emin kılar: Halkın kendisi için nasıl davranmalarını istiyorsa, onlara aynı şekilde davranması; Allah’a itaat veya masiyet olduğunu bilmeden hiçbir işe başlamaması ve kendisindeki ayıbı gidermeden kardeşini o ayıpla ayıplamaması.”
8- “Sana zarar veremeyeceğini zannetsen dahi kimseyle düşmanlık etme; sana yararı olmayacağını zannetsen bile hiç kimseyle dostluğu terk etme.”
9- “Şüphesiz Müslüman’ın Allah’ı tanımasının nişanesi ve dininin kemali, onu ilgilendirmeyen yararsız sözleri terk etmesi, az cidal yapması, ağırbaşlı, sabırlı ve güzel huylu olmasıdır.”
10- “Halktan bir şey istemek, hazır bir fakirlik olduğu gibi zilletli bir yaşayışa, hayanın yok olmasına ve vakarın da azalmasına sebep olur. Halka az ağız açmak ise hazır bir zenginliktir.”
11- “Salih insanların meclisi, insanı iyiliğe götürür; bilginlerin adabı aklı çoğaltır; Ulu’l-Emre (İlahi hükümdarlara) itaat etmek izzetin tamamıdır; bir şey üreterek malını çoğaltmak yiğitliğin kemalidir; istişare edene doğru olanı göstermek nimetin hakkını eda etmektir; halkı incitmekten sakınmak aklın kemali olduğu gibi kısa ve uzun vaadede de bedenin rahatlığına sebep olur.”
12- Evlatlarından birine şöyle buyurdu:
“Oğlum, dikkat et beş kimseyle arkadaş olma, onlarla konuşmaya dalma ve onlarla yolculuğa çıkma.” “Babacığım onlar kimlerdir? diye sorduğunda İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Sakın yalancıyla arkadaş olma; çünkü böyle birisi serap gibidir (aldatıcıdır); uzağı yakın ve yakını da uzak gösterir sana. Sakın fasıkla arkadaş olma; çünkü böyle birisi seni bir karın veya ondan daha az bir yemeğe satar. Sakın cimriyle arkadaş olma; zira ona en çok muhtaç olduğun bir zamanda malını esirgeyerek seni terk eder. Sakın ahmakla arkadaş olma; çünkü o sana fayda vermek isterken zarar verir. Sakın sila-i rahmi kesen bir kimseyle de arkadaş olma; çünkü Kur’ân-ı Kerim’de onu mel’un olarak gördüm.”
13- “Dilin (senin üzerinde olan) hakkı, onu çirkin sözden koruyup güzel söze adet ettirmen, edebe riayet etmeye zorlaman, ihtiyaç olan yerler, din ve dünya menfaatleri dışında onu kullanmaman, pek az yararı olmasıyla birlikte zararlı ve faydasız olan çirkin ve boş sözlerden uzaklaştırmandır. Velhasıl dil aklın şahidi ve onun nişanesidir, akıllının kendi aklıyla süslenmesi de, dili hususundaki doğru tavrıyladır.”
14- “Ey Adem oğlu! Kendi kendine öğüt veren olduğun, kendini muhasebe etmeyi düşündüğün ve Allah’tan korkmak gömleğin, günahtan sakınmak ise örtün olduğu müddetçe daima hayırdasın. Ey Adem oğlu! Sen öleceksin, sonra dirilip (hesap vermek için) Allah’ın huzurunda duracaksın. Öyleyse O’na cevap hazırla.”
15- “Bilin ki, kim cennete müştak olursa iyiliklere koşar ve şehvetlerinden uzaklaşır. Kim ateşten korkarsa, günahlarından tövbe ederek Allah’a yönelir, haramlardan sakınır. Kim dünyaya rağbet göstermezse, dünya musibetleri ona kolay gelir, hatta onları çirkin bile görmez.”
16- Oğlu İmam Bakır (a.s)’a şöyle buyurdu: “Kim senden iyilik yapmanı isterse onu yap; ona layık olursa, bu yerinde bir davranıştır; layık olmazsa, sen böyle davranmaya layıksın. Sağında iken sana küfür eden bir kimse soluna geçer de özür dilerse özrünü kabul et.”
17- “Müminin, mümin kardeşinin yüzüne sevgi ve muhabbet ile bakması ibadettir.”
18- “Komşunun senin üzerindeki hakkı şudur: Gıyabında onun haklarını korumalısın, hazır bulunduğunda saygı göstermelisin, zulme uğradığında yardımda bulunmalısın, ayıplarını aramamalısın, eğer (tesadüfen) kötülüğünden haberdar olmuş olursan onu örtmelisin, eğer nasihatini kabul edeceğini öğrenmiş olursan ona nasihatte bulunmalısın, sıkıntılı zamanında onu yalnız bırakmamalısın, yanlışlıklarını görmezlikten gelmelisin, suçlarını affetmelisin ve onunla güzel bir şekilde muaşeret etmelisin.”
19- “Allahım, fakirleri hakir, zenginleri üstün zannetmekten beni koru. Zira şerefli, senin itaatinin şereflendirdiği kimsedir, aziz de senin ibadetinin aziz kıldığı kimsedir.”
20- “Müminin ameli hilmiyle iç içedir, öğrenmek için diz çöker, salim kalmak için susar, diğerlerinin ona emanet ettiği sırrı dostlarına bile söylemez, yabancılara şahitlik yap-maktan kaçmaz, hak olan bir işi gösteriş için yapmaz ve utanarak da onu terk etmez, onu övüp temiz adam sayarlarsa onların söylediği sözlerden korkar; onların bilmedikleri şeyler için Allah’tan mağfiret diler ve cahillerin cehaleti ona zarar vermez.”
21- “Sana iyilik yapmış olanın senin üzerindeki hakkı, ona teşekkür etmen, iyiliğini anman, hakkında güzel sözler yayman ve Allah ile kendi aranda onun için halisane dua etmendir. Böyle yaptığında gizlide ve açıkta ona teşekkür etmiş olursun; yaptığı iyiliği hemen telafi etmek mümkün olursa telafi et; mümkün olmazsa fırsat bulup bu iyiliğin karşılığını vermeye hazırlan.”
22- “Allah katında en sevimliniz, ameli en güzel olanınızdır; ameli en üstün olanınız, Allah indinde olan sevaba en çok rağbet göstereninizdir; azabından daha çabuk kurtulanınız, O’ndan çok korkanınızdır; O’na en yakın olanınız ahlakı en güzel olanınızdır; Allah’ın hoşnutluğunu en fazla kazananınız, ailesinin refahını en iyi sağlayanınızdır ve en değerliniz ise, takvası daha çok olanınızdır.”
23- “Eğer insanlar ilim öğrenmenin faydalarını bilselerdi, kan dökmek ve denizlere dalmak pahasına bile olsa, ilim öğrenirlerdi.”
24- “İyileşen bir hastayı görüp ona şöyle buyurdu: “Günahlardan tertemiz olman mübarek olsun; Allah seni hatırlamıştır, sen de O’nu hatırla; günahlarını affetmiştir, sen de O’na şükret.”
25- “İster ciddi olsun ister şaka, büyük küçük her yalandan sakının. Çünkü insan küçük yalan söylediği zaman yavaş yavaş büyük yalan söylemeye de cür’et eder.”
26- “Duanın kabul olmamasına sebep olan günahlar şunlardır: Kötü niyetli olmak, batını bozuk olmak, kardeşlerine iki yüzlü davranmak, duanın kabul olacağına inanmamak, farz namazları vakitleri geçene dek geciktirmek, iyilik ve sadakayla Allah’a yaklaşmayı terk etmek ve konuşmada küfür ve sövüşe başvurmak.”
27- İmam Seccad (a.s)’a: “Ey Resulullah’ın torunu nasıl sabahladın” denildiğinde şöyle buyurdular: “Sekiz şeye çağırıldığım halde sabahladım: Allah-u Teala, farizeleri yerine getirmeyi; Peygamber, sünnetine uymayı, çoluk-çocuk geçimlerini sağlamayı, nefis şehvete dalmayı, şeytan günah işlemeyi, amelleri gözeten iki melek (Rakib ve Atid) doğru amel yapmayı, ölüm meleği (Azrail) ruhu almayı ve kabir de cesedi istediği halde sabahladım.”
28- “Birleri, onlarına galip olan kimseye yazıklar olsun.” (Bir günaha karşılık bir ceza, bir haseneye karşılık da on mükafat verildiği için birlerden maksat günahlar, onlardan maksat ise sevap işlerdir).”
29- “Günah işlemeye sevinmekten sakın; çünkü günah işlemeye sevinmek, onu yapmaktan daha kötüdür.”
30- “Nimetlerin değişmesine (elden çıkmasına) sebep olan günahlar şunlardır: İnsanlara zulmetmek, iyi iş ve iyilik yapmak adetini terk etmek, nimete küfran etmek, şükretmemek.”
31- “Kötü işi terk etmekten vazgeçme, o kötü fiille tanınmış olsan bile.”
32- “Allah katında O’nu (Allah’ı) tanımaktan sonra, karın ve tenasül organının iffetini korumaktan daha sevimli bir şey yoktur. Yine Allah indinde, O’ndan bir şey dilenilmesi kadar sevimli hiçbir şey yoktur.”
33- “Nice insanlar vardır ki, hakkında söylenen övgüyle aldanmıştır; ve nice insanlar vardır ki, Allah’ın (onun günah
ve sırlarını) örtmesiyle mağrur olmuştur; ve yine nice insanlar vardır ki, Allah’ın onlara yaptığı ihsanla meşgul olup gaflete dalmışlardır.”
34- “Birisi İmam (a.s)’ın huzurunda; “Allahım, beni kullarına muhtaç kılma” dediğinde şöyle buyurdu: “Öyle değildir; çünkü insanlar birbirlerine muhtaçtır; fakat sen şöyle de: “Allahım, beni kötü kullarına muhtaç kılma.”
35- “Allah’ın, kitabında sizleri korkuttuğu şeylerden korkun ve zalimlere verdiği azap vaatlerinin bazılarının size de inmeyeceğinden emin olmayın. Allah-u Teala başkalarının hikayesini anlatmakla size öğüt vermiştir. Mutlu kimse başkalarından öğüt alan kimsedir.”
36- “Takvayla yapılan hiçbir amel az olmaz; Allah hakkında kabul olan bir şey nasıl az olabilir ki.”
37- “İnsanların en değerlisi kimdir? diye soruduklarında; “Dünyayı kendisi için bir değer bilmeyen kimsedir.” buyurdu.
38- “Ey insanlar! Allah’tan korkun, biliniz ki O’na döneceksiniz ve o gün herkes yaptığı hayır ve kötü amelini hazır bir halde karşısında bulacak ve işlediği kötülükle arasında çok uzun bir mesafenin olmasını dileyecektir. “Allah kendisinden sakınmanızı emretmektedir.”
Yazıklar olsun sana ey gafil Adem oğlu! Oysa senden gaflet edilmemekte; ecelin her şeyden daha hızlı sana doğru süratle gelmektedir; seni arıyor, seni yakalamasına bir şey kalmamıştır. Neredeyse vaktini tüketmişsin, ölüm meleği canını almış ve kabirde yalnız başına bırakılmışsın, ruhun tekrar sana döndürülmüştür. Nekir ve Münkir adlı iki melek seni sorgu ve sıkı imtihana çekmek için aniden, habersiz olarak yanına gelmişlerdir. Bil ki, onların senden soracakları ilk soru taptığın Rabbin, sana gönderilen Peygamber, inandığın din, okuduğun kitap, itaat ettiğin imam hakkında ve ömrünü nerede geçirdiğinden, malını nereden kazanıp ve nerede harcadığından olacaktır…”
39- “Annenin senin üzerindeki hakkı şudur: Bilmelisin ki, o hiç kimsenin diğerini taşımadığı yerde (karnında) seni taşımıştır. Hiç kimsenin başkasına vermediği kendi yüreğinin meyvesinden sana yedirmiş ve seni seve seve kulağı, gözü, eli, ayağı, saçı, derisi ve (kısaca) bütün azalarıyla korumuştur. Hamilelik döneminin bütün zorluk, dert, elem ve gamlarını yüklenen de yine o olmuştur. Sonra Rabbin seni ondan ayırıp yeryüzüne getirmiştir. Aç kalıp, seni doyurmaya, çıplak kalıp, seni giydirmeye, susuz kalıp sana su vermeye, güneşte kalıp seni gölgede tutmaya, zorluklar çekerek seni nazlıca yetiştirmeye, uykusuz kalarak seni tatlı tatlı uyutmaya razı olan yine o olmuştur. Karnı sana yuva, eteği örtü, göğsü su kabı, canı siper, dünyanın sıcaklık ve soğukluğuna senin için bizzat kendisi tahammül eden yine de o olmuştur. Öyleyse bu iyilikler miktarınca ona teşekkür etmelisin. Bunu Allah’ın yardımı olmaksızın yapman mümkün değildir.”
40- “Korunmak için kendine bir vesile hazırla, nefsini yokla. İmtihan ve sorguya tabi tutulmadan önce kendine cevap hazırla. Eğer iman eden, dinini tanıyan, doğrulara uyan ve Allah’ın velilerini sevenlerden olursan, (o zaman) Allah, delilini (vereceğin cevabı) sana bildirir, dilini doğruya açar ve böylece güzel cevap vererek cennet ve Allah’ın rızasına kavuşmakla müjdelenirsin. Melekler rahmet ve nimetle seni karşılarlar. Böyle olmadığın takdirde dilin tutulur, delilin batıl olur, cevap vermekten aciz kalarak cehennemle müjdelenirsin ve azap melekleri cehennemin kaynar suyu ve yakıcı ateşiyle seni karşılarlar.”

KAYNAKLAR
1- Tuhaf’ul- Ukul, s. 504.
2- Tuhaf’ul- Ukul, s. 565.
3- Tuhaf’ul- Ukul, s. 515.
4- Tuhaf’ul- Ukul, s. 555.
5- Bihar’ul- Envar, c. 100, s. 10.
6- Tuhaf’ul- Ukul, s. 571.
7- Bihar’ul- Envar, s. 78, s. 141.
8- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 160.
9- Tuhaf’ul- Ukul, s. 565.
10- Tuhaf’ul- Ukul, s. 562.
11- Tuhaf’ul- Ukul, s. 571.
12- Tuhaf’ul- Ukul, s. 565
13- Tuhaf’ul- Ukul, s. 519
14- Tuhaf’ul- Ukul, s. 565
15- Tuhaf’ul- Ukul, s. 569
16- Tuhaf’ul- Ukul, s. 571.
17- Tuhaf’ul- Ukul, s. 571.
18- Bihar’ul- Envar, c. 74, s. 7.
19- Sahifet’üs- Seccadiye, Dua 35.
20- Tuhaf’ul- Ukul, s. 567.
21- Tuhaf’ul- Ukul, s. 533.
22- Tuhaf’ul- Ukul, s. 563.
23- Bihar’ul- Envar, c. 1, s. 185.
24- Tuhaf’ul- Ukul, s. 567.
25- Tuhaf’ul- Ukul, s. 563.
26- Meani’l- Ahbar, s. 271.
27- Bihar’ul- Envar, c. 76, s. 15.
28- Tuhaf’ul- Ukul, s. 567.
29- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 159.
30- Meani’l- Abhar, s. 270.
31- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 161.
32- Tuhaf’ul- Ukul, s. 571.
33- Tuhaf’ul- Ukul, s. 567.
34- Tuhaf’ul- Ukul, s. 561.
35- Tuhaf’ul- Ukul, s. 507.
36- Tuhaf’ul- Ukul, s. 562.
37- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 135.
38- Tuhaf’ul- Ukul, s. 503.
39- Tuhaf’ul- Ukul, s. 529.
40- Tuhaf’ul- Ukul, s. 505.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv