AMERİKA, ‘BÜYÜK ŞEYTAN’ DEMEKTİR – ÜSTAD HİZBULLAH HAKVERDİ
Bu yazı kez okundu.
17 Mart 2014 14:04 tarihinde eklendi

Amerika, ‘Büyük Şeytan’ demektir

Amerika, ‘Büyük Şeytan’demektir .Buna göre, Amerika’nın ve Amerikancı İslâm’ın ‘deyim’ ve ‘anlam’ olarak iyice anlaşılabilmesi için ‘Büyük Şeytan’in (İblis’in) iyice tanınması gerekir .Aksi taktirde, konunun tamamen anlaşılması mümkün olmayacaktır. Evet; Allah-u Teâla, bütün mükevvenâtın Yüce Halikı ve Yegâne Mabudu olarak, ilk insan’ı (Hz. Adem’i) ‘Halife’ ünvanıyle yaratmıştır. Çin’den olan ve ateşten yaratılmış bulunan ‘Büyük Şeytan’ İblis’in de içerisinde bulunduğu melekler topluluğuna Cenab-ı Hak ‘imtihan amacıyla’ Adem’e Secde Edin! Emrini vermiş, İblisten başka hiç kimse bu İlâhi emre muhalefet etmemiştir.(76) Bununla İblis, açıkça Rabb’ül Âlemin olan Allah’a karşı baş kaldırmış, kafa tutmuş ve isyan bayrağını açmıştır. Böylece ilk, öncü ve Baş Şeytan rolünü üstlenen İblis, bu tutumunu ‘akli-mantıki’ gerekçelerle savunmağa; ’Adem topraktan yaratıldı, ben ise ateşden yaratıldım.Ateşde topraktan üstün olduğuna göre; ben de Adem’den üstünüm. Nasıl olur da O’na secde edebilirim?” şeklinde (77) itirâzlar ileri ileri sürmeğe, yani “Akılcılık” yapmağa başlamıştır. Böylece İlâhî huzur ve rahmetten “Melun” ve “Recim” olarak tard edilen iblis; İlâhî hakimiyet ve adelete karşı koyabilmesi, insanları Allah’a ubudiyetten çevirip kendisine tabi kılabilmesi, hevâ-heves vb. putçuklara ‘Kul’ edebilmesi için Alllah-u Taala’dan güç’ ve ‘mühlet’ istemiş, bu isteği de kendisine verilmiştir (78)Tüm insanlığı sapıtmak, büyük bir çıkar ve nüfuz hegamonyası kurmak amacıyla ‘mutlak put, mücerred tağut ve Büyük Şeytan’olarak faaliyete geçen İblis, ilk olarak “baş düşmanı” olan Hz Adem’e ve eşi’ne iğva vermiş; Cennetten ihraç edilmelerini sağlamış (79),Hz. Adem’in iki oğlu (Habil ile Kabil) arasına soktuğu fitne ve fesât ile tağuti-zalim beşeri düzenlerin ilk tohumunu atmış (80), Allah’a olan ‘insanları idlâl va’dine sadakatini göstererek insanlık hayatını zir-ü zeber etmeğe ve zehirlemeğe başlamıştır. İblis, ‘Büyük Şeytan’ rolünü oynarken iki türlü ve iki yüzlü görünme ihtiyacı duymuştur:

A-) Aleni, açık…Bu çehresi için Cenab-ı Hak,”Aduvv’ün-mübin (açık düşman) tabirini kullanmakta,bu cihetten “Şeytana tabi olmamayı emretmektedir. Genel olarak İblis’in bu kanaldan te’siri çok zayıftır.

B-) Gizli,kapalı; perdeli ve maskeli…’’İnsanların gönül ve sinelerine vesvese verme”, “ şirk- küfiir-tuğyan ve isyanı süsleme”, “ Hayırhah-dost bir yaklaşımla telkinde bulunma”, “ İnsanların damarlarındaki kan gibi kişilere nüfuz etme ve hücrelere kadar sızma” yolu ve şekliyle görünme …Faaliyette bulunma…İblis, bu tür Şeytani fonksiyonlarını icra edebilmek için “insanların, önlerinden-arkalarından-sağlarından-sollarından sızarak musallat olmaktadır.”(81) Şeytan’ın bu kanaldan te’siri çok büyüktür. Üstelik, insan yapısının “nefs, heva, heves, hırs, şehvet” gibi…duygularıyla şerre-fesada mütemayil bulunması, “ Dünya hayatının da ‘aldatıcı’ bir meta oluşu” ‘ Büyük Şeytan’ İblis’in işlerini daha da kolaylaştırmaktadır. Adeta; insandaki bu iç yapı, İblis’in öncü kuvvetleri ve ‘ileri karakolları’ rolünü oynamaktadır. Bundan dolayı, Cenab-ı Hak tarafından ‘Şeytanın izlerine tabi olunmaması, vesvese ve süslemelerine -aldatmalarına uyulmaması” konusunda insanlar ikâz edilmiş, şeytanın bu tür (tüm) şerrinden-fitnesinden ve iğfalinden kendisine ‘istâzede’ bulunulması dersi verilmiştir.(82) Ve yine İblis, bu ‘iki türlü’ fonksiyonunun ‘her birini’ yine ‘ikişer’ kanaldan icrâ etmektedir:

a-) Bizzat.,

b-) Bil’vasıta…Bizzât icrâ ettiği fonksiyon, vâsıtalı olarak icrâ ettiği fonksiyona ‘kıyasla’ sönük kalmaktadır. Zira İblis’in yaptığı büyük çabalar neticesinde cin’den – ins’den şeytanlar oluşmuş, yalnız olan ‘Büyük Şeytan’ böylece sâdık avânelere- yardımcılara kavuşmuştur. Cin’den ve İns’den oluşan bu şeytanlar (83), ‘Baş Şeytan’ iblis tarafından ‘süvâriler-piyadeler’ halinde insan hayatının tar-u mâr edilmesi ve yegâne meşru nizam olan ‘fıtrat (İslâm) dininin’ bozulması veya te’şirinin yıkılarak ‘hayatın fesâda uğratılması’ için sevk edilmektedir (84). İblis’in (avâneleriyle – yandaşlarıyla) yaptığı bu vasıtalı faaliyetler’de Cinni Şeytanlardan çok, İnsi Şeytanların daha başarılı olduğu görülmektedir. Zira; ’hem cins’lerin, ‘akran ve ‘aynı sınıfı oluşturan’ ların ve ‘aynı hayatı paylaşarak’ ‘aynı toplumda yaşayanların’ birbirlerine daha kolay yoldan yaklaşabilecekleri ve daha fazla te’sir edebilecekleri bedihi bir gerçektir ve yaşanan bir vâkıâdır.

İşte; ‘Büyük Şeytan’ İblis’in yeryüzünün ‘Hakimiyetini ’ -haşa- Allah’ın elinden alarak, kendi eline geçirebilmesi, yeryüzündeki nizam, huzur, saadet ve asayişi bozabilmesi ve insan hayatını bir ‘mezbelelik’ haline getirebilmesi, kısaca ‘Allah’a olan kin-hınç ve hırsını tatmin edebilmesi için’ yaptığı faaliyetleri, büyük ölçüde kendine bağlı insi ‘hizipler’ aracılığı ile yapmaktadır. ‘Büyük Şeytan’, ‘Başkomutan’ İblis’in ‘Emperyalist’ hedeflerinin gerçekleştirilmesi için harekete geçen bu şeytani güç ve hiziplerde, ‘Büyük Şeytan’ dan aldıkları dersi ve stratejiyi ‘aynen’ uygulayarak insanları ‘değişik görüntü ve yaklaşımlar la’ ifsâd etmeğe, ‘ma’budları olan ‘Büyük Şeytana’ kul, köle ve hizmetçi kılmağa çalışmaktadırlar. Allah’ın ve Allah’ın yaratıklarının, bilhassa insanlığın ‘baş düşmanı’ olan İblis ve onun şeytani hizipleri- havarileri, ferd ve toplumlan ‘esir’ ve ‘istila’ amacıyla yaptıkları faaliyetleri (fısk-u fücurlukları, zulüm ve kâfirlikleri…) dünyanın şâir yerlerinde her ne kadar açık ve aleni ise de, müslüman toplumlarda ‘büyük ölçüde’ gizli ve kapalıdır, yani ‘münafıkça’dır. Bu tür (münafıkça) çalışmaları için, insan’ın fıtri ve beşeri gaflet ve za’fiyetlerinden istifâde eden ‘Büyük Şeytan’ ve ‘ona bağlı’ olan ‘hizipler’, put ve tağutlar, müslümanlar arasında (münafık olanların dışında da) kendileri için ‘destekler’ elde etmiş, bu (güyâ) müslim destekçiler sâyesinde İslâm aleminde de hakimiyeti (egemenliği) ele geçirmişlerdir.

‘Büyük Şeytan’m ve uşaklarının egemenlik sahasını ‘genişletmeğe’, koca İslâm alemine de şâmil kılınmasına ‘yardımcı’ olan müslümanlar(?);

1-Bilinçli.

2- Bilinçsiz., olanlar, diye ikiye ayrılmaktadır.

(münâfıklar, bunların dışında olup, ayrı bir kategori teşkil ederler). Ki; onların, bilhassa İslâm alemindeki yönetimde rolleri vardır; münâfık-kâfir rejimlerin hakim elemanlarıdır. Bunlar, Amerikancı İslâm’ın altyapısını oluşturmakla görevli ‘Büyük Şeytan’ın uşağı, bağımlısı, avânesi ve hiziplerini oluştururlar.) Bu iki sınıf müslümanlar(?), ‘Büyük Şeytan’ ve avânelerinin yönlendirmeleri ile müslümanlara yönelik ‘İslâmi(?)’ faaliyetlere başlamışlar; ‘Büyük Şeytan’ ve ‘avânelerinin’ ‘itiraz’ edemeyecekleri’ yeni bir İslâmi anlayış geliştirmeğe çalışmışlardır. Bu ‘İslâmi-bilimsel(?)’ gelişmeler, ‘Büyük Şeytan’ın ‘Dünya Sömürgeciliğine’ ve vahşiyâne emperyalizmine ‘gölge’ etmeyecek, halel getirmeyecek, ‘egemenliğine’ müdâheleyi sonuç vermeyecek bir seyir çizgisi takib ettiğinden, hatta İslâm aleminde ki istilâ hareketlerini ‘kolaylaştırıcı’ emperyalizmin’ dahildeki ‘atlama tahtaları’ve ‘ileri karakolları’ mesâbesinde bir yapı, özellik ve karakter taşıdığından dolayı ‘Büyük Şeytan’ ve ‘hizipleri’ tarafından takdirle karşılanmış ve büyük ölçüde ‘destekler’ sağlanmıştır. Yeryüzünde iki otorite görülmektedir. Biri: Fıtri-tabii ve meşru olan ‘İlâhî otorite’ ve hakimiyet. Diğeri ise: Sun’î, tufeyli, tuğyanî ve nâmeşru olan ‘Şeytanî ve tağutî otorite’…İşte İblis, bu ikinci otoritenin yerleşmesi için bütün gücünü sarf ederken, halkı müslüman olan toplumlardaki ‘otoritesini’, bil-hassa- (kendi yorumundan kaynaklanan) yukarıda bahsi geçen iki sınıf Müslümanların, yeni-orijinal İslâmi anlayışlarının yaygınlaştırılma faaliyetlerinden dolayı gerçekleştirmektedir. Adı İslâm, fakat seyir çizgisi gayr-i İslâm olan bu âkım; Allah’ın yüce dini olan İslâm’ın çizdiği sınırlara göre değil; İblisin (Büyük Şeytanın) çizdiği tağuti sınırlara, kurallara- hükümlere- prensiplere göre ‘kitleleri’ eğitmekte ve yönlendirmektedir, Bölgesel uşaklar (hizipler) ise; bütün imkânlarıyla ‘efendileri-patronlan’olan İblis’in (Büyük Şeytanın) çıkan, itibari, nüfuzu, hırs ve iştâhı ve dünya egemenliği’nin tahakkuku ve devamı için çalışmaktadır. Bu kadar avantajlara sahib bulunan ‘Büyük Şeytan’, artık rahat rahat tarihi rolünü ve misyonunu icrâ etmekte, kendisine bu ‘ortamı’ ve ‘otorite kurma’ imkânı bahşeden uşaklarına, bil-hassa- (bilinçli-bilinçsiz) bendeleri, hayranları ve muakkibleri olan (mezkûr iki sınıf) müslüman(?) çevrelere minnet duygulannı dile getirmektedir…

‘Amerika’; iblis’in, tüm rollerini ve görevlerini devr ettiği ‘İnsi Şeytanlann’, canlı birer put, mücessem birer tağut olarak   ‘biraraya gelmelerinden’, ‘devlet olarak kurumlaşmalarından ’ vücut bulmuş ‘kollektif-birleşik Büyük Şeytan’ın sembolik bir adıdır.Bu Şeytan’ın; milyonlarca insi İblislerin vücuda getirdiği bir ‘Tuğyan-Zulüm- Küfür ve Şeytanlığın’ her türlü askerî, İktisadî ve  teknolojik güçle mücehhez bir ‘devlet mekanizması’ haline geldiği nazar-ı itibara alınırsa, “Vahşet” in sınırı bile tasavvur edilemez. Ki, biz buna yine de (kısaca) ‘Büyük Şeytan’ demekle iktifa edeceğiz. İşte; ‘Amerikancı İslâm’ deyimi buradan, yani ‘Büyük Şeytan’ Amerika’nın Allah’ın yeryüzündeki hakimiyetini kaldırmak, kendi ‘Şeytani-Tağuti’ hakimiyetini kurmak ve onun devamını sağlamak için ve ‘bu amaca yönelik’ yeni bir İslâmi(?) anlayış geliştirme-yaygınlaştırma çabalarından kaynaklanmaktadır. Bu deyim ile, Amerikanın râzı olduğu ve yardımcı bulunduğu ve Amerikan çıkarlarına        hizmet eden, Amerikan emperyalizminin hakimiyetini-yönlendiriciliğini-eğiticiliğini kabul eden-sözümona- bir İslâmi (?) anlayış kastedilmektedir.

Yukanda izah edildiği veçhiyle; ‘Büyük Şeytan’ın İslâm Alemindeki ‘Egemenliğinin’ te’sisinde ‘Dahili’ ‘hazırlayıcı’ Müslümani?) unsurlar, gerek bilinçli ve gerekse bilinçsiz olarak (‘zaluman-cehüla’mazmuuna lâyık ve masadak şekilde) bir pozisyon ve çaba içerisine girmiş; İslâm’ın “siyasî, içtimâî, İktisadî, cihâdî, hukikî ve inkılâbî…’’akşamını rafa kaldırmış (85) , Müslüman ‘Ulul Emr’e değil de kâfir yöneticilere (bilhassa, Amerikan uşaklarına) hûlusu kalp ile (vazife görev (hizmet) mukaddestir” felsefesiyle) dalkavukluk etmiş, kendilerini ‘Bilgin’ kabul eden zürafa kısmı ise bu hususta fetvâlar uydurmaya çalışmıştır.

Şuhalde; Amerikancı İslâm deyimi ile Allah’ın hükümranlığından çok, Amerikan emperyalizmine teslim oluş: İslami yapıyı, ‘Şeytanî yapıya peşkeş çekiş ve İslam’ın adından da vaz geçmeyiş ; hak ile bâtılı, tevhid ile şirki ve iman ile küfrü (siyâsî-içtimâî, askeri vs…alanlarda) birarada taşıyış ve bundan da rahatsız olmayış…Dünya egemenliğini ‘Büyük Şeytan’ Amerikaya terkediş; Dünya mustaz’aflarının feryadlârına “kulak tıkayış’; insanlığı ‘İslâm adına’ İdâreye talib olmayış; kısaca, İlâhi hitaba kulak tıkayış ve Emperyalist Amerikanın bütün emirlerine ‘Lebbeyk!. Lebbeyk!..’deyişler kastedilmektedir.

DİPNOTLAR :

76- ) Bakara (2): 36,34; A’raf (7): 11,25; Hicr (15): 26,31; İsrâ (17): 61; Kehf (18):    50;Ta-hâ (20):  116;Sâd (38):71,85

77- ) A’raf (7): 12,13; Hicr (15): 32,35; İsrâ (17): 61,62; Sâd (38): 75,78

78- ) A’raf (7): 14,15,17,18; Hicr (15): 36,43; İsrâ (17): 62,64; Sâd (38): 29,34

79- ) Bakara (2): 26; A’raf (7): 22,24; Ta-hâ (20): 115,117,121

80- ) Mâide (5): 27,31

81- ) A’raf (7): 17

82- ) A’raf (7): 200; Nâhl (16): 98; Mü’minun (23): 97; Fussilet (41): 36; Felâk ve Nâs sureleri…

83- ) En’am (6): 112,121; A’raf (7): 27,30; İsrâ (17): 27; Sâd (38): 37; Nas (114): 4,6;

84- ) İsrâ (17): 64

85- ) “(Tamamen) hüküm Allah’a aittir…” (En’am: 57; Yusuf: 40,67; Hükmü başka merci’lere tahsis kılarak ‘Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.” (Mâide: 44). Ve Kitabullahın bir kısmım alıp, diğer kısmım terk edenlerde kâfirlerdir.” (Bakınız, Bakara: 85; Ra’d: 36)

(Bu bölüm Üstad Hizbullah HAKVERDİ’nin 1989 yılında “Şehadet” dergisinde yayınlanan ‘Amerikancı İslam Sorgulaması’ adlı makalelerinden alınmıştır. Yaptığımız paylaşımlar iyi analiz edildiğinde Amerikancı İslam’ın tarihsel kökeni ve bugünkü hali gayet net olarak anlaşılacak ve 1989 yılında yazılan bu makalelerin bugüne de ışık tuttuğunun farkına varılacaktır.)

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv