Amerikancı İslâm’ın günümüzdeki dini ve siyâsi tezahürleri
Bu yazı kez okundu.
21 Mart 2014 14:29 tarihinde eklendi

Amerikancı İslâm’ın günümüzdeki dini ve siyâsi tezahürleri

 

Amerikancı İslâm’ın (doğrusu İslâmların) günümüzdeki dini ve siyâsi tezahürlerine gelince:

Günümüz dünyasının, ‘Büyük Şeytan Amerika’nın tasallutu altında olduğu ma’lûmdur. Siyonizm’in iki kolu olan Kapitalizm – Komünizm İkilisi artık Amerikan güdümlü ‘Tek Güç’ hâline gelmiş; Avrupa ülkelerinde görülen ‘Amerikan Vesâyesi’ benzeri, hatta daha da beteri Rusya ve Çin gibi ‘dev’(Komünist blokun iki öncüsü olan) ülkelerde de başlamış; Amerikadan ‘tasdik’ görmeyen en küçük bir tavır ve hareket, artık görülmez olmuştur. Böylece üçüncü dünya ülkelerinin tümü de (İran İslâm Cumhuriyeti Müstesnâ) tabiâtiyle, dolaylı veya dolaysız olarak ‘Büyük Şeytan’ Amerika’nın güdümü altına girmiş olmaktadır. Ki bu, inkârı gayr-i kabil bir realite olarak görülmektedir. Bu güdüm’den kendine düşen payı ve hisseyi hâliyle almış bulunan İslâm alemine nazar ederken; bu güdümü, yani Amerikancı tavrı (Amerikancı İslâmî) birkaç noktadan ele almak, konuyu bu boyutlarıyla incelemek icab eder:

1-) İdâre-devlet noktasından.

2-) Toplum ve toplumun genel yapısı, kültürü, değer yargısı ve bakış açısı noktasından..

3-) Ferdi düşünce, hayat, ahlak, tavır ve hareket noktasından…

I-) İran İslâm Cumhuriyeti’nin dışında kalan ve İslâm Alemi verilen tüm ülkelerin idâre usûlü, yönetim şekli ve devlet yapısı kesinkes ‘gayr-i İslâmi’dir. Lâik, Demokratik, Kapitalist, Sosyalist, Monarşik, Oligarşik, Kavmiyetçi vb. tağuti karekterli düzenler, halkı müslüman ülkelere-maalesef hakim olmuştur. Bahse konu ülkelerin yönetimlerinin başlarına ‘Büyük Şeytan’a (Amerikaya) gönülden bağımlı, sâdık hizmetçiler- uşaklar getirilmiştir; bu statü bugün halâ devam edip gitmektedir…

Şahlık döneminin ‘Amerikan Güdümlü İranın’ başına gelen felâkete(?) benzer bir olayın (Büyük Şeytana karşı sergilenen şanlı inkılab ve muhteşem kıyamın), başka bir ‘uşak’ ülkede de tekrarlanmaması için ‘alarma’ geçen ‘Büyük Şeytan Amerika’ ve ‘Avâneleri’, Müslüman kitleleri uyutmak-avutmak ve heyacanlarını söndürmek için çareler aramağa, bu hususta onbinlerce (psikoloji, pedegoji, sosyoloji, siyâsi, askeri, ekonomi vs…) üst düzey uzmanlarını devreye sokarak araştırmalara başlamışlardır. ‘Ambargolar-komplolar-boykotlar ve sıcak-soğuk savaşlarla beraber’ ve bunlardan da önemli “Amerikancı İslâm’ın” (zâten var olan) varlığının büyük ölçüde kuvvetlendirilmesi ve yaygınlaştırılması, böylece adı ‘İslâm’ olan tüm hareketlerin ‘Büyük Şeytan’ ın ve uşaklarının “Güdümü altına” alınması plânı en etkili ve en geçerli ‘çâre olarak kabul edilmiş ve hızlı biçimde uygulamaya konulmuştur.

İşte; bu plân gereği, Amerika (önce işgal vizesi verdiği halde) Afganistan İslâmi direniş hareketlerine ‘yardımlar’ yapmağa, haklarını savunmağa (?) ve Rusya’yı kınamağa (?) başlamış; Pakistan-Suudi Arabistan gibi uşaklarının da aynı şekilde hareket etmelerini sağlamıştır. Türkiye gibi ‘radikal’ lâik-kemâlist bir devletin başında bulunanlar bile, artık İslâm’dan bahsetmeğe, Namaz-Oruç ve Hac gösterileri yapmağa, dine sahiplenmeğe (?), Allah’a kulluklardan dem vurmağa ve Kur’an’dan ayetler okumağa, hatta hükümler çıkarmağa başlamışlardır. Sudan, Bangladeş, hatta Mısır gibi ülkeler, ‘Şeriâte- İslâmi Yönetime Geçiş’ çareleri (?) aramağa, bunun için Dünya kamuoyunun huzurunda beyânâtlar vermeğe ve bu amaçla (?) ilmi ‘ komisyonlar’(?) kurmağa, kısaca ‘Amerikancı İslâm’ın yeni stratejisini uygulamağa koyulmuşlardır. ‘Amerikancı İslâm’ın  ‘merkezi’ durumunda olan Suudi rejimi, Ebu Leheblerin siretini hatıratını ihyâyı ve bu amaçla Amerikan uşaklığının gönüllü fedailiğini üstlenerek ‘Gerçek İslâm’ı imhâyı esâs gâye edindiği, tuvâlet ve banyolarını bile ‘altından’ kaplatacak kadar bir Fir’avunilik- tağutilik sergilediği halde (89) ; (önceden de var olan) İslâmi görünümünü daha da pekiştirmeğe, sık sık ‘Kâbe tavafları ve hizmetleri’ ve namaz kılma-müttâki görünme rolleri yapmağa, (mustaz’af halk için vaz olunmuş olan) -güya- şer’i hükümleri (ekseriyetle tağuti rejim muhalifi olanlara) uygulayıcı sahneleri (şer’i hükümlerin uygulanmakta olduğunu halka ihsâs ve isbât için) TV. ekranlarında görüntülemeğe (Amerikancı İslâm’a kamu oyu hazırlamak ve yapısını maskelemek için) ihtiyaç duymuştur.

Yine Suudi rejimi, bağımlısı bulunduğu ‘Büyük Şeytan Amerika’nın verdiği direktifler doğrultusunda hareket ederek, finansmanını birlikte sağladıkları (gerek direkt olsun, gerek Aramco petrol şirketi aracılığı ile olsun) ‘Rabıta-tül Alem-il-İslâmi (kısaca Rabıta) adlı ‘uluslar arası’ bir kuruluşu organize etmiş; kendi görevini (Amerikancı İslâm’ın baş rolünü) büyük ölçüde ona devretmiştir. Amerikan dolarlarıyla-Suudi riyalleriyle ve ‘Aramco’ nun petro-dolariarıyla (‘ücret’, ‘maişet’, ve ‘hibe’ adlan altında) büyük rakamlar Ödenerek ‘satın alınan’-sözüm onlara-Ulema sınıfından yüzlercesi, bu fesât teşkilâtında ‘emirber nefer’ ve gönüllü asker olarak rol almışlardır .Başta İslâm ülkeleri (bil-hassa Afrika’nın geri- fakir ülkeleri)olarak, tüm dünya da (Amerika’nın ve tüm uşaklarının açık-gizli yardımları sayesinde) örgütlenen bu teşkilât, tüm İslâmi sahalara (Cami, Mescid, Yurd, Dernek, Cemiyet, Mekteb, Kültür Merkezleri, Basın ve Yayın, beynelminel kongreler-konferanslar- seminerler-organizeler gibi…) el atarak tüm dünyadaki İslâmi faaliyet ve hareketleri, ‘Büyük Şeytan’ adına ‘kontrol’ altına almağa başlamıştır.

Bu tür kapsamlı faaliyetlerle ve oluşturduğu ‘Fetva Konseyleri’ vasıtasıyla verilen ‘Beî’ami’, ‘Süfyâni’ fetvâlarla yığınlan yönlendirme çabalarıyla ‘Amerikancı İslâm’ ın beyn’el-milel nâzımı ve nâşiri durumunda olan bu fesât şebekesi olan ‘Rabıta’nın gerçek çehresini (tafsilatlı bir biçimde) ve faaliyet sahaları ile muhtevâsını teferruâtını bu gibi kısa makalelerle tamamen açıklığa kavuşturmak mümkün değildir. Onun için, tüm Hizbullahîlerce, Amerikancı İslâm’ın dünya organizatörü olan bu uluslar arası fesât teşkilâtının bütün faaliyetleri yakından (adım adım) Ta’kib edilmeli, Müslüman dünya kamuoyuna anında duyurulmalıdır…

Amerikan generali ve (sivil olan) Amerikanın İslâmabad büyük elçisi ile birlikte önemli askeri birlikleri ve hareketleri gözetlemek-denetlemek görevini ifâdan (?) dönüşte düşen uçağı ile (Amerikalı general ve Büyükelçisiyle birlikte) ölerek Amerikan güdümlülüğünü hayatının son dakikasına kadar devam ettiren ve bunu en son durumu ile de ispatlayan Pakistan’ın müteveffa Başkam Ziyâ, uzun yıllardan beri ‘İslâm’a geçiş, şer’i hükümleri uygulayış ve ortam arayış’? teranelerini vird-i zebân edinmiş; böylece ülke içerisindeki İslâmi potansiyeli ‘inkılabi’ olmaktan inhirâf ettirerek ‘ güdümlü-kontrollü’, yani Amerikancı yapıya kanalize etmeyi hedeflemiştir…

Kısaca; Büyük Şeytanın Kuklaları olan günümüz İslâm dünyasının başındaki parazit güçler ve tağuti uşak devletlerin tümü aynı strâtejiyi-politikayı uygulamış ve uygulamaya devam etmektedirl er .Her ülkenin konumuna göre bazı nüâns farklılığı ve tatkik değişiklikleri göze çarpsa da; temel stratejilerin tümü ‘Beyaz Saray’ denen ‘karanlık mahfilden’ veya onun ta’yin ettiği-yetkili kıldığı mihrâklar tarafından çizildiği için zıtlık ve bariz farklılıklar aslâ mümkün değildir…

Şu hususa bilhassa dikkat çekmek isteriz, ki; İslâm ülkelerine tahakküm etmekte olan ‘tağuti’ rejimlerin tamamı, ‘irtidâdi-küfri ve şirk’ düzenleri; başlarındaki ‘egemen’ parazitler de ‘tam mürted, yani kâfir’ oldukları ve kendi ülke halklarını da bu doğrultuda eğitmeğe gayret sarf ettikleri halde; İslâmi terim, amel, ibadet, adet, örf, düşünce ve kuramlara izin vermeleri, hele son zamanlarda bunlara sahip çıkar görünmeleri; ‘münâfıkane-süfyani’ bir şekilde hareket etmeleri, gerçek İslâm ve gerçek inkılâbi hareketler için çok büyük bir tehlike ve engel arzetmektedir.

‘Büyük Şeytan’ Amerika’nın bu iblisâne planını oyununu bozmak hususunda, hizbullâhî Müslümanların ve gerçek îslâma bağlı olanların azami ölçüde gayret sarfetmeleri, kendi bölgelerindeki ‘Amerikan Uşağı Tağuti Rejimlerin’ maskelerini düşürerek habis-münâfık çehrelerini dünya kamuoyuna göstermeleri ve böylece ‘yığınların’ dejenere olmamaları için her türlü şer’i yola baş vurmaları şarttır ve bu muzaaf İslâmi bir vecibedir. (Bizler gayret gösterirsek, Allah’ın da yardımı gelecek; Hac katliâmı ile Suudilerin Amerikan İslâmcılığı, ‘bir uçağın’ infilâkı ile de Ziyâ’nın kimliği halk tarafından -büyük ölçüde- anlaşılmış olmasına benzer olaylar olacak ve işlerimiz kolaylaşacaktır, inşaallah…)

DİPNOTLAR :

89- ) Suudilerin ‘tüm dünyaya ma’lûm’ nifak-şikak-fuhuş-sefâhet ve delâletlerinin boyutlarını büyük hacimli bir kitab dahi istiâb edemez…

 

(Bu bölüm Üstad Hizbullah HAKVERDİ’nin 1989 yılında “Şehadet” dergisinde yayınlanan ‘Amerikancı İslam Sorgulaması’ adlı makalelerinden alınmıştır. Yaptığımız paylaşımlar iyi analiz edildiğinde Amerikancı İslam’ın tarihsel kökeni ve bugünkü hali gayet net olarak anlaşılacak ve 1989 yılında yazılan bu makalelerin bugüne de ışık tuttuğunun farkına varılacaktır.)

 

 

 

 

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv