AMERİKANCI İSLÂMIN FERTLERE YANSIMALARI – ÜSTAD HİZBULLAH HAKVERDİ
Bu yazı kez okundu.
27 Mart 2014 15:01 tarihinde eklendi

Amerikancı İslâmın fertlere yansımaları

Amerikan emperyalizminin ve ona bağımlı İslâmcı (?) çevrelerin eğitimi; veya katmerli bir cehâletin ‘ilka’ ve etkisi sonucu biçimlenen müslüman toplumlar içerisinde yaşayan ve o toplumlann en küçük birimlerini oluşturan fertlerde de ‘Amerikancı İslâmın, dini ve siyâsi tezâhürleri’ görülmektedir. Ki, bunu -kısaca- birkaç madde hâlinde hülâsa edebiliriz:

A-) Kılık-kıyafet-giyim- kuşam-tezyinât-tefrişât ve yaşayış biçimi yönünden…Günümüzdeki İslâmcı çevrelere dikkat edilirse (kaçınılmaz halin dışında bile) bu etkiyi müşâhede edebiliriz. Moda takipçiliğinden, modem görünümlü olmalara gayr-i İslâmi müzik-film hayranlığından sportif faaliyetleri- yanşmaları ta’kib ve futbol hastalıklarına kadar., sayısız illetlerle ma’lûl Müslüman fertlerin bu yapısının gerçek İslâm’dan doğan bir yapı olduğunu iddiâ etmek (elbette) mümkün değildir. Gerçek İslâm’ın dışında olan bir pozisyonun ne ve nasıl bir İslâm olduğunun takdirini de ilgili Müslümanlara havâle ediyoruz.

B-) Takvasızlık… Hitâbette,yazıda ve edebiyatta ‘harika müslüman’ imâjı uyandırdığı halde. Alla’a fiilen ubudiyette ‘tekâsül içerisinde bulunan; değil ‘nafile-gönüllü-ihtiyari’ibâdetleri, kuvvetli farizaları bile ihmâl eden (hiç değilse, ikinci-üçüncü plâna atan), hanımının tesettürünü ve erkeklerle ihtilâtını umursamayan, haram helâl vb. hususlarda aslâ hassâsiyet göstermeyen ve nice ahlâki za’fiyetlerle mübtelâ (hatta müftehir) bulunan müslüman tipler günümüzün meydanlarını lebâ-leb doldurmakta ve bu tipler müslümanlığı başkalanna kaptırmama (?) mücâdelesi de vermektedirler. Nebevi (gerçek) İslâm’ın zıddı olan bu tür anlayışın, nasıl bir İslâm? olduğunun hükmünü yine taraf-muhatab olan zevâta bırakıyoruz.

C-) Takva’nın yanlış anlaşılması ve uygulanışı.. Bu tür kişiler, “İslâm sırf bir kuru akıl (ilimcilik) işi değildir; kalb (ma’rifet) önemlidir” der ve bu noktadan çıkışla İslâmi ilimlerin büyük kısmından mahrum (câhil) bir şekilde yaşamağa mecbur-mahkum kalırlar. Tabiâtıyle,bağlandıkları (Şeyh-Ağabey-Üstad-Hoca efendileri) ‘esas ve ölçü’ olarak alır, onlara göre yön alırlar. Herhangi tek bir ferdin (Peygamberlerin dışında) İslâmî ‘komple olarak’ temsil edemeyeceği, hele şu cahili ve tağuti asırda ve İslâm’dan hiçbir eserin ve izlerin bırakılmadığı bir ülkede yaşayan bu tür zevâtın ne kadar nakıs olacağı her aklı başında olanın ma’lûmu olduğundan, bu yapının ne kadar sakat olacağı ve gerçek İslâm’a muğayir olduğu kendiliğinden anlaşılmış olur.

Bu cahili yapının tabii gereği olarak da, İslâm’ın diğer yönlerinden olduğu gibi, Takva yönünden de yanlışlıklar tezâhür etmektedir.ki;

a-) İslâm’ın siyasî-içtimaî ve idarî- cihâdî gibi., yönleri ihmal edilmekte, ‘efendiye’ bağlılık bu boşluğu doldurmaktadır (?).

b-) Nâfîle tesbihat-zikir ve evrâd, İslâm’ın temeli kabul edilmekte (zamanlarını onlar doldurmakta), şirk ve küfrün (tağutun) ref i, tevhidin ve İslâmın ikamesi (fiilen) ihmal edilmekte, yani gündem dışı bırakılmaktadır,

c-) İslâmın ferdi emirleri İslâm’ın bütünü kabul edilmekte, devlet ve siyaset (parti ayrı siyâset ayrı..) Hakim kefere güçlere (Amerikan uşaklarına,) bırakılmaktadır.

d-) Memleket baştan başa bir şirk-küfür ve fuhuş pazarı haline geldiği, bunlara karşı ‘kıyam ve cihadın’ en büyük vecibe olduğu, gerçek takvanın bu olduğu bilindiği halde., halvet-hânelerde, tekkelerde-dershaneler de ve sâir yerlerde ‘inzivaya’ çekilmek, bunu da ‘takva’ diye nitelemek, gerçek İslâm’la izahı mümkün olmayan bir pozisyon olarak görülmektedir.

e-) Mü’minlere muhabbet, kâfirlere adâvet İslâm’ın gereği olduğu halde, hümânistik bir yaklaşımla ‘kâfirlerle iyi geçinme’, ‘yardımcı-duâcı olma’ gibi menfilikler ‘Merhamet’ diye nitelendirilmekte; meşrebine-tarikatına veya efendisine muhâlif ve muârız müslümanlara karşı böyle bir tolerans asla tanınmamakta ve bu da ‘da’vaya-efendiye sadakat’ olarak kabul edilmektedir. Bunun da gerçek İslâm’la izah olunamayacağı izahtan vârestedir. İlh…

D-) Nefsaniyet (heva -heves-kibir-enâniyet..)… Cahili kültürlerden etkilenen Müslüman fertler, bunun tezâhürü olarak kendi şahıslarını ‘esas’, ‘merkez’ ve ‘ölçü’ kabul etmek gibi bir komikliğe düşmüşlerdir. Bunun içinde, ‘Tek Cemaat’, ‘Tek Ümmet’ olgusu içerisinde yer almamağa; imam-ı ümmetin ve İslâm İnkılâbının yönlendiriciliğini kabul etmemeğe; nebevi usûl-hat ve çizgiye (Ki, imamsız kalmamak ve imama itaat etmek vecibesine) intibak etmemeğe ve kendi kafasından çizdiği güya- İslâmi (?) metodu veya diğer gurupçuklann (dini fırkaların) mahalli-kısır-nakıs ve pek çok illetlerle ma’lûl önderlerini-metodlarını lanse etmeğe çalışmaktadır. Gerçek İslâm’ın ‘İlâhi yapısını-özelliğini’ yıkan ve ‘kuvvetini’ dağıtan bu anlayış; (farkında olunsun veya olunmasın) Amerikancı İslâm’ın bâriz tezâhürlerindendir.

E-)Entellektüelizm – Modemizm ve Vehhâbilik karekterizmi… yazı arasında-dağınık halde- geçen bu Amerikancı İslâm’ın ferdlerdeki tezâhür çeşitlerinden biri olan bu illet, tedavisi gerekli olan bir hastalıktır. İslâm’ı, bir ‘fikir sporu’ olarak algılayan ve onun da ‘Batı süzgecinden’ geçmesini, modernize edilmesini (çağa uydurulmasını) savunan bu zihniyete sâhib olan ferd, ayrıca; Tağutların-emperyalistlerin-kâfir güçlerin sorgulanmasını değil; hadis- içtihâd-akaid-tefsir ve ahlak ‘mektebleri’ nin sorgulanmasını, yani İslâmın yapısını ve mazisini ‘sanık’ sandelyesine oturtulmasını ‘hareket noktası’ edinmiştir. Böyle bir fert artık ‘Büyük Şeytan’la, onun mahalli (açık ve gizli) uşaklarıyla ve onların cihan- şumul komplolarıyla aslâ uğraşmaz, uğraşmamakta; İslâmi şahsiyetler, kurumlar ve faaliyetleri ‘tek hedef tahtası’ olarak kabul etmektedir.

Temel mes’elesi ve hareket noktası; ‘Takke-Tesbih-Zikir- Mevlid-Nevafil-Sünnet-Şeyh-Mürid- Tarikat- Sofu- Devriş- Mezheb- İçtihâd-TakÎid-Mukallid-Cami-Cum’a‘Dâr’-Diyanet-Örfüadet-Bid’at- Hurafa-Türbe- Rüyet- İstiane- İstiğase- İstimdat- Teberrük- Tevessül- Muska-Nazarboncuğu-Te’vil ölülerin ruhuna Fatiha (Kur’an) okunması-ölülerin kırkıncı günü- vs. vs. vs… gibi, ‘İslâm’ın hakimiyetine’ veya ‘tağutun yıkılmasına’ yönelik olmayan konular olan günümüzün ‘kahraman’ (?) ferdi, “Büyük Şeytan’ı” (gündeminden çıkarmakla) rahatlatmakta olduğunun (belki de) farkında değildir.

Evet uzun yıllar, belki bir-kaç asırdır tehaküm eden Amerikancı kültür, İslâm aleminde ve müslüman ferdler üzerine Amerikancı bir İslâmi olguyu doğurmuştur. îhtiyari (heves-kârâne) bir tarzda ona inkıyad ederek o ‘olguda’ yer alanların dışında, farkına varmadan (gerçek İslâm adına) o badireden etkilenen bir kısım ferdler, Amerikancı İslâm’ın (şuursuz) birer birimleri haline gelmişlerdir. (O câhili etkiyi bertaraf etmek için çaba sarfetmek, gerçek İslâmiliğin temel şartıdır.)

Büyük Şeytanın ve uşaklarının dünya hakimiyetinin yıkılması, İslâm’ın yeryüzündeki ‘adil’ ve ‘muslih’ rolünün ikâmesi için, ‘ana gündemin’ bu konulan oluşturması, İslâmî ve Kur’anî bir zarurettir. Gerçek İslâm ile Amerikancı İslâm arasındaki belirgin vasıflardan biride ‘gündemin taşıdığı muhteva’dır. Teferruata dalış ve halktan soyutlanış, aslâ inkılâbilik olamaz; ayakların yere değmesi (halka inilmesi), gerçek İslâmi hareketin temel unsurlarındandır. Vesselam…

(Bu bölüm Üstad Hizbullah HAKVERDİ’nin 1989 yılında “Şehadet” dergisinde yayınlanan ‘Amerikancı İslam Sorgulaması’ adlı makalelerinden alınmıştır. Yaptığımız paylaşımlar iyi analiz edildiğinde Amerikancı İslam’ın tarihsel kökeni ve bugünkü hali gayet net olarak anlaşılacak ve 1989 yılında yazılan bu makalelerin bugüne de ışık tuttuğunun farkına varılacaktır.)

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv