AMERİKANCI İSLÂM’IN TARİHİ ARKA PLÂNI 1 – ÜSTAD HİZBULLAH HAKVERDİ
Bu yazı kez okundu.
27 Mart 2014 15:44 tarihinde eklendi
Etiketler :

AMERİKANCI İSLÂM’IN TARİHİ ARKA PLÂNI 1

Amerikancı İslâm’ın tarihi arka plânında ‘nifak’ (iki yüzlülük) vardır. Bu teâmül, “İlk Büyük Şeytan İblis”den itibaren başlayıp gelmektedir. Zirâ, İlâhî huzurdan-rahmetten tard edilen İblis, gerçek İslâm’ın beşeri noktadan ilk mensubu ve temsilcisi olan Hz. Adem’in ayağını kaydırmak için ‘dost’ ve ‘İslâmi’ bir görünüm ile Hz. Adem’e yaklaşmış; hayır-hâh’âne (?) tavsiyelerde bulunmuştur. İslâm’ın Amerikancı yüzüyle değil de, doğrudan Amerikancı (açık kâfir ve düşman) yüzüyle tezâhür etseydi, iblis’in Hz. Adem’e yaklaşması asla mümkün değildi…

Kur’an-ı Kerim’de konu şu şekilde ifade edilmektedir: “(İblis): Öyleyse, dedi; (mademki) Sen beni azgınlığa mahkum ettin, ben de bu sebeble andolsun ki onları (insanları) saptırmak için, muhakkak senin doğru yoluna oturacağım, vesvese verip pusu kuracağım. Sonra onlara, önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Sende çoğunu şükrediciler bulmayacaksın.”(A’raf: 16-17) Allah’ın ‘Doğru Yolu (gerçek İslâm)’üzerinde oturarak, perdeleyerek ‘dört yönden sızma’ (sokulma) metodunu kullanan İblis: “ Rabbiniz size bu ağacı değil, ancak iki melek olacağınız, yahut (ölümden azade ve) ebedi kalıcılardan bulunacağınız (yani böyle olmayasınız) diye yasak etti, dedi. Birde onlara: Şüphesiz ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim, diye yemin etti.” (A’raf: 20,21).

Görüldüğü gibi; iblis, ‘dostça’ (İslâmi maske ile) Hz. Adem’e yanaşmakta güyâ Hz. Adem’in Din ve hayatını düşünüyor ve bu hususta kendisine yardımcı olmak istiyormuş gibi bir intiba uyandırmakta  ve  bu  (Amerikancı İslâm)  görünümü  ve  yaklaşımıyla  Hz. Adem’in ayağını  kaydırmaktadır. Ve “Ben yeryüzünde insanlara (ma’siyetleri) süsleyeceğim (Hac: 39).. diyerek karakterini sergileyen “Büyük Şeytan İblis” Onu…(Ademi, vesvese vererek) fitledi; Ey Adem! Seni ebedilik ağacına, zeval bulmayan bir devlete (ulaştırmaya) delâlet edeyim mi? Dedi.” (Taha: 120) İşte; İblis’in ‘Büyük Şeytan’ olarak Müslümanlara bu tarz süfyâni ve nifâki yaklaşımı, tarih boyunca süregelen ‘Amerikancı İslâm’ın bütün zaman ve mekânlardaki tarihi arka plânının ‘ortak vâsfı’ ve ‘genel tezâhürü’dür.

İnsanoğlu üzerinde ‘İslâm adına’ şeytani hakimiyetini kurma ve İlâhi hakimiyeti dumura uğratma, yani Amerikancı İslâmî kurumlaştırma çabalarını sürdüren iblis, ‘Habil-Kabil’ olayı ile başardığı ilk “ifsâd” “idlal” hareketiyle yavaş yavaş ‘Güçlü Şeytani Bir Cephe’ (Ademoğlu içerisinde) kurmağa muvaffak olmuştur. “Büyük Şeytan”lığın bâtini yönünü kendine bırakan iblis, zahiri yönünü artık ‘insi şeytan’lara havâle etme gereği duymuştur. “Amerikancı İslâm”, hakim olan tağutların “izin verdikleri ve müsaade ettikleri kadar” yaşamağa razı olunan İslâm’dır.

Gerçek İslâm, “Allah-u Taala’nın razı olduğu ve onun istediği şekilde inanılan ve yaşanılan İslâm olduğu ma’lûm’dur. Fakat, “Amerikancı İslâm” bunun aksi bir görünüm arzetmektedir. “Çağın Büyük Şeytanları” (Amerika), İslâm’ı tamamen yok etmedikleri durumlarda, hiç olmazsa kendilerinin güdümü altında bulunacak, kendi hakimiyetlerini halel-dâr etmeyecek türde bir İslâmi yapının oluşmasını hedef almışlardır. Bunun bir örneğini, çağının ‘Amerikası’ olan Fir’avn’da da müşahede edebiliyoruz:

İlâhi mu’cizenin galebesi neticesinde Hz. Musâ’nm da’vet ettiği Gerçek İslâm’a (Fir’avndan izin-müsaade almadan) iman eden ve alemlerin rabbi olan Allah-u Teâla’ya teslim olan sihirbazlara karşı Fir’avn’ın: “Ben size ‘izin’ vermeden O’na iman ettiniz, ha?… O halde, (başınıza ne geleceğini) yakında bilirsiniz: Muhakkak surette ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, sonra kat’iyyen topunuzu astıracağım. ”(A’raf: 123,124; Tahâ: 71; Şûâra: 49;…) demesi, “Amerikancı İslâm’ın, tarihi arka plânının karakteristik bir yapısını göstermektedir.

Amerikancı İslâm’ın tarihi arka plânın’da, teknolojiyi ‘İlâh’ edinme hastalığı da yatmaktadır. Ki; Hz. Musa’nın (Fir’avn’a galebe çalmasından sonra) “Tur’a çıkan Musa’nın arkasından, geride kalan kavmi süs eşyalarından bir buzağı heykeli yapıp onu ‘İlâh’ edindiler, ki onun bir böğürmesi vardı. Buzağının kendileriyle konuşamayacağını, onlara yol gösteremeyeceğini görmediler mi de onu ‘İlâh’ edindiler? Böylece zalimlerden oldular.” Ve bu teknolojik putçuluğun mucidi olan ‘Samiriyy’ denen ‘Münâfık’a; “Senin yaptığın bu iş nedir, ey Samiriyy? Diyen Hz. Musa’ya, (Samiriyy); “Ben onların görmediklerini (Cibrili) gördüm de, o resulün ‘eserinden’ (izinden-ilminden) bir avuç aldım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Böylece bunu, bana nefsim hoş gösterdi.”(A’raf: 148; Ta-ha: 88, 89,95,96) cevâbını vererek, cibiliyetini açıklığa kavuşturmuştur.“İstikbâr”ve“Sermâye” de, “Amerikancı İslâm’ın tarihi arka plânının tezâhürlerindendir.

“Yeryüzünde haksız yere kibirlenenleri ayetlerimi anlamaktan (Kitabi bir bütün olarak kabul etmekten) çevireceğim. Onlar (tekebbür edenler) her mu’cizeyi görseler de onu kendilerine ‘yol’ edinmezler, fakat sapıklık yolu görürlerse, onu yol edinirler…”(A,raf: 146) “Onlara, (ilk müslüman) insanların iman ettiği gibi, sizde iman edin, denildiği zaman (tekebbür ederek, kendi aralarında) ‘biz, O sefihlerin (ayak takımı kimselerin) inandığı gibi mi inanacağız?” derler. Doğrusu, (asıl) sefihler (ayak takımı beyinsizler) onlardır. Fakat (bunun böyle olduğunu) bilmezler.”, “Onlar mü’minlerle karşılaştıkları zaman (da), ‘Bizde inandık’ derler. Şeytanlarıyla (reisleri-yöneticileriyle) yalnızca (başbaşa) kalınca ise, ‘emin olun’ biz sizinle beraberiz (sizlere tabiyiz).Biz, ancak (mü’minlerle) istihzâ edicileriz’, derler. (Bakara: 13,14) Ayetleriyle istikbâr’ın menhus çehresini gösteren Cenâb-ı Hak, Resül-ü Ekremi’ne (asm) şöyle demektedir: “(Ey Resülüm, kâfirlerin müstekbirleri) seni gördükleri vakit, seni yalnız bir eğlence yerine tutuyorlar: ‘Bu mu, Allah’ın peygamber diye gönderdiği? diyorlar…” (Furkan: 41), “ Yine şöyle dediler: ‘şu Kur’an, iki memleketten (makam ve sermâye yönünden) bir büyük adama indirilseydi ya…”, “Rabbinin rahmetini onlar mı bölüyorlar?…” (Zuhruf:31,32)                (97).

Hz. Musâ’nın (asm) yakınlarından sayılan ve Allah tarafından geniş servetler ve büyük hazineler verilen ‘Karun’un, helâketini netice veren ‘tekebbürü’ ve; “…Bu (servet-sermâye) bana ancak ben’de olan ilimle (kendi ilmim- çabam sâyesinde) verilmiştir…” diyerek, sermâye gücü ile öğünmesi ve Hz. Musâ’ya karşı ‘Bağy’ da bulunması da, Amerikancı İslâm’ın, tarihi arka plânının başka bir görüntüsüdür.

“(Habibim) onlara o kimsenin (Bel’am b. Baaur’un) haberini de oku ki; biz kendisine ayetlerimizi (İslâmi ilim-iman vs.) vermiştik de, o bunlardan sıyrılıp çıkmış, derken şeytan onu arkasına takmış, nihayet azgınlardan olmuştu. Eğer dileseydik; onu, onunla (verdiğimiz ayetlerle) yükseltirdik. Fakat o; yere (dünyaya-alçaklığa) saplandı, hevâsma uydu. Artık onun sıfatı o köpeğin hali gibidir ki; üstüne varsan dilini sarkıtıp solur, kendi haline bıraksan da (yine) dilini sarkıtıp solur…” (A’raf: 175,176) Ayet-i Kerimeleri de ilimleriyle, duâ vs. destekleriyle ‘Büyük Şeytanı’ ve kâfir güçleri takviye eden ve İslâm inkılâbı’nm değişik zamanlarda ki ‘hakimiyetine’ gölge yaparak köstek olan ‘Belami’ tipleri veciz ve beliğ bir tarz’da tasvir etmektedir. Ki, bu da Amerikancı İslâm’ın tarihi arka plânının bir başka veçhesini teşkil etmektedir.

DİPNOTLAR :

97- ) Bütün asırları ‘ihata’ eden ma’na, uslûb ve belâğata sahip olan Kur’an-ı Kerimin bu ayetleri, Allah-u Teâla’nın kendisi ve mü’min kullan için seçtiği ‘asrın imamına’ ve muhteşem inkılâbına karşı benzer çıkışlar yapan günümüzün ‘Amerikancı İslâmi’ çevrelerine adetâ parmak basıyor…

(Bu bölüm Üstad Hizbullah HAKVERDİ’nin 1989 yılında “Şehadet” dergisinde yayınlanan ‘Amerikancı İslam Sorgulaması’ adlı makalelerinden alınmıştır. Yaptığımız paylaşımlar iyi analiz edildiğinde Amerikancı İslam’ın tarihsel kökeni ve bugünkü hali gayet net olarak anlaşılacak ve 1989 yılında yazılan bu makalelerin bugüne de ışık tuttuğunun farkına varılacaktır.)

 

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv