Şehid Ayetullah Mutahhari’nin Düşünce Dünyası – İmam Ali Hamaney
Bu yazı kez okundu.
27 Mart 2014 15:15 tarihinde eklendi

Bana göre siz delegelerin bir araya gelmenizdeki en öncelikli ve önemli konu, merhum Mutahhari’nin fikri şahsiyeti ve onun düşünür kimliği ile İslami düşünce ve ideolojik hareketlerdeki rolü olmalıdır. Belirtmek istediğim ikinci konu ise bu güzel girişimin kesintiye uğramadan devam etmesidir. Zira bizim her zaman Mutahhari’ye ihtiyacımız var. Çünkü şehid Mutahhari’yle duraksamak olmaz. Onun ilerici ve yenilikçi fikri düşüncesini, diğer yenilikçi düşüncelerle İslami toplumumuzun fikri oluşumunda görmeliyiz. Bunun yanı sıra toplumumuzda her geçen gün artmakta olan fikri ihtiyaçlar da, bu yıllar için yeni Mutahhari’lere ihtiyacımız olduğunu göstermektedir. Bana göre, şehid Mutahhari’nin aydın ve düşünce kimliği ile bu büyük insanın kendi dönemindeki rolünü anlatma konusunda bu zamana kadar yeterli bir çalışma yapılmamıştır. Elbette onun kitapları üzerinde değerli çalışmalar yapılmıştır fakat bu büyük düşünce adamının1960 ila 1970′li yıllarda yaptığı ideolojik ve fikri çalışmalarının topluma tanıtılması gerekmektedir. Şehid Mutahhari, İslami meselelerle ilgili olarak hiç kimsenin konuşmadığı veya konuşamadığı bir dönemde, çok güçlü bir şekilde düşünce ve ideolojik alanlarda kendini gösterdi. O zaman ülkenin düşünce yapısı genel olarak, Batı yada Doğu ideolojisinin etkisinde kalınarak yapılan tercüme kitaplardan oluşmaktaydı. Yani ithal bir düşünce hakimiyeti vardı. İşte şehid Mutahhari böyle bir ortamda, kendini bitmek bilmeyen derin bir düşünce mücadelesinin içine attı. O büyük insan, bir taraftan Marksistlere karşı büyük bir mücadele verirken diğer taraftan da, Batı yanlısı liberallere karşı mücadelenin içine girdi. Onun bu rolü, son derece önemlidir. Zira, bu hem cesaret isteyen ve hem de öz güven gerektiren, hem güçlü bir düşünce ve hem de çeşitli konularda içtihadda bulunabilecek bir yeteneği gerekli kılmaktadır. Elbette bu kesin bir imanı da isteyen bir durumdur ki bu büyük insanda, bütün bu özellikler vardı. O hem bir alimdi ve hem de çok mü’min bir insandı. Kendi düşüncesine tam bir inancı vardı. Bunlar düşünce mücadelesinde olması gereken çok önemli özelliklerdir… Ben size açık bir şekilde belirtmek isterim ki, İslam nizamı ve İslam İnkılabı’nın düşünce hareketi genel olarak şehid Mutahhari’ye dayanmaktadır. Yani onun düşünceleri ve çalışmaları, İslami hareketin temelini, mayasını oluşturmuştur ki biz İslami düşünce sürecinde onun bu çalışmalarından çok fazla şekilde yararlandık ve bu hareket İslam nizamının kurulmasıyla sonuçlandı…

Belirtmek istediğim ve faydalı gördüğüm ikinci konu ise bu hareketin devamıdır. Bize göre şehit Mutahharri’de durmak olmaz. Elbette bugün onun şehid edilmesi üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen onun kitapları, İslami mantığı, fikri araştırma halindeki yeni nesil için ve genel olarak çok satan, ilgi çekici ve beğenilen kitaplar arasındadır. Halihazırda da gerçekten belirtmek gerekirse, şehit Mutahhari’nin temel eserlerinin benzeri yoktur, bu gibi güzel çalışmalar olmasına rağmen… Ama, şüphesiz önem ve etki açısından, çekiciliği ve sağlamlığı yönüyle, O’nun kitapları hala gücünü ve önemini üst düzeyde korumaktadır. Fakat, ideolojik düşünce sahasına girildiğinde, İslami düşünceden en iyi şekilde yararlanmak ve yanlışlardan kurtulmak, fikirlerin güçlü bir şekilde savunulması için doğruların belirlenmesi gerekir ve bu da bizim üzerimize düşen önemli bir sorumluluktur. Arz ettiğim gibi bizim gelecek dönemlerde Mutahhari’lere çok ihtiyacımız var. İslam İnkılabı ve İslam nizamının kurulmasından sonra İslami düşünce çok önemli bir şekilde gündeme oturmuştur. Elbette bundan sonra da bu yönde her geçen gün ihtiyaçlar çoğalacaktık ve bu yüzden bu yöndeki çalışmalar asla terk edilmemelidir. Biz burada kendimizi buna hazırlamalıyız ve bunu becerebiliriz. İslam kültüründen gelen bitmez tükenmez, zengin bir sermayeye sahibiz ve bu durum bize büyük imkanları sunmaktadır. Eğer biz bunu doğru dürüst kullanabilirsek, elimizde fikri ve kültürel açıdan çok büyük bir hazine bulunmaktadır. Elbette bundan en iyi şekilde yararlanmasını bilebilirsek. Bugün elhamdülillah çok sayıda araştırmacı genç ilim adamlarının olduğunu görüyorum. Kum’da, Tahran’da, güçlü düşünceye ve parlak bir geleceğe sahip, ilmi açıdan liyakatli, salih alimleri, şahsiyetleri görüyorum; işte bunların bu meydanlara, düşünce platformlarına çıkmaları ve çalışmalarını yaygınlaştırmaları gerekir. Bugün şehid Mutahhari’ye olan ihtiyacımız, önceki yıllara göre tabiatiyle çok daha fazladır. O gün ihtiyacımız tek yönlü ve farklıydı, bugünkü ihtiyacımız ise çok derin ve çeşitlidir. ŞehitdMutahhari’yi anma merasimlerini ve seminerlerinizi bu yöne çekiniz ki başkaları da bu etkinliklere katılmak için teşvik olsunlar, yoğun ithal propagandalara karşı koymaya her alanda, mesela felsefe, kelam gibi alanlarda ve diğer İslami meselelerde hazırlıklı olsunlar… Alimler, erdem sahipleri ve gençler, özellikle de İslami ilimler okuyan genç talebelerimiz, en azından bir defa şehid Mutahhari’nin kitaplarını okumalılar; eğer bir iş yapmak istiyorlarsa o esas üzerine şehid Mutahhari’nin fikriyle donatılsınlar ve inşallah daha yüksek kaleleri fethetsinler ve İslami düşünce bayrağını orada dalgalandırsınlar.

Belirtmek istediğim konuyu aslında daha önce söylemiştim. O da bu gibi yıldönümlerinde fikri meselelere daha fazla önem verilmesinin iyi olacağıdır. Eğer sayın Mutahhari’nin eserlerini iki, üç bölüme ayırırsanız ki onlardan bazıları mesela ‘Adli ilahi’dir, takriben felsefenin özüdür. Bazıları İslami maarifi beyan ediyor. Zira Mutahhari eserlerinde, İslami maarifi ve meseleleri seçmiş ve onları fikri tahlil ve kendi derinliğinde ele almıştır. Burada şunu söylemek gerekir ki; onun genel olarak eserleri, ilim alanında uzmanlık isteyen tarzdadır, mesela İslami ilimler ve nazariyeler gibidir ki, bunlar yayınlanan eserlerde zaten görülmektedir.

Onun, bu üç bölümde özellikle de ikinci bölümde çok fazla söyledikleri vardır. Eğer Mutahhari’nin şehadetinin yıldönümü olan 1 Mayıs tarihini göz önüne alırsak ve her yıl bu şehidi anma merasimlerinin düzenleneceğini hesaba katarsak, onun eserlerini ve düşünce boyutlarını dikkate almalıyız ve bunlar üzerinde görüş alış verişi yapılmalıdır. Sebepleri ve delilleri konuşulmalıdır. Herkes dikkatli bir şekilde onun görüşlerini değerlendirmeli ve eğer biri onun görüşlerini tamamlayacak olursa, o da gündeme gelmeli ve eğer bazıları onun görüşlerinin aksini ileri sürerse Mutahhari’nin sahih görüşleriyle savunulmalıdır. Kısacası onun görüşleri konusunda, düşünce alanında ciddi bir hareket olmalı ki böylece onun görüşleri daha da güçlü bir şekilde canlı kalabilsin. Elbette böyle bir hareket ilmi alanda belli bir süreci gerektirecektir. Ben geçmiş yıllarda da şehid Mutahhari’nin eserleriyle ilgili bazı tekliflerde bulunmuştum ve bugün bunlardan bir kısmı dikkate alınmış ve gerçekleşmiştir. Ama benim üzerinde önemle belirtmek istediğim konu, bugün bu büyük insanın düşüncesinin fikri arenalarda yeralması gerekliliğidir. O, “İslam ve zamanın ihtiyaçları” adlı eserinde, çok önemli meselelere temas etmiştir. 30 konuşmadan oluşan bu eser, bir süredir bendeydi. Yani Mutahhari, o konuşmalarını bana, tanzim edilmesi için vermişti ve ama bu iş gerçekleşemedi ve bunu kendilerine iade ettim. Sonra da, sanırım ya kendileri yada bir başka şahıs tarafından bu konuşmalar üzerine çalışma yapılmış. Ama, eğer Mutahhari’nin bizzat kendisi bu konuşmaları kendi usulüyle tanzim ve tasnif etseydi, bu işte yalnızca kendisinin eli olsaydı, bugün o eserin neticesi elbette çok farklı, çok daha güzel olurdu. Yani bugünkünden daha güçlü olurdu. Elbette, bugün de bu esere baktığınızda onun görüşlerini görebilmektesiniz. Yani, bir düşünce adamının istekleri, gündeme getirdiği konularla biten sonucu, sözkonusu eserde rahatlıkla buluyorsunuz. Lakin, onun konulara bakış açısı, bir ders sınıfında olduğu gibi gerçek boyutlarını içermemektedir. Şahsi bir tutumdur, yani o oturmuş, konuları dile getirmiş ve sonra da notları bir araya getirilmiş. Siz de onun bu notlarından ve derlemelerinden konunun özünü çıkarabilirsiniz ve onu tanzim ve tasnif edebilir ve bu yolla beyan edebilirsiniz. Eğer bu iş yapılırsa, o zaman onun her kitabından birkaç kitap oluşur ve o da güzel bir çalışma olur.

Bu büyük insan, ailesiyle ruhi irtibat halinde olan çok ender şahıslardandır. Elbette bazıları böyledir. Bazıları ise böyle değildir ! İyi insanlardır; ama onların ruhi irtibatlarının olduğu söylenemez. İnşallah zaman geçtikçe, siz salih çocukların ilerlemesinden dolayı onun ruhu da şad olacaktır. Sizin Mutahhari konusunu çok iyi beyan ettiğinizi belirtmek isterim. Birileri, bir şey kaybettiğinde, yalnızca yitirilen şeyi düşünür; bazıları ise böyle bir durumda birkaç konu üzerinde tefekküre dalarlar. İşte Şehid Mutahhari o tür insanlardandı. Onu kaybettiğimizde, bir çok şeyin gittiğini gördük. Belki sizlerin bir çoğunuzun onunla teşriki mesaisi yoktu. Tabiiatiyle onunla daha çok hanımı ve kızları irtibat halindeydiler. Sizler şayet bizim kadar onunla teşriki mesai içinde değildiniz. Mutahhari şehid olduğunda, gerçekte çok seçkin ve liyakatli bir insan dünyamızdan ayrıldı ve İslam Cumhuriyeti için önemli bir kayıptı o…
Aziz Mutahhari, gerçek bir şahsiyetti. Gerçekte Mutahhari denildiğinde, düşünce ve kararlılık açısından bütün liyakatlerin ve gerçeklerin onda toplandığını görürüz. Bizim böyle büyük bir insanı anmamız için, bu gerçeği, ihya etmeliyiz, açığa çıkarmalı ve anlatmalıyız. Elbette onu anma merasimlerinin bu yöne doğru gittiğini görmek memnuniyet verici, güzel bir gelişme; onun düşünceleri ve kitapları üzerinde maksimum düzeyde çalışmak gerekmektedir. Onun kitapları ve düşünceleri üzerinde çok fazla çalışılması gerektiğini yeniden hatırlatmakta yarar görüyorum. Sizler eğer sayın Mutahhari’nin kitaplarına baktığınızda, kitapların hepsinin aynı konularda olmadığını ve farklı olduğunu göreceksiniz. Bu kitaplarda tekrar edilmiş konular da var. Ayrıca onun kitaplarının her satırının bir hikmet olduğunu da sanmayınız! Bazı konular tekrardır ve bazıları da o kadar güçlü değildir. Elbette onun bu konuda hiçbir iddiası da yoktu. O üzerine düşeni çok iyi bir şekilde yerine getirdi. Aziz Mutahhari’yi buralarda tanıyamazsınız; belki onu, konuları ortaya çıkarmadan önce yaptığı araştırmalarla tanıyabilirsiniz. İşte o zaman onun kim olduğunu görebilirsiniz. Yoksa sıradan bir konuyu zaten herkes bir şekilde ifade ediyor. Bir araştırmacı da, sıradan bir konuyu sathi bir şekilde beyan eder. Sıradan ve tekrar olan konular gerçekte sayın Mutahhari’nin uzmanlaştığı alanlara girmez. Çünkü bu konular onun için sıradan ve sathi sayılmaktadır.
Onun uzmanlık alanlarında yer alan konulardan bir bölümü felsefenin özüyle ilgilidir ve o felsefe dalında çok kapsamlı çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalar tamamen ilmidir ve aynı zamanda bu çalışmalar ilmi değeri olan, İslami ilimler medreseleri açısından ve daha doğru bir tabirle akademik değere sahip niteliktedir. Onun ağırlıklı konularından bir bölümü de İslami meselelerle ilgilidir; yani bugün İslam’ın vemüslümanların ihtiyaç duyduğu konulardır. Defalarca söylediğim gibi, “inkılabın bugün yükselen ve yayılmakta olan düşüncesi, falancaların düşüncesi değil, aziz Mutahhari’nin düşüncesidir.” Sayın Mutahhari, o sözleri söylediğinde kimse bunun tadını almıyordu. Sizler o zaman yoktunuz. Biz ve bizim gibiler o zamanları bizzat yaşadık, gördük. Onun kitabı yayınlandığında hemen okurduk ve yararlanırdık. Ama halkın geneli açısından bakıldığında o kadar çekici değildi. Ama o sözler bugün patlamış bir balon gibidir; onlardan hiç bir eser yok ve söz konusu olmuyor. Ama bugün kurulan bu sistem aslında Sayın Mutahhari’nin sözlerinin ve düşüncelerinin üzerine bina edilmiştir. Aziz Mutahhari’nin sözlerini alınız ve onu çok güzel bir şekilde değerlendiriniz, Zira bu güçlü bir düşünceyi gerektirir ve herkesin işi de değildir…
Bu konularla ciddi olarak ilgileniniz ki, bu düşünceler yayınlansın ve yayılsın. Elbette, onun yayına değer çok şeyleri var. Ama sizler şimdi gidin bu müslüman mütefekkirin sözlerini inceleyin ve sakın felsefeyi bilen bir filozofla karıştırmayın. Anlaşıldı ki, o kendi fikri manzumesini açıklamıştır. Onun sıradan konularla ilgili sözlerinin yanı sıra meselelerin çözümü için ‘kaza ve kader’, ‘cebr ve ihtiyar’ gibi genelde teknik olan konularda da sözleri vardır ve bunların da sakıncası yoktur, ama onun öncelikli olarak üzerinde durduğu konular vardır ki bu da İslami meselelerle ilgilidir. İzin verirseniz, ben,onun maksimum ve minimum düşüncesini içeren ve herkesin dikkatini çeken ve sizlerin de bildiği bir misal vermek istiyorum. Değerli Mutahhari’nin 1962′de, ‘Ayın Sohbeti’ başlıklı konuşmaları vardı ve sizler de muhakkak bunu görmüş ve defalarca okumuşsunuzdur. Onun ‘takva’ konusunda iki konuşması vardır. Sizler oraya bakınız ve o zaman söyleyiniz, o zamandan bugüne kadar geçen 32 yıl sonra takva konusunda acaba Mutahhari’den daha güzel kim konuşmuştur !? Evet, bu Mutahhari’nin yeni yeni maya tuttuğu ilk dönemlerdi. Bugün Mutahhari’nin sosyal meselelerle ilgisinin o zamandan başladığı çok rahat müşahede edilmektedir…

Allah’a şükürler olsun, merhum şehid Mutahhari’nin ve onun, ihlaslı ve yorulmak bilmez düşünce hareketinin bugün devam ettiğini görmekteyiz. Onun fikri meseleleri konusunda üç hususu göz önünde bulundurmalıyız. Her şeyden önce o, fikir ve tefekkür açısından çok güçlü, hakiki bir insandı. İkinci olarak, onun fikri düşüncesinde, dinin yayılması, hakkın yayılması ve batıl ile mücadeleden başka hiçbir hedef yoktu. Onun şahsında ve onun amellerinde ihlas vardı ki bu onun ikinci özelliği olarak bilinir. Farz edelim, bazıları fikir ehlidir, ama o fikri Allah için gündeme getirmez; aksine kendilerini gündemde tutmak için onu serdederler; halkın gönlünü kazanmak, kendilerini filozof göstermek için o bilgilerini kullanırlar. Şehid Mutahhari kesinlikle böyle değildi. O düşünceyi Allah için ve İslam için gündeme getirirdi. O gerçekten yanıyordu, kaynıyordu ve ondan sonra gündeme getiriyordu. Onun düşüncelerinin bugüne kadar gelmesi ve hala devam etmesinin de sebebi, bu ikinci husustur. Yani onun ihlasıdır. Onun ihlasının bereketidir. Zira Allahu teala hangi hareket olursa olsun eğer ihlasla yapılırsa ona bereket verir.
Onun üçüncü özelliği de, çok çalışmak ve yorulmak bilmez oluşudur. O gerçekten bir işle ilgilendiğinde asla oturmazdı. Bir konuda onun yanına gidilmediğinde bizzat kendisi o iş ve konuyla ilgilenirdi. Bu saydığım üç özellik bu saygın düşünce adamımızda vardı. O bu üç özelliği ile ülkemizin ve inkılabın bu sürecinde çok seçkin bir konuma sahiptir ve her ne kadar inkılabın üzerinden o kadar yıl geçse de onun düşünce hareketinin tesirleri ve canlılığı hala günümüzde mevcuttur, zindedir.
Siz, bir taşı denize attığınızda dalga oluşur, bu gittikçe yayılır. Ama dalga dairesi genişledikçe, o halkalar giderek daha az ve zayıf olarak görülür. Bazı, hadiseler, şahsiyetler ve düşünceler böyledir. İlk öncelerde bir şeyi gündeme getirirler sonra daire olur ve yayılır. Sonra cılız görülür ve yokoluşa doğru gider. Ama buna karşın bir başka dalga daha vardır ki her şeyden önce nasıl başladıysa her geçen gün ister sesli ister sessiz olsun, yayılır, büyür. Bunun er bariz örneği de İmam Huseyn (S)’in başından geçen hadiselerdir. Zira, o büyük şahsiyetin başlattığı o dalga, her geçen gün büyümekte, daha bir belirginleşmekte ve dalga dalga yükselmektedir. O dalga işin başında sadece sınırlı bir daireden ibaretti. Bir çölde belirginleşti. Düşman da artık bundan kimsenin haberi olmayacağı zannına kapılmıştı. Zira her şey yok olup gitmişti. Ama, zaman geçtikçe o dalga daha bir büyüdü ve yayıldı. Şehid Mutahhari’nin düşünce hadisesi de işte bunun gibidir. Onun hayatı döneminde de, başkalarına ait bazı düşünceler genel olarak daha cazibeli geliyordu. O düşüncelerden bir çoğu gerçekten iyiydi. Bütün hepsinin kötü olduğunu söylemek de doğru olmaz. O fikirlerden, düşüncelerden bazıları doğruydu, bazıları da yanlış; ama tesirleri vardı. Hem de o gün için ciddi manada. Fakat o fikirler, düşünceler, etkisi olmayan geniş dalgalar gibiydi. O düşünceler zamanın belli bir kesiti içindi ki, o zamanın boşluğunu dolduruyordu. Kalıcı bir düşünce hareketi gibi değildi. Ama, şehid Mutahhari’nin düşüncesi, bir hareket olarak kaldı ve her geçen gün daha belirginleşti, büyüdü. Allah’a çok şükür bu gün de böyledir. Ben, radyo ve televizyon ile onun kitaplarına baktığımda, Mutahhari’nin düşüncesinin çok daha belirginleştiğini görüyorum. Siz, onun kitaplarının ve düşüncelerinin yayını ve yayımını uhdenize alanlar olarak, büyük bir sorumlulukla bu çabanızı sürdürünüz.

Şehid Mutahhari’yi anma merasimini düzenlemek çok güzel bir iş. Bu gerçekte şehadetin bereketidir. Bu kanın asla kurumadığını ve sürekli canlılığını koruduğunu görüyor musunuz! Belki de yorumlardan, tabirlerden birinde kaydedildiği gibi, o diridir. Zira değerli Mutahhari gerçekten aramızda yaşamaktadır. Her yıl anma merasimleri düzenlemek güzel bir iş. Eğer bakarsanız, hadisenin üzerinden 16-17 yıl geçti ve bu yıl 17′nci yılına girildi. Geçen onca yıllara rağmen halk, düşünürler, ilim çevreleri, Mutahhari’yi anma merasimleri düzenliyor. Hiç kimse için bu şekilde merasimler düzenlenmiyor. Bu merasimi, kendisinden yararlanılması gereken bir fırsat bilmeli. Sayın Mutahhari, bir hareketin, bir cereyanın temsilcidir; bir düşüncenin temsilcisi. Öyle bir düşünce hareketinin temsilcisi ki, bugün de meydana gelen, her türlü saldırılar karşısında çok güçlü, iyi bir hareketin temsilcisi. Eğer sayın Mutahhari yaşasaydı bugün gördüğümüz bu unsurlara karşı kesinlikle mücadele ederdi. Bunun için bu büyük insanı anma merasimi, düşünce açısından çok güçlü ve bilinçli olmalıdır. Bir akım, bir hareket var ve bu hareketin beyinlerinin de beslenmeye ihtiyacı var. Eğer her yıl güzel düşünce ehlinden birileri çıkar ve Mutahhari’nin kitaplarından bir konuyu seçer, mesela Aşura hadisesi ile ilgili tahrifleri onun eserleri arasından çıkarırsa, o zaman belirttiğim hedefe daha yakınlaşmış oluruz. Ya da bunun gibi, mesela merhum Mutahhari’nin de üzerinde önemle, hassasiyetle durduğu, yanlış teviller değerlendirilmelidir. Şehid Mutahhari, Kur’an’ın yanlış tefsir edilmemesin için, kişilerin siyasi ve felsefi görüşleri açısından yanlış tefsir edilmemesi, yorumlanmaması için çok uzun zaman mücadele etmiştir. Zaten Mutahhari bundan dolayı şehid edildi. Zira Mutahhari’yi şehid eden grup sırf bundan dolayı bu cinayete girişti. Her yıl bir konu seçilsin ve sonra o konu üzerinde yazılar yazılmaya başlansın. Şuradan veya diğer yerlerden makale toplayın demiyorum, kesinlikle! Bu makaleler üretilsin, yazılsın ya da şehidin eserlerinden derlensin. Metinler tasnif edilsin, derlensin, toparlansın. Örneğin, biz, bir zaman Molla Sadra’nın Esfar adlı kitabını basıyoruz, ama bir başka zaman da Molla Sadra’nın felsefesine tamamen vakıf biri çıkıyor ve bizim için onun felsefesini anlatıyor, derliyor. Yani Molla Sadra’nın Esfar adlı kitabının adeta canlı şahidi gibi, başından sonuna kadar güzel bir şekilde yorumluyor ve anlatıyor. ‘Burada şunu söyledi, şurada şunu, orada ise şöyle demek istedi’, ‘Bu söylediğim konunun şahidi falan kimsedir. Burada zahiren şu metinle ihtilaflı, bu ihtilafın durumu da şuradan geliyor’ şeklinde… Gerçekte bu, Molla Sadra’nın felsefesi ve görüşünün tebyinidir. Mesela biri gelip şehid Mutahhari’nin bu konuyla ilgili görüşünü derlesin, bir araya getirsin. Bir yerlerden onunla ilgili kitapları, yazıları derlesin, sonra da onu çok güzel bir sunumla yayınlasın. Yani, konunun özünü anlamak ve aktarmak. Zira, bazı konularda çok az konuşmuştur. Mesela ekonomi meselesiyle ilgili olarak pek fazla konuşmamıştır. Örneğin, onun sermaye ve iş konusundaki görüşleri derlenebilir… Her yıl onunla ilgili olarak bir iki konu ele alınabilir.
Buna paralel olarak bir çok işler daha yapılmalıdır. Ama sizin biriminiz, ya da sizin tabirinizle kurumunuz veya şehid Mutahhari’nin ailesi, 19′ncu yıldönümü münasebetiyle şöyle bir hediye verebilirsiniz. O kadar sağlam bir şekilde, “hayır, Mutahhari’nin görüşü öyle değildi. Çünkü, falan yerde böyle dedi, falan yerde de şöyle…” diyebilirsiniz. Yani, onun görüşleriyle ilgili olarak, ölçülü, çok sağlam bir şekilde cevap verebilmek…
Eğer böyle bir işi yaparsanız, bana göre son derece değerli ve programlıdır. Merhumun eserleri arasındaki temel konulardan 100 kadarını bulun. Mesela birini siz söylediniz: ‘Bir ruh temizliği olarak ibadet…’ Bunun gibi içtimai, itikadi, ferdi ve ameli, tarihi ve siyasi meselelerle ilgili konuları bulun ve bunlarla ilgili olarak belirttiğim gibi çalışmalar yapın. Ama, sağlam ve güçlü bir çalışma olsun ki, artık onun üzerinde kuşkuya yer kalmasın. İşte bu, Mutahhari’nin düşüncesini önemmsemek olur. Yani bunlar arasından değerli Mutahhari’nin şahsiyetini çıkartacaksınız. Bunun bereketi belki Mutahhari’nin eserinden çok daha fazla olabilir. Mümkündür ki merhum Mutahhari bir konuyla ilgili olarak çeşitli nedenlerle ve her hangi bir delil olmaksızın 10 yerde konuşmuş olsun, insan o konuşmaları bulmak için ne kadar kitap okumalıdır ? Zira bu eserlerin geneli konuşmalardan alınmıştır ve konuşma esnasında aklına bir nokta gelmiş ve söylemiştir. Hatta hiç bir delili yokken bile bir noktayı söylediği olmuştur. İnsan bir konu hakkında kafa yorduğu zaman onun devamını nasıl bulabilecektir ?

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv