AMERİKANCI İSLÂM’IN TARİHİ ARKA PLÂNI 2 – ÜSTAD HİZBULLAH HAKVERDİ
Bu yazı kez okundu.
29 Mart 2014 17:04 tarihinde eklendi

AMERİKANCI İSLÂM’IN TARİHİ ARKA PLÂNI 2

Bilindiği gibi, ‘Son Nebi’ Hz. Muhammed Mustafa Sallallahü Aleyhi Ve Sellem’in ‘bi’setinden’ hemen önce ve Bi’set esnasında, Mekke toplumunda putlara ibâdet etmeyen ve ‘Lâilâhe illallah’ diyerek ‘Tek İlâh’ ve Ma’bud olan Allah-u Teâla’ya yönelen, fakat ‘siyâsî-idârî’ plânda müşriklere müdâhele edici bir ‘aksiyon’ içerisinde bulunmayan, yani ‘İslâmın hayat-dünya nizamı olma vâkıasının şuurunda olmayan ‘hak’ dininin kalıntıları üzerinde bir hayat yaşayan epey sayıda bir insan (topluluk) bulunduğu halde, müşrikler tarafından hiç ta’ciz edilmemiş ve herhangi bir baskıya ma’ruz bırakılmamıştır. Günümüzün Amerikancı İslâm yapısıyla ‘ayniyet’ arzeden yapı, tarihi arka plân nokta-i nazarında olduğu kadar, her asırda ‘tazeliğini’ koruması bakımından da önemlilik arz etmektedir.         “Amerikan siyâsetine-hakimiyetine-çıkarlanna-zulüm ve talanına engel olmayan” bu yapı günümüzde biraz daha ileri giderek “…Sadakatle hizmet eden, engellerine karşı cephe açan, yani gönüllü fedâilik ve uşaklık yapan…” gibi bir ‘ziyâdelik’ kazanmıştır…

Yüce Resülüllah Sallallahü Aleyhi Ve Sellem Efendimizin mübarek hayatları boyunca (Abdullah İbn-i Selûl’ün önderliği ve yöneticiliği altında) devam eden, büyük bir fitne, fesât ve huzursuzluk kaynağı olan bu ‘nifâki’ (Amerikancı İslâm) hareket, tarihin arka planında önemli rol oynamış; İslâm’ın mutlak hakimiyetini engelleyici ve düşman güçlerin galibiyet ve egemenliğini te’min edici ve kolaylaştırıcı (Amerikancı İslâmi) tavırlar takınmıştır (98). Yüce Resül’den (asm) sonra da faaliyetlerini ‘perde altında’ sürdüren bu nifaki süfyâni* hareket, (99) İslâm’ın ve İslâm Ümmetinin dünkü ve bugünkü felâketinin baş müsebbibi olmuştur. Resülüllah’ın (asm) ahirete irtihâlini müteâkib baş gösteren “Amerikancı İslâm” fitne hareketi, ümmetin en kritik dönemindeki, “Riddet” (namaz kılalım da zekâtı vermeyelim, gibi.. İslâma tecezziliği esas alan) ve ‘Bağy’ çıkışlarıyla, İslâm’ın (daha o zaman) temellerini sarsmağı amaçlamış fakat Hz. Ebubekir’in (R.A) zamanında aldığı sert tedbirler- tenkitler sâyesinde hezimete uğratılmıştır (100).

“ Hulefâ-i Râşidin” dönemlerinde (zaafından dolayı) sinen, fakat zaman zaman, bilhassa Hz. Osman (R.Anh) zamanında tesirini ‘mervani’ kılıkla hissettiren bu süfli hareket ‘Sıffın’ ve ‘Havâric’ vak’alarıyle ‘Ümmet-î Vâhide’ olan müslümanların ‘gücünü’ ve ‘vahdetini’ büyük ölçüde sarsmış; İslâm’daki ‘Ulul Emr’ müessesesini, ‘adâleti’ ve ‘kardeşliği’ köklü bir şekilde yıkmış, bu da; Gerçek İslâm’ın Hükümranlığının tarih sahnesinden (günümüze kadar) silinmesine sebeb olmuştur. Yüce Resülüllah (asm) ‘ihbâr-ı ğaybi kabilinden beyân buyurdukları şu hâdis-i şerifler, bu vâkıaların ‘vahyi belgeleri olmaktadır.

I-) “…Yine kıyâmet günü ashabımdan kimseler (yakalanıp) sol tarafa (cehennem tarafına) götürülürler. Hemen ben: ‘Onlar benim ashabımdır.’ (bırakın) diye sesleneceğim de bana: Ya Muhammedi emin ol ki, sen bunlardan ayrıldığından beri onlar ökçelerine basarak geri dönmüş mürtedlerdir, diye cevab verilecektir…” (101)

II-) “…Vâh Ammar! Vâh Ammar! Kendisini bir ‘Fie-i Bağiye’ katledecektir. (Ammar) onları ‘cennet’e’, onlar ise onu ‘cehenneme’ da’vet ederler…” (102). (Gerçek İslâm’ın Cenneti, Amerikancı İslâm’ın Cehennemi netice verdiği; Hz. Ammar’ın da Hz. Ali’nin (R.Anh) sâfında yer aldığı hâlde ‘sıffın’ fırkası tarafından şehid edildiği ma’lümdur.

III-) “Ümmetim içinde hilâfet (diğer rivayette Nebevi Hilafet) 30 sene devam eder; ondan sonra ise meliklik (krallık-saltanat) devri gelir..” Diğer bir rivayette; “…30 yıldan sonra Melik-î Adud (yırtıcı parçalayıcı krallık) devri başlar…” ziyâdesi ile, Emevilerin-Mervânilerin ‘Hilâfete istihkak-liyâkat iddiâlanna karşı, hâdisin râvisi olan Hz. Sekinenin; “zerka (Ümeyye) oğulları yalan söylediler! Ancak onlar,melik (kral)dirler ve kralların da ‘en şerli’ olanlarındandır.”, ilavesi vardır. (103). 30 yıllık meşru yani şer’i- İslâmi ve nebevi hilâfet süresi 4. Hâlifenin ve İmam-ı Hasan’ın 6 aylık yönetim müddetlerinin toplamı ile sona ermiş; ondan sonra ise, Hadis-î Şerif de takbih edilen meliklik-yırtıcı krallık ve saltanat devirleri başlamıştır.)

IV-) “Bir imama ‘biat’ edildikten sonra, başka biri gelir onunla çekişirse O (sonradan) gelenin boynunu vurun!…” (104). (Eshab-ı Cemel’in itaati, biati ve inkiyâdiyle fiilen takarrür eden emirül- mü’minin İmam-ı Ali’nin ‘ meşru ’ imâmetine ve Hükümet-i İslâmiyyesine karşı ‘bağy-ü kıtal’ üzere bulunan emevi-mervani ve havâric fırkalarının durumunu, yani Amerikancı İslâmiliğin tarihi arka plânını bütün çıplaklığıyla gözler önüne sermekte olan bu dört Hadis-î Şerif vb. leri bizler için ‘İlâhi’ ve ‘Tarihi’ bir projektör de olmaktadır.)

Gerçek İslâm’ın ‘mutlak hakimiyeti’ için çetin mücâdeleler sergileyen İmam-ı Ali (R.A.)’nin şehadeti ile bu İlâhi ideâl akamete uğramış; kısa bir zaman sonra, “Gerçek İslâm (Nebevi hilâfet)” siyâsi hakimiyet ve keyfiyet yönünden tarihe gömülüp gitmiştir. Resülullah’ın (asm) nazenin mahdumu, mahbubu ve ‘Cennet gençlerinin seyyidi’ olan İmam-ı Hüseyin’in eshabının ve mübarek ta’kipçilerinin ‘can-siperâne’ gayretleri de neticesiz kalmış; böylece ‘Amerikancı İslâm’ zihniyeti hükümranlığını pekiştirerek sürdürmüştür…

Mahremleriyle ‘zina’ yapacak; zil – zurna sarhoş namaz kıldıracak; şarkıcı ve dansöz fâhişelerle gece alemleri yapacak; Yüce Resül ile Kitabullahla ve nezih (gerçek) İslâm’la -haşa- ‘istihzâ edecek; Nesl-i Pâk-i Resülüllahı ‘katliam’ ve ‘esir’ kılacak; vs., vs., ve bu şenâetlerini ‘dini’ mâhiyete sokacak ve bu hususta ‘Saray Mollalarına’ fetvâlar verdirtecek kadar alçalan-alçaklaşan ‘Melik-î Adudlar’ (Amerikancı İslâmcı güçler) yani, Emevi-Abbasi kralları, özel hayatlarıyla-yönetimleriyle ‘Amerikancı İslâm’ın tarihi arka plânının ‘tipik örnekleri’ olmuşlardır.

Bazı karanlık çevrelerce ‘Fırka-î Nâciye’ diye lânse edilen bu tağuti yapı; günümüz ‘Amerikancı İslâm’ının’ en güçlü temelini ve çekirdeğini oluşturmuştur. Pâk Ceddi, Yüce Resülün (asm) İlâhi dinini korumak ve asliyetine ircâ etmek üzere; ‘adları’ Müslüman olan bu alçak tağuti güçlerin hâbis egemenliğini kırmak ve yeryüzünde Allah’ın adâletini-hakimiyetini kurmak için ayağa kalkan İmam-ı Hüseyin’in ve Eshabının (Allah’ın selâmı üzerlerine olsun) tarihin bir benzerini kaydetmediği şanlı “Kerbelâ Kıyâmı”, asırlardan beri devâm eden tüm tağuti saltanatları ‘derinden derine’ sarsmış, dünyanın tüm mustaz’af ve mazlûm halklarının ‘kıyâm, hürriyet ve kurtuluş’ kaynağı olmuştur. (105). ‘Kerbelâ’ destânının bu ‘âk, parlâk’ sahifesi yanında, bir de (malûm) kara sahifesi vardır. Ki; Amerikancı İslâmi-tağuti güçler, ‘İslâm adına (?)’ İslâm Peygamberinin temiz neslinin pâk kanlarını akıtmış, mübarek başlarını kesmiş, kundaktaki bebeklere varıncaya kadar tümünü boğazlamış, mübarek-gül na’şlarının üzerinde ‘süvari birlikleriyle’ at koşuları yaptırmış, kadın ve kızlarını aç-susuz-perişan- uryân bir hâlde câriyeler-esirler edinmiş, hülâsa; İslâm’ın en azılı kâfirlere bile revâ görmediği bir vahşeti, İslâm Peygamberinin çocuklarına revâ görmüş, böylece insan kılığına girmiş birer canavar olduklarını isbâtlamıştır…

Şanlı Kerbelâ Kıyâmını müteâkib, Amerikancı İslâm çevreleri daha bir müteyâkkız durumda bulunmağa, daha çok İslâmi roller yapmağa başlamışlar; siyâsetlerine, egemenliklerine, süfyâniliklerine ‘gölge düşürecek’, tehlike olacak şahsiyetleri, başta “Ehl-i Beyt’in tüm Mümtâz İmamlarını” ve Ebu Hanife, Ahmet İbn-i Hanbel gibi nice İslâm öncülerini değişik yol ve usûllerle şehid etmişlerdir. Bu, Amerikancı İslâmi tağuti güçlerin ‘tarihi arka plânını’ iyice öğrenebilmek için karanlıkta bırakılmış İslâm tarihinin sahifeleri içerisine girerek (tamamen) kaybolmak icab eder, yoksa bu tür kısa yazılarla bu arka plânı gereği gibi izâh edebilmek mümkün değildir…

Hakim oldukları müslüman toplumları, tedrici usûlle dejenere eden, yani Amerikancı İslâmi çizgiye getirerek hevâ ve heveslerin zebunu kılan ve tağutî saltanatlarının devamını sağlamak için ‘hükümler-kanunlar’ ‘vaz’ ederek Gerçek İslâmî -hızlı bir şekilde- beşerileştirmeye yönelik gayretler sergileyen, halkı kendilerine bende kılmak için de “İslâm”, “Müslüman”, “Hilâfet” isimlerini kullanmağa büyük ölçüde dikkat ve itinâ gösteren dahili Amerikancı İslâmi güçler; Gerçek İslâm’da ve İslâm ümmetinin güç ve vahdetine açtıkları gedikler ve derin yaralar neticesinde; tevlit ettikleri maddi ve ma’nevi za’fıyetlerle harici Amerikan Emperyalizmine (Büyük Şeytana) da’vetiyeler çıkartarak,İslâm Aleminin -maddeten ve haricen de -işgâl edilmesinin; böylece (yalnız gerçek İslâm’ın öncülerinin-bekçilerinin değil) bütün Müslüman halk yığınlarının katliâm edilmesinin ve İslâm ülkelerinin virân edilmesinin âmili ve fâili olmuşlardır. (Gerçek İslâm’ın mümtâz öncülerine, aynı durumu revâ gören ise; mezkûr dahili Amerikancı İslâmî güçlerdir. Ki, bu konuya daha evvel temâs edilmiştir…)

Harici şeytani güçlerin İslâm alemindeki ‘hakimiyet’ dönemlerinin; “Haçlılar”, “Moğollar”, yine Haçlıları (ve tüm küfrü) temsilen “İngilizler”, diye “üç büyük devresi” ve aşaması vardır. Haçlı işgallerinin, çapulculuktan-soygunculuktan öte “Amerikancı İslâm” noktasında önemli etkisi olmamıştır. Moğolların ise; “hak-bâtıl”, “adâlet-zulüm” karışımı noktasından olduğu gibi; “dahili nizâ- münakaşa ve cedel” atmosferinin oluşturulması noktasından da Amerikancı İslâm cephesinin temelinin atılmasında ‘nâzım’ rol oynadıkları müşâhede edilmektedir.

7. Hicri, 13. Milâdi yıllarda İslâm alemini talan eden ‘Büyük Şeytan’ Moğol sürüleri, işgallerinin sürekliliğini -belki de- büyük ölçüde bu “Amerikancı İslâm” (yani tefrikacı-cedelci) çevreler sâyesinde te’min etmişlerdir. İşgal asrı ve onun devamı olan ‘Anarşi’ zamanı (7.8. hicri yıllan) baştan başa incelenir; toplumun felâketi karşısında ‘Ulemâ’nm bazı kesiminin uğraştıklan ‘tâ’li-fer’i’ mes’elelerin keyfiyetine muttali olunursa, işin vehâmeti daha da iyice anlaşılmış olur. 18. 19. Milâdi asırdaki İngiliz güdümlü ‘Vehhabilik’ hareketinin ‘düşünce’ yapısının taa.. o asırlara (Hicri, 7.8.; milâdi 13. ve 14. asırlara) dayandığını söylersek, mübalâğa yapmış sayılmayız kanaatindeyim…(106)

DİPNOTLAR :

98- ) İbn-i Selül’ün başını çektiği nifâk çevrelerinin fitne ve fesât ve durumları ile alakalı; Bakara: 8,16; Nisâ (4): 61,66,72,73,77,138,146; Al-i imran (3): 71,73; Tevbe (9): 61,69: Muhammed (47): 20,26,30; Münâfikun (63): 7,8; ilaahir…ayetlerine ve;İbn-i Esir: 2/144,179,183; İbn-i Hişam: 3/88,399,416; vs…siyer kitablarının-ilgili- bölümlerine (örnek olarak bakınız…)

*“Rivayetler, Deccalın dehşetli fitnesi îslâmlarda olacağını gösterir ki bütün ümmet istiâze etmiş… İslâmların Deccalı ayrıdır. Hatta, bir kısım Ehl-i Tahkik İmam-ı Ali’nin (r.a) dediği gibi demişler ki, onların Deccalı ‘Süfyan’dır. İslâmlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek. (Bediûzzaman Said-i Nûrsi; şualar, sah. 376,377) “Yalancı aldatıcı-şaşırtıcı olan ‘Deccal’ın daha nifâkisi (Amerikası) olan ‘Süfyan’, bu akımın sembolü olarak, ta Asr-ı Saadetten beri ifsâd edici rolünü ve taribkârlığını icrâ etmiş, el’ân da icrâ etmeğe devam etmektedir.

99- ) Buhari (Tecrid): 5/20 vd…; îbn-i Esir; 2/314 vd…; Asr-ı Saadet: 4/59 vd…

100- ) Buhari (Zübde): Sah: 572,1017; Tecrid; 9/105 vd.; Müslim (A. Davutoğlu): 2/338.342; 10/66-81; 11/274: Tirmizi: 4/233; 5/277; Nesei: 7- 8/537: C.Sağir: 2/264; H.Sahabe:5/1786

101- ) Buhari (Tecrid): 2/390 vd; Zübde: Sah: 84;Müslim: 11/353-355; S. Yolları: 3/559

102- ) Ebu Davud; 5/383 vd; Müslim:8/ 678; Tirmizi: 4/88; Ramuz-el Ehâdis: Sah: 373; Ahmed İbn-i Hanbel: 4/273; 5/ 44,50,220,221,404; Tarih’ul Hıulefâ: 9; vs…

103- ) Müslim: 9/9,25, İbn-i Mâce: 10/168; Nesei: 7,8/211,212; ilh…

104- ) İman, düşünce, kalb, ruh ve vicdanlar üzerine tarihi-daimi te’sirler husüle getiren, tağuti güçlerin korkulu rü’yası haline gelen ‘Şanlı Kerbelâ kıyamı’ olgusu; tarihin en muhteşem ‘kapsamlı-muhammedi’ İslâm Inkılâbı’nın ‘İran’ coğrafyası üzerinde zuhurunun âmili olmuştur…

105- ) Muhammed Ebu Zehra’nın verdiği şu bilgiler dikkate ve tahkikate değer mâhiyettedir: “..işte vehhâbilik, bütün bunlara karşı durmak ve İbn-i Teymiye’nin mezhebini ihyâ etmek için ortaya çıkmıştır…Muhammed İbn-i Abdulvahhab (Ölm:1787 Milâdi), İbn-i Teymiye’nin eserlerini okumuş ve pek hoşlanmıştır. O bu eserlerin derinliklerine kadar, inerek onları nazarilikten kurtarıp ameli sahaya çıkarmıştır. Gerçek şu ki; vehhabiler, İbn-i Teymiyenin ortaya koyduğu itikâdi esâdi esâslara yeni bir şey eklememişlerdir…” (İslâm’da siyâsi ve itikadi mezhebler tarihi: 660 vd…)

106- ) Örnek olarak bakmız İ. Cerrahoğlu, Tefsir Usulü, İlhadi Tefsirler Bölümü.

(Bu bölüm Üstad Hizbullah HAKVERDİ’nin 1989 yılında “Şehadet” dergisinde yayınlanan ‘Amerikancı İslam Sorgulaması’ adlı makalelerinden alınmıştır. Yaptığımız paylaşımlar iyi analiz edildiğinde Amerikancı İslam’ın tarihsel kökeni ve bugünkü hali gayet net olarak anlaşılacak ve 1989 yılında yazılan bu makalelerin bugüne de ışık tuttuğunun farkına varılacaktır.)

 

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv