BERABER HAŞROLACAKSINIZ… TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?
Bu yazı kez okundu.
8 Nisan 2014 12:06 tarihinde eklendi
Etiketler :

Tarih bizlere göstermiştir ki yaratılıştan bu yana hak ve batıl mücadelesinde hem hak tarafının hem de batıl tarafının insanları kendilerine çeken, peşlerinden sürükleyen, bir sözleri ile kitleleri harekete geçiren önderleri olmuştur. Yine tarih şunu ispatlamıştır ki bu önderlerden hak tarafında olanlar , ilahi hükümlere aykırı hareket etmeyen, yalnız Allah’a (c.c.) dayanan, övgüden ve yergiden etkilenmeyen ve kınayıcıların kınamasından korkmayan, zaferi asla batıla başvurmadan elde eden, şehadeti saadet bilen, mümine karşı şefkatli, küfre ve zulme karşı şiddetli olan, yaşantılarında Allah’ın (c.c.) rızasını gözettiklerinden dolayı halklarının maddi anlamda en alt seviyesindekilerle aynı koşullarda yaşamaktan gocunmayan, emaneti ehline veren, hak yolundaki mücadelelerinde kendilerini ve çocuklarını sakınmayan ve cephenin en önünde her daim yer alan, cesaretli, fedakar, cefakar, azimli, ihlaslı, mücahid, muvahhid, alim, liyakatli kişilerdir.

Oysa batılın önderleri zulmü kendilerine amaç edinen, hedeflerine ulaşmak için yalan, hile, baskı, fitne, fesad gibi araçları kullanmaktan çekinmeyen, sadece kendi güçlerine güvenip güce tapan, hakikate ve Hakkın emirlerine düşman olan, mazlumu ezen, zalime dostluk eli uzatan, halkı kendilerine bağlı tutmak için türlü oyunlara, hilelere, desiselere başvuran, kendisi tok iken açlıktan ölen halkını umursamayan ve onlar gibi yaşamak şöyle dursun onların yaşam şartlarını daha da kötüleştirmekten zevk duyan, halkı sürekli tahkir eden, Allah’ın (c.c.) rızasını değil kendilerini iktidara getirenlerin ve saltanatlarını sağlamlaştıranların rızasını ön planda tutan, emaneti ehil olmadıkları halde sırf kendilerine bağlı olanlara ve kendileriyle menfaat ilişkisi kurmuş olanlara veren, halkın imanını çalan, tahrif eden, var olan dini ters yüz edip halka giydiren, kendileri ve çocukları dünyanın tüm nimetlerinden yararlanırken halkın zihinlerini ve ruhlarını şeytanın dostlarının emirlerine göre şekillendirip halkı o dostlarının hesapları uğruna ölüme sürükleyen, kendilerinden başkasına güvenemedikleri için sürekli tedirgin olup paranoyak tepkiler veren ve binlerce korumayla dolaşan, müsrif, korkak, hain, zalim, mütekebbir, menfaatçi, yalancı ve müfteri olan kişilerdir.

Her daim yeryüzünde bu iki tip önder mutlaka var olmuştur ve olacaktır. Kur’an peygamberlerin mücadele ettiği zalimleri anlatırken o zalimlerin yukarıda bahsettiğimiz özelliklerine değinmiş, onlarla mücadele eden peygamberleri de yine yukarıda hak önderlerinin saydığımız özellikleri ile vasıflandırmıştır. Bu mücadelelerde peygamberlerin safında bulunanların hakkın safını seçtiğini, zalimlerin safında durup da onları önder kabullenenlerin ise batılın safında yer alıp o önderlerle beraber haşrolup aynı yere gideceklerini bildirmiştir. Çünkü ilahi adalet bunu gerektirmektedir. Dünyalıklarından korktukları için zulme sessiz kalıp onun varlığını onaylayanlar ile, hakkın hakimiyeti için mücadele edip her şeyi göze alan ve türlü çilelerle imtihan edilenlerin Allah (c.c.) ilahi adaleti gereği aynı muameleye tabi tutulmayacağı aşikardır. O halde bu dünya hayatını hangi hedef uğruna ve kimlerin arkasında tükettiğimiz çok önemlidir. Birilerini sevmek, övmek, el üstünde tutmak veya bunların hiçbirisini yapmasak bile onları diğerlerine tercih edip desteklemek, o birilerini önder kabul etmek olacağından bu seçimi yapmadan önce iyice düşünmeli ve analiz etmeliyiz.

“O gün, herkesi, her topluluğu, uydukları kişilerle beraber çağıracağız.”(İsra 71) Dikkat edin beraber çağrılacaklarımızla haşrolacağız. Bu günlerde “süfyani sistemlerin” türlü oyunlarına muhatap olan bizlerin bu sistemlerin herhangi bir partisini, liderini kendimize önder olarak tayin ettiğimizde iyice düşünmemiz gereken bir uyarıdır bu. Bu tür sistemler meşruiyetlerini seçimlere ve kendilerine verilen oylara göre belirledikleri için bizlerin, bu sistemlerin herhangi bir partisini diğerine tercih etmemizin önemi yoktur. Onlar için önemli olan kullanılan oylardır. Halkın ne kadar büyük kesimi oy kullanırsa sistem kendini o kadar çok “ak”lamış olacaktır. Kullanılan oylar birilerini kendimize önder olarak kabullendiğimizin, bundan daha kötüsü var olan zulmü onayladığımızın işareti olacaktır. Bu partilerin isimlerinin veya başlarında bulunan şahısların zerrece bir değeri yoktur. Çünkü hepsi aynı sistemi kabullenmiştir ve aynı sistemin bekası için mücadele etmektedirler. Herbiri var olan “süfyani sistemi” daha kamil hale getirmenin yollarını aramakta, gayri İslami kanunları sahiplenmekte ve ilahi bir nizamın kuruluşuna bütün varlıkları ile karşı durmaktadırlar. Hiçbir amellerinde hakkın rızasını dert edinmeyen bu isimleri değersiz “sistemin” uzuvları, büyük şeytanın dostluğunu ve onun rızasını önemsemekte, onun planlarına aykırı hiçbir amel işlememekte, bütün vatan topraklarını, yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı onun ve gayri meşru çocuğu olan İsrail’in emrine vermekten imtina etmemektedirler.

Hakka düşmanlık ortak paydasında buluşan “süfyani sistemin” bu oyunbaz liderleri, kendi aralarında düşmanmışcasına dalaşsalar da, birbirlerinin güya açıklarını ortaya çıkarsalar da, birbirlerine hakaret etseler de, hedefe giden her yolun meşruluğu ilkesine tapan bu tipler, Hakka, hakkın sisteminin temsilcisi İran İslam İnkılabına, direniş cephesine, İslami tüm kanunlara düşmanlıkta ve büyük şeytanın dostu olmak noktasında ortak hareket ettikleri için aynı yolun yolcusu ve aynı oyunun oyuncusudurlar. Bunların tertipledikleri danışıklı döğüşlere kanarak bunlardan herhangi birini diğerine tercih edenler adeta yanıbaşlarında Ali ve onun devleti dururken Muaviye ve Amr bin As’ın oyununa gelip onları lider kabul edenlerin durumu gibi olacaktır. Hem yaşantı hem de iktidarlarını pekiştirmek için kullandıkları metodlar bakımında geçmiştekilerin aynısı olan ve hatta geçmişin Muaviyelerine ders verecek kadar bu işte “usta”laşanları kendilerine önder kabul edenlerin Sıffinde İmam Ali’yi (a.s.) yalnız bırakanlarda ne farkı kalacaktır.

Israrla “vatan, millet” kaygısını dile getirip güya bunlardan dolayı vatanın birliğini korumak adına süfyani sistemlerin figüranlarına oy vereceklerini belirtenler, vatanı milleti sistemle bağdaştırma hastalığına müptela olup zihinlerini analizden mahrum bırakanlar ve vatanı “süfyani sistemin” beşiği olarak kabul edenlerdir. Bu vatan ve bu millet, “süfyanilerin” yönetmesine izin verilemeyecek kadar değerlidir. Bu vatan ve bu millet hakkın iktidarına muhtaçtır ve bu iktidarda gayri İslami zulüm kanunlarına yer yoktur. Bunun gerçekleşmeyeceğini düşünenlerin Allah’a (c.c.) imanları da güvenleri de tartışılmalıdır. Allah’ın (c.c.) onca zafer müjdesine ve vaadine kulaklarını ve zihinlerini kapatanların, süfyanilerin her oyununda aldanıp onların avucuna düşmeleri ve süfyanilerin vaadlerine iman etmeleri manidardır. Bunlar hesap günü karşılaştıkları manzaradan sonra” en önde gelenler için: ‘Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat arttırılmış bir azab ver diyecekler. (Allah da:) ‘(azap) Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz’ diyecek”tir.(A’raf 38)

Bizlerin uyarılarını fitneye sebep oluyoruz diye eleştirenler aslında, büyük şeytanın kucağında oturup ona hizmet edenlerle, onun planlarını bu coğrafyalarda göğüslerini gere gere uygulayanların danışıklı döğüşlerine kanarak, Irak’ta ve Suriye’de milyonlarca kardeşimizin kanı ellerine bulaşmış olanları “ak”layarak, büyük şeytanın askerlerine dua edenleri kutsayarak, yaşantı olarak firavunlara bile taş çıkaranları destekleyerek, her sözleri ile küfürlerini izhar edip ilahlıklarını ilan edenlerin bu tutumlarını dahi görmezden gelerek veya bu partiden değilde başka partiden olup da süfyani sistemin bekasını amaçlayanları takip ederek, onlar için zaman ve emek harcayarak, insanları Allah (c.c.) düşmanı bir sisteme “vatandaş” olmaya çağırarak, ilahi kanunların uygulanmasının imkansız olduğu fikrini halka lanse ederek velhasıl gayri islami bir düzende mutlu mesud yaşayarak “fitnenin (ta) içine düşmüşlerdir.”(Tevbe 49)

Son olarak diyoruz ki eğer zihninizi ve ruhunuzu sistemin elinde oyuncak etmediyseniz ve eğer imanınızı dünya menfaatlerine peşkeş çekmediyseniz iyi düşünün. Beraber haşrolmayı göze alacağınız ve gittiği yere gitmeye razı olacağınız biri varsa buyrun sistem sizin, gönül rahatlığıyla oylayın ve onaylayın. Çünkü “Allah size öncülerinizi soracak, sizler onlarla haşrolacaksınız ve yarın Allah’ın (c.c.) huzuruna onlarla döneceksiniz.”(İmam Ali a.s.)

siyasetmektebi.com

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv