NAMAZIN KABULÜ
Bu yazı kez okundu.
8 Nisan 2014 12:50 tarihinde eklendi
Etiketler :

NAMAZIN KABULÜ

Namazı, doğru, şart ve kuralına uygun olarak yerine getirmek, üstün bir mertebeye ulaşmayı gösterir.

Allah indinde kabul edilebilecek bir namaz kılmak ise daha üstün bir mertebeyi gösterir!..

Ders yılı içerisinde siz çok iyi ders çalışabilirsiniz, ama sene sonunda sizin iyi not alıp sınıf geçmeniz bundan daha önemlidir.

İnsan, namaz ve ibadetlerini her zaman edâ edebilir, ama bunlarda yaptığı eksiklik ve zayıflık yüzünden, yüce Allah’ın katında kabul görmeyebilir.

Bir öğrenci iyi ders çalıştığı için iyi not alsa da, onun ahlâkî durumu ve arkadaşlarıyla geçinme alışkanlığı, öğretmenin istediği şekilde olmayabilir.

Demek ki, namazdaki en üstün değer, onun Allah tarafından kabul edilmesidir. Yüce Allah’ın huzuruna, O’nun kabul edip razı olacağı bir namazla çıkmaya çalışmalıyız.

Hz. Ali (a.s) buyuruyor ki:

“Yaptığınız işin kendisinden ziyade, onun kabul olunması konusuna önem veriniz.” [1]

İbadetlerin Kabul Edilmesinin Şartları

1- İman

Namazın kabul edilmesinin ilk şartı, Allah’a ve O’nun dini olan İslâm’a inanmaktır. Eğer bir kimse bütün ömrünü ibadet ve namazla geçirir, ama kalbinde O’na inancı olmazsa, yaptığı ibadetler ve kıldığı namazlar kabul edilmez. Sadece namaz konusunda değil, yapılan diğer bütün iyiliklerin kabul edilmesi için, iman şarttır. Bundan dolayı, Allah’a inanmayan kâfirlerin yaptıkları iyi ve hayırlı işlerin hiç bir değeri yoktur ve yaptıkları bu iyi işler için de onlara sevap ve mükâfat verilmez. [2]

2- Velayet

Yüce Allah’ın, bir kimsenin ibadetini kabul etmesi için, o kimsenin Allah’ı, Peygamber’i ve Ehl-i Beyt İmamlarını kabul etmesi, onlara iman edip itaat etmesi ve onları kendi rehberi olarak kabul edip onların emirlerini yerine getirmesi gerekir. Velayet inancı olmadan yapılan ibadetler kabul edilmez.

Bu konuda İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyuruyor:

“Yüce Allah, bizim velâyet ve rehberliğimizi kabul etmeyen bir kimsenin hiç bir amel ve ibadetini kabul etmez.” [3]

Ehlibeyt’ten uzak bir dindarlığın ve masum imamların rehberliğine inanmadan yapılan ibadetlerin hiç bir faydasının olmadığı ve hatta bazen insanın yoldan sapmasına bile sebep olduğu açıktır. Velayet, doğru ve hak olan rehberlik çizgisinin kabulüdür ve bu da semavî ve ilâhî olan rehberlerin şahsında tecessüm etmiştir.

3- Takva (Allah Korkusu)

Takva, Allah’tan korkmak, günahlardan kaçınmak ve haramları terk etmektir. Takvasız birisinin yaptığı amel ve ibadetlerin hiçbir değeri olmaz. Allah korusun, hırsızlık yapıp da çaldığı şeyleri fakirlere sadaka olarak veren, cihad edip de halkın mallarını gasp edip alan birisinin verdiği sadakanın da, yaptığı cihadın da hiç bir sevabı olmaz.

Bir ibadet olarak namaz da, ancak takva ile kılınırsa, yüce Allah katında makbul olur. Allah, günahkâr, başıboş ve sorumsuz insanların namazlarını kabul etmez.

Bu konuda yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur:

“..Allah, sadece takva sahiplerinden kabul eder.” [4]

4- Başkalarının Hak ve Hukukuna Riayet Etmek

Namaz, insanı Allah’a yaklaştırması gereken bir ibadettir. Namaz kılan birisi, eğer yaptığı bazı işler yüzünden Allah’tan ve Allah’ın rızasından uzaklaşıyorsa, kıldığı namazlar, onu Allah’a yaklaştırmaya nasıl vesile olabilir?

Borçlu olup da halka alacaklarını vermeyenler,

Üzerine zekât ve humus vacip olup da bunları vermekten kaçınanlar,

Müslüman kardeşinin gıybetini yapıp başkalarına iftira edenler,

Müslümanlarla kardeşlik ilişkilerini koparanlar,

Kalbinde başkalarına karşı kötü niyetler besleyip de onlara karşı olan düşmanlığını gönlünde gizleyenler,

Başkalarıyla, anne, baba ve diğer ev halkıyla olan ilişkilerinde kötü davranışlarda bulunup onlara acı ve ıstırap çektirenler…

Yukarıda saydığımız işlerin hepsi, şöyle veya böyle, diğer insanların hak ve hukukunu çiğnemeye ve böylece de Allah’ın rızasından uzaklaşmaya sebep olur. Bu işleri yapan birisinin, namazının Allah tarafından kabul edilmesi gibi abes bir beklentiye kapılmaması gerekir.

Namaz kılan birisi, nasıl ki namaz kılmakla yüce Allah ile olan bağını kuvvetlendirmek istiyorsa, aynı zamanda müminlerle dostluk, samimiyet ve kardeşlik bağını güçlendirmeli, hiç kimsenin hak ve hukukunu çiğnememeli ve bir insana zulüm ve haksızlık etmemelidir.

Hz. Resulullah’tan (Ona ve Ehl-i Beytine selâm olsun) nakledilen bir hadis-i şerifte şöyle buyruluyor:

“Yüce Allah, eşine zulmedip haksızlık eden bir erkekle, kocasına haksızlık edip eziyet eden bir kadının namaz ve iyiliklerini kabul etmez ve onlara hiç bir sevap da vermez.” [5]

(Ona selâm olsun) İmam Cafer Sadık da: “Kendisine haksızlık etmiş olsalar bile, anne ve babasına kızgın ve sinirli sert bakışlarla bakan bir çocuğun namazları kabul olmaz.” [6] diye buyurmaktadır.

Kıldığımız namazların Allah katında kabul edilip edilmediğini nasıl anlayabiliriz? Bu konuda İmam Cafer Sadık’tan (Ona selâm olsun) çok ilgi çekici bir hadis rivayet edilmektedir:

“Namazının kabul edilip edilmediğini öğrenmek isteyen bir kimse, kıldığı namazın onu kötülük ve günahlardan alıkoyup alıkoymadığına baksın. Kıldığı namaz onu ne derece günahlardan alıkoyuyorsa o derece de kabul ediliyor demektir” [7]

Geliniz, namazlarımızın, bizim için eğitim ve olgunluk mektebi olması yolunda gayret gösterelim. Namazlarımızda da dediğimiz gibi kendimizi Allah’ın kulu; Allah’a kul olmanın şartının da Allah’ın indirdiği şeriat kanunlarına itaat etmek, günah ve kötülükleri terk etmek olduğunu bilelim.

Ancak bu şekilde olursa, namazlarımızdan, yüce Allah’a yaptığımız dualardan lezzet alabilir ve aynı zamanda kıldığımız namazlardan yorulmaz, aksine huzur ve mutluluk duyarız.

Allah’ım!

Bize kıldığımız namazların, yaptığımız ibadetlerin huzur ve lezzetini tattır ve namazlarımızı katında kabul edilen namazlardan kıl…

Bir Müslüman için;

“Allah’ım!..

Sen buyurduğun için itaat ettim,

Sen istediğin için yerine getirdim,

Sen görevlendirdiğin için, neden ve niçin demeden teslim oldum!” diyerek, kendisini namazlarda ve diğer ibadetlerde yüce Allah’ın emirlerini yerine getiren birisi olarak hissetmesinden daha büyük bir sevinç ve mutluluk olur mu?

İşte budur Müslümanlık: Yüce Allah’ın emirlerine teslim olmak!..


[1] Bihar’ul-Envar, c.71, s.173

[2] Enbiya Suresi, 94. Ayet

[3] Usul-ü Kâfi, c.l, 8.430

[4] Mâide Suresi, 27. Ayet

[5] Vesâil, c.14,8.116

[6] Usul-ü Kâfi, c.2,8.349

[7] Bihar’ul-Envar, c.82, s. 198

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv