HZ. ALİ’NİN HÜKÜMETİNİN TANINMASINDAKİ SORUMLULUKLAR
Bu yazı kez okundu.
11 Nisan 2014 15:45 tarihinde eklendi

Hz. Ali’nin hükümetinin tanınmasındaki sorumluluklar

 

Sadece Allah için sorumluluk üstlenmek

 

Bu, Hz. Ali’den almamız gereken derstir. Bunun anlamı kendimizi o düzeye ulaştırabileceğimiz değildir, çünkü hiç kimse kendini o düzeye ulaştıramaz. Bunun anlamı İslam Cumhuriyeti nizamında herkesin, nerede olursa olsun bu egzersizi asla bırakmaması, unutmaması ve yaptığı her işi Allah için yapmaya çalışması, üstlendiği her sorumluğu Allah için üstlenmesi ve yaptığı her hareketi Allah için yapması demektir.

İnsan bir sorumluluğu Allah için kabul ederse ve o işi Allah için yaparsa işler onun için kolaylaşır, çünkü Allah için yapmaktadır ve insan nefsi o işte müdahil değildir. O işte nefsani saikler söz konusu değildir ve bu yüzden sorumluluk üstlenmek de kolay olur, bırakması da aynı şekilde kolaydır. Yapmak istediğin kolay, söyleyeceğin söz de kolay, söylenmeyecek söz de kolay olur. Karar vermek kolay, zehir kadehini kaldırmak kolay, tüm dünyaya karşı durmak da kolay, süper güçlere karşı koymak da kolay hale gelir.

Meseleleri zorlaştıran şey nefsimizdir, isteklerimizdir, maddi hesaplarımızdır. Eğer böyle olursak ne olur? Nasıl bir zarar söz konusu olur? Hangi şeylerden geri kalırız ? Ne zaman ki benlik yoksa, bencillik yoksa ve her şey Allah için ise tüm büyük işler kolaylaşır. Eğer siz bu büyük deneyimi görmek istiyorsanız, Hz. Ali’nin yaşantısına bir bakın yeter. Bir işi bırakması gerektiği zaman bunu çok kolaylıkla yapardı ve ne zaman görevi olduğunu anlarsa, başka hiç bir şey için değil sadece görevi olduğu için o işin peşinden gider ve görevi kabul ederdi. Hz. Ali, din düşmanları ile mücadele etmek için hilafetinin hemen hemen tümünü düşmanla savaşla geçirdi. Eğer Hz. Ali’nin meselesi, nefsani mesele olsaydı tabi ki başka türlü davranırdı. Kesinlikle nefsani meseleler söz konusu değildi. Nitekim hedefi uğruna canını feda etmesi gerektiğinde de bunu kolayca yaptı.

 

(İslam İnkılabı Rehberi’nin Gadir bayramında ülke yetkililerine hitaben yaptığı konuşmadan / 9.6.1993)

 

Hz. Ali hükümetinin örnek oluşu

 

Hz. Ali’nin hükümeti tüm şartlarda adaleti ikame etmek, mazlumu desteklemek, zalime karşı çıkmak ve hakkı savunmada bir modeldir ve örnek alınıp ona uyulması gerekir. Bu, eskiyecek bir şey de değildir ve dünyanın her türlü bilimsel ve sosyal şartlarında insanların saadeti için örnek olmaya devam edecektir. Biz o dönemin bürokrasi modelini taklit edip bunların çağın yeni şartlarına göre değiştiğini ve yeni güncel yöntemler ortaya çıktığını söylemek istemiyoruz. Biz sadece bu hükümet anlayışı ebediyen canlı olduğu için ona uymak istiyoruz. Mazlumu savunmak her zaman parlak bir noktadır. Zalimle uzlaşmamak, zorbalardan hakikati ayaklar altına alma pahasına rüşvet almamak, dünyada hiç bir zaman eskimeyen değerlerdir. Bu değerler her türlü şartlar altında değer olarak kalır. Bizler bunların takipçisi olmalıyız. Bunlar birer ilkedir. Eğer ilkeli ve prensipli bir hükümetten söz ediyorsak, bunun anlamı bu tür değerlerin, yani asla eskimeyen değerlerin takipçisi olmayı kastediyoruz. Nitekim dünya zorbaları da bundan rahatsızdır. Onlar, nasıl olup da İran İslam Cumhuriyeti’nin mazlum Filistin milleti veya Afganistan milletinin taraftarı olması veya dünyanın falanca zalim ve zorba devleti ile uzlaşmaması karşısında öfke duyarlar. Eğer köktencilik veya ilkecilik gibi terimler bir küfür gibi bu milletin düşmanlarının ağzından düşmüyorsa, bunun içindir. Bu ilke, dünya zorbalarını zarara sokan ve bu yüzden muhalefet ettikleri bir unsurdur. O dönemde de Hz. Ali bunun için çarpıştı. Bizim de hükümet olarak çabalarımız bu yönde olmalıdır.

O, kendisini o dönemin en fakir halkı gibi yaşayan biri olarak gündeme getirerek şöyle buyurmuştur: ‘Ben sizin imamınız olarak böyle yaşıyorum.’

Hz. Ali, Osman Bin Hanif’e şöyle buyurmuştur: ‘Siz benim gibi yaşayamazsınız, zaten böyle bir beklenti de yoktur. Ancak günahtan sakının ve bu mevkiye ulaşmak için çaba sarf edin.’

Bunlar, Hz. Ali (S)’in bizlere öğütleri… Yani suçtan, günahtan ve gayri meşru olandan sakının ve kendinizi onun söylediği yere yakınlaştırmak için çaba harcayın, yapabildiğinizce bunu yapın.

Hz. Ali için adaleti uygulamak, mazlumu desteklemek ve kim olursa olsun zalimle mücadele etmek çok önemli bir mesele idi. Ali, mazlumu savunmak için İslam şartını koymamıştı. Yani, İslam dinine onca bağlı olan, bir numaralı mü’min sayılan, İslam için büyük fetihlere imza atan Hz. Ali, mazlumu savunmak için illa onun müslüman olması gerektiği şartını koymamıştı.

Eğer biz Hz. Ali’nin adına saygı duyuyorsak, bunu amelde de göstermeliyiz. Biz sürekli olarak insanlara ‘Hz. Ali gibi olun’ diyemeyiz. Bugün İslam Cumhuriyeti’nde yetkili olan bizlerin sorumluluğu daha fazladır. Umarım İslam Cumhuriyeti yetkilileri onun yolunda adım atma ve onun yolunu izleme başarısına kavuşur. Hz. Ali bu yolda büyük zorluklara katlandı. Ali, kendisinin ürünü ünlü Komeyl duasında yüce Allah’a hitaben şöyle diyor:

‘İlahi, efendimiz, mevlamız ve malikimiz; ey halimizi kendisine şikayet ettiğimiz güç…’ Onun kalbi acılarla doluydu. Hz. Ali’nin kaygısı hem toplumun durumu, hem insanlar, hem dinin gidişatı ve o dönemin yeni ayakta durmaya çalışan dini yönelişi ve hem de kendisinin ağır sorumluluğu idi. Elbette o asla bu sorumlulukların en küçüğünden bile kaçmamıştır.

 

(Tahran Cuma namazı hutbelerinden / 7.12.2001)

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv