HER İYİLİK BİR SADAKADIR
Bu yazı kez okundu.
19 Nisan 2014 10:47 tarihinde eklendi
  Sadakanın Fazileti
Kur’an:
“Mallarının bir kısmını, kendilerini temizleyip arıtacak sadaka olarak al, onlara dua et; senin duan onlar için bir güvendir. Allah işitir ve bilir.” [1]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kıyametin yeri, müminin gölgesi dışında hep ateştir. Zira müminin sadakası kendisine gölge eder.”[2]
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sadaka ateş karşısında bir kalkandır.”[3]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sadaka, kabrin sıcaklığını sadaka veren kimseden uzaklaştırır ve kıyamet günü mümin sadakasının gölgesine sığınır.”[4]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “(Kıyamet günü) Herkes insanlar arasında hüküm verilinceye kadar kendi sadakasının gölgesindedir.”[5]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sadaka rabbin gazap ateşini söndürür.”[6]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz kul elini sadaka vermek için uzatınca aziz ve celil olan Allah yüzüne tebessüm eder ve her kime Allah tebessüm ederse mağfirete uğramıştır.”[7]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mallarından bir kısmını kendilerini temizleyip arıtacak sadaka olarak al” diye bilinen zekat ayeti Ramazan ayında nazil olunca Peygamber münadisine halk arasında şöyle nida etmesini emretti: “Allah zekatı da tıpkı namaz gibi sizlere farz kılmıştır. ”[8]
    Allah Sadakaları Almaktadır
Kur’an:
“Allah’ın, kullarının tövbesini kabul ettiğini, sadakaları aldığını ve Allah’ın tövbeleri çok kabul eden ve merhamet eden olduğunu bilmiyorlar mı?” [9]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah Tebarek ve Teala şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz her şey için kendisine bir alıcı kıldım, ama sadakayı bizzat kendi elimle alırım.”[10]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şu iki şeyde hiç kimsenin bana ortak olmasını sevmem: Abdestim; zira namazımın bir parçasıdır ve sadakam ki bizzat kendi elimle fakire ulaşmalıdır. Zira sadaka Rahman’ın  eline düşmektedir.”[11]
    Sadakanın Sevabı
Kur’an:
“Allah faizi tüketir, sadakaları bereketlendirir. Allah hiçbir nankör günahkarı sevmez.” [12]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: “Kullarımdan bazısı hurmanın yarısını sadaka verir ve ben sizden birisinin at yavrusunu büyüttüğü gibi onun o yarım hurmasını büyütürüm ve onu Uhud Dağı gibi (büyük) kılarım.”[13]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hatta eğer yarım hurmayla da olsa kendinizi ateşten koruyunuz. Zira sizden biri at yavrusunu ve deve yavrusunu büyüttüğü gibi aziz ve celil olan Allah da sahibine yarım hurmayı büyütür ve kıyamet günü kendisine (bu hurma yarısı) büyük bir dağdan daha büyük bir şekilde kendisine verilir. ”[14]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sizden birisinin at yavrusunu veya deve yavrusunu büyüttüğü gibi Allah da bir hurma tanesini ya da bir lokma ekmeği (sadaka) Uhud Dağı kadar büyürtür.”[15]
    Sadaka ve Belayı Defetme
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sadaka belayı defeder ve o en tesirli ilaçtır. Sadaka kesinleşmiş kaderi defeder. Dert ve hastalığı dua ve sadakadan başka hiçbir şey ortadan kaldıramaz.”[16]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz kendinden başka ilah olmayan Allah dert, karın ağrısı, yanma, boğulma, viran olma ve deliliği sadakayla def eder. -Resulullah (s.a.a) böylece (sadakayla def edilen) yetmiş bela saydı. -”[17]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sadaka yetmiş tür belayı def eder ki bunların en basiti cüzzam ve abraş hastalığıdır.”[18]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sadaka belanın yetmiş kapısını kapatır.”[19]
    Sadaka ve Kötü Ölümü Defedişi
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sadaka kötü ölümü önler.”[20]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sadaka kötü ölümü defeder.”[21]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Allah sadakayla yetmiş tür kötü ölümü insandan uzaklaştırır.”[22]
İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sadaka dünyevi yetmiş belayı ve kötü ölümü defeder. Sadaka veren kimse kötü bir ölümle asla ölmez.”[23]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sadaka veriniz ve hastalarınızı sadakayla tedavi ediniz. Zira sadaka tatsız olayları ve hastalıkları önler. Ömrünüzü ve iyiliklerinizi artırır.”[24]
İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “İhsan ve sadaka fakirliği giderir, ömrü artırır ve sahibinden yetmiş tür kötü ölümü def eder.”[25]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Herkim gündüz veya gece sadaka verirse. . . aziz ve celil olan Allah onu enkaz altında kalmaktan, yırtıcı hayvanlara yem olmaktan ve kötü ölümden korur.”[26]
    Hastaların Sadakayla Tedavisi
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hastalarınızı sadakayla tedavi edin.”[27]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hastalarınızı sadakayla tedavi edin. Sizden her biriniz günlük yiyeceğini sadaka verirse ne olur!? Bazen kulun ruhunun alınma senedi ölüm meleğine verilir, ama kul sadaka verir ve neticede ölüm meleğine söyle denir: “Senedi geri çevir.”[28]
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sadaka etkili bir ilaçtır.”[29]
İmam Kazım (a.s), kendisine tümü hasta olan kalabalık ailesinden şikayette bulunan birisine şöyle buyurmuştur: “Onları sadakayla tedavi et. Zira hiçbir şey sadakadan daha hızlı bir şekilde Allah katında kabul edilmez ve hasta için sadakadan daha faydalı bir ilaç yoktur.”[30]
    Sadaka Rızkın Anahtarıdır
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Rızkı sadakayla indirin.”[31]
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Fakir olduğunuz zaman sadaka ile Allah’la ticaret edin.”[32]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bazen ben fakir düşerim ve sadaka vererek Allah’la ticarette bulunurum.”[33]
İmam Sadık (a.s), oğlu Muhammed’e şöyle buyurmuştur: “Oğulcağızım! O harçlıktan ne kadar arttı?” Muhammed, “Kırk dinar” deyince şöyle buyurdu: “Git ve onu sadaka ver.” Muhammed, “Sadece bu kırk dinar baki kalmıştır.” Deyince şöyle buyurmuştur: “Onları sadaka ver. Zira aziz ve celil olan Allah karşılığını verir. Her şeyin bir anahtarı olduğunu, rızkın anahtarının da sadaka olduğunu bilmiyor musun? O halde o kırk dinarı sadaka ver.”
Muhammed şöyle diyor: “Ben bu işi yaptım. Henüz on gün geçmeden Ebu Abdullah’a (a.s) bir yerden dört bin dinar para geldi.”[34]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Çok sadaka verin ki rızkınız da çoğalsın.”[35]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sadaka, sadaka veren kimsenin rızkını ve varlığını arttırır; o halde Allah size rahmet etsin, sadaka verin.”[36]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sadaka vermek borçları eda eder ve geriye bereket bırakır.”[37]
    Her İyi İş Sadakadır
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz her müslümanın her gün sadaka vermesi gerekir.” Kendisine, “Kim bu işi yapabilir?” diye sorulunca Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Yol üstündeki eziyet edici şeyleri kaldırmak sadakadır. Birine yol göstermek sadakadır, hastayı ziyaret etmek sadakadır, iyiliği emretmek sadakadır, kötülükten sakındırmak sadakadır ve selamın cevabını vermek sadakadır.”[38]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her iyi iş sadakadır.”[39]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Zengin veya fakir herkese yapılan ihsan sadakadır.”[40]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her iyi iş sadakadır ve insanın kendisiyle yüzsuyunu koruduğu her şey kendisi için sadaka yazılır.”[41]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kardeşinize irşad eden ilimle ve kendisine kılavuzluk eden görüşle sadaka veriniz.”[42]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın sevdiği sadaka şunlardır: İlişkileri bozulduğunda insanların arasını düzeltmek ve birbirinden ayrıldığında onları birbirine yaklaştırmak.”[43]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Güzel bir söz sadakadır ve namaz için attığın her adım sadakadır.”[44]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Duymayan birine işittirmek sadakadır.”[45]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Usanmaksızın duymayan birine bir söz işittirmek tatlı bir sadakadır.”[46]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ali b. Hüseyin (a.s) sabah olduğunda rızık taleb etmek için dışarı çıkıyordu.” Kendisine, “Ey İbn-i Resulillah! Nereye gidiyorsun?” diye sorulunca şöyle buyurdu: “Ailem için sadaka getirmeye gidiyorum.” Kendisine, “Siz de sadaka alıyor musunuz?” diye sorulunca şöyle buyurdu: “Herkim helal rızık taleb ederse o gün aziz ve celil olan Allah’ın kendisine verdiği bir sadakadır.”[47]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kardeşinin yüzüne tebessüm etmen sadakadır, iyiliği emretmen sadakadır, kötülükten sakındırman sadakadır, yol bilmeyen birine yol göstermen sadakadır, yol üstündeki kemik, diken ve taşı kaldırmak sadakadır, kovandan, kardeşinin kovasına su dökmen sadakadır.”[48]
    Kötülüğü Terketmek Sadakadır
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her Müslüman sadaka vermesi gerekir.” Ebu Musa şöyle arzetti: “Bir şey bulamıyorsa ne buyuruyorsunuz?” Peygamber şöyle buyurdu: “Eliyle çalışsın, emeğinden hem kendisi istifade etsin hem sadaka versin.” O şöyle arzetti: “Eğer çalışamazsa ne buyuruyorsunuz?” Peygamber şöyle buyurdu: “Hüzün sahibi bir muhtaca yardım etsin.” O şöyle arzetti: “Eğer bunu da yapamıyorsa ne buyuruyorsunuz?” Peygamber şöyle buyurdu: “İyiliği emretsin.” O şöyle buyurdu: “Eğer bunu da yapamıyorsa ne yapsın.” Peygamber şöyle buyurdu: “Kötülükten sakınsın ki bu da sadaka sayılır.”[49]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İnsanlara kötülük etmekten sakın; zira bu da kendin için verdiğin sadakadır.”[50]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Dilini koru; zira bu da kendin için verdiğin sadakadır.”[51]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kötülükten sakınmak sadakadır.”[52]
    En Üstün Sadaka (1)
Resulullah (s.a.a), kendisine, “En üstün sadaka nedir?” diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Salim olduğun ve ihtirasa kapıldığın, (yani) yaşamayı ümit ettiğin ve (sadaka vermekten) fakir olacağından korktuğun bir durumda sadaka vermen ve canın boğazına gelinceye kadar bunu ihmal edip (ölümün eşiğinde) “Bu kadar mal falanın ve şu kadar mal da filanın” dememendir. Çünkü o anda mal zaten falan ve filanın olacaktır. (İster istemez varislerinin eline geçecektir.) ”[53]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En üstün sadaka salim ve ihtiraslı olduğun, (yani) hayata ümit bağladığın ve fakirliğe düşmekten korktuğun bir anda sadaka vermen ve canın ağzına gelinceye dek erteleyip, (ölüm yatağına düştüğünde), “Bu kadar mal falanın şu kadar mal da filanındır” dememendir. Çünkü o anda zaten mal falanın ve filanın olacaktır.”[54]
İmam Bakır (a.s) veya İmam Sadık (a.s), “En üstün sadaka nedir?” diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Fakir birine az bir yiyecek vermektir. Aziz ve celil olan Allah’ın şu sözünü işitmedin mi: “Her ne kadar kendileri muhtaç olsa da başkalarını kendilerine tercih ederler” Acaba sadaka hususunda bundan daha üstününü gördün mü?”[55]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Zengin insan için sadaka vermek kolaydır. Ama aziz ve celil olan Allah az malı olan (ve onunla fedakarlıkta bulunan) kimseyi övmüş ve şöyle buyurmuştur: “Başkalarını kendilerine tercih ederler.”[56]
Resulullah (s.a.a), kendisine, “En üstün sadaka nedir?” diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Fakirlik anında (sahip olduğu) az olan malını gizlice muhtaca vermektir.”[57]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İnsanların en üstünü gücü yettiğince bağışta bulunandır.”[58]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En üstün sadaka fakire gizlice vermektir ve fakir insanın fedakarlığıdır.”[59]
    En Üstün Sadaka (2)
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En üstün sadaka kendisiyle kan dökülmesine engel olduğun, tatsız olayları defettiğin ve Müslüman kardeşine bir fayda verdiğin dil sadakasıdır.”[60]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En üstün sadaka dil sadakasıdır.” Kendisine şöyle arzedildi: “Ey Allah’ın Resulü! Dil sadakası nedir?” Peygamber şöyle buyurdu: “Aracılık etmendir, onunla (aracılık ederek) bir esiri azad etmen, haksız bir kan dökülmesine engel olman, kardeşine bir iyilikte bulunman ve tatsız bir olayı defetmendir.”[61]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hakkı söylemekten daha üstün bir sadaka yoktur.”[62]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En üstün sadaka Müslüman bir şahsın ilim öğrenmesi, sonra onu Müslüman kardeşine öğretmesidir.”[63]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En üstün sadaka dili korumaktır.”[64]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Canım elinde olan Allah’a andolsun ki insanlar güzel sözden daha sevimli bir infakta bulunmamışlardır.”[65]
    En Üstün Sadaka (3)
Resulullah (s.a.a), kendisine “En üstün sadaka nedir?” diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Kinli akrabaya verilen sadakadır.”[66]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En üstün sadaka açlıktan gözleri kararan esire verilen sadakadır.”[67]
İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Zayıf insana yardımcı olman en iyi sadakadandır.”[68]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “En iyi sadaka yanan bir yüreği serinletmektir.”[69]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En iyi sadaka aziz ve celil olan Allah yolunda kurulan çadırın gölgesidir.”[70]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En üstün sadaka Ramazan’dadır.”[71]
    Sadaka Akrabaların Öncelik Hakkı
İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah Resulü’nün (s.a.a) şöyle buyurduğunu işittim: “Önce ailenden başla: Annen, baban, kız kardeşin, erkek kardeşin; ardından sonraki mertebede yer alan kimselerden.”[72]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Akraba muhtaç oldukça başka birine sadaka vermemek gerekir.”[73]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Akrabaya sadaka vermenin sevabı iki kattır.”[74]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En üstün sadaka kız kardeşine veya kızına verdiğin sadakadır. Bu sadaka kendi eline geri döner ve onu senden başka kimse almaz.”[75]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Akrabanın akrabaya sadaka vermesi hem sadakadır ve hem de sıla-i rahim.”[76]
dipnotlar :
[1] Tevbe suresi, 103. ayet
[2] el-Kafi, 4/3/6
[3] Vesail’uş Şia, 6/258/17
[4] Kenz’ul Ummal, 15996
[5] a. g. e. 16068
[6] a. g. e. 16114
[7] a. g. e. 16166
[8] el-Kafi, 3/497/2
[9] Tevbe suresi, 104. ayet
[10] Bihar, 96/134/68
[11] a. g. e. 80/329/2
[12] Bakara suresi, 276. ayet
[13] Emali et-Tusi, 125/195
[14] Bihar, 96/122/29
[15] Kenz’ul Ummal, 16002
[16] Bihar, 96/137/71
[17] a. g. e. 62/269/61
[18] Kenz’ul Ummal, 15982
[19] Bihar, 96/132/64
[20] a. g. e. s. 124/35
[21] el-Kafi, 4/2/1
[22] Bihar, 62/269/63
[23] a. g. e. 96/135/68
[24] Kenz’ul Ummal, 16113
[25] Sevab’ul Amal, 169/11
[26] Bihar, 96/124/34
[27] el-Kafi, 4/3/5
[28] Bihar, 96/123/32
[29] Nehc’ul Belağa, 7. hikmet
[30] Tıbb’ul Eimme, 123
[31] Bihar, 78/68/13
[32] Nehc’ul Belağa, 258. hikmet
[33] Bihar, 78/206/54
[34] a.g.e, 96/134/68
[35] A’lam’ud Din, 333
[36] Emali et-Tusi, 14/18
[37] Bihar, 96/134/68
[38] a. g. e. 75/50/4
[39] el-Hisal, 134/145
[40] Emali et-Tusi, 458/1023
[41] Bihar, 96/182/29
[42] a.g.e, 75/105/40
[43] el-Kafi, 2/209/1
[44] Bihar, 83/369/30
[45] Kenz’ul Ummal, 16303
[46] Bihar, 74/388/1
[47] el-Kafi, 4/12/11
[48] Kenz’ul Ummal, 16305
[49] a. g. e. 16307
[50] a. g. e. 16306
[51] el-Kafi, 2/114/7
[52] Bihar, 77/160/168
[53] Bihar, 96/178/13
[54] Kenz’ul Ummal, 16251
[55] Bihar, 96/179/15
[56] el-Hisal, 97/42
[57] Bihar, 77/70/1
[58] Kenz’ul Ummal, 16084
[59] a. g. e. 16250
[60] Kasas’ul Enbiya, 188/235
[61] Bihar, 76/44/5
[62] Kenz’ul Umaml, 16324
[63] a. g. e. 16357
[64] a. g. e. 16361
[65] el-Mehasin, 1/78/41
[66] Sevab’ul A’mal, 171/18
[67] Bihar, 74/369/60
[68] Tuhef’ul Ukul, 414
[69] Bihar, 96/172/8
[70] Kenz’ul Ummal, 16362
[71] a. g. e. 16249
[72] Bihar, 96/147/24
[73] a.g.e, 96/147/24
[74] Kenz’ul Ummal, 16226
[75] Bihar, 96/181/27
[76] Cami’us Sağir, 2/94/4994
Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv