İSLAM GENÇLİĞİ – AYETULLAH TASHİRİ
Bu yazı kez okundu.
19 Nisan 2014 11:23 tarihinde eklendi

İslam ümmeti İslam’dan uzaklaşmakla pedagojik, propaganda ve kültürel olmak üzere çok büyük sorunları karşı karşıya kaldı.

Bu sorunlar bütün Müslümanların kişilik, karakter, kimlik ve şahsiyetlerini hedeflemiştir. Müslümanlar hayat bağışlayıcı ve insanın fıtratından olan bu öğretilere tekrar sarılıp bunları kapasiteden fiiliyata geçirebilirler. Nitekim Kur’an penceresi ve nebevi sünnet gibi kemal kaynaklarından yararlanarak buna ulaşmak mümkündür.

Medya organlarımız da materyalist batı medyası gibi tahrik etme, aşırı gitme, ahlaki bozuntu, gerçekleri gizleme… gibi hastalıklara duçar olmuştur. Bütün bunlar Kur’an’ın benimsediği gerçek medyanın özelliklerinden oldukça uzak şeylerdir.

Daima hayatı Allah için isteyen ve hayatın bütün öğelerinde kaynak olan kültür ve kültür meseleleri hususunda da maalesef eski kültürümüzden uzaklaştığımızı söylememiz gerekir.

Biz İslami uyanışın başladığı bir asırda yaşıyoruz. Bu alandaki tüm sorumluların vazifesi geçmişe kesin dönüş için programlar yapmalı tabiri yerindeyse o sağlam kaleleri tekrar inşa etmelidirler. Bunu başarabildiğimiz takdirde daha aydınlık bir başlangıç ve daha kuvvetli bir irade ile geleceği yazabiliriz.

Bizim genç neslin eğitim sürecinde kendisine dayanabileceğimiz Peygamber Efendimiz (s.a.a)’in hayatı ve siresi vardır. Vazifemiz bu genç neslin şahsiyetini İslam’ın istediği ve Peygamber Efendimiz (s.a.a)’in tavsiye ettiği şekilde geliştirmektir. Peygamber Efendimiz (s.a.) bu meseleye çok fazla önem veriyordu ve bunun tahakkuku için farklı yollar göz önünde bulunduruyordu.

Birçok konferans ve yazılarımda defalarca bu hususu dillendirdim. İslam’ın insanı dünya görüşünde ve buna karşı tutumunda dengeli ve mutedil kıldığını söyledim. Nitekim şahsiyet açısında insanı kendisi ile uyumlu duygu ve davranışlarında tutarlı olmaya yönlendirmektedir. Böylece insanoğlu kendisine bir fırsat sunulduğunda en iyisini seçebilme iradesine sahip olur. Zira fırsatlar farklı durum, zaman, imkan ve şartlardan dolayı her zaman insanın karşısına çıkmamaktadır.

Bu konuyla ilgili İmam Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Yaşlanmadan önce gençliğinden ve hastalanmadan önce sağlığından yararlan.”

Başka bir yerde de İmam Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Dünya ve ölüm arasındaki mesafe ne kadar da  kısa gençlik ve yaşlılık arasındaki mesafe gibi.”

Bu fırsatlar şunlardır; gençlik  tüm gücüyle, güzelliğiyle, saf ve temiz nefsiyle ve yaşama karşı ümidiyle bir bütündür. Sanki hayat gençler için bahardır. Bu insanın kişiliğini akidevi- duygusal ve eğitsel çerçevede fıtrattan neşet bulan sağlıklı bir eğitim ve öğretim aşamasıdır. Bu yüzden İslam hayatın bu dönemine çok fazla önem atfetmektedir.

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Tövbe güzeldir ama gençlik döneminde daha da güzeldir.”

Yine o hazret şöyle buyurmaktadır: “Allah ibadet ile yetişen bir genci inayet kanatlarının altına alır.”

Başka bir yerde de şöyle buyurmaktadır: “Kim gençliğinde Kur’an’ı öğrenirse Kur’an onun canında ve kanında melekeleşir.”

Başka bir yerde ise şöyle buyurmaktadır: “Allah’u Teala gençliğini Allah’a itaat ile geçiren kullarını sever”

Evet! Allah’u Teala gençleri zahirlerinde güçlü oldukları gibi içsel olarak da güzel ve güçlü olmalarını istemektedir. İmam Hasan Askeri (a.s): “Güzellik zahiri cemal, ilim tahsil etmek Batıni cemaldir” diye buyurmaktadır.

Peygamber efendimiz (s.a.a) kızı Fatıma’yı tasvir ederken şöyle buyurmaktadır: “Allah kızım Fatıma’nın beyin kemiklerinden kalbine kadar bütün bedenini iman ile kaplatmıştır.” Nitekim Ammar bin Yasir hakkında da: “Ammar akıl kemiklerine kadar imanla doludur.”

Hz Yusuf’un kıssasında bedeni güzellik ile (حَاشَ لِلّهِ مَا هَـذَا بَشَرًا إِنْ هَـذَا إِلاَّ مَلَكٌ كَرِيمٌ  Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir) (Yusuf, 31) ahlaki güzellik arasında çok güzel bir uyum vardır. Allah’ın genç ve salih kulu Hz. Yusuf her yerde ve hatta zindanda bile insanları Allah’a çağırıyordu. (يَا صَاحِبَيِ السِّجْنِ أَأَرْبَابٌ مُّتَفَرِّقُونَ خَيْرٌ أَمِ اللّهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilâhlar mı daha iyidir, yoksa mutlak hâkimiyet sahibi olan tek Allah mı?) (Yusuf, 39). O aynı zamanda her türlü günahtan kendisini uzak tutmasını bilen bilinçli bir gençti. Şeytanın bütün vesvesesine rağmen (وَرَاوَدَتْهُ الَّتِي هُوَ فِي بَيْتِهَا عَن نَّفْسِهِ وَغَلَّقَتِ الأَبْوَابَ وَقَالَتْ هَيْتَ لَكَ قَالَ مَعَاذَ اللّهِ إِنَّهُ رَبِّي أَحْسَنَ مَثْوَايَ إِنَّهُ لاَ يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek, “Haydi gelsene!” dedi. O ise, “Allah’a sığınırım, çünkü o (kocan) benim efendimdir, bana iyi baktı. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler” dedi.) (Yusuf, 23). Kişiliği öylesine sağlamdı ki kudretli bir padişah olduğunda bile bunlardan ödün vermedi.

Nitekim Allah’u Teala şöyle buyurmaktadır: رَبِّ قَدْ آتَيْتَنِي مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِي مِن تَأْوِيلِ الأَحَادِيثِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ أَنتَ وَلِيِّي فِي الدُّنُيَا وَالآخِرَةِ تَوَفَّنِي مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı Müslüman olarak al ve beni iyilere kat. (Yusuf, 101)

Bu Tasvirin Gerçekleşmesi İçin İslam Eğitim Yolları

 İslami metinler yukarıda belirtilen meseleler için her vesileden yararlanmıştır ki bunları maddeler halinde aşağıda zikredeceğiz.

1- Bu metinlerdeki yol göstericiliğin amacı gençlerin derin kalbi inançları ile itikat ve duyguları arasındaki bağı sağlamak ardından da akide ve duygu temelleri ekseninde davranışlarında tutarlı olmalarını teşvik etmektir. Bunlar Lokman (a.s)’ın kendi oğluna söylemiş olduğu öğütlerde göze çarpmaktadır: “Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür. İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır. “Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim. (Lokmân, öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.” (Lokman, 13–19)

2- Bu sıfatlara sahip olmanın değerinin dillendirilmesi; bu alanda İslami metinler çok güzel birçok sonucu beyan etmiştir. Örneğin Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: Allah’u Teala kendi ibadeti ile terbiye olan genci kendi gölgesinin altına alır.”

Başka bir yerde de Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Allah gençliğini ibadet ile geçiren genci sever.”

İmam Bakır (a.s) da şöyle buyurmaktadır: “Babam İmam Zeynelabidin (a.s) daima ilim tahsil eden gençlere bakar ve onları kendisine yakınlaştırıp şöyle buyururdu; ey ilim hazinesi gençler! Merhaba. Şuanda kavmin küçükleri olan sizler çok kısa bir zaman sonra kavmin uluları olacaksınız.”

3- Peygamberlerden istifade ederek yüce olguların dillendirilmesi. Ayetler ve rivayetler başta olmak üzere bazı İslam metinler bütün peygamberlerin gençliklerinde peygamberliğe seçildiğini beyan etmektedir. Nitekim Allah’u Teala şöyle buyurmaktadır: “وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُ آتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız.” (Yusuf, 22)

Başka bir ayette de Allah’u Teala şöyle buyuruyor: “قَالُوا سَمِعْنَا فَتًى يَذْكُرُهُمْ يُقَالُ لَهُ إِبْرَاهِيمُ Bir delikanlı işittik bunları anıyor adına İbrahim deniyormuş dediler.” (Enbiya, 60)

Bir rivayette Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Allah’u Teala bütün peygamberleri gençlik döneminde peygamberlikle görevlendirmiştir.”

Bu hususta peygamber efendimiz (s.a.a) başka bir yerde şöyle buyurmaktadır: “Allah hiçbir peygamberi genç olmadan göndermedi ve hiçbir âlime genç olmadan ilim vermedi.”

Başka bir yerde ise o hazretten şunları söylediği nakledilmiştir: “Ey Abdulmutalip kabilesi! Allah’a ant olsun ki ben Araplar arasında benim size getirmiş olduğumdan kavmi için daha hayırlı bir şey getiren bir genç görmedim. Ben sizin için dünya ve ahiret saadetini getirdim.”

Peygamberler  davranışlarıyla bizim için çok büyük örnekler teşkil etmektedirler. Örneğin Kur’an’ı Kerim Hz. İbrahim’in gençliği hakkında şöyle buyurmaktadır: “Andolsun, daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk. Hani o, babasına ve kavmine, “Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?” demişti. Dediler ki: Biz, babalarımızı bunlara tapar kimseler bulduk. İbrahim, “Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi.” (Enbiya, 51–54)

Hz. İbrahim ihlasta sabırlı, kararlı fedakar ve şirkten uzak durup yalnızca Allah’a sığınmanın bir numunesidir. Hz İsmail de genç bir mümin olarak kurban olmaya karşı sabırlı olacağını söylemektedir. Nitekim Allah’u Teala onun olayı ve sözleri hakkında şöyle buyurmaktadır: “ قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ سَتَجِدُنِي إِن شَاء اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi.” (Saffat, 102)

Ve Allah’u Teala Hz. Yusuf için de mukaddes kitabında şöyle buyurmaktadır: “كَذَلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ السُّوءَ وَالْفَحْشَاء إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُخْلَصِينَ Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.” (Yusuf, 24)

Güç ve kudret Hz. Musa (a.s)’a vesvese verememektedir. O bunun aksine iyi işler yapmakta ve ihtiyacını ilahi dergaha arz etmektedir. Allah’u Teala bu hususta şöyle buyurmaktadır: “ فَسَقَى لَهُمَا ثُمَّ تَوَلَّى إِلَى الظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ إِنِّي لِمَا أَنزَلْتَ إِلَيَّ مِنْ خَيْرٍ فَقِيرٌ  Bunun üzerine Mûsâ onların koyunlarını suladı. Sonra gölgeye çekilip, “Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım” dedi.” (Kasas, 24)

Bu da kendi küfür camialarını kabul etmeyen Ashab-ı Kehf gençleri: “نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ نَبَأَهُم بِالْحَقِّ إِنَّهُمْ فِتْيَةٌ آمَنُوا بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَاهُمْ هُدًى Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.” (Kehf, 13)

En büyük örnek hiç kuşkusuz İslam peygamberi Hz. Muhammed (s.a.a)’dir ki Allah’u Teala onun hakkında şöyle buyurmaktadır: “لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيراًAndolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab, 21)

O hazretin şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Ben yiğidim, yiğidin oğluyum ve yiğidin kardeşiyim.”

Allah Resulü (s.a.a) bütün güzel sıfatları kendisinde toplamıştı. Nitekim Allah’u Teala onun hakkında şöyle buyurmaktadır: “وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 4)

4- Diğer vesile veya yöntemlerden biri de gençlerin gençlikleriyle ilgili mesuliyetleri hakkındadır. İslam peygamberi (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Allah; kıyamet gününde ilahi dergahta hazır bulunduklarında kendilerine ömürlerini nasıl geçirdiklerini ve gençliklerinde neler yaptıklarını soracaktır.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Gençliğinde çalışıp çabalamayanlar yaşlandıklarında büyüklük görmeyecektir.”

5- İslam peygamberi (s.a.a) gençlerin üstünlüğünün önemine binaen bazı gençleri önemli makamlarda sorumlu kıldı. Bunlardan bazılarını örnek olması açısından aşağıda zikredeceğiz:

a-) Yakışıklı bir genç olan Musap bin Umeyri hicretlerinden önce temsilcisi mahlasıyla oradaki Müslümanlara Kur’an’ı öğretmesi gayesiyle Medine’ye gönderdi. O Medine’de Cuma namazı kıldıran ilk kişidir.

b-) Atap bin Esid’i Huneyn savaşından sonra Mekke’de temsilcisi olarak atadı. O zamanlarda o sadece 21 yaşındaydı.

c) Usame bin Zeyd’i Rumlularla savaşması için henüz 18 yaşında iken büyük bir ordunun komutanı olarak atadı. Bu ordunun arasında Muhacirler ve Ensarlar vardı.

d-) Ali bin Ebutalib’i Tebuk savaşına çıkacağı zaman Medine’de kendi yerine atadı ve şöyle buyurdu: “Benim için Harun’un Musa’ya olan menziletine sahip olmak istemiyor musun?

e-) İslam peygamberi (s.a.a), Muaz bin Cebel’i fetih yılında fıkıh ve sünnet öğreticisi olarak belirledi.

6- İslami metinler Hz. Musa (a.s) ile Salih kul arasındaki hikayeyi anlatırken anne ve babası mümin olan sapıtıcı gencin öldürülmesi (bkz. Kehf, 80) ve insanların yoldan çıkmış gençlerden nefret ettikleri beyanı vardır.

7- Toplum ve ebeveynlerin birlikte iyi ve salih bir genç yetiştirip kendilerine yardımcı olmaları keza kötülükten uzak tutmaları emredilmiştir. Bu hususta Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Allah’u Teala çocuklarını kötülüklere sevk eden anne ve babalara lanet etmiştir.”

Başka bir yerde de Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Sizlere gençleri tavsiye ediyorum ki onların kalpleri başkalarına göre daha naziktir.”

8- İslam gençlere kendileri için iyi ahlaklı ve değerli arkadaşlar seçmelerini ve inhiraftan kaçınmalarını istemiştir. İmam Zeynelabidin (a.s) oğluna hitaben şöyle buyurmaktadır: “Daima yalan söyleyenlerden uzaklaş. Çünkü yalan söyleyen kimse çöldeki serap gibidir.  Uzağı sana yakın yakını da uzak gösterir.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv