SADAKA VERMEK MALI EKSİLTMEZ
Bu yazı kez okundu.
19 Nisan 2014 10:39 tarihinde eklendi
Gizli Sadakanın Fazilet ve Etkileri 
Kur’an:
“Sadakaları açıkça verirseniz o ne güzel! Eğer onları yoksullara gizlice verirseniz sizin için daha iyidir. Allah onları kötülüklerinizden bir kısmına karşı tutar. Allah işlediklerinizden haberdardır.”[1]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Gizli sadaka rabbin gazap ateşini söndürür.”[2]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Seni övsünler diye insanların gözü önünde sadaka verme. Zira eğer böyle yaparsan şüphesiz sevabını almış olursun. Ama eğer sağ elinle sadaka verirsen sol elin bundan haberdar olmazsa  kendisi için gizli sadaka verdiğin kimse onun sevabını sana açıktan verir.”[3]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Çok gizli sadaka ver. Zira gizli sadaka vermek aziz ve celil olan Allah’ın gazap ateşini söndürür.”[4]
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Gizli sadaka en üstün iyiliklerden biridir.”[5]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın arşının gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı gün yedi kişi arşın gölgesinde yer alır: Sağ eliyle verdiği sadakayı sol elinden gizleyen kimse”[6]
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Tevessül edenlerin sarıldığı en iyi vesile Allah’a imandır. . . ve gizli sadaka vermektir. Zira gizli sadaka günahı yok eder ve rabbin gazap ateşini söndürür.”[7]
İmam Zeyn’ül Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sadakanın hakkı aziz ve celil olan rabbin nezdinde onun stokun olduğunu bilmen ve şahit tutmaya bile ihtiyaç duyulmayan bir emanetin olduğunun bilincinde olmandır. Bunun yanında gizlice emanet ettiğin şeye güvenin aşikar emanet ettiğin şeye güvenmekten daha çok olması gerektiğini, dünyada sadakanın belaları ve hastalıkları senden defettiğini, ahirette ise cehennem ateşini senden uzaklaştırdığını bilmendir.”[8]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a yemin olsun ki gizli sadaka açıkça verilen sadakadan daha üstündür ve Allah’a yemin olsun ki gizli ibadet aşikar olan ibadetten daha üstündür.”[9]
    Ehl-i Beyt (a.s) ve Gizli Sadaka 
İmam Bakır (a.s), İmam Zeyn’ül Abidin (a.s) hakkında şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz o gecenin karanlığında dışarı çıkıyor, sırtına bir çuval alıyor, tek tek evlerin kapısına varıyor, kapıları çalıyor ve kapıyı açan herkese bir şeyler veriyordu. Bir fakire bir şey verdiğinde ise kendisini tanımaması için yüzünü örtüyordu.”[10]
Muhammed b. İshak şöyle diyor: “Medine halkından bir grup maaşlarının nereden geldiğini bilmeksizin (kendilerine kimin yardım ettiğini bilmeksizin) yaşıyorlardı. Ali b. Hüseyin (a.s) vefat edince kendilerine geceleyin verilen şeyler kesilmiş oldu.”[11]
Hişam b. Salim şöyle diyor: “Hava kararınca ve gece bir miktar geçtikten sonra İmam Sadık (a.s) ekmek, et ve para dolu bir torba alıyor, omuzlarına yüklüyor, Medine fakirlerine götürüyor, onlar arasında bölüştürüyordu ama onlar kendisini tanımıyorlardı. İmam Sadık (a.s) vefat edince artık o yardımlar kesilmiş oldu ve neticede o şahsın İmam Sadık (a.s) olduğunu anladılar.”[12]
    Açık Sadakanın Fazileti ve Etkileri 
Kur’an:
“Sadakaları açıkça verirseniz o ne güzel! Eğer onları yoksullara gizlice verirseniz sizin için daha iyidir. Allah onları kötülüklerinizden bir kısmına karşı tutar. Allah işlediklerinizden haberdardır.”[13]
“Allah’ın kitabına uyanlar, namazı kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infak edenler, tükenmeyecek bir kazanç umabilirler.” [14]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Açıkta verilen sadaka yetmiş tür belayı defeder.”[15]
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a yakınlaşmayı isteyenlerin bu yakınlaşmadaki en temel vesileleri; Allah’a ve Resulüne imandır… hataları örten gizli sadaka vermek, kötü ölümü savan açık sadaka vermektir…”[16]
İmam Bakır (a.s), Allah-u Teala’nın, “Eğer sadakayı açıkça verirseniz o ne güzel…” ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Maksat farz olan zekattır.” Ravi şöyle diyor: “Ben: “Eğer onu gizler ve fakirlere verirseniz” ayetinden maksat nedir?” diye arzedince de şöyle buyurdu: “Bundan maksat da müstehap olan zekattır.” Onlar farzları açık bir şekilde vermeyi ve nafileleri gizlemeyi seviyorlardı.”[17]
    Gece ve Gündüz Verilen Sadakanın Fazileti ve Etkileri 
Kur’an:
“Gece gündüz, açık gizli, mallarını infak edenlerin mükâfatlarını Rableri verecektir. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” [18]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Gece verilen sadaka rabbin gazab ateşini söndürür, büyük günahları temizler ve hesabı kolaylaştırır. Gündüz verilen sadaka ise malı çoğaltır ve ömrü artırır.”[19]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Gündüz verilen sadaka suyun tuzu erittiği gibi günahları eritir ve gece verilen sadaka ise azameti yüce rabbin gazab ateşini söndürür.”[20]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Gününe başlayınca sadaka ver ki o günün uğursuzluğunu senden uzaklaştırsın ve akşam olunca da sadaka ver ki o gecenin uğursuzluğunu senden gidersin.”[21]
İbn-i Abbas, “Gece ve gündüz infak edenler” ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Bu ayet Ali b. Ebi Talib hakkında nazil olmuştur. Müminlerin Emiri’nin dört dirhemi vardı. Bir dirhemini gece infak etti, bir dirhemi gündüz, birini gizli ve birini de açık infak etti.”[22]
    Bollukta ve Darlıkta Sadakaya Teşvik 
Kur’an:
“Rabbinizin mağfiretine ve takva sahipleri için hazırlanmış, eni gökler ve yer kadar olan cennete koşuşun. Onlar bollukta ve darlıkta infak ederler. . .” [23]
-İbn-i Cerir ve İbn-i Ebi Hatem, İbn-i Abbas’tan “Bollukta ve darlıkta infak edenler” ayeti hakkında, “Maksat darlık ve kolaylık zamanıdır” dediğini nakletmişlerdir.”  [24]
-Mecme’ul Beyan’da şöyle yer almıştır: “Ayette geçen (İsra suresi 29) “Serra ve Zerra” kelimelerinin anlamı hakkında iki görüş vardır. Bunlardan biri İbn-i Abbas’ın görüşüdür ve maksadın zenginlik ve fakirlik zamanı olduğunu söylemektedir. İkinci görüş ise hüzün ve sevinç zamanı olduğunu ifade etmektedir. Yani bu haletlerden hiçbirisi hayırlı işlerde malını infak etmesine engel olmamaktadır.” [25]
    Sadakanın Sınırı 
Kur’an:
“Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme, büsbütün de açıp tutumsuz olma, yoksa pişman olur, açıkta kalırsın.”[26]
“Ne infak edeceklerini sana sorarlar. De ki: “Affı.” (Orta yolu tutturarak artanı veya malın en iyisini)” [27]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sadaka vermekte haddi aşan sadaka vermemiş kimse gibidir.”[28]
İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala’nın, “Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme, büsbütün de açıp tutumsuz olma, yoksa pişman olur, açıkta kalırsın” ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Ayette geçen ihsar yoksulluk anlamındadır.”[29]
Resulullah (s.a.a), Ali’ye (a.s) yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: “Sadaka, gücün olduğu kadarıyla bağışlaman ve israf etmediğin halde, “İsraf ettim” demendir.”[30]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İnfak ediniz, bağışta bulununuz ve hesaplamayınız ki şüphesiz hakkınızda hesaplanır ve cimrilik etmeyiniz ki hakkınızda cimrilik edilir.”[31]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer birisi varını yoğunu Allah’ın yollarından birinde infak ederse beğenilir ve başarılı bir iş yapmamıştır. Nitekim Allah-u Teala şöyle buyurmamış mıdır: “Ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın ve iyilik edin ki şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.” İyilik edenlerden maksat orta yollu olanlardır.”[32]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kardeşin için sana olan zararı kendisine olan faydasından daha çok olan bir işe girişme.”[33]
İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kendinden, kardeşlerine senin için zararı, onun için olan faydasından daha çok olacak bir şekilde bağışlama.”[34]
İbn-i Abbas şöyle diyor: “Allah yolunda infak emri nazil olunca bir grup ashap Allah Resulü’nün (s.a.a) yanına gelerek şöyle arzettiler: “Bu mallarımızdan infak etmemiz gereken şeyin ne olduğunu bilmiyoruz. Ondan hangi şeyi infak edelim?” Bunun üzerine Allah şu ayeti nazil buyurdu: “Senden infakın ne olduğunu söylüyorlar. De ki fazlasını” Peygamber (s.a.a) bu ayet nazil olmadan önce artık sadaka verecek bir şey bulamayıncaya kadar infakta bulunuyor ve yediği her yemekten bir miktarını sadaka veriyordu.”[35]
Sadakaları Elden Ele Vermenin Sevabı 
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Herkim sadakayı muhtaç birine ulaştırırsa o sadakanın sahibinin sevabını elde eder ve sadaka sahibinin sevabından da bir şey eksilmez.”[36]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim fakir birisi için sadaka toplarsa sadaka veren kimsenin sevabını elde eder. Eğer kırk bin kişi bu sadakayı elden ele dolaştırır ve sonra fakire verirse onların tümüne kamil bir sevap verilir.”[37]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer sadakanın sevabı seksen el dolaşacak olursa yine de tümü sevap görür ve sadaka sahibinin sevabından da hiçbir şey eksilmez.”[38]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Eğer sadaka yetmiş bin kişi arasında elden ele dolaşsa, yine de en sonuncusunun sevabı baştakinin sevabı gibidir.”[39]
    Sadakanın Harcama Yerleri 
Kur’an:
“(İnfaklarınızı) Allah yolunda mahsur kalanlara, yeryüzünde kazanç için dolaşamayanlara, hayalarından dolayı, kendilerini tanımayanların zengin saydıkları yoksullara verin. Onları yüzlerinden tanırsın, insanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler.” [40]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Miskin insan ondan bundan bir iki öğün yemek veya bir iki lokma ekmek alan kimse değildir. Mal biriktirmek için insanlara avuç açan kimseye o mal, alevlenen kızdırılmış bir taş gibidir. O halde herkim isterse o az malla yetinsin (ve insanlara el açmasın) ve her kim de isterse (dilencilik yoluyla) malını çoğaltsın.”[41]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Miskin insan ne gezinen dilencidir ve ne de bir iki hurma veya bir iki lokma ekmek alan kimse. Miskin nefis izzet ve yüceliği bulunan yoksun kimsedir. Öyle ki asla insanlara el açmaz ve hiç kimse onun fakir olduğunu anlamaz ki ona sadaka versin.”[42]
İmam Sadık (a.s), kendisine, “Evin kapısını çalan kimseye sadaka vermek gerekir mi yoksa ondan esirgemek mi gerekir ve onu (sadakayı) akrabalara mı vermek icab eder?” diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Onlara (kapıya gelen dilencilere) vermeyin. Sadakaları fakir akrabalarınıza gönderin ki bu işin sevabı daha çoktur.”[43]
İmam Kazım (a.s), kendisine yolda dilenen kimseye yardım hususunda mektup yazan birine şöyle cevap vermiştir: “Herkim Nasibi birine (Ehl-i Beyt düşmanına) sadaka verir ve yardımda bulunursa o sadaka kendisi için sevap değil, günah olur. Ama mezhebinden ve durumundan haberdar olmadığın birine sadaka versen daha iyidir ve sevabı daha fazladır. Bundan da öte haline acıdığın, kendisine merhamet ettiğin ve inancını ve mezhebini bilmenin mümkün olmadığı kimseye sadaka vermenin Allah’ın izniyle hiçbir sakıncası yoktur.”[44]
İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala’nın “Dilenen ve mahrum için” ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Mahrum, alışverişte hiçbir şeyden nasiplenmeyen rızıksız kimse demektir.”[45]
İmam Bakır (a.s) ve İmam Sadık (a.s) hakeza bu ayet hakkında şöyle buyurmuşlardır: “Mahrum kimseden maksat akli açıdan müşkülü olmayan ama (her ne kadar çalışsa da ve zahmet çekse de) rızık kapısı açılmayan kimsedir.”[46]
    Sadakaya Müstahak Olmayan Kimse
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sadaka ne zengin için helaldir ve ne de salim ve güçlü olan kimse için. Sadece şiddetli bir fakirliğe veya korkunç bir borca müptela olan kimseye helaldir. Herkim varlığını artırmak için insanlara avucunu açarsa kıyamet günü o mal yüzünde bir sıyrık ve yuttuğu kızdırılmış bir taşa dönüşür. O halde herkim isterse fakirlikle yetinsin. Herkim de isterse (dilenerek) malını çoğaltsın.”[47]
İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sadaka (zekat) sanat sahibi veya sağlam ve güçlü bir bünyesi olan kimse içim helal değildir. O halde sadaka almaktan sakının.”[48]
Ben diyorum ki: “Seduk (r. a) Men la Yehzuruh’ul Fakih kitabında şöyle nakletmiştir: “Rivayet edildiği üzere İmam Sadık’a (a.s) şöyle arzedildi: Halk Allah Resulü’nden (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: “Sadaka zengin olan ve sağlam ve güçlü bir bünyeye sahip bulunan kimseye helal değildir.” İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: “Allah Resulü “İhtiyaçsız kimseye haramdır” diye buyurmuştur ama, “Sağlam ve güçlü bir bünyeye sahip olan kimseye” diye buyurmamıştır.”[49]
    Sadakanın Afetleri 
Kur’an:
“Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden incitme gelen  sadakadan daha iyidir. Allah zengindir, hilim sahibidir. . Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını infak eden kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma ve incitmek suretiyle boşa çıkarmayın. Onun durumu, üzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir; üzerine sağanak yağmur yağdığında onu çıplak bir kaya haline getirivermiştir. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah küfreden kimseleri hidayet etmez.” [50]
“Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.” [51]
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Minnet etmemek ihsanın süsüdür.”[52]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Minnet etmek iyiliği ortadan kaldırır.”[53]
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bağışlamak tabiatın yüceliğindendir. Minnet etmek ise iyiliği yok eder.”[54]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şu üç kimseyle aziz ve celil olan Allah konuşmaz: “Verdiği her şeyde minnet eden, elbisesini yerde süren (tekebbürden kinayedir) ve yalan yere yemin ederek malını satan kimse ile.”[55]
İmam Ali (a.s) Malik Eşter’e yazdığı mektupta şöyle buyurmuştur: “Halka karşı yaptığın iyiliği başlarına kakarak, onları minnet altında bırakmaktan ve yaptığını olduğundan çok gösterip övünmeye kalkışmaktan sakın. Söz verince sözünden dönme. Yaptığıyla kişiyi minnet altında bırakmak, ihsanı yokeder. Yaptığını çok görüp onunla övünmek, hakkın nurunu götürür.”[56]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer birine iyilik edersen fazla minnet ederek ve yüzüne vurarak bu iyiliğini yok etme. Aksine daha iyi bir iyilikle devam ettir. Zira bu iş senin ahlakın için daha güzeldir. Ahiret sevabını da daha farz kılar.”[57]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hiçbir beklenti içinde olmaksızın sadaka veriniz. Zira beklenti içinde olmak sadakayı yok eder.”[58]
    Bağışta Bulunmanın Adabı 
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “(İhsan ve bağışta) savsaklamak ruhun işkencesidir.”[59]
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Savsaklamak ve minnet etmek ihsanı tatsız kılar.”[60]
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bugün yarın diye savsaklamak iki esirgemeden biridir.”[61]
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bağışta bulunmanın afeti bugün yarın diye savsaklamaktır.”[62]
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Vadettiği şeyi yerine getirmeyi erteleyen kimse (gerçekte) onu yerine getirmemiştir.”[63]
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Halktan iyiliğe en layık olan kimse kendisine vadettiğin ihsanı ertelediğinde sabreden, vadedileni yapamayınca mazur gören ve kendisine bağışta bulunulduğunda ise teşekkür eden kimsedir.”[64]
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “En kötü bağış ertelenerek yapılan ve ardından minnet edilen bağıştır.”[65]
    Kafirin Sadakası 
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müminin sadakası ateş karşısında büyük bir kalkan ve örtüdür. Kafirin sadakası ise malını yok olmaktan korur, karşılığı kendisine bu dünyada verilir ve bedenindeki hastalıkları uzaklaştırır. Ama ahirette hiçbir nasibi yoktur.”[66]
    Günahkara Onu Günahtan Korumak İçin Sadaka Vermek 
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Birisi, “Bu gece kesin olarak sadaka vereceğim” diyerek dışarı çıktı. Elindeki sadakayı bir hırsıza verdi. Ertesi gün insanlar onun hırsıza sadaka verdiğini dile getirdiler. O şöyle dedi: “Allah’ım! Sadakam hırsızın eline geçtiği için sana şükrediyorum. Bu gece yine sadaka vereceğim.” Bunun üzerine dışarı çıktı ve sadakasını zinakar bir kadına verdi. Sabah olunca insanlar yine kötü birine sadaka verdiğini dile getirdiler. O yine şöyle dedi: “Allah’ım! Sadakamın kötü bir kadının eline geçmesinden dolayı sana şükrederim. Bugün de yine sadaka vereceğim.” Ardından dışarı çıktı ve sadakasını bir zengine verdi. Yine sabah olunca insanlar onun zengine verdiği sadakayı dile getirdiler. O şahıs yine şöyle dedi: “Allah’ım! Sadakam bir hırsıza, kötü bir kadına ve zengine ulaştığı için sana şükrederim.” Bunun üzerine kendisine şöyle ilham edildi: “Sadakanın hırsızın eline geçmesi onu hırsızlıktan vazgeçirmek içindi. Kötü kadının eline verilen sadaka ise onu zinadan korumak içindi. Zengine verilen sadaka ise ibret alması ve Allah’ın kendisine bağışladığı şeyleri infak etmesi içindi.”[67]
 dipnotlar:
[1] Bakara suresi, 271. ayet
[2] Mekarim’ul Ahlak, 1/296/925
[3] Bihar, 78/284/1
[4] a. g. e. 96/176/4
[5] Gurer’ul Hikem, 1518
[6] Bihar, 96/177/5
[7] Emali et-Tusi, 216/380
[8] Bihar, 74/4/1
[9] el-Kafi, 4/8/2
[10] Bihar, 46/89/77
[11] a. g. e. s. 88/77
[12] el-Kafi, 4/8/1
[13] Bakara suresi, 271. ayet
[14] Fatır suresi, 29. ayet
[15] Sevab’ul Amal, 172/1
[16] Nehc’ul Belağa, 110. hutbe
[17] el-Kafi, 4/60/1
[18] Bakara suresi, 274. ayet
[19] Bihar, 96/125/39
[20] Emali es-Seduk, 300/15
[21] Bihar, 96/176/3
[22] Durr’ul Mensur, 2/100
[23] Al-i İmran suresi, 133-134. ayetler
[24] Durr’ul Mensur, 2/316
[25] Mecme’ul Beyan, 2/837
[26] İsra suresi, 29. ayet
[27] Bakara suresi, 219. ayet
[28] Kenz’ul Ummal, 16246
[29] el-Kafi, 4/55/6
[30] Bihar, 77/69/8
[31] Kenz’ul Ummal, 16138
[32] Kafi, 4/53/7
[33] a. g. e. s. 32/1
[34] a. g. e. s. 33/2, bak. Vesail’uş Şia, 11/543, 10. bölüm
[35] Durr’ul Mensur, 1/607
[36] Emali es-Seduk, 351/1
[37] Bihar, 76/369/30
[38] Sevab’ul A’mal, 170/14
[39] Kenz’ul Ummal, 16197
[40] Bakara suresi, 273. ayet
[41] Kenz’ul Ummal, 16551
[42] a. g. e. 16552
[43] Sevab’ul A’mal, 171/20
[44] Bihar, 96/127/46
[45] Kafi, 3/500/12
[46] a. g. e.
[47] Kenz’ul Ummal, 16548
[48] Kafi, 3/560/2
[49] el-Fakih, 3/177/3671
[50] Bakara suresi, 263-264. ayetler
[51] Müddessir suresi, 6. ayet
[52] Bihar, 78/80/65
[53] el-Kafi, 4/22/2
[54] Bihar, 77/421/40
[55] a. g. e. 96/141/6
[56] Nehc’ul Belağa, 53. mektup
[57] Bihar, 78/283/1
[58] Tenbih’ul Havatir, 2/120
[59] Gurer’ul Hikem, 635
[60] a. g. e. 1595
[61] a. g. e. 1605
[62] a. g. e. 3941
[63] a. g. e. 9534
[64] a. g. e. 3347
[65] a. g. e. 5731
[66] Tuhef’ul Ukul, 123
[67] Kenz’ul Ummal, 16193
Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv