AMERİKA’NIN RABB İTTİHAZ EDİNİLMESİ – ÜSTAD HİZBULLAH HAKVERDİ
Bu yazı kez okundu.
22 Nisan 2014 14:47 tarihinde eklendi

AMERİKA’NIN RABB İTTİHAZ EDİNİLMESİ – ÜSTAD HİZBULLAH HAKVERDİ

 Kul, abd, mahluk ve mahkûm ile ‘râb,ilâh,mabud, halik ve hakim-i mutlak’ bir varlık   arasındaki ilişkiye benzer bir ilişki…Böyle bir ilişki içerisinde bulunan Amerikancı İslâm(111) çevreleri, Büyük Şeytan Amerikaya’ artık tapınılması-ibâdet edilmesi ve her türlü (fıkri-itikâdi ve ameli..) emir ve nehiylerine ‘mürâât’ edilmesi lazım gelen bir “Râb”, bir “İlâh”, bir “Ma’bud”, bir “Yaratıcı” ve bir “Sahib-i Emr ve hüküm.” kabul eder, büyük bir ‘huşu’ ve vecd ile “tapınma” yarışma girişirler. Çağın mutlak ‘putu’ve ‘tağutu’ olan ‘Büyük Şeytan Amerika’ da bu muti’ bendelerine ve kullarına ‘şanına (?) yakışır’ tarzda maddi-dünyevi refahlar-saadetler (ta’bir câizse, cennetler) va’d etmekte; hâsımlarına-muhaliflerine karşı kendilerine her türlü (maddi, nakdi, siyâsi, İktisâdi, içtimâi, askeri, teknolojik, vs…) yardımlarla ‘müzâhir’ olacağını taahüd etmektedir. “Lâ teşbih velâ temsil”,-adeta-: “ancak sana ibadet (kulluk) eder, ancak senden yardım bekleriz” (112) “ve rabbiniz dediki: çağırın beni, icabet edeyim size…” (113) Ayetlerindeki ma’na ile, “kulum beni nasıl sanırsa, öyleyim; o beni anınca ben onunlayım. O beni zâtında anarsa, bende onu kendi zâtımda anarım. O beni ‘mele’ ‘(toplum-çevre) de anarsa, ben de onu onlardan daha hayırlı çevrede anarım, bana ‘bir karış’ yaklaşırsa ben ona ‘bir arşın’; o bana ‘bir arşın’ yaklaşırsa ben ona ‘bir kulaç’ yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona ‘koşarak’ gelirim.” (114) Hadis-i kudsi’deki anlam, Amerikancı İslâm (kul) ile râb-ilâh kabul ettiği Amerika tağutu arasındaki ‘ilişkilerde’ bâriz şekilde tezâhür etmektedir. Bu tezâhürün yüzlerce örneği vardır ki; Irak’ın yıkılmaması için yapılan ‘yardımlar’ ve ‘imdât!’ çağrısına derhâl (olağanüstü) icâbetler..

Hâbis Suudi rejiminin ‘imdât!’ çağrılarına ve ‘yardım’ taleplerine dolaylı ve dolaysız (doğrudan) sayısız ‘icabetler’, ‘koşmalar-koşuşturmalar’ ve AWAX uçakları başta olarak, en modern Uçak-Helikopter-Füze-Füzesavar-vs. savaş malzemeleri ve savunma sistemleri ile donatmalar.. Kâbe katliamı için verilen çok yönlü destekler.. Kuveyt denen ‘kul’un’, basit bir da’vetiyesine-çağrısına karşı “rab-ilâh” rolündeki Tağut Amerikanın derhâl ‘yıldırım hızıyla icâbet etmesi’; bu mel’un kul’un (Kuveyt’in) Rabbi olan Amerika’ya karşı ‘yürüyerek’ gitmesine mukabil, Rabbi olan Amerikanın kendi kuluna (Kuveyte) karşı ‘koşarak’ gitmesi, imdadına ve yardımına derhâl kavuşarak “Fars Körfezinde Kovboyluk oynaması”; kullarının “rahatını- uykusunu kaçıran” İran İslâm İnkılâbına ve Dünya İslâmi mukavemet hareketlerine karşı ‘Ayı-vâri’ homurdanması ve tafralar satması vs., gibi vakıâlar. Amerikancı İslâm ile Amerika arasındaki ilişkiler konusunda (Kulluk-Rab’lık hususunda) bâsit birer nûmunedir… Tebââları olan Müslüman Halkların maddi ma’nevi, dünyevi-uhrevi bütün değerlerini Rabb-ı İlâhı olan Amerikan Emperyalizmine yağmalatıp tâlan ettiren idâri mekânizmaki Amerikancı İslâm çevreleri, bu ‘ihlâs’ samimiyet ve sadakat la hizmet ve bağlılıklarına, yani Amerika putuna teslim oluş ve onun (Amerikanın) “Müslüman oluş” olayına mukabil, Amerikan tağutu tarafından büyük iltifâtlara mazhar olmakta ve kendi ‘mele’ ‘si’ (etrafı-çevresi) nezdinde (layık oldukları nisbette) anılmaktadır. Bu da, rezil Amerikancı İslâm’ın izzet (?)- şeref (?) ve iftihar vesilesi (?) olmaktadır.

Şu Hadis-i Kudsi’yi de birlikte inceliyelim: “Şam Yüce Olan Allah-u Teâla (c.c) buyurur ki: Her kim ki benim veli kuluma (dostuma) adâvet (düşmanlık) ederse, ben de ona savaş ilan ederim. Bana kulum, ancak kendisine farz kıldığım şeyleri (yaparak) sevmesiyle yaklaşır. (Sonra, diğer) zamanlarda kulum bana nâfile (ihtiyari gönüllü) ibâdetleriyle de yaklaşmak ister; nihâyet (böylece) ben onu severim. Onu sevince de, “onun duyan kulağı”, “gören gözü”, “tutan eli”, ve “yürüyen ayağı”, (mesabesinde) olurum. (Diliyle- kalbiyle) benden her ne isterse, onu (derhâl) veririm; bana sığınmak isteyince de, onu (her türlü tehlikeye-düşmana karşı) muhakkak ki korumam altına alır, himaye ederim…” (115). Gerçek İslâm’a mensub gerçek mü’minlerin-müslümanların, kâinatın ve tüm mükevvenâtın ve mahlûkatın yegâne halıkı-ilâhı-rabbi ve ma’bûdu olan Allah-u Taala ile ilişkilerini belirleyen bu Hâdis-i Kudsi, bizlere Amerikancı İslâm’ın Amerika ile olan ‘ilişkileri’ için de bazı ‘veriler’ ve ipuçları vermektedir. Zirâ; her şeyin ‘sahtesi’ her “gerçeğin” bâsit bir ‘taklidi’ olduğu ma’lûm dur. Amerikancı İslâm’ın ‘sâdık kulluklarını’ gören büyük şeytan Amerika da elbette (cibiliyeti gereği) sâhte İlâhlığa-Rablığa kalkışacak, bu husus ta gerekli rolleri oynayacak; bunun için de “gerçeğini-aslını” -ta’bir câizse- örnek alacak, yani taklit edecektir. İşte; konuyu bu nokta-i nazardan ele aldığımız zaman:

a-) Amerika, kendi dostu (velisi) olan tüm Devlet-Ülke- Kurum-toplum ve şahsiyetleri ‘muhabbetle’ kucaklamakta; onlara düşman olanlara karşı her türlü savaş açmaktadır. Ki, günümüzde bunu alenen müşâhede etmekteyiz…

b-) Amerikancı İslâm çevreleri, Amerikanın kendilerine farz (şart) kıldığı kaidelere, prensiblere, düşüncelere, hükümlere (emir ve yasaklara), ideolojilere ne kadar ‘kuvvetli’ sarılır, onunla amel-hareket eder ve bunu da büyük bir tasvib ve muhabbetle benimserlerse ‘Amerika putuna’ o kadar yaklaşır, yakınlardan olurlar.,

c-) Bu farz (şart) kılmışların dışında kalan ve nevâfil denen ‘gönüllü’, ‘ihtiyâri ve “fazladan bir hizmet-itaat olsun diye”, yaptıkları ameller ve fiiller de (bunlara devam ede ede..) Amerikancı İslâm çevreleri, artık İlâhları olan Amerikaya o kadar yaklaşır, o kadar yaklaşır ki; Amerika, artık Amerikancı İslâm’ın ‘muhibb-i hâssı’ olur, bu sevgisiyle birlikte Amerika, Amerikancı İslâm’ın ‘işiten kulağı’, ‘gören gözü’, ‘ yürüyen ayağı’ olur. Böyle olunca da; artık Amerikancı İslâm’ın kulağı ‘Amerikan kulağı’, gözü ‘Amerikan gözü’ eli ‘Amerikan eli’, ayağı da ‘Amerikan ayağı’ olmuş olur; fakat hepsi de ‘İslâm’ yaftalı ve maskeli… İslâm ile ‘kamufle’ edilmiş olan bu yapı, artık ‘ duyan – gören-tutan-yürüyen bir ‘Amerika’ dır. Buna, Amerikancı İslâm’ın ‘‘fenâ fil Amerika” (Amerika’da fâni-yok olması, erimesi) derecesine ermesi denir. Amerikancı İslâm’ın, bu düzeyde olanı, Amerikanın İslâm ülkelerinde ve müslüman toplumlar arasındaki ‘mutlak egemenliğinin’ simgesi olmuş olur. Amerika artık, ‘…İslâm’ adıyla ve onun milyonlarca ‘gönüllü’ elamanlarının vasıtasıyla İslâm aleminin her köşesine, hatta en müslüman muhitlere sızan bir ‘kulakçı’ (ajan), bir ‘tarassutçu’ (gözetici), bir ‘gasıb’, bir hırsız (çepçi-aşırıcı ve sömürücü), bir ‘katil-zalim ve câni’ (tetik çekici), bir ‘cebbar-canavar’ (kan dökücü-nefis ve namus çiğneyicisi) rolünü oynama imkânı elde etmiş bulunmaktadır. Bir Müslüman (?) beden düşünün ki; “Akıl- kalb-vicdan-ruh ve kan” gibi temel unsurları buram buram (?) Amerika kokuyor! Böyle bir bedenin, maddi fonksiyonlar icrâ eden “kulak”, “göz”, “el”, ve “ayak” gibi uzuvları “Made in USA” (Amerika) markasını taşıyor ve “onun adına çalışıyor” ve bu tür bir “vûcut-bedende İslâm alemine ve müslümanlara “İslâm adına (?)” (idâri-siyâsi- iktisâdi-hukuki-ilmi-fıkhi-içtimâî-askeri ve ahlâki… tüm konularda) yön vermek istiyor, hatta (çoğunlukla) veriyor…Böyle bir ‘alemin’ ve ‘toplumun’ hâli ve âkibeti nice olur?…Bunu, gerçek ‘serdengeçti’ müslümanlar-cengâverler düşünsün…

d-) Büyük şeytan Amerikanın, dünya egemenliğine ‘hizmet’ pozisyonu içerisinde bulunan ve Amerika’nın birer ‘dinleme’ (istihbarat-haber alma)’, ‘gözetleme’ (ta’kib-tarassut etme, denetim altında tutma)’ uyduları- istasyonları ve “işgâl-istilâ ve derdest etme” (zabt altına alma- sömürme ve avuca alma)” ile “taaruz-tecavüz-zulüm-cinayet-ezme ve çiğneme..” Karakolları ve öncü (içten, dahili çıkarma ve sevk) birlikleri mesâbesinde olan kul-uşak rezil ve münafık tağuti Amerikancı İslâm’ın ‘ihlâsla-sadakatle’ yaptığı hizmetlere mukabil her isteği Rabbi Amerika tarafından derhal yerine getirilmektedir. Amerikancı İslâm’ın bu ihaneti sayesindedir ki; Büyük Şeytan Amerika İslâm Alemine -fiilen hakim olmuş, Müslüman halkları, hatta tüm dünya mustaz’af halkları, habis sultası ve tahakkümü altına alabilmiştir. Eğer, Amerikancı İslâm’ın varlığı ve hizmetleri söz konusu olmamış olsaydı, Amerikan emperyalizminin bugünkü duruma gelmesi aslâ mümkün olamayacaktı. Bunun ‘tam bilincinde’ olan ‘süper şeytan Amerika’, bu tür ‘Amerikancı’ İslâm anlayışının güçlenmesini ve süratli bir biçimde yaygınlaşmasını (hararetle) istemektedir. Zirâ; Amerika, kendi emperyalist hedeflerinin tahakkuku açısından, Amerikancı İslâm anlayışı ve mensuplarını ‘yaptığı yardımların’, ‘hazırladığı ortamın-kolaylığını’ “gösterdiği sadakatin” binde birini başka akımlarda görmediğinin-göremeyeceğinin farkındadır.

İslâm alemindeki ‘gerçek İslâm’a dönüş’, ‘İnkılâbî- Nebevî yapıyı ihya ediş’ ve ‘Büyük Şeytana-tüm uşaklarına başkaldırış’ hareketlerinin ‘kontrol altına alınmasının’ ancak ‘Amerikancı İslâm’a dönüş ve onu uygulayışla’ mümkün olacağını bilen Amerika, ‘Lâik-Ateist-Liberalist-Kapitalist-Sosyalist ve Faşist- hatta Demokratik’ karekterli İslâm alemindeki ‘kukla devletlere’ hızlı biçimde bu tür ‘İslâm -Şeriat’ düzenlerine ‘geçiş’ emirleri-tavsiyeleri vermektedir. Halkı Müslüman, Tağuti-Amerikancı yönetimli devletlerdeki ‘yeni’ gelişmeleri ta’kib ederseniz, bunu ‘reâlite’ olarak müşâhede edebilirsiniz.

DİPNOTLAR :

111- ) Aslında, kelimenin doğru telâffuzu ‘İslâm’-ı Amerikai’ şeklindedir. Ki ‘Amerikai İslâm’ diye okuruz. O zaman ‘i’ (âididiyet edâtı) kelimenin sonuna gelince ‘Amerika’ya ait, Amerika’dan kaynaklanan ve onun malı olan İslâm’ anlamlarına gelir, ‘cı-cu ekleri ise, ‘yandaş-taraftar’ anlamında kullanılır. Günümüzde her iki türleri bulunmakla beraber, Türkçe telâffuz şeklinin yaygın olmasından dolayı ‘Amerikancı İslâm’ ta’birini kullanmakla iktifa ediyoruz…

112- ) Fatiha (1): 5

113- ) Mü’minûn (40): 60

114- ) Buhari-Tecrid: 12/421;Zübde: Sah. 1068; Müslim: 11/

115- ) Buhari-Tecrid: 12/202,203; Zübde: Sah. 1005,1006

(Bu bölüm Üstad Hizbullah HAKVERDİ’nin 1989 yılında “Şehadet” dergisinde yayınlanan ‘Amerikancı İslam Sorgulaması’ adlı makalelerinden alınmıştır. Yaptığımız paylaşımlar iyi analiz edildiğinde Amerikancı İslam’ın tarihsel kökeni ve bugünkü hali gayet net olarak anlaşılacak ve 1989 yılında yazılan bu makalelerin bugüne de ışık tuttuğunun farkına varılacaktır.)

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv