ZALİM, ZULMÜNÜN ESİRİDİR…
Bu yazı kez okundu.
6 Kasım 2015 11:08 tarihinde eklendi

ZALİM, ZULMÜNÜN ESİRİDİR…

Zalim, zulmünün esiridir...

Çok güçlü görünür zalim, devasa sarayının merdivenlerinde gözdağı verirken düşmanlarına. Her sözü şiddet kokar bakışlarındaki kini somutlaştırırken meydanlarda. Hiçbir uyarıcının öğütlerinden etkilenmeyen kibriyle yağdırırken nefretini mazlumlara, alemin yaratıcısı olduğunu düşünür dalarken hülyalara. “Dilediğimi öldürürüm dilediğimi yaşatırım” diye tehdit ederken “güneşi doğudan doğurup batıdan batırana” iman edenleri, ölüm fermanlarını birbiri ardınca verir kendi fermanını kendi yaşantısıyla yazdığı hayatı boyunca. Nefsine aykırı bir tek sese tahammülü olmayan kulakları, nefisini okşayan bütün sesleri kutsadığı için ilahlığı dillendirilir uşaklarıyla “beraber yürüdüğü yollarda” ve ancak bu teskin eder hakka karşı öfkeyle kabaran yüreğini ki o yürek bir kara deliktir artık çevresindeki bütün adaleti, iyiliği ve insanlığı yutan, yok eden, ortadan kaldıran.

Heybetlidir(!) zalim, gözleri dünyanın renklerinden başkasını göremeyenlerin gözünde. Tıpkı renk körleri gibi göremezler bunlar “ak”ın “kara” olduğunu, ayırt edemezler hakkın rengiyle batılın renginin farkını. Sürekli geceyi yaşayanların memleketinde imsak hiç olmaz ki zevk-u sefaya ara verilsin. Ve bu zevk-u sefanın sarhoşları kör olurlar görmezler acıları, sağır olurlar duymazlar ağıtları, gecenin karattığı hayatlarında bulamazlar yollarını. Bu yüzden hakikati gizleyenlerin gecesinde yaşayanlar ihtiyaç duyarlar yollarını görmek için “ampullerle” aydınlatılmış sokak lambalarına. Ki bu lambalar da işe yaramak için ihtiyaç duyarlar “ampule”. Ve gölgesinden korkanlar için cücelerin gölgeleri suni ışıktan dolayı hep heybetli görünür. Hele bir de korkutulmuşlarsa öcülerle, her kuru ağaç dalı titretir ruhlarını, esen her hafif rüzgar çevirir başlarını.

İmanlıdır zalim, bütün zulümlerini inanarak işler. Hiçbir hayıflanmaya ve sorgulamaya yer olmayan vicdanında şefkat sürgün edildiğinden, yaptığı bütün eylemlerin zemini hazırdır nefsine tapan zihninde. Planlarını uygularken dökülen kanların veya akıtılan göz yaşlarının önemi yoktur ki zaten hedefe giden yolda mübahtır her türlü necasete bulaşmak zalimin ilahı olduğu dinde. İki yüzlülüğün binlerce farklı çeşidini keşfettiğinden, geceye esir olanların herbiri kendisinin iman ettiğine iman ettiğini zanneder onun. Bazen papaz elbisesidir giydiği, bazen otururken herkes namazdır kıldığı camilerde. “Ya Allah, bismillah” diyerek katlederken mazlumları, Allah’a (c.c.) düşman olanlardan alır cesaret madalyasını ama anlayamaz bunu düşünme ve itiraz etme cesaretine sahip olamayanlar. İman ederler, neye iman ettiğini anlamadan zalimin iman ettiğine bunlar. Çünkü imanları eman verir zalimin sarayında kendilerine.

Çok ikna edicidir, ikna olmak için bahane arayanların karşısında. Başa gelsin diye nice başların koparıldığı topraklarda hazırlanan saltanatına otururken hatırlatır durmadan o kesilen başları ve unutanlara hatırlatmak için koparır ara sıra yeni mazlumların başını ve ikna eder yokluğunun varlığından daha kötü olduğunu. Açlıkla korkutan şeytanın aramızda yaşayan mücessem halidir ve rızkı verenin kendisi olduğunu ima eder kısarken boğazından halkın. Ne ölmesine izin verdiği ne de yaşamasını sağladığı halkı arafta tutarak değer kazandırır kendine ve verdiğini geri almasını bilir kurduğu düzen ile. Kötü görünen kölelerinin kendini kötülemesiyle iyi görünmenin yolunu keşfettiğinden, halkın kötülemesine gerek kalmadan halkın kötülediklerinin kötülemesini sağlar kendini ve ikna eder iyi olduğuna o kötüleri kullanarak.

Korkutucudur, ölmeyeceğini düşünenlere hitap ederken. Korku ile pekiştirdiği varlığını yine korku ile kabullendirmeye çalışır. İstediklerinin olmaması durumunda olacakları anlatarak aba altından sopa gösterir ve o sopa yılan oluverir gözleri boyarken alanlarda. İnandırmak için neler yapabileceğine Soma olur, Reyhanlı olur, Suruç olur. Yeri gelir fail-i meçhul olur, zindan olur, mafya olur. Hastalık olur, fıtrat olur, işsizlik olur, savaş olur. Ecele inanmayanları ecelin kendisi olduğuna inandırır ve canı verenden korkmayanlar, dünyayı verdiğini düşündüklerinden korkarlar. Musa’nın (a.s.) asasına inanamayanlar, yılanlardan korkarlar. Sivrisineği küçümseyenler Nemrutlardan korkarlar. Bu yüzden diker gözlerini zalim, aciz bıraktıklarının gözlerine ve konuşmadan anlatır neler yapabileceğini. Zaten zemin hazırdır korkakların yüreklerinde.

Ama her ne kadar güçlü, heybetli, ikna edici, korkutucu da olsa zalim, zulmünün esiridir aslında. Zulümden başka silahı yoktur elinde. Zulmün zindanında mahpustur kendisi ve o zindanı saraya çevirmeye uğraşmakla geçer hayatı. Bütün çabası var olmak içindir ve daha yolun başında saptığından yoldan, var olmak için yok etmeye çalışır ömrü boyunca. Öldürürken hakikati ve öldürürken o hakikatin maşuklarını öleceği aklına gelmez, gelse de daha çok zulmederek diri kalacağını zanneder nedense. Bütün kibri komplekslerinden kaynaklanır. Değersiz olduğunu bildiği için zorla değer kazandırmaya çalışır varlığına. Hiçbir uşağının dostu olmadığını bilir ama övülmeye hasret nefsi için uşaklara ihtiyacı vardır. Kısır döngüdür yaşadığı. Onu uşakları var eder, o uşaklarını var eder. Cesareti korkusundan ileri gelir, çünkü her an elinden gidebilecek dünyalıkları için korkar hayatı boyunca. Kaybetmemek için saldırır sürekli, acıma hissini yok eder önce kendinde ve en yakınlarına dahi acımaz yeri geldiğinde. Binlerce korumayla dolaşması da bundandır zaten ki bütün o saltanatına rağmen güvenebilecek kimsesi yoktur çevresinde. Bakmayın esip gürlediğine. Bu dünyada kaybedecek çok şeyi olanın zulmetmeden yaşamaya cesareti olmaz, bu böyle biline.

İkna ediciliği de sahici değildir. O konuşmadan konuşur onun dili olmak için değerlerini satmış olanlar ve ondan önce inanmaya hazır hale gelir çoğu zaman onu dinleyenler. Yani hakikati duymasın diye sağır edilenlere konuşur her daim ve sağırlar onun sözlerini anlamazlar duyamadıkları için mahiyetlerini. Heybeti kininden ileri gelir. Bakışlarındaki nefreti görenlerin zayıfsa imanı titrerler karşısında ve gözleri hipnoz eder adeta haber verildiği gibi. Gerçek bir gücü olmadığı için gücünü gerçekmiş gibi göstermeye çalışır tavırlarıyla. Bu yüzden ezilmek için yaratıldıklarını düşünenler arasında göklere çıkarılır daha çok ezebildiği için. Her ne kadar Nemrut’laşsa da sivrisineklerden korkar aslında. Kafa tuttuğu Hakkın safında olanların sesi çatlatır beynini, iflas eder hasedinden ve kininden ciğerleri. Yani zulmün zindanının mahpusunun yoktur gerçekte herhangi bir gücü, heybeti, cesareti. Olsaydı zalim olmayı tercih eder miydi?

Oysa mazlum özgürdür savaşırken zalimle. Kalmak için uğraşacakları dünyaları olmayanların terketmekten korkacakları canları olmaz zira. Mazlum haykırır farkına vardığında zulme karşı hakkı, mazlum “heyhat!” der zalimin yüzüne. Mazlumun dünyasında çıkar ilişkileri yoktur ve hakkın dostu dostudur onun da. Hayatı var edenin onu geri alabilecek yegane güç olduğunu bildiği için mazlum güçlüdür zalimin karşısında. Duasıyla Hak arasında engel olmadığı için attığı her adım asa olur ve yutar zulmün yılanları Hakkın yardımıyla. Bir kişinin saltanatına değil, milyarların gözyaşına değer verdiği için yalnız kalma korkusu taşımaz yürüdüğü yolda. Mazlum, uyanınca dağılır gece ve söner ampulün ışığı doğan güneşin karşısında. Artık yeni bir gün başlar yeni bir mevsim, sarayları sarartan ve derilmeye hazır hale getiren. Gecekonduların sahiplerinin kanları ile besledikleri hakikatin sesi yankılandıkça semada, sağır olanların duyar olur kulakları ve körlerin açılır gözleri kurbanların kanı sürüldüğünde. Ve sarayların rengini görmeye başlar renk körleri ki “ak”ın kara olduğu böylece çıkar ortaya.

Velhasıl mazlum, yaşarken de ölürken de güçlüdür zalimden. Çünkü izzetin sahibidir tenezzül etmediği için zulme ve zilletin celladıdır sahip olmadığı için tamaha. Mazlum, hayatı yaşayandır, zaferi taşıyandır gelecek nesillere. Varsın bütün gücüyle bağırsın, tehdit etsin, velveleye versin ortalığı, ölümle korkutsun mazlumu saray sahibi zalim. Mazlumlar varlıkları ile onun hayatını zindana çevirmeye devam edeceklerdir. Yeter ki tanısınlar dostu düşmanı, yeter ki doldursunlar meydanları…

siyasetmektebi.com

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Namaz Vakitleri
Arşiv